Yûsuf suresi · 21–29. ayetler

Aziz'in evi ve yırtılan gömlek

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûsuf suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 21. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

    Mehmet Okuyan

    Mısır'da onu satın alan kişi, hanımına şöyle demişti: "Ona değer ver (güzel bak)! Belki bize yararı olur veya onu evlat ediniriz." dipnot 1 İşte böylece kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirmiştik. Allah işinde üstündür. Fakat insanların çoğu bilmezler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'u köle pazarından satın alan Aziz'in bu sözü daha sonraki dönemlerde Hz. Musa'yı nehirden alan Firavun'un hanımının dilinden de dökülmüştür. Demek ki peygamberlerin başına gelen bu türden olaylarda da büyük benzerlikler söz konusuydu. Ayet için bkz. Kasas 28:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Aslında Hz. Yusuf'un yaşadığı bu olay onun toplumsal hayatta savrulmasına neden olacak bir durumda olmasına rağmen Yüce Allah çok önemli bir planın gereği olarak şehrin yöneticisi konumundaki kişinin onu satın almasını ve evlatlık edinmesini sağlamıştır. Demek ki Hz. Yusuf'un hayat akışında Yüce Allah'ın müdahaleleri yaşanmıştı; nitekim daha sonra ele alınacak olan onun Maliye Bakanlığı görevinde de benzer bir durum söz konusu olmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onu satın alan Mısırlı adam karısına dedi ki: "Ona iyi bak! Bakarsın bize yararı dokunur; ya da onu evlat edinebiliriz." İşte böylece Yusuf için o ülkede sağlam bir zemin hazırladık. Yine (bu şekilde) ona olayların doğru yorumunu öğrettik. Zira Allah murad ettiği işi başarıyla sonuçlandırandır; ve fakat insanların çoğu bunu kavrayamaz.

    Muhammed Esed

    Ve o'nu satın alan Mısırlı adam, karısına: "Ona iyi bak;" dedi, "belki bize yararı olur; kaldı ki, evlatlık da edinebiliriz o'nu". Böylece, Yusuf'a o ülkede iyi bir yer sağladık; (bunu yaptık)ki, o'na olayların iç yüzüne, gerçek anlamına dair bir kavrayış öğretelim. İşte, Allah edip eylediği işlerde böyle galiptir; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.

    Ahmed Hulusi

    Onu satın alan Mısırlı, karısına dedi ki: "Ona iyi bak. . . Umarım bize faydası olur, belki de Onu evlat ediniriz". . . Böylece Yusuf'u oraya yerleştirdik ki, bu arada yaşamdaki olayların hakikatini OKUmasını talim edelim. . . Allah hükmü yerine gelir! Fakat insanların çoğunluğu bunun farkında değildir!

    Ali Bulaç

    Onu satın alan bir Mısır'lı (aziz,) karısına: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylelikle biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi ki: «Ona değer ver ve güzel bak! Umulur ki bize faydası olur. Veya onu evlât ediniriz.» İşte böylece (Mısır'da adaletle hükmetmesi) ve kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf'u o yere yerleştirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

    Ali Rıza Safa

    Onu satın alan Mısırlı, karısına, şöyle dedi: "Ona iyi bak; belki bize yararı olur veya evlat ediniriz!" Böylece, sözlerin yorumunu Ona öğretmek için, Yusuf'u, o topraklarda yerleştirdik. Çünkü Allah, Sonuçta Üstündür. Fakat insanların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Onu satın alan Mısırlı, hanımına,"Ona iyi bak, belki bize yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylece biz Yusuf'a o yerde güzel bir imkan verdik ki ona olayların yorumunu öğretelim. Allah, emrini yerine getirendir, fakat insanların çoğu bilmezler.

    Edip Yüksel

    Onu Mısır'da satın alan kişi, karısına, "Ona iyi bak, olur ki bize yararı dokunur, ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylece Yusuf'u o yerde yerleştirip ona rüyaların yorumunu öğretiyorduk. ALLAH işini sonuçlandırandır; fakat halkın çoğu bunu bilmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu Mısır'da satın alan kişi, karısına, 'Ona iyi bak, olur ki bize yararı dokunur, ya da onu evlat ediniriz,' dedi. Böylece Yusuf'u yeryüzünde yerleştirip ona rüyaların yorumunu öğretiyorduk. ALLAH işini sonuçlandırandır; fakat halkın çoğu bunu bilmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mısırda onu satın alan kişi karısına: "Ona iyi bak, belki bize yararı olur, ya da onu evlat ediniriz." dedi.Bu şekilde Yusuf'u orada yerleştirdik, kendisine olayların yorumuna dair bilgiler öğretelim diye. Allah, yaptığı işte üstün bir güce sahiptir, fakat insanların çoğu bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mısırdan onu satın alan ise haremine dedi ki: buna güzel bak, umulur ki bize faidesi olacaktır, yahud evlad ediniriz, bu suretle Yusüfü orada yerleştirdik; hem de ona hadisatın mealini istihraca dair ılimler öğretelim diye, öyleya Allah, emrine galibdir velakin insanların ekserisi bilmezler

    Erhan Aktaş

    Onu satın alan Mısırlı, hanımına: "Ona iyi bak, bize faydası olabilir, belki de onu evlat ediniriz." dedi. Böylece Yusuf'u oraya yerleştirdik ki ona kimi hadislerin dipnot 1 yorumunu öğretelim. Allah, takdir ettiğini yapandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haberlerin, olayların, sözlerin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu satın alan Mısırlı, hanımına: "Ona iyi bak, bize faydası olabilir, belki de onu evlat ediniriz." dedi. Böylece Yusuf'u oraya yerleştirdik ki ona kimi hadislerin dipnot 1 yorumunu öğretelim. Allah, takdir ettiğini yapandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haberlerin, olayların, sözlerin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu satın alan Mısırlı, hanımına: "Ona iyi bak, bize faydası olabilir, belki de onu evlat ediniriz." dedi. Böylece Yusuf'u oraya yerleştirdik ve ona kimi olayların yorumunu da öğrettik. Allah, takdir ettiğini yapandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.

    Gültekin Onan

    Onu satın alan bir Mısır'lı [Aziz] karısına: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylelikle biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan [olan bir bilgiyi] öğrettik. Tanrı, buyruğunda galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Onu satın alan bir Mısırlı, karısına dedi ki: "Bunun makaamını (indimizde) şerefli tut. Umulur ki bize faidesi olur. Yahud onu evlad ediniriz", işte Yuusufu böylece arz (-ı Mısır) da yerleşdirdik ve ona rü'yaların ta'birini öğretdik. Allah emrinde (haakim ve) gaalibdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

    İbni Kesir

    Onu satın alan Mısırlı, karısına dedi ki: Ona güzel bak, olur ki bize faydası dokunur veya onu evlad ediniriz. İşte böylece Yusuf'u Biz oraya yerleştirdik. Ve ona rüyaların yorumunu öğrettik. Ve Allah; emrinde galibdir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (19-22) Yolcu kafilesi geldi, sucularını gönderdi ve kovasını sarkıttı , Müjde burada bir çocuk var / gulam var dedi se rmaye / dââh olarak sakladılar, Allah yaptıklarını / amellerini biliyordu, Onu değeri / semeni düşük birkaç dirheme sattılar, onun hakkında pek de ilgili değillerdi. B ir Mısırlı onu karısı için satın aldı ve dedi ki ona ikramda bulun ve bakımını iyi yap , umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz. Böylelikle Yusuf’u arza, ona hadiselerin ne ifade ettiğini / tevilini öğretmek için yerleştir dik, Allah işinde / emrinde sonuç alır / galiptir ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Yusuf fiziksel erişkin olduğunda ona yargı / hüküm ve ilim verdik, biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

    Süleyman Ateş

    Onu satın alan Mısır'lı (hazine bakanı Kıtfir), karısı(Zeliha'y)a: "Ona iyi bak, belki bize yararı dokunur, ya da onu evlad ediniriz!" dedi. Böylece biz Yusuf'a o yerde güzel bir imkan verdik ki ona düşlerin yorumunu öğretelim. Allah, buyruğunu yerine getirendir, ama insanların çoğu bilmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu satın alan Mısırlı, karısına şöyle dedi: "Onu iyi bir konumda tut, belki bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz dipnot 1 ." Böylece Yusuf'u o topraklara yerleştirdik ki olayların tevilini /bağlantısını öğretelim dipnot 2 . Allah işinin üstesinden gelir; ama insanların çoğu bunu bilmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firavun'un sarayında büyütülen Musa Aleyhisselam için de benzer şeyler söylenmiştir (Kasas 28/9).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu Mısır'da (kervancılardan) satın alan kişi karısına şöyle dedi: "Bunu değerli bir konumda tut; işimize yarayabilir ya da evlat ediniriz." Böylece Yusuf'u o ülkede iyi bir yere yerleştirdik ki ona olayları nasıl yorumlayacağını öğretelim. Allah işinin üstesinden gelir ama insanların çoğu bunu bilmezler.

    Şaban Britch

    Mısır’da onu satın alan kimse, karısına: Ona güzel bak, belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz, dedi. Biz işte böylece Yusuf'u, kendisine rüyaların tabirini öğretelim diye o yere yerleştirdik. Allah, emrini üstün kılandır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Şaban Piriş

    Mısır'da onu satın alan kimse, karısına: -Ona güzel bak, belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz, dedi. Yusuf'u biz, oraya böyle yerleştirdik. Ona olayların yorumunu öğrettik. Allah, işinde hakimdir fakat insanların çoğu bunu bilmez

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu satın alan Mısırlı, karısına şöyle dedi: "Ona iyi bak, kendisine güzel bir yer hazırla. Bize yararı dokunabilir. Belki de evlat ediniriz onu." İşte bu şekilde biz Yusuf'a yeryüzünde imkan verip o toprağa yerleştirdik ki, ona olayların/haberlerin yorumunu öğretelim. Allah, kendi emrine Galib'dir/kendi emrine hükmeder. Ama insanların çokları bilmiyorlar.

  2. Yûsuf suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 22. ayet. وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) yetişkinlik çağına ulaşınca, ona doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir ifade için bkz. Kasas 28:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık olgunluk çağına erince ona bir muhakeme yeteneği ve bilgi (yöntemi) bahşettik: Zira Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

    Muhammed Esed

    Derken, ergenlik çağını aştığı zaman (eğriyi doğruyu ayırmaya yetecek) keskin bir muhakeme gücü ve (derin) bir kavrayış yeteneği bahşettik o'na: iyilik yapanları Biz işte böyle ödüllendiririz.

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf) aklını kullanacak yaşa erdiğinde, Ona hüküm ve ilim verdik. Muhsinleri işte böyle mükafatlandırırız.

    Ali Bulaç

    Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

    Ali Özek ve heyeti

    Yûsuf, ergenlik çağına girince, ona hüküm ve ilim verdik, işte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

    Ali Rıza Safa

    Erginlik çağına erişince, Ona, hem bilgelik hem de bilgi verdik. İyi davrananları, işte böyle ödüllendiririz. dipnot 166

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 166
      İnsanın erginlik çağına kırk yaşında eriştiği 46:15 ayetinde bildirildiği için, Yusuf'un kırk yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Yusuf peygamberin, Allah'ın seçkin kullarından olması, Tevrat ve İncil ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yaratılış 39:2-3; "Rab, Yusuf'la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Rabbin Yusuf'la birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını efendisi gördü." İncil, Elçilerin İşleri 7:9; "Yusuf'u kıskanan atalarımız, onu köle olarak Mısır'a sattılar. Ama Allah, onunla birlikteydi."

    Bayraktar Bayraklı

    Yusuf ergenlik çağına erişince, ona hüküm ve ilim verdik. İşte, güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel

    Büyüyüp erginleşince ona bilgelik ve bilgi verdik. Güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyüyüp erginleşince ona bilgelik ve bilgi verdik. Güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kıvamına geldiği zaman, Biz ona bir nüfuz ve peygamberlik bilgisi verdik. işte Biz, iyi hareket edenlere böyle karşılık veririz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki kıvamına irdi biz ana bir huküm ve bir ılim bahşettik ve işte muhsinlere böyle karşılık veririz

    Erhan Aktaş

    Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.

    Gültekin Onan

    Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

    Hasan Basri Çantay

    O, tam erginlik çağına girince kendisine hüküm ve ilim verdik, işte iyi hareket eden insanları biz böyle mükafatlandırırız.

    İbni Kesir

    Ergenlik çağına gelince; ona hüküm ve ilim verdik. İşte böyle mükafaatlandırırız Biz, ihsan edenleri.

    Mehmet Alagaş

    (19-22) Yolcu kafilesi geldi, sucularını gönderdi ve kovasını sarkıttı , Müjde burada bir çocuk var / gulam var dedi se rmaye / dââh olarak sakladılar, Allah yaptıklarını / amellerini biliyordu, Onu değeri / semeni düşük birkaç dirheme sattılar, onun hakkında pek de ilgili değillerdi. B ir Mısırlı onu karısı için satın aldı ve dedi ki ona ikramda bulun ve bakımını iyi yap , umulur ki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz. Böylelikle Yusuf’u arza, ona hadiselerin ne ifade ettiğini / tevilini öğretmek için yerleştir dik, Allah işinde / emrinde sonuç alır / galiptir ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Yusuf fiziksel erişkin olduğunda ona yargı / hüküm ve ilim verdik, biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yûsuf, ergenlik çağına girince, ona hüküm ve ilim verdik, işte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

    Süleyman Ateş

    (Yusuf), kuvvetli çağına erişince ona hüküm ve ilim verdik. İşte biz, güzel hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf ergin hale gelince ona hikmet /doğru karar verme yeteneği ve ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer ifadeler Musa Aleyhisselam için de kullanılmıştır (Kasas 28/14).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf reşit olunca ona doğru karar verme yeteneği ve bir ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Britch

    Olgunluk çağına ulaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

    Şaban Piriş

    Erginlik çağına ulaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yusuf gerekli olgunluğa ulaşınca ona hükmetme yeteneği ve ilim verdik. Güzel düşünüp güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz.

  3. Yûsuf suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 23. ayet. وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise, "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

    Mehmet Okuyan

    Evinde bulunduğu kadın, (cinsel olarak) ondan yararlanmak istemiş, kapıları kilitlemiş ve "Haydi gel!" dipnot 1 demişti. O da "Allah'a sığınırım! Şüphesiz ki o (eşiniz) benim efendimdir; dipnot 2 bana güzel davrandı." demişti. Gerçek şu ki zalimler başarılı olmaz!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [heyte leke] "Haydi gel" ifadesi, [hîtü leke] şeklinde "Senin için hazırlandım" anlamında da okunmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri "efendi, sahip" anlamındadır; yoksa Yüce Allah'ın bir sıfatı olan "rabb", "ilah" anlamında değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, evinde bulunduğu kadın arzusunu onunla tatmin etmek için ona baştan çıkarmak istedi. Ve (bir gün) kapıları sıkı sıkıya kapatıp dedi ki: "Hadi, seninim!" (Yusuf): "Allah'a sığınırım" dedi, "çünkü O benim Efendim; bana güzel bir konum kazandırdı! Şu da bir gerçektir ki, zalimler asla başarıya ulaşmaz."

    Muhammed Esed

    Ve (olacak bu ya,) barındığı evin kadını (kendini o'na karşı duyduğu arzuya kaptırıp) o'nun gönlünü çelmek istiyordu; ve (bu niyetle bir gün) kapıları sımsıkı kapatıp o'na: "Haydi, gelsene!" dedi. (Ama Yusuf:) "(Böyle bir şey yapmaktan) Allah'a sığınırım!" diye karşılık verdi, "Hem, efendim (bu evde) bana iyi baktı! Doğrusu, zalimler asla güvenliğe, esenliğe erişemezler!"

    Ahmed Hulusi

    Yusuf'un evinde kaldığı kadın, Onun nefsaniyetinden yararlanmak istedi. Kapıları sımsıkı kapattı. . . "Seninim, gel" dedi. . . (Yusuf) karşı çıkıp: "Allah'a sığınırım! Muhakkak ki O (kocan) efendimdir, sahip olduğum nimetleri bağışlamıştır. Muhakkak ki zalimler kurtuluşa ermezler. "

    Ali Bulaç

    Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a sığınırım. Çünkü o benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez."

    Ali Özek ve heyeti

    Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve «Haydi gel!» dedi. O da «(Hâşâ), Allah'a sığınırım ! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!» dedi.

    Ali Rıza Safa

    Evinde kaldığı kadın, Onu, elde etmek istedi. Kapıları kilitledi ve "Haydi gel!" dedi. Dedi ki: "Allah'a sığınırım; O, benim Efendimdir. En güzel biçimde beni yerleştirdi. Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, kurtuluşa erişemezler!" dipnot 167

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 167
      Yusuf peygamberin, Allah'a yönelik söylediği, "O, benim Efendimdir." anlamına gelen "Inne-hu Rabbi" tümcesindeki "O" zamiri, kimi Kur'an çevirilerinde, Yusuf'un evinde kaldığı kişiye yönelik anlam verilerek, "Senin kocan, benim efendimdir." olarak yazılmıştır. Oysa Yusuf peygamberin, bu tümceyle Allah'ı andığı açıkça anlaşılmaktadır. Aynı konuşma, Tevrat ayetlerinde, Yusuf'un evinde kaldığı kişiye yönelik yazılmış olduğu için, kimi çevirmenlerin, Tevrat'ın etkisinde kalmış olmaları olasıdır. Bu konuşmanın da içinde geçtiği, evinde kaldığı kadının, Yusuf peygamberi elde etmek istemesi konusu, Tevrat, Yaratılış 39:6-20 ayetlerinde, özetle, şöyle yazılıdır: "Yusuf, güzel yapılı ve yakışıklıydı. Efendisinin karısı, ona göz koydu ve ‘Benimle yat!' dedi. Ama Yusuf, ‘Sahip olduğu her şeyin yönetimini, efendim bana verdi. Senin dışında, hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen, onun karısısın. Böyle bir kötülük yaparak, Tanrı'ya karşı nasıl günah işlerim?' diyerek kabul etmedi. Efendisinin karısı, evde kimsenin olmadığı bir gün, Yusuf'un giysisini tutarak, isteğini tekrarladı. Ama Yusuf, giysisini onun elinde bırakıp, evden dışarı kaçtı. Kadın, uşaklarını çağırarak; ‘Kocamın getirdiği bu İbrani, bizi küçük düşürdü; benimle yatmak istedi. Bağırdığımı duyunca, giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı!' dedi. Efendisi eve gelinceye dek, Yusuf'un giysisini yanında alıkoydu. Karısının anlattıklarını duyunca, efendisinin öfkesi tepesine çıktı ve Yusuf'u, kralın tutsaklarının bulunduğu zindana attı."

    Bayraktar Bayraklı

    Evinde bulunduğu kadın, onunla ilişkiye girmek istedi. Kapıları iyice kapattı ve "haydi gel" dedi. O da,"Allah'a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz" dedi.

    Edip Yüksel

    Evinde bulunduğu kadın onu baştan çıkarmak istedi, kapıları kilitledi ve: "Tümüyle sana aidim" dedi. Dedi ki: "ALLAH'a sığınırım. O benim efendimdir (Efendimdir), ki bana iyi bir yer verdi. Zalimler başarmaz." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yusuf, iki türlü anlaşılacak bir ifade kullanıyor. Kadın, büyük olasılıkla onun, kendi kocasından söz ettiğini sandı. Aslında Yusuf, "benim Efendim" sözüyle Gerçek olan Tanrı'yı amaçlamaktadır. Tektanrıcı olan Yusuf bu sözle, kendisini satın alarak evlatlık edinen kişiyi kastetmiş olamaz (12: 39, 42, 50; 6:164; 9:31).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Evinde bulunduğu kadın onu baştan çıkarmak istedi, kapıları kitledi ve: 'Tümüyle sana aidim,' dedi. Dedi ki: 'ALLAH'a sığınırım. O benim Rabbimdir (efendimdir), ki bana iyi bir yer verdi. Zalimler başarmaz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken evinde bulunduğu hanım, bunun nefsinden kam almak istedi (onu birlikte olmaya çağırdı) ve kapıları kilitledi; "Haydi gel, seninim!" dedi. O: "Allah'a sığınırım, doğrusu O, benim efendim, bana iyi baktı ve gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken hanesinde bulunduğu hanım bunun nefsinden kam almak istedi ve kapıları kilidledi, haydi seninim dedi, o, Allaha sığınırım, dedi: doğrusu o benim Efendim, bana güzel baktı, hakıkat bu ki, zalimler felah bulmaz

    Erhan Aktaş

    Evinde kaldığı kadın, ona sahip olmak istedi. Ve kapıları sıkıca kapatıp onu yanına çağırdı. Yusuf: "Allah'a sığınırım. Rabbim dipnot 1 bana çok iyi davrandı. dipnot 2 Beni çok güzel bir konuma sahip kıldı. Haksızlık yapanlar kurtuluşa ermezler." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Efendim. Rabb, efendi demektir. (Ayetteki Rabb'dan kasıt Allah değildir. Evinde kaldığı kadının kocasıdır.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Kocan, benim efendimdir, çok iyiliğini gördüm, ona ihanet edemem.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Evinde kaldığı kadın, ona sahip olmak istedi. Ve kapıları sıkıca kapatıp onu yanına çağırdı. Yusuf: "Allah'a sığınırım. Rabbim dipnot 1 bana çok iyi davrandı. dipnot 2 Beni çok güzel bir konuma sahip kıldı. Haksızlık yapanlar kurtuluşa ermezler." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Efendim. Rab, aynı zamanda efendi demektir. (Ayetteki Rab'dan kasıt Allah değildir. Evinde kaldığı kadının kocasıdır.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Kocan, benim efendimdir, çok iyiliğini gördüm, ona ihanet edemem.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Evinde yaşadığı hanım, ona sahip olmak istedi. Ve kapıları sıkıca kapatıp onu yanına çağırdı. Yusuf: "Allah'a sığınırım. Rabbim dipnot 1 bana çok iyi davrandı. dipnot 2 Beni çok güzel bir konuma sahip kıldı. Haksızlık yapanlar kurtuluşa ermezler." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Efendim. Rab, aynı zamanda efendi demektir. (Ayetteki Rab'dan kasıt Allah değildir. Evinde yaşadığı hanımın kocasıdır.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Kocan, benim efendimdir, çok iyiliğini gördüm, ona ihanet edemem.

    Gültekin Onan

    Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Tanrı'ya sığınırım. Çünkü o benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez."

    Hasan Basri Çantay

    Onun bulunduğu evdeki (kadın) onun nefsinden murad almak istedi, kapıları sımsıkı kapadı ve: "Sana söylüyorum, beri gel" dedi. O ise: "Allaha sığınırım, doğrusu o benim efendimdir. O, bana güzel bir mevki vermişdir. Hakıykat şudur ki zaalimler asla felah bulmaz" dedi.

    İbni Kesir

    Evinde bulunduğu kadın onu kendine ram etmek istedi. Kapıları sımsıkı kapadı. Ve: Sana söylüyorum gelsene, dedi. O da: Allah'a sığınırım, doğrusu o, benim efendimdir, bana iyi bakmıştır. Muhakkak ki zalimler asla felah bulmaz, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler.” dedi.

    Süleyman Ateş

    Yusuf'un, evinde kaldığı kadın, onun nefsinden murad almak istedi ve kapıları kilitleyip: "Haydi gelsene!" dedi (Yusuf): "Allah'a sığınırım dedi, efendim bana güzel baktı. zalimler iflah olmazlar!"

    Süleymaniye Vakfı

    Kaldığı evin hanımı, Yusuf'la birlikte olmak istedi. Kapıları sıkıca kapadı ve "Haydi gel, seninim!" dedi. Yusuf: "Allah'a sığınırım! O benim Rabbimdir. Beni iyi bir konuma getirdi. Şu bir gerçek ki yanlışlara dalanlar umduklarına kavuşamazlar." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bulunduğu evin kadını, ısrarla ondan yararlanmak istedi. Bütün kapıları kapadı. "Haydi, gel" dedi. Yusuf: "Allah'a sığınırım. O benim Rabbimdir. Bana iyi bir makam verdi. Çünkü yanlış yapanlar umduklarına kavuşamazlar" dedi.

    Şaban Britch

    Evinde bulunduğu kadın onu kendisi için istedi. Kapıları sıkı sıkı kapadı: Haydi, gelsene! dedi. Yusuf: Allah’a sığınırım, (Beyiniz) benim efendimdir. Bana iyi güzel davrandı. Zalimlerin felah bulmazlar.

    Şaban Piriş

    Evinde bulunduğu kadın ona karşı arzu duymaya başladı. Kapıları sıkı sıkı kapadı: -Haydi, gelsene! dedi. Yusuf: -Allah'a sığınırım, O benim efendimdir. Bana iyi güzel bir mevki verdi. Zalimlerin sonu iyi olmaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yusuf'un, evinde kaldığı kadın, onun nefsinden gönlünü tatmin etmek istedi. Kapıları kilitledi, "Hadi gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a sığınırım, Rabbim beni güzel bir barınağa kavuşturmuştur. Zalimler iflah etmez." dedi.

  4. Yûsuf suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göster(ecek)ti. dipnot 1 İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin [ve hemme bihâ] ifadesinin sonuna secavend konulmaması gerekmektedir. Çünkü Hz. Yusuf'un o kadına yönelik herhangi bir arzusu vs. yoktu. Buna göre ayetin "O kadın Yusuf'a meyletmişti; Yusuf da o kadına meyletmişti" şeklindeki tercümesi doğru olamaz.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, kadın o'na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, (bu ayartma karşısında) eğer Rabbinin burhanı o'nun içine doğmamış olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o'ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki (o kadın) Onu arzulamıştı. . . Rabbinin burhanı olmasaydı (aklı, duygusuna hakim olmasaydı Yusuf da) ona meyletmiş gitmişti! Biz böylece Ondan kötülüğü (nefsani duyguları) ve şehveti uzak tuttuk! Çünkü O, ihlaslı kullarımızdandır.

    Ali Bulaç

    Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, kadın, Ona istek duymuştu. Efendisinin kanıtını görmemiş olsaydı, O da ona istek duymuştu. Kötülüğü ve sağtöreye uygun olmayan ilişkileri Ondan uzak tutmayı dilediğimiz için, işte böyle olmuştur. Çünkü O, seçkin kullarımızdandı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.

    Edip Yüksel

    Kadın onu çok arzulamıştı, Efendisinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hanım gerçekten ona niyetini kurmuştu, eğer Rabbinin açık delilini görmeseydi o da ona kurmuş gitmişti. Biz ondan kötülüğü ve fuhuşu uzaklaştıralım diye, böyle oldu. Gerçekten o, Bizim ihlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlasa mazhar edilmiş has kullarımızdandır

    Erhan Aktaş

    Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı dipnot 1 sayesinde dipnot 2 kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi rehberliğe uymakla.
    3. metne dön, dipnot 3
      Her türlü aşırılık.
    4. metne dön, dipnot 4
      Arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı dipnot 1 sayesinde dipnot 2 kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlahi rehberliğe uymakla.
    3. metne dön, dipnot 3
      Her türlü aşırılık.
    4. metne dön, dipnot 4
      Arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten kadın Yusuf'u arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını dipnot 1 görmeseydi dipnot 2 , Yusuf ona uyacaktı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu dipnot 3 çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles dipnot 4 kullarımızdandı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dikkate almasaydı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Her türlü aşırılık.
    4. metne dön, dipnot 4
      Arıtılmış kullar. Saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.

    Gültekin Onan

    Andolsun kadın onu arzulamıştı, eğer rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi. o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

    Hasan Basri Çantay

    O (kadın), andolsun ona niyyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı (belki Yuusuf da) onu kasd etmiş gitmişdi. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye böyle (bürhan gönderdik). Çünkü o, (taatde) ıhlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

    İbni Kesir

    Andolsun ki o, istekli idi. Eğer Rabbının burhanını görmemiş olsaydı; o da onu arzu etmiş gitmişti. İşte Biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadın onu gerçekten arzulamıştı. Yusuf da onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını dipnot 1 görmeseydi (onunla birlikte olacaktı). Kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştırmamız için böyle oldu dipnot 2 . Çünkü o, samimiyeti onaylanmış kullarımızdandı dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah, tüm insanlarla; vahiy (ilham) yoluyla, perde arkasından ve Allah'ın vahyini iletmekle görevli bir elçi aracılığıyla olmak üzere üç yolla konuşur (Şura 42/51). Bu ayette Yusuf (a.s.)'a gösterildiği bildirilen "burhan" bu konuşma yollarından ilkiyle ilgilidir. Allah, insanların yapıp ettiklerinin iyi ya da kötü olduğunu onların içine ilham eder (Şems 91/8). Bu duygular insanın kalbine doğar. Kötü bir işe niyetlenen yahut bunu yapan kişinin içinde hissettiği sıkıntı ve vicdan azabı, Allah'ın ona olan ilhamıdır. Yusuf aleyhisselamı kötü işe bulaşmaktan alıkoyan "burhan" (kesin delil), Allah'ın ona, yaptığının kötü olduğunu ilham etmesi, onun da bu düşünceyi içinde hissetmesidir. Yusuf aleyhisselamın içine doğan ilham onu kendine getirmiş olmalıdır. Bu tür uyarılar herkese yapılır. Sıkıntı ve huzur türünden bu tecrübeyi mümin veya kafir her insan yaşar (Tevbe 9/110, Hicr 15/2). Bu duyguyu içinde hisseden kişi, kötü işi yapmaya devam ederse bunu bilerek yapmış olur ve bu bilgi Allah'ın huzurunda onun aleyhine delil olur. Yanlış bir işten sonraki iç sıkıntısı da Allah'ın kullara bir ilhamıdır. Bu ilham, kişiyi tevbeye çağırır. Dolayısıyla doğru ya da yanlış yolda olmanın ikisi de bilinçli davranışlardır. Kur'an'da, Musa aleyhisselamın annesine (Ta Ha 20/38, Kasas 28/7) ve henüz bir çocuk iken Yusuf aleyhisselama kuyuda iken vahyedildiği (Yusuf 12/15) bildirilir. Ancak içe doğan her şey Allah'ın ilhamı değildir; şeytan vesvesesi de olabilir (En'am 6/121). Çünkü insan ve cin şeytanları, insanlara vesvese verir (Nas 114/4-6), zihinleri bulandırır. Hatta bunların vesveselerini ifade etmek için Kur'an'da "vahiy" kelimesinin kullanıldığı da olur (En'am 6/112, 121). Bunlar, nebi ve resulleri de yanlış davranışlara sürüklemeye çalışmıştır (En'am 6/112-113, Hacc 22/52). Allah'ın ilhamı ile vesveseyi ayırabilmek için içe doğan düşünceleri Allah'ın kitabıyla denetlemek gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Samimiyeti onaylanmış anlamı verdiğimiz 'muhlas' kelimesinin mastarı ihlastır. İhlas sözlükte bir şeyi kirlilikten, bulanıklıktan temizleyip arındırmak, saflaştırmak, katıksız, arı, duru hale getirmektir. Bu kelime Kur'an'da, dini Allah'a has kılan yani Allah'ın dinine bir şey katmayıp kulluğu sadece ona yapan, riyadan ve şirkten uzak olan samimi insanların ortak vasfını ifade etmek için kullanılır. Bu vasfa sahip olana "muhlis", bu vasfı Allah tarafından onaylanmış olana da "muhlas" denir. İblis, bu özelliğe sahip olanları yoldan çıkaramaz. (Hicr, 15/40; Sad, 38/83).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur dipnot 1 . Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bürhan: Şems 91/8; Allah dışlamadığı (lanetlemediği) kişiye yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham eder.

    Şaban Britch

    Kadın onunla (ilişki kurmaya) meyletmişti. Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf da ona meyledecekti. İşte ondan fuhşiyatı ve çirkinliği böylece engelledik. Çünkü O, bizim ihlaslı (seçilmiş) kullarımızdandı.

    Şaban Piriş

    Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.

  5. Yûsuf suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 25. ayet. وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."

    Mehmet Okuyan

    İkisi de kapıya doğru koşmuş ve o (Züleyha) onun (Yusuf'un) gömleğini arkadan yırtmıştı. Kapının yanında onun efendisine (kocasına) rastlamışlardı. (Züleyha eşine) şöyle demişti: "Senin ailene (eşine) kötülük etmek isteyenin cezası, hapsedilmekten veya elem verici bir azaptan başka ne olabilir ki!"

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kapıya koştular... Ve kadın onun gömleğini arkasından yırttı. Tam sırtına sarılacaktı ki, kadının beyiyle yüz yüze geldiler. Kadın dedi ki: "Senin karına kötülüğe kalkışan bir kişinin cezası hapsedilmekten ya da daha acı bir cezaya çarptırılmaktan başka ne olabilir ki!"

    Muhammed Esed

    (Derken,) bunların her ikisi kapıya koştular; kadın arkadan (asılıp) o'nun gömleğini yırttı; ve (o an) kapıda kadının efendisini karşılarında buldular! Kadın: "Karın için kötülük düşünen birinin cezası, hapisten ya da en ağır ceza (neyse, on)dan başka ne olabilir?" diye üste çıktı.

    Ahmed Hulusi

    (İkisi de) kapıya (yarışırcasına) koştular. . . (Kadın) Onun gömleğini arka tarafından boylu boyunca yırttı. . . Kapının (hemen) yanında, kadının kocası ile karşılaştılar. . . (Kadın) dedi ki: "Karına kötülük yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka nedir?"

    Ali Bulaç

    Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azabtan başka cezası ne olabilir?"

    Ali Özek ve heyeti

    İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!

    Ali Rıza Safa

    İkisi de kapıya koştu. Kadın, Onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında, kadının kocasıyla karşılaştılar. Dedi ki: "Ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, hapsedilmek veya acı bir cezadan başka nedir?"

    Bayraktar Bayraklı

    İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!"

    Edip Yüksel

    Kapıya doğru koşuştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. Kapının yanında kadının beyiyle karşılaştılar. Kadın: "Karına tecavüz etmek isteyen kişinin ya hapsedilmesi veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kapıya doğru koşuştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. Kapının yanında kadının beyiyle karşılaştılar. Kadın: 'Karına tecavüz etmek isteyen kişinin ya hapsedilmesi veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İkisi de kapıya koşuştular, hanım onun gömleğini arkasından yırttı ve kapının yanında hanımın beyine rastladılar. Hanım: "Senin karına fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana konulmaktan veya acı bir azaptan başka ne olabilir?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İkisi bir kapıya koşuştular, hanım onun gömleğini arkasından yırttı, kapının yanında hanımın beyine rast geldiler, hanım; senin, dedi, ehline fenalık yapmak isteyenin cezası zindana konulmaktan veya elim bir azabdan başka nedir?

    Erhan Aktaş

    İkisi de kapıya doğru koştu. Kadın Yusuf'un gömleğini arka tarafından yırttı. Kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. Kadın: "Ailene kötülük yapmak isteyen kimsenin zindana atılması veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İkisi de kapıya doğru koştu. Kadın Yusuf'un gömleğini arka tarafından yırttı. Kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. Kadın: "Ailene kötülük yapmak isteyen kimsenin zindana atılması veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İkisi de kapıya koştu. Kadın Yusuf'un gömleğini arka tarafından yırttı. Kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. Kadın: "Ailene kötülük yapmak isteyen kimsenin zindana atılması veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.

    Gültekin Onan

    Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ehline (ailene) kötülük isteyenin zindana atılmaktan veya acı bir azabtan başka cezası ne olabilir?"

    Hasan Basri Çantay

    İkisi de kapıya koşdular. O (kadın) bunun gömleğini arkasından boylu boyunca yırtdı. Kapının yanında (kadının) efendisine rast geldiler. (Kadın) dedi ki: "Zevcene kötülük etmek isteyenin cezası zindana atılmakdan, yahud acıklı bir azabdan başka ne olabilir"?

    İbni Kesir

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, onun gömleğini arkasından boylu boyunca yırttı. Kapının yanında efendisine rast geldi. Kadın dedi ki: Ailene kötülük etmek isteyenin cezası; zindana atılmaktan veya acıklı bir azabdan başka ne olabilir?

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”

    Süleyman Ateş

    Kapıya doğru koşuştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının bey'ine rastladılar. Kadın: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası nedir? Zindana kapatılmak veya acı bir biçimde işkence edilmek değil midir?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yusuf önde kadın peşinde) İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın Yusuf'un gömleğini arkadan çekip boydan boya yırttı. Kapının yanında kadının beyiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük etmek isteyen kişinin cezası hapse atılmaktan veya acıklı bir azaptan başka ne olabilir?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkisi de kapıya doğru koşuştular. Kadın Yusuf'un gömleğini arkasından çekip yırttı. Kapının önünde beyiyle karşılaştılar. Kadın beyine dedi ki "Ailene kötülük etmek isteyenin cezası nedir? Zindana atılmaktan başkası var mı? Belki de acıklı bir azap gerekir değil mi?"

    Şaban Britch

    İkisi de kapıya koştu. Kadın arkadan Yusuf’un gömleğini yırttı. Kapının önünde beyefendiye rastladılar. Kadın: Senin eşine karşı kötü istekte bulunmanın cezası, hapisten veya acı verici bir azaptan başka nedir? dedi.

    Şaban Piriş

    İkisi de kapıya koştu. Kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı. Kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın: -Senin eşine karşı kötü istekte bulunmanın cezası, hapisten veya şiddetli bir dayaktan başka nedir? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İkisi birden kapıya koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının beyi ile yüzyüze geldiler. Kadın seslendi: "Senin ailene kötülük düşünenin cezası nedir; hapsedilmek mi, acıklı bir işkence mi?"

  6. Yûsuf suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 26. ayet. قَالَ هِىَ رَٰوَدَتْنِى عَن نَّفْسِى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنْ أَهْلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Yusuf, "O, benden arzusunu elde etmek istedi" dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yusuf) yalancılardandır."

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) "(Asıl) kendisi cinsel olarak benden yararlanmak istedi!" demişti. Onun (kadının) tarafından bir şahit (bilirkişi) dipnot 1 şöyle şahitlik etmişti: "Gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir; o (Yusuf) ise yalancılardandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [şâhid] kelimesi olayı gören kişi anlamında "şahit" değil de olayın çözümüne katkı sağlayan "bilirkişi" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Yusuf) söze girdi: "Asıl arzusunu benimle tatmin için beni baştan çıkarmaya çalışan odur." Ve kadının yakınlarından olan bir görgü tanığı: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa bu durumda kadın doğru söylüyor; öteki de yalancının teki demektir.

    Muhammed Esed

    (Yusuf:) "Benim gönlümü çelmek isteyen asıl o!" diye (kendini savundu). O an kadının yakınlarından duruma tanık olan biri: "Eğer gömleği önden yırtılmışsa," diyerek görüşünü bildirdi, "kadın doğru, beriki yalan söylüyor demektir;

    Ahmed Hulusi

    (Yusuf) dedi ki: "Nefsimden yararlanmak isteyen o idi". . . Onun hane halkından biri, olayın çözümünü gösterdi: "Eğer Onun (Yusuf'un) gömleği ön tarafından yırtılmışsa, (kadın) doğru söylemiştir, O (Yusuf) yalancılardandır. "

    Ali Bulaç

    (Yusuf) Dedi ki: "Onun kendisi benden murad almak istedi." Kadının yakınlarından bir şahid şahitlik etti: "Eğer onun gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise yalan söyleyenlerdendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yusuf: «Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi» dedi. Kadının akrabasından biri şöyle şahitlik etti: «Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, bu ise yalancılardandır.»

    Ali Rıza Safa

    "Beni, elde etmek istedi!" dedi. Bu sırada, kadının yakınlarından birisi, şöyle tanıklık etti: "Gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğruyu söylüyor; O ise yalan söylüyor!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yusuf,"Asıl kendisi benimle ilişkiye girmek istedi" dedi. Kadının akrabasından biri şöyle şahitlik yaptı: "Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir; bu adam ise yalancılardandır."

    Edip Yüksel

    Dedi ki: "Aslında senin karın beni baştan çıkarmak istedi." Aileden bir tanık: "Gömleği ön taraftan yırtılmışsa kadın doğruyu söylüyor, o ise bir yalancıdır." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Emareler (circumstantial evidence), insan tanık olmasa bile, belli bir iddianın ispat edilmesi için mahkemede delil-tanık olarak kabul edilirler. Örneğin, evlilik dışı doğan bir çocuğun babası genetik testle belirlenebilir. Genlerin tanıklığı dört tanığın tanıklığından daha güvenilir bile olabilir. Ayrıca, Tanrı'nın tek olduğuna dair olan tanıklığımız (şehadet); duyu organlarıyla değil, buradaki gibi mantıksal bir tanıklıktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Aslında senin karın beni baştan çıkarmak istedi.' Aileden bir tanık: 'Gömleği ön taraftan yırtılmışsa kadın doğruyu söylüyor, o ise bir yalancıdır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yusuf: "O, kendisi beni birlikte olmaya çağırdı!" dedi. Hanımın akrabasından bir şahit şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmış ise, hanım doğru söylemiştir, bu yalancılardandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yusüf, o kendisi, dedi: benim nefsimden kam almak istedi, hanımın akrıbasından bir şahid de şöyle şehadet etti: Eğer gömleği önden yırtılmış ise hanım doğru söylemiş bu yalancılardandır,

    Erhan Aktaş

    Yusuf: "Kendisi bana sahip olmak istedi." dedi. Kadının ailesinden bir tanık durumu açığa çıkarmak için şöyle öneride bulundu: "Eğer gömleği ön taraftan yırtılmışsa, kadın doğru, Yusuf yalan söylemektedir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yusuf: "Kendisi bana sahip olmak istedi." dedi. Kadının ailesinden bir tanık durumu açığa çıkarmak için şöyle öneride bulundu: " Eğer gömleği ön taraftan yırtılmışsa, kadın doğru, Yusuf yalan söylemektedir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yusuf: "Kendisi bana sahip olmak istedi." dedi. Kadının ailesinden bir tanık durumu açığa çıkarmak için şöyle öneride bulundu: " Eğer gömleği ön taraftan yırtılmışsa, kadın doğru, Yusuf yalan söylemektedir."

    Gültekin Onan

    (Yusuf) Dedi ki: "Onun kendisi benden murad almak istedi." Kadının ehlinden (yakınlarından) bir şahid şahitlik etti: "Eğer onun gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise yalan söyleyenlerdendir.

    Hasan Basri Çantay

    (Yuusuf): "O, kendisi, dedi, benim nefsimden murad almak istedi". Onun (kadının) yakınlarından biri şahid de şehadet etdi ki: "Eğer gömleği önünden yırtıldıysa (kadın) doğru söylemişdir, bu ise yalancılardandır".

    İbni Kesir

    Dedi ki: O, beni kendisine ram etmek istedi. Kadının ailesinden biri de şehadet etti: Eğer gömleği önden yırtılmışsa; o (kadın) doğru söylemiştir. Bu (Yusuf) ise yalancılardandır.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yûsuf: “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”

    Süleyman Ateş

    (Yusuf): "O benden murad almak istedi!" dedi. Kadının ailesinden bir şahid de şöyle şahidlik etti: "Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmışsa kadın doğrudur, o yalancılardandır."

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "O benimle birlikte olmak istedi." Kadının ailesinden bir bilirkişi dipnot 1 şöyle görüş bildirdi: "Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, o (Yusuf) ise yalancılardandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen 'bilirkişi' sözcüğü 'şahit'in; 'görüş bildirdi' ifadesi de 'şahitlik etti' ifadesinin karşılığı olarak tercüme edilmiştir. Çünkü şahit olmak, görerek veya basiretle mümkündür (Müfredat). Şahitlik etmek ise, bu iki yoldan biriyle ulaşılan bilgiyi beyan etmektir. Basiret de ilim ve tecrübe yoluyla ulaşılan kesin kanaattir (Bakara 2/23, Al-i İmran 3/18, Maide 5/83-84). Ayette söz konusu şahıs, gözüyle görmediği bir olaya bilgisi ve tecrübesiyle yani basiretiyle şahitlik etmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf dedi ki "Israrla benden yararlanmak isteyen odur." Kadının ailesinden bir bilirkişi (şahit) şöyle dedi (şahitlik etti) dipnot 1 : "Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın haklı, o (Yusuf) yalancının tekidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ‘Bilirkişi' ve ‘dedi' olarak çevrilen kelime ‘şahit' ve ‘şahitlik etmek' tir. Bahsekonu şahıs gözüyle görmediği bir olaya ilim ile (kriminoloji) şahitlik etmiştir. Kelimeye Allah'ın kendi kelamında verdiği anlam bakımından Allah'ın tek ilah olduğuna onu görmeden şahitlik eden bizlerin nasıl bir şahitlik yöntemi izlememiz gerektiğine dair çok önemli bir ayettir. Allah'ın tek ilah olduğuna insanların ne şekilde şahitlik edeceğine dair ilgili ayetler, Al-i İmran 3/18, En'am 6/103-104, Rad 13/16)

    Şaban Britch

    Yusuf: O, beni kendisi için istedi, dedi. Kadının ailesinden bir şahit: Eğer, gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyor. Erkek yalancıdır.

    Şaban Piriş

    Yusuf: -O, kendisi, benden murat almak istedi, dedi. Kadının ailesinden bir şahit: -Eğer, gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyor. Erkek yalancıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yusuf dedi ki: "O, gönlünü eğlendirmek için beni kullanmak istedi." Kadının ailesinden bir tanık da şu yolda tanıklık etti: "Eğer erkeğin gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyor, bu durumda erkek yalancılardandır.

  7. Yûsuf suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 27. ayet. وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir."

    Mehmet Okuyan

    (Yok) gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir; o (Yusuf) ise doğru söyleyenlerdendir."

    Mustafa İslamoğlu

    Yok eğer onun gömleği arkadan yırtılmışsa, o zaman da kadın yalan söylüyor, beriki dürüst biri demektir."

    Muhammed Esed

    yok, eğer gömleği sırtından yırtılmışsa, o zaman kadın yalan, beriki doğru söylüyor demektir".

    Ahmed Hulusi

    "Eğer Onun gömleği arka tarafından yırtıldı ise, (kadın) yalan söylemiştir, O (Yusuf) gerçeği söyleyendir. "

    Ali Bulaç

    Yok eğer onun gömleği arkadan çekilip yırtılmışsa, bu durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi doğruyu söyleyenlerdendir."

    Ali Özek ve heyeti

    «Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Bu ise doğru söyleyenlerdendir.»

    Ali Rıza Safa

    "Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylüyor; O ise doğruyu söylüyor!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir;bu adam doğru söyleyenlerdendir."

    Edip Yüksel

    "Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, o zaman kadın yalancı, o doğru sözlüdür" diye tanıklıkta bulundu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, o zaman kadın yalancı, o doğru sözlüdür,' diye tanıklıkta bulundu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa hanım yalan söylemiştir, bu doğrulardandır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yok eğer gömleği arkadan yırtılmış, ise o yalan söylemiş ve bu sadıklardandır.

    Erhan Aktaş

    "Eğer gömlek arkadan yırtılmışsa, kadın yalan, O doğru söylemektedir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer gömlek arkadan yırtılmışsa, kadın yalan, O doğru söylemektedir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer gömlek arkadan yırtılmışsa, kadın yalan, Yusuf doğru söylemektedir."

    Gültekin Onan

    Yok eğer onun gömleği arkadan çekilip yırtılmışsa, bu durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi doğruyu söyleyenlerdendir."

    Hasan Basri Çantay

    "(Yok), eğer gömleği arkadan yırtıldıysa (kadın) yalan söylemişdir. Bu ise doğru söyleyicilerdendir".

    İbni Kesir

    Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, o (kadın) yalan söylemiştir, bu (Yusuf) ise doğru söyleyendir.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yûsuf) ise, doğru söyleyenlerdendir.”

    Süleyman Ateş

    "Ve eğer onun gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalancıdır, o doğrulardandır!"

    Süleymaniye Vakfı

    Ama eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiş, o (Yusuf) ise doğruyu söyleyenlerdendir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylüyor, doğru söyleyen odur."

    Şaban Britch

    Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylüyor, erkek doğrudur, diye şahitlik etti.

    Şaban Piriş

    Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylüyor, erkek doğrudur, diye şahitlik etti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer erkeğin gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. Bu durumda erkek, doğru sözlülerdendir."

  8. Yûsuf suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 28. ayet. فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Kadının kocası Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: "Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür."

    Mehmet Okuyan

    (Aziz, Yusuf'un) gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (eşine) "Şüphesiz ki bu, sizin tuzaklarınızdandır; şüphesiz ki sizin tuzağınız büyüktür." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından (koca) onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce dedi ki: "Öyle anlaşılıyor ki bu da sizin tuzaklarınızdan biridir ey kadınlar taifesi! Doğrusu sizin tuzağınız pek yamandır!

    Muhammed Esed

    Böylece (kadının kocası Yusuf'un) gömleğinin sırtından yırtılmış olduğunu görünce: "Belli ki, bu (yine) sizin oyunlarınızdan biri, ey kadınlar taifesi! Doğrusu, sizin oyunlarınız/tuzaklarınız korkunçtur!

    Ahmed Hulusi

    (Aziyz) Onun (Yusuf'un) gömleğini arkadan (yırtılmış) görünce, şöyle dedi: "Kesin, bu, siz kadınların hilelerindendir. . . Muhakkak ki siz kadınların hilesi çok büyüktür!"

    Ali Bulaç

    Onun gömleğinin arkadan çekilip yırtıldığını gördüğü zaman (kocası): "Doğrusu, bu sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kocası, Yusufun gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (kadına): «Şüphesiz, dedi; bu, sizin tuzağınızdır. Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür.»

    Ali Rıza Safa

    Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, şöyle dedi: "Kuşkusuz, bir dolap çevirmişsiniz. Aslında, sizin çevirdiğiniz dolaplar çok yamandır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce kral, kadına şöyle dedi: "Şüphesiz bu sizin tuzaklarınızdandır. Sizin tuzaklarınız gerçekten çok yamandır."

    Edip Yüksel

    Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, "Bu, siz kadınların planıdır. Planınız müthiştir" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, 'Bu, siz kadınların planıdır. Planınız müthiştir,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "Anlaşıldı, o, siz kadınların tuzaklarından biridir; gerçekten sizin tuzağınız çok büyüktür!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki gömleğini gördü arkasından yırtılmış, anlaşıldı, dedi: o, siz kadınların keydinizden, her halde sizin keydiniz çok büyük

    Erhan Aktaş

    Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "Bu sizin oyununuzdur, gerçekten bu çok büyük bir oyundur." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "Bu sizin oyununuzdur; gerçekten bu çok büyük bir oyundur." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "Bu sizin oyununuzdur; gerçekten bu çok büyük bir oyundur." dedi.

    Gültekin Onan

    Onun gömleğinin arkadan çekilip yırtıldığını gördüğü zaman (kocası): "Doğrusu, bu sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki (zevci, Yuusufun gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu gördü, "Şübhesiz ki bu, sizin (siz kadınların) fendinizdendir. Çünkü sizin fendiniz büyükdür" dedi.

    İbni Kesir

    Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce; (kadının kocası) dedi ki: Doğrusu bu, sizin tuzağınızdandır, siz kadınların tuzağı büyüktür.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: “Şüphesiz bu, siz kadınların hilesidir. Doğrusu siz kadınların hilesi büyüktür” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Kadının kocası, Yusuf'un) gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce (kadına): "Bu, sizin düzeninizdendir, dedi, gerçekten sizin düzeniniz büyüktür!"

    Süleymaniye Vakfı

    (Beyi) Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: "Bu, siz kadınların bir oyunudur. Sizin oyununuz gerçekten büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kocası gömleğin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki "Bu, sizin oyunlarınızdandır. Siz kadınların oyunu gerçekten büyük olur.

    Şaban Britch

    Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: Bu, siz (kadınların) hilelerinden biridir, dedi. Sizin hileleriniz pek büyüktür,

    Şaban Piriş

    Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: -Bu, sizin hilelerinizden biri, sizin hileleriniz büyüktür, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce şöyle konuştu: "Bu sizin tuzaklarınızdandır. Sizin tuzaklarınız gerçekten çok yamandır."

  9. Yûsuf suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûsuf suresi, 29. ayet. يُوسُفُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَا وَٱسْتَغْفِرِى لِذَنۢبِكِ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلْخَاطِـِٔينَ

    Diyanet İşleri

    "Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

    Mehmet Okuyan

    (Aziz şöyle demişti): "Yusuf! Sen bundan (bu işi sürdürmekten) vazgeç! (Ey Züleyha)! Sen de günahından dolayı bağışlanma dile! Şüphesiz ki sen günahkârlardan oldun."

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey) Yusuf, sen bu olayı yaşamadın say! Ve sen (ey) kadın, kabahatinden dolayı özür dile! Çünkü (şu hal) senin suçunun sabit olduğunu gösteriyor.

    Muhammed Esed

    Yusuf! Sen bu olayın üstünde durma! Ve (kadın!) sen de işlediğin günahtan ötürü bağışlanma dile, çünkü sen gerçekten hatası (büyük) olan birisin!"

    Ahmed Hulusi

    "Yusuf. . . Yüz çevir bundan (bu olanları unut). . . (Kadın!) sen de suçun için bağışlanma dile. . . Muhakkak ki sen büyük bir yanlış yaptın. "

    Ali Bulaç

    "Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."

    Ali Özek ve heyeti

    «Ey Yusuf! Sen bundan (olanları söylemekten) vazgeç! (Ey kadın!) Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun»

    Ali Rıza Safa

    "Yusuf, sen bunu unut!" "Sen de suçun için bağışlanma dile. Kuşkusuz, suçlulara katıldın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Yusuf! Sen bunları söylemekten vazgeç! Ey kadın! Sen de günahının affını dile! Çünkü sen günahkarlardan oldun."

    Edip Yüksel

    "Yusuf, sen bu olayı unut. Sen de (ey kadınım) günahından dolayı bağışlanma dile. Sen hata işledin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yusuf, sen bu olayı unut. Sen de (ey kadınım) günahından dolayı bağışlanma dile. Sen hata işledin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yusuf, sakın bundan söz etme; sen de kadın, günahının bağışlanmasını dile; sen gerçekten büyük günahkarlardan oldun!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yusüf, sakın bundan bahsetme, sen de kadın, günahına istiğfar et, cidden sen büyük günahkarlardan oldun

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yusuf! Bundan kimseye söz etme. Sen de suçundan dolayı bağışlanma dile. Hatalı olan sensin!" dedi.

    Gültekin Onan

    "Yusuf sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."

    Hasan Basri Çantay

    "Yuusuf, sen bundan (bu mes'eleyi söylemekden) vazgeç. (Ey kadın) sen de günahına istiğfar et. Çünkü sen cidden günahkarlardan oldun".

    İbni Kesir

    Yusuf; sen bundan vazgeç. Ey kadın; sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen, gerçekten suçlulardan oldun.

    Mehmet Alagaş

    (23-35) Evinde kaldığı kadın, onunla birleşme arzusu hissetti, kapıları kilitledi ve haydi seninim dedi, Allah’a sığınırım, muhakkak beni Rabbim güzel bir şekilde beni barındırdı ve kesinlikle O zalimleri kurtuluşa / felaha erdirmez dedi. Kadın ona meyletmişti, eğer ki Rabbinin delilini / burhanını görmeseydi, o da kadına meyletmişti , bu, ondan kötülük ve fuhşun giderilmesi içindi, çünkü O, bizim salih kullarımızdandı. Her ikisi de kapıya koştular, sırtından onun gömleğini kadın yırttı, k apının önünde kadının efendisine denk geldiler , Kadın; senin ailene / ehline kötülük yapmak isteyenin hapsetmek veya acıtıcı bir azap etmek dışında cezası var mıdır ? dedi , O kadın benden murat almak istedi dedi ve ailesinden şahitler de eğer Onun gömleği ön tarafından yırtılmış ise kadın doğrudur, O yalancılardandır, eğer ki Onun gömleği sırt tarafından yırtılmış ise kadın yalancıdır, O doğrulardandı , Ne zaman ki Onun gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu gördüler, kesinlikle o kadınların tuzaklarındandır dediler, muhakkak ki kadınların tuzakları ç ok büyüktür. Yusuf bu meseleye arkanı dön ve ey kadın günahın için sen de bağışlanma iste muhakkak ki sen ey kadın yanlış yapanlardansın, şehrin kadınları, azizin karısı bir gençten, onun sevgisiyle bağrı yanık, kendine murat almak istermiş, biz onu apaçık sapmışlardan görüyoruz dediler, Ne zaman ki kadınların tuzaklarını işitince kadın / azizin eşi o kadınlara elçi gönderdi ve onlara yaslanacakları yerler hazırladı her birinin eline de birer bıçak verdi, (Genç Yusuf’a) kadınlar arasına çık dedi, ne zaman ki onu gördüler iyice abarttılar ve ellerini kestiler, Allah için haşa, bu beşer değil ikram edilen bir melektir dediler, Kadın dedi ki işte bu durumunuz , hakkında beni ayıpladığınız ve benim de onu kendime murat almak istediğim şeydir fakat o namusunu korudu, lakin emrettiğimi yapmaz ise hapsedilecek ve de küçük düşürülenlerden olacak. Rabbim zindan benim için beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir dedi, e ğer benden kadınların tuzağını savmazsan, onlara gönlüm kayar ve cahillerden olurum, Rabbi Ona cevap verdi / icabet etti onların tuzaklarını ondan savdı / sarf etti, muhakkak ki O işitendir bilendir. Ardından gördükleri delillere / ayetlere (gömleğin arkadan yırtılması) rağmen onu zindan da belli bir zamana kadar bırakmak kendilerine uygun geldi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ey Yûsuf! Sen bundan (bu hadiseyi söylemekten) kaçın. (Ey Kadın!) Sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin.”

    Süleyman Ateş

    "Yusuf, sen bundan vazgeç (bunu kimseye söyleme), (ey kadın), sen de günahının bağışlanmasını dile! Çünkü sen, günahkarlardan oldun!"

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf, bu konuyu kapat! Hanım, sen de günahın için bağışlanma dile; çünkü hatalı davranmış olan, kesinlikle sensin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yusuf, bu işin peşini bırak! Kadın, sen de günahının bağışlanmasını iste. Çünkü sen suçlulardan biri oldun."

    Şaban Britch

    Yusuf sen bunu unut! Kadın sen de günahına tevbe et! Çünkü sen hata işleyenlerden oldun.

    Şaban Piriş

    Yusuf sen bunu unut, kadın sen de günahına tevbe et, çünkü sen hata işleyenlerdensin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yusuf, sakın bundan bahsetme. Kadın, sen de günahının affını dile. Sen, gerçekten günahkarlardan oldun."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.