Diyanet İşleri
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 23. ayet. فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
feverabbi-ssemâi vel'arḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller Zâriyât 15–23 3
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?
Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
23. Yüce Allah, birtakım âyetleri/delilleri beyan ederek bunlara aklı başında ve kavrayışlı kimsenin dikkatini çekecek şekilde işaret ettikten sonra vaadinin ve cezasının (amellere vereceği karşılıkların) hak olduğuna yemin etmektedir. Ayrıca bu vaadini bizim için en açık ve kesin bir gerçek olan konuşmaya benzetmekte ve şöyle buyurmaktadır:
"Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o, tıpkı sizin konuşmanız gibi haktır.” Sizler konuşmanızın gerçekliği konusunda şüphe etmediğiniz gibi, aynı şekilde öldükten sonra dirilmek ve amellerinizin karşılığını görmek hususunda da en ufak bir şüpheye düşmemelisiniz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Göğün ve yerin Rabbine ant olsun ki, yeniden dirilme tıpkı sizin konuşmanız gibi içinde şüphe olmayan bir haktır.
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun: Bu (vadedilen gün) konuşmanız gibi gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, bu (yeniden diriliş) en az(ından) sizin konuşma yeteneğiniz kadar gerçektir.
yerin ve göğün Rabbine andolsun ki bu (ölümden sonraki hayat) gerçektir; konuşma (yeteneği)ne sahip olmanız kadar gerçek!
Semanın ve arzın Rabbine yemin ederim ki, kesinlikle o (bildirilen gelecektekiler), sizin konuşmanız kadar olağan bir gerçektir.
İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.
İşte, Göklerin ve Yeryüzünün Efendisine yemin olsun ki, aslında, O, sizin konuşmanız gibi kesin gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, bu Kur'an, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.
Göğün ve yerin Efendisine ant olsun ki sizin konuşmanız nasıl bir gerçek ise, bu da öylece bir gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki sizin konuşmanız nasıl bir gerçek ise, bu da öylece bir gerçektir.
İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, o şüphesiz gerçektir; tıpkı sizin konuşmanız gibi.
İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin natık olmanız gibi
Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da dipnot 1 o kadar gerçektir.
Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da dipnot 1 o kadar gerçektir.
Göklerin ve yeryüzünün Rabb'ine ant olsun ki, sizin konuşmanız nasıl gerçekse, kesinlikle o da dipnot 1 o kadar gerçektir.
İşte, göğün ve yerin rabbine andolsun ki şüphesiz, o (size vaad edilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.
İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki (va'd olunduğunuz) o (şeyler) tıpkı sizin konuşduğunuz gibi şübhesiz ve kat'i bir gerçekdir.
Göğün ve yerin Rabbına andolsun ki; bu, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbi hakkı için o sizin konuştuğunuz gibi kesin bir gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o vaat, sizin konuşuyor olmanız gibi gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbinin (Sahibinin) hakkı için o (söz verilen şey), aranızdaki konuşmalar kadar gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, size vadedilenler, tıpkı sizin konuşmanız gibi haktır.
Göğün ve yerin Rabb'ine andolsun ki, size vaat edilenler, tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, o tıpkı sizin konuşabildiğiniz gibi kesin bir gerçektir.
And so, by the Maker of the heavens and the earth: all of which promise has been made, is as true as the needle to the pole and as true as you express yourselves in words.
By the Lord of the heavens and earth! All this is as real as your speaking.
Then, by the Lord of heaven and earth, this is the very Truth, as much as the fact that ye can speak intelligently to each other.
So, by the Lord of the heaven and the earth, this is certainly true, as true as the fact of your speaking.
By the Lord of heaven and earth, it is certainly the truth, just as you have speech.
Then by the Lord of the heaven and the earth, it is the truth (i.e. what has been promised to you), just as it is the truth that you can speak.
By the Lord of the sky and the earth, it is indeed the truth, just as [it is a fact that] you speak.
By the Lord of the heavens and the earth that which you are promised is true. It is as true as the fact that you can speak to one another.
So by the Lord of heaven and earth, it is as surely true as that you have speech.
By the Lord of Heaven [the world of unseen] and the earth [materialistic world] whatever you have heard is as true as any truth that you speak yourself about.
But by the Lord of the heaven and the earth! verily, it is the truth,- like that which ye do utter!
By the Lord of the heaven and the earth, this is truth just as the fact that you speak.
Wherefore by the Lord of heaven and earth I swear that this is certainly the truth; according to what yourselves speak.
And by the Lord of the heavens and the earth! It is most surely the truth, even as you speak.
So by The Lord of the heaven and the earth, surely it is indeed true as (it is true) that you (can) pronounce (your languages).
And by the Lord of the heavens and the earth, it is the truth, even as (it is true) that ye speak.
By the Lord of the heavens and the earth, this is certainly true even as you speak.
for, by the Sustainer of heaven and earth, this [life after death] is the very truth - as true as that you are endowed with speech!
Then by the Lord of heaven and earth! ˹All˺ this is certainly as true as ˹the fact that˺ you can speak!
By the Lord of the heaven and the Earth, this is truth just as the fact that you speak.
By the Lord of the heaven and the earth, this is as true as the fact that you speak.
Then by the Lord of the heaven and earth, indeed, it is truth - just as [sure as] it is that you are speaking.
Then by the Lord of Heaven and Earth, it is as true as that you are speaking!
And by the Lord of the heavens and the earth, all that which is being said is as Real as your speaking to one another.
Then by the Lord of heaven and earth, this is the very Truth, as much as the fact that you can speak intelligently to each other.
So, by the Lord of the heavens and the earth, it (the Day of Recompense) is a reality, as sure as the fact that you (can) speak.
By the Lord of the heaven and the earth, this is truth just as the fact that you speak.