Diyanet İşleri
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 19. ayet. وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller Zâriyât 15–23 3
(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
Geceleri pek az uyurlardı.
Seherlerde bağışlama dilerlerdi.
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. “Mallarında da” insanlardan bir şeyler isteyen muhtaç kimseler olan “dilenen ve dilenmeyen” ve onlardan bir şey istemeyen “yoksula ayırdıkları” farz ve müstehab olmak üzere “bir hak vardı.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onların mallarında gönüllü olarak isteyenler ve istemeyenler için maddi imkanlar bulamayanlara bir hak vardır.
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
"Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak)…
Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
(Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen kişiler için hak vardır. dipnot 1
servetlerinde, isteyebilen ve isteyemeyen muhtaçların da bir payı vardı.
ve sahip oldukları her şeyden, (yardım) isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı).
Onların mallarında talep eden ve sıkıntıda olan için bir hak vardı.
Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
İsteyenler ve yoksullar için de mallarından bir pay ayırmışlardı.
Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.
Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.
Mallarında dilenen ve yoksul için bir hak vardı.
Ve mallarında sail ve mahrum için bir hak vardı
Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Mallarından -istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Onların mallarında sailin ve (kemal-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen) yoksulun da bir hakkı vardı.
Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de bir hak vardır.
(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.
Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.
Onların mallarında, isteyen ve isteyemeyenin hakkı vardı dipnot 1 .
Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.
Onların mallarında isteyenler ve ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardır.
Onların mallarında isteyen ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardı.
İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.
And they apportioned a determinate share of their wealth to distribute among the needy who make requests for aid, and among those without the means of bare subsistence and among the faint souls past corporal toil.
giving a rightful share of their wealth to the beggar and the deprived.
And in their wealth and possessions (was remembered) the right of the (needy,) him who asked, and him who (for some reason) was prevented (from asking).
and in their wealth there was a rightful share for him who would ask and for the destitute. dipnot 1
And beggars and the destitute received a due share of their wealth.
And in their properties there was the right of the Sâ’il (the beggar who asks) and the Mahrûm (the poor who does not ask others)[1].
and there was a share in their wealth for the beggar and the deprived.
And in their wealth and belongings was a rightful share for those who asked (for help) and for those who could not.
and the beggar and the outcast had a share in their wealth.
And gave a part of their wealth to the needy ones (whether the latter asked for it or not) realizing that what they own is not completely theirs.
And in their wealth was what was due to him who asked, and him who was kept back from asking.
And in their money was a portion for the needy and the deprived.
And a due portion of their wealth was given unto him who asked, and unto him who was forbidden by shame to ask.
And in their wealth a portion was allotted for him who asked (the needy) and to him who was denied (the outcast, the deprived person or the one who could not ask).
And in their riches, the beggar and the dispossessed have what is truthfully their due.
And in their wealth the beggar and the outcast had due share.
In whose wealth the suppliant and the deprived had a share.
and [would assign] in all that they possessed a due share unto such as might ask [for help] and such as might suffer privation.
And in their wealth there was a rightful share ˹fulfilled˺ for the beggar and the poor.
An in their money was a portion for the beggar and the needy.
A portion of their money was set aside for the beggar and the needy.
And from their properties was [given] the right of the [needy] petitioner and the deprived.
And in their wealth was a due for the one who asked, and the one deprived.
And in their wealth was the Divine Right of the requester and the deprived (6:142).
And in their wealth and possessions (were remembered) the right of the (needy) he who asked and he who was prevented (from asking).
and in their wealth, there was a right for one who asks and for one who is deprived.
An in their money was a portion for the beggar and the needy.