Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 19. ayet

Zâriyât suresi, 19. ayet. وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.

Diyanet İşleri

Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 16–22 · surenin 19. ayeti / 60

Konu Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller Zâriyât 15–23 3

  1. Zâriyât 16

    (15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

  2. Zâriyât 17

    Geceleri pek az uyurlardı.

  3. Zâriyât 18

    Seherlerde bağışlama dilerlerdi.

  4. 19

    Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

  5. Zâriyât 20–21

    (20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?

  6. Zâriyât 22

    Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. “Mallarında da” insanlardan bir şeyler isteyen muhtaç kimseler olan “dilenen ve dilenmeyen” ve onlardan bir şey istemeyen “yoksula ayırdıkları” farz ve müstehab olmak üzere “bir hak vardı.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların mallarında gönüllü olarak isteyenler ve istemeyenler için maddi imkanlar bulamayanlara bir hak vardır.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَفِىٓ ve fi vardı
  2. أَمْوَٰلِهِمْ emvalihim mallarında kök: مول
  3. حَقٌّۭ hakkun bir hak kök: حقق
  4. لِّلسَّآئِلِ lissaili dilenci için kök: سال
  5. وَٱلْمَحْرُومِ velmehrumi ve yoksul için kök: حرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    "Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak)…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

56 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen kişiler için hak vardır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Me‘âric 70:24.

Mustafa İslamoğlu

servetlerinde, isteyebilen ve isteyemeyen muhtaçların da bir payı vardı.

Muhammed Esed

ve sahip oldukları her şeyden, (yardım) isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı).

Ahmed Hulusi

Onların mallarında talep eden ve sıkıntıda olan için bir hak vardı.

Ali Bulaç

Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.

Ali Özek ve heyeti

Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

Ali Rıza Safa

İsteyenler ve yoksullar için de mallarından bir pay ayırmışlardı.

Bayraktar Bayraklı

Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

Edip Yüksel

Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Mallarında dilenen ve yoksul için bir hak vardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve mallarında sail ve mahrum için bir hak vardı

Erhan Aktaş

Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mallarından -istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.

Gültekin Onan

Onların mallarında dilenip isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.

Hasan Basri Çantay

Onların mallarında sailin ve (kemal-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen) yoksulun da bir hakkı vardı.

İbni Kesir

Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de bir hak vardır.

Mehmet Alagaş

(1-23) O tozutup savuranlara, ağırlıkları taşıyanlara, kolaylıkla akıp gidenlere / cereyan edenlere , i şleri taksim edenlere andolsun ki s ize vaad edilen kesinlikle doğrudur ve kesinlikle hesaplaşma / din ortaya konulacaktır / vaki olacaktır. Yörünge sahibi semaya yemin olsun ki kesinlikle sizler karşıt / aykırı / ihtilaflı söz ler içindesiniz. Ondan döndürülen döndürülür. Gebersin / katlolsun tahmin edenler, onlar sersemdirler / amratindeler ve yanılırlar / sehiv ederler. Sana hesap gününün zamanını sorarlar, o gün onlar ateşte denenecekler, fitnelerinizi / sınanmalarınızı tadın, işte, alelacele istediğiniz bu ydu. Muttakiler Rablerinin kendilerine vermiş olduklarıyla bahçelerde ve gözelerdedirler , Rablerinin kendilerine verdiklerini almış vaziyettedirler, k esinlikle onlar , bundan önce güzel davran anlardandılar, g eceleri az uyurlardı, seherlerde ise bağışlanma dilerlerdi , (Seher sihir aynı köktendir uykunun büyü lü etkisi ve sonra uyanış) mallarında dilenen / isteyen ve mahrum kalanlar için bir hak vardı, arzda ve kendilerinde, inananlar / kanaat getirenler için ayetler vardı, hâlâ görmüyor musunuz? Sema da size erzak ve size vaad edilen var , göğün ve yerin Rabbine and olsun ki kesinlikle O, tıpkı konuşmanız kadar gerçektir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.

Süleyman Ateş

Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.

Şaban Britch

Onların mallarında isteyenler ve ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardır.

Şaban Piriş

Onların mallarında isteyen ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardı.

Yaşar Nuri Öztürk

İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And they apportioned a determinate share of their wealth to distribute among the needy who make requests for aid, and among those without the means of bare subsistence and among the faint souls past corporal toil.

Abdul Haleem

giving a rightful share of their wealth to the beggar and the deprived.

Abdullah Yusuf Ali

And in their wealth and possessions (was remembered) the right of the (needy,) him who asked, and him who (for some reason) was prevented (from asking).

Abul A'la Maududi

and in their wealth there was a rightful share for him who would ask and for the destitute. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In other words, on the one hand, they recognized the right of their Lord and duly discharged it; on the other hand, they did not think that whatever Allah had given them, whether little or much, was wholly their own and their children’s right, but they had the sense that in their possessions there was the right and share of every such person who was indigent and needy. They did not render help to the people as a charity so as to earn their gratitude for the favor done, but they regarded it as the people’s right and discharged it as their own duty. Then their this service to mankind was not only confined to those who came to them for seeking help as beggars but anyone about whom they came to know that he had been left destitute, they would become anxious to render him necessary help of their own accord. There was no orphan who might have been left helpless, no widow who might have had no breadwinner, no disabled person who might be unable to earn a living, no one who might have lost his job, or whose taming might not be sufficing his needs, nobody who might have been hit by a calamity and might be unable to compensate for the loss by himself. In short, there was no needy one whose condition they might have known and yet might have withheld their help when they could have rendered him necessary help and support.

Aisha Bewley

And beggars and the destitute received a due share of their wealth.

Al-Hilali & Khan

And in their properties there was the right of the Sâ’il (the beggar who asks) and the Mahrûm (the poor who does not ask others)[1].

Ali Quli Qarai

and there was a share in their wealth for the beggar and the deprived.

Amatul Rahman Omar

And in their wealth and belongings was a rightful share for those who asked (for help) and for those who could not.

Arthur John Arberry

and the beggar and the outcast had a share in their wealth.

Bijan Moeinian

And gave a part of their wealth to the needy ones (whether the latter asked for it or not) realizing that what they own is not completely theirs.

E. Henry Palmer

And in their wealth was what was due to him who asked, and him who was kept back from asking.

Edip-Layth

And in their money was a portion for the needy and the deprived.

George Sale

And a due portion of their wealth was given unto him who asked, and unto him who was forbidden by shame to ask.

Hamid S. Aziz

And in their wealth a portion was allotted for him who asked (the needy) and to him who was denied (the outcast, the deprived person or the one who could not ask).

Mahmoud Ghali

And in their riches, the beggar and the dispossessed have what is truthfully their due.

Marmaduke Pickthall

And in their wealth the beggar and the outcast had due share.

Mohamed Ahmed - Samira

In whose wealth the suppliant and the deprived had a share.

Muhammad Asad

and [would assign] in all that they possessed a due share unto such as might ask [for help] and such as might suffer privation.

Mustafa Khattab

And in their wealth there was a rightful share ˹fulfilled˺ for the beggar and the poor.

Progressive Muslims

An in their money was a portion for the beggar and the needy.

Rashad Khalifa

A portion of their money was set aside for the beggar and the needy.

Sahih International

And from their properties was [given] the right of the [needy] petitioner and the deprived.

Sam Gerrans

And in their wealth was a due for the one who asked, and the one deprived.

Shabbir Ahmed

And in their wealth was the Divine Right of the requester and the deprived (6:142).

Syed Vickar Ahamed

And in their wealth and possessions (were remembered) the right of the (needy) he who asked and he who was prevented (from asking).

Taqi Usmani

and in their wealth, there was a right for one who asks and for one who is deprived.

The Monotheist Group

An in their money was a portion for the beggar and the needy.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩