Diyanet İşleri
Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 10. ayet. قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
ḳâle ḳâilüm minhüm lâ taḳtülû yûsüfe veelḳûhü fî gayâbeti-lcübbi yelteḳiṭhü ba`ḍu-sseyyârati in küntüm fâ`ilîn.
Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kardeşlerin tuzağı ve kuyu Yûsuf 7–20 3
Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."
"Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."
Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. “İçlerinden” yani Yusuf’u öldürmek yahut onu uzaklaştırmak isteyen kardeşlerinden “biri: Yusuf’u öldürmeyin.” Çünkü onu öldürmek daha büyük bir günah ve daha korkunç bir vebaldir. Onu öldürmeksizin babasından uzaklaştırmakla da maksadınız gerçekleşir. O halde siz de onu uzaklaştırabilme işini gerçekleştirmek maksadı ile “eğer” bu işi “ille de yapacaksanız onu kuyunun dibine atın” ve durumunuzu haber vermemesi için ona tehditte bulunun. Aksine onun, efendisinden kaçmış bir köle olduğunu söylemesini isteyin. Böylelikle uzak yerlere giden “bir yolcu kafiles onu bulup alsın” ve gittiği yerde alıkoysun “dedi.” Bu sözü söyleyen, Yusuf hakkında görüşü en güzel, aralarında Yusuf’a karşı en iyi ve bu hususta Allah’tan en çok korkanları idi. Çünkü kimi kötülükler, kimi kötülüklerden daha hafifitir. Hafif olan zararla daha ağır zarar önlenmeye çalışılır. Nihâyet onlar bu görüşü ittifakla kabul ettiler ve:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kardeşlerden biri şöyle dedi: Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Geçen yolculardan biri onu bulup, alsın. Bu şekilde yapmak, onu öldürmekten daha az zararlıdır. Eğer onun durumu hakkında söylediğinizi yapmaya karar verdiyseniz böyle yapın.
Aynı kök: جبب (2 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu…
Aynı kök: لقط (2 geçiş)
Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri…
Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı…
Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da,…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
(Yusuf), "Benim böyle yapmam, Aziz'in; yokluğunda, benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın, hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
İşte bu (kıssa), gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen…
Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İçlerinden biri "Yusuf'u öldürmeyin; (mutlaka bir şey) yapacaksanız onu o kuyunun görünmeyen yerine bırakın da kervanlardan biri onu alsın." demişti. dipnot 1
Bir diğeri ileri atılarak "Yusuf'u öldürmeyin!" dedi ve ekledi: "İlle de bir şey yapacaksanız, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın; nasıl olsa bir kervan gelip ona el koyacaktır."
Bir diğeri: "Hayır, Yusuf'u öldürmeyin!" diye söze karıştı, "Eğer mutlaka bir şey yapmanız gerekiyorsa, o'nu bir kuyunun dibine atın; (nasıl olsa) o'nu (orada) bir kervan bulup yanına alır."
Bir diğeri de akıl verdi: "Bir şey yapmak istiyorsanız. . . Öldürmeyin Yusuf'u! Onu (derin olmayan) bir kuyuya bırakın; bir kafile onu (bulup) alsın!"
İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."
Onlardan biri: Yusuf'u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın (götürsün), dedi.
Aralarından biri sözü alarak, şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin. Eğer bir şey yapacaksanız, bir kuyunun dibine atın; kervanlardan birisi, Onu bulup alsın!"
Onlardan biri,"Yusuf'u öldürmeyiniz; eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da, geçen kervanlardan biri onu alsın" dedi.
Onlardan birisi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın. Böyle yaparsanız kervanlardan biri onu bulup götürebilir."
Onlardan birisi şöyle dedi: 'Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın. Böyle yaparsanız kervanlardan biri onu bulup götürebilir.'
İçlerinden biri: "Yusuf'u öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki, onu geçen bir kervan bulup alsın; eğer yapacaksanız böyle yapın!" dedi.
İçlerinden bir söz sahibi, Yusüfü, dedi öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki kafilenin biri onu lekit olarak alsın, eğer yapacaksanız böyle yapın
İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."
İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."
İçlerinden, sözü geçerli olanı: "Yusuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın."
İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."
İçlerinden bir sözcü: "Yuusufu öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın da bir yolcu kaafilesinden biri onu (yetik olarak) alsın. Eğer (mutlakaa) yapacaksanız (bari böyle yapın)" dedi.
İçlerinden bir sözcü dedi ki: Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın da yolculardan bir onu bulup alsın, eğer yapacaksanız.
(1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.
Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi.
İçlerinden bir sözcü: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın, kervanlardan biri onu (görüp) alsın; eğer yapacaksanız (böyle yapın)," dedi.
İçlerinden sözü dinlenen biri dipnot 1 de şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin! Onu kuyunun dipnot 2 dışarıdan gözükmeyen bir yerine dipnot 3 bırakın ki kafilelerden biri onu bulup alsın. Bir şey yapacaksanız böyle yapın.
İçlerinden sözü dinlenen biri şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, o su çukurunun dibine bırakın da kervanlardan biri onu alsın. Yapacaksanız böyle yapın."
İçlerinden biri: Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Geçen yolculardan biri onu bulup, alsın. Yapacaksanız böyle yapın, dedi.
İçlerinden biri: -Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Yolculardan biri alıp götürsün. Yapacaksanız böyle yapın, dedi.
İçlerinden söz alan biri şöyle konuştu: "Yusuf'u öldürmeyin. Onu bir kuyunun dibine bırakın; gelip geçen kafilelerden biri onu bulup alır. Yapacaksanız böyle yapın!"
But one of them said: "Do not kill Yusuf, for such an act shall be a grave error that threatens a fatal result; throw him down the well where he would be out of sight, and there, he will be picked up by some company of merchants, travellers or others, that is if you have indeed decided to get rid of him. "
[Another of them] said, ‘Do not kill Joseph, but, if you must, throw him into the hidden depths of a well where some caravan may pick him up.’
Said one of them: "Slay not Joseph, but if ye must do something, throw him down to the bottom of the well: he will be picked up by some caravan of travellers."
Thereupon one of them said: "Do not kill Joseph, but if you are bent upon doing something, cast him down to the bottom of some dark pit, perhaps some caravan passing by will take him out of it."
One of them said, ‘Do not take Yusuf’s life but throw him to the bottom of the well, so that some travellers may discover him, if this is something that you have to do. ’
One from among them said: "Kill not Yûsuf (Joseph), but if you must do something, throw him down to the bottom of a well; he will be picked up by some caravan of travellers."
One of them said, ‘Do not kill Joseph, but throw him into the recess of some well so that some caravan may pick him up, if you are to do [anything]. ’
(At this) a speaker among them said, `If you are bent upon doing something at all, do not kill Joseph but put him into the dark depths of the dry well; (perhaps) some caravan of travellers may pick him out. '
One of them said, 'No, kill not Joseph, but cast him into the bottom of the pit and some traveller will pick him out, if you do aught. '
One of the brothers suggested: "Do not kill him. If you have to get rid of him, cast him in a remote well. When the caravans pass by, they may take him as a slave."
A speaker from amongst them spake, 'Slay not Joseph, but throw him into the bottom of the pit; some of the travellers may pick him up, if so ye do. '
One amongst them said, "Do not kill Joseph, but if you are going to do anything, then cast him into the bottom of the well, so that anyone traveling by will pick him up."
One of them spoke and said; slay not Joseph, but throw him to the bottom of the well; and some travellers will take him up, if ye do this.
"Slay Joseph, or cast him out to some (far or unknown) land; that your father's face (favour) may be free for you, and you may afterwards be a righteous folk. "
One (Literally: a speaker) of them said, "Do not kill Yûsuf, and cast him into the unseen (bottom) of the pit, (and) (some) travellers will pick him out, in case you are performing (that). "
One among them said: Kill not Joseph but, if ye must be doing, fling him into the depth of the pit; some caravan will find him.
One of them said: "If you must do so, then do not kill Joseph, but throw him into an unused well. Some passing caravan may rescue him."
Another of them said: "Do not slay Joseph, but -rather - if you must do something - cast him into the dark depths of this well, [whence] some caravan may pick him up. "
One of them said, "Do not kill Joseph. But if you must do something, throw him into the bottom of a well so perhaps he may be picked up by some travellers."
One amongst them said: "Do not kill Joseph, but if you are going to do anything, then cast him into the bottom of the well, so that anyone traveling by will pick him up. "
One of them said, "Do not kill Joseph; let us throw him into the abyss of the well. Perhaps some caravan can pick him up, if this is what you decide to do."
Said a speaker among them, "Do not kill Joseph but throw him into the bottom of the well; some travelers will pick him up - if you would do [something]. "
Said a speaker among them: “Kill not Joseph, but cast him into the depth of the well — some caravan will gather him up — if you must act.”
Another of them suggested, "Do not slay Joseph. Rather, if you must do something, cast him into a deep well, and some caravan may pick him up."
One of them (his half brothers said): "Do not kill Yusuf (Joseph) but if you must do something, throw him down to the bottom of a well: He will be taken by some group of travelers. "
One of them said, "Do not kill Yūsuf; rather, cast him into the bottom of a pit, so that some wayfarers may pick him up, if you are going to do something anyway.’’
One among them said: "Do not kill Joseph, but if you are going to do a thing, then cast him into the bottom of the well, so that anyone traveling by will pick him up."