Diyanet İşleri
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 22. ayet. وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
vefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tû`adûn.
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller Zâriyât 15–23 3
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va'dolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?
Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selam olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selam olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
22. “Rızkınız” yani rızkınızın kaynağını teşkil eden yağmurlar ve çeşitli kaderler demek olan dinî ve dünyevî rızıklar “da size vaat edilenler de” dünya ve âhiretteki mükâfaat ve cezalar “göktedir.” Bunlar da Yüce Allah katından, diğer kaderler gibi inerler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gökte de sizin dünyevi ve dinî rızkınız, bir de hayır ve şer olarak size vadedilen şeyler vardır.
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Ortak kavram: Vaad
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gökte de rızkınız ve size vadedilenler vardır.
Gökyüzünde ise (maddi manevi) rızkınızın ve size vaad edilen şeylerin (kaynağı) vardır:
(Yeryüzündeki) azığınızın ve (ölümden sonraki hayatınız için) vaad edilen her şeyin (kaynağı) göktedir;
Yaşam gıdanız da, vadedilen şey de semadadır (bilincinizden yaşanacaktır)!
Gökte rızkınız vardır ve size va'dolunmakta olan da.
Semada da rızkınız ve size vâdedilen başka şeyler vardır.
Hem geçimliğiniz hem de size sözü verilen göktedir.
Gökte de rızkınız ve size vaad edilen şeyler vardır.
Gökte rızkınız ve size söz verilenler vardır.
Gökte rızkınız ve size söz verilenler vardır.
Gökte de rızkınız ve o va'dolunduğunuz (var).
Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz
Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.
Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.
Gökte rızkınız ve uyarıldığınız şeyler vardır.
Gökte rızkınız vardır ve size vaadolunmakta olan da.
Rızkınız ve size va'd olunagelen şeyleri gök (ler) dedir.
Rızkınız da, size vaadolunan şeyler de semadadır.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.
Gökte rızkınız da var, uyarıldığınız (azab)da var!
Rızkınız da dipnot 1 ; size vaad edilen de göktedir dipnot 2 .
Rızkınız göklerde; size söz verilenler de oradadır.
Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.
Gökte de sizin rızkınız ve size vaat edilen şeyler vardır.
Sizin, rızkınız da göktedir, tehdit edildiğiniz şey de.
And in heaven rest your livelihood and the means of sustaining life, and all that you have been promised of bliss for the righteous and suffering for the wicked.
in the sky is your sustenance and all that you are promised.
And in heaven is your Sustenance, as (also) that which ye are promised.
And in heaven is your provision and also what you are being promised. dipnot 1
Your provision is in heaven – and what you are promised.
And in the heaven is your provision, and that which you are promised.
And in the sky is your provision and what you are promised.
Your sustenance is in the heavens, besides you shall have all that you are promised (-triumph and prosperity to the believers and warnings to disbelievers).
And in heaven is your provision, and that you are promised.
Your provision, as well as whatever is promised to you [destiny, talent, new discoveries, achievements, etc. ], is already decided in the heaven.
And in the heaven is your provision and that which ye are promised.
In the heaven is your provision, and what you are promised.
Your sustenance is in the heaven; and also that which ye are promised.
And in the heaven is your sustenance and that which you are promised.
And in the heaven is your provision and whatever you are promised.
And in the heaven is your providence and that which ye are promised;
There is in the heavens your sustenance, and whatever has been promised you.
And in heaven is [the source of] your sustenance [on earth] and [of] all that you are promised [for your life after death]:
In heaven is your sustenance and whatever you are promised.
And in the heaven is your provision, and what you are promised.
In the heaven is your provision, and everything that is promised to you.
And in the heaven is your provision and whatever you are promised.
And in the heaven is your provision — and what you are promised!
And in the heaven is all your providence and all that you are promised. (It is the Divine Laws that bestow upon you your physical and mental needs and promise you the just reward of your actions).
And in the heavens is (beautiful) provision, and (all) that which (you) are promised.
And in the heavens, there is your sustenance and all that you have been promised.
And in the heaven is your provision, and what you are promised.