Diyanet İşleri
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 21. ayet. وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
vefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn.
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller Zâriyât 15–23 3
Seherlerde bağışlama dilerlerdi.
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
21. Aynı şekilde kulun kendi nefsinde de birçok ibretler, hikmetler ve rahmetler vardır. Bunlar da Yüce Allah’ın bir tek ve samed olduğuna, bunca yaratıkları boş yere ve amaçsız yaratmadığına delildir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Sizin kendi nefislerinizde de Allah'ın kudretine delalet eden nice deliller vardır. İbret almak için bakmaz mısınız?
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(20, 21) Kesin olarak inananlar için yerde de deliller vardır, kendinizde de. Görmüyor musunuz? dipnot 1
tıpkı sizin kendi varlığınızda olduğu (gibi): Bunları görmüyor musunuz?
tıpkı kendi kişiliğiniz üzerinde de (O'nun işaretleri bulunduğu) gibi. (Bunları) görmüyor musunuz?
Nefslerinizde (Benliğinizin hakikati)! Hala (fark etmiyor) görmüyor musunuz?
Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?
Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?
Kendi benliklerinizde de öyle. Yine de görmüyor musunuz?
Kendi iç aleminizde de ayetler vardır. Gözlem yapmıyor musunuz?
Kendi içinizde de... Görmez misiniz?
Kendi içinizde de... Görmez misiniz?
kendinizde de; hala görmeyecek misiniz?
Nefislerinizde de, hala görmiyecekmisiniz
Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?
Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?
Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?
Ve kendi nefslerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?
Kendi nefislerinizde dahi (nice ayetler var. Bunları) görmüyor musunuz?
Kendi nefislerinizde de. Hala görmez misiniz?
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de görmüyor musunuz?
Kendi canlarınızda da öyle. Görmüyor musunuz?
Kendinizde de ayetler var; görmüyor musunuz dipnot 1 ?
Kendinizde de var; gözlemlemiyor musunuz?
Kendi içinizde de, görmüyor musunuz?
Kendi içinizde de, görmüyor musunuz?
Benliklerimizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?
And signs within yourselves: (bodily structure, organization and development, the characteristic appearance of an individual or a race, the vital functions and countless other signs): can you not see?
and in yourselves too, do you not see?––
As also in your own selves: Will ye not then see?
and also in your own selves. dipnot 1 Do you not see?
and in yourselves as well. Do you not then see?
And also in your ownselves. Will you not then see?
and in your souls [as well]. Will you not then perceive?
And (you have signs) in your own persons. Have you no eyes to perceive
and in your selves; what, do you not see?
In your own selves, too, the believer find many signs to strengthen their faith.
and in yourselves, - what! do ye not then see?
Within yourselves; do you not see?
and also in your own selves: Will ye not therefore consider?
And also in your own souls; will you not then see?
And in your selves; do you then not behold?
And (also) in yourselves. Can ye then not see?
And within yourselves. Can you not perceive?
just as [there are signs thereof] within your own selves: can you not, then, see?
as there are within yourselves. Can you not see?
And within yourselves; do you not see
And within yourselves; can you see?
And in yourselves. Then will you not see?
And in yourselves; do you then not see!
And also in yourselves, your individual psyche and soma, your folk and the unity in diversity among your human communities. Can you not then use your inner vision? ('Anfusikum' entails all the meanings rendered here).
As also in your selves: Will you not then see?
and in your own selves! So, do you not perceive?
And within yourselves; do you not see?