Diyanet İşleri
O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 50. ayet. فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
fefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.
O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Göğün kurulması; "Allah'a koşun" Zâriyât 47–51 3
Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.
Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.
Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
50. Yüce Allah, kullarını kendisinden korkmayı, kendisine yönelmeyi gerektiren ibret ve delilleri üzerinde dikkatle düşünmeye davet ettikten sonra bundan kastedilen hususu emretmektedir ki o da Yüce Allah’a ibadettir. Yani gizli olsun, açık olsun Allah’ın sevmediği ve hoşlanmadığı şeylerden, gizli olsun, açık olsun O’nun sevdiği şeylere kaçın. Cehaletten ilme, küfürden imana, isyandan itaate, gafletten zikre (O’nu anıp hatırlamaya) kaçın. Bunları eksiksiz olarak yerine getiren bir kimse, dini tamamen yerine getirmiş, korktuğu şeylerden uzak kalmış, bütün istek ve maksatlarını elde etmiş olur.
Yüce Allah’ın kendisine yönelişi “kaçış” diye adlandırması, O’ndan başkasına yönelişte her türlü tehlikenin, korkulacak ve hoşlanılmayacak şeylerin olması dolayısıyladır. Allah’a yönelişte ise her çeşit sevinç, güvenlik, neşe, mutluluk ve kurtuluş vardır. O nedenle kul, Allah’ın kaza ve kaderinden yine Allah’ın kaza ve kaderine kaçar. Korkulan her şeyden kaçılır, ancak Yüce Allah hariç. Çünkü O’ndan ne kadar korkulursa o kadar O’na kaçılır.
“Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” Allah’ın azabı ile sizi korkutup uyarıyorum ve benim korkutup uyarmam gâyet açıktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'a itaat ederek ve O'na karşı gelmekten sakınarak azabından mükâfatına kaçın. -Ey insanlar!- O'nun cezalandırmasından sizi sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.
Aynı kök: فرر (11 geçiş)
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…
Aynı kök: فرر (11 geçiş)
"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."
Aynı kök: فرر (11 geçiş)
Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da,…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah'a koşun! dipnot 1 Şüphesiz ki ben size O'ndan (gelmiş) apaçık bir uyarıcıyım.
Şu halde (de ki): "Allah'a kaçınız! Şüphe yok ki ben O'nun katından size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Böylece, (ey Muhammed, onlara söyle:) "(Sahte ve kötü olan her şeyden) Allah'a sığının! Gerçek şu ki ben, O'nun tarafından görevlendirilmiş açık bir uyarıcıyım!
"(Bedensellik dünyanızdan) Allah'a firar edin! Ben kesinlikle, O'ndan size apaçık bir uyarıcıyım!"
Öyleyse, Allah'a doğru (yönelip, şirkten ve bozulmalardan) kaçın. Gerçekten ben sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.
O halde Allah’a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
"Artık, Allah'a sığının! Aslında, ben, sizin için, O'nun tarafından apaçık bir uyarıcıyım!"
Artık hepiniz Allah'a koşunuz. Şüphesiz ben, sizin için O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Öyleyse ALLAH'a kaçınız. Ben, O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcıyım.
Öyleyse ALLAH'a kaçınız. Ben, O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcıyım.
"O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezirim
"O halde Allah'a sığının! Ben, sizin için O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
"O halde Allah'a sığının! Ben, sizin için O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
O halde Allah'a sığının! Ben, sizin için O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Öyleyse, Tanrı'ya doğru (yönelip, şirkten ve bozulmalardan) kaçın. Gerçekten ben sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.
O halde (Habibim, de ki:) "Hepiniz Allaha kaçın. Hakıykat, ben sizi On (un azabın) dan açıkça korkutan (bir peygamber) im".
Öyleyse Allah'a koşun. Doğrusu ben; size, O'ndan apaçık bir uyarıcıyım.
(47-60) Semayı kendi elimizle kubbe ettik / bina ettik, gerçekten biz genişleteniz , yeri de döşedik ne güzel döşeyicileriz , her şeyi eşli / zevceli yarattık ki böylelikle belki düşünürsünüz. Allah’a kaçın / firar edin, kesinlikle ben, O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım, Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin , kesinlikle ben O’ndan sizin için gelen apaçık bir uyarıcıyım. Onlardan öncekilere de gelen her bir Resul ’e bu şekilde sihirbaz yahut divane / mecnun dediler onu birbirlerine tavsiye mi ettiler ? Bilakis onlar taşkınlık eden bir kavimdir, o nlardan yüz çevir bundan dolayı sen kınanmayacaksın, Hatırlat muhakkak ki hatırlatma iman edenlere fayda sağlar , insanları ve cinleri ancak bana ibadet etmeleri için yarattım onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, Kesinlikle rızık verici Allah’tır, kuvvetlidir, sağlamdır / metindir. Zalimlere tıpkı arkadaşlarının günahı gibi günah vardır, a cele etmesinler kafirlere vadedildikleri gün nedeniyle yazıklar olsun.
O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, size Onun katından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
"O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
Öyleyse (kurtuluş için) Allah'a kaçın dipnot 1 ! Ben onun tarafından size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım dipnot 2 .
"Öyleyse Allah'a (yoluna) koşun. Ben O'nun size gönderdiği doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.
O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, ondan size (gönderilen) apaçık uyarıcıyım.
-O halde Allah'a sığının, çünkü ben, ondan size (gönderilen) apaçık uyarıcıyım.
O halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
"Therefore, " says the Messenger, " you people have no end to serve but the truth; hasten then to Allah and resort to Him. He is the only guide to the path of safety and righteousness, and He sent me to be a spectacle and a warning to you all".
[So, say to them, Prophet], ‘Quickly, turn to God- I am sent by Him to give you clear warning-
Hasten ye then (at once) to Allah: I am from Him a Warner to you, clear and open!
Flee, therefore, to Allah. Surely I am a clear warner to you from Him;
So flee to Allah. Truly I bring you a clear warning from Him.
So flee to Allâh (from His Torment to His Mercy - Islâmic Monotheism). Verily, I (Muhammad صلى الله عليه وسلم) am a plain warner to you from Him.[1]
[Say, ] ‘So flee toward Allah. Indeed I am a manifest warner to you from Him.
Therefore (say to them), `Wing your way to Allâh. Verily, I am a plain Warner to you from Him.
Therefore flee unto God! I am a clear warner from Him to you.
Tell them: "Take refuge in God; I (Mohammad) am sent to you as His Warner. "
Flee then to God; verily, I am a plain warner from Him to you!
So escape to God. I am to you from Him a clear warner.
Fly, therefore, unto God; verily I am a public warner unto you, from Him.
Therefore flee unto Allah, surely I am a plain Warner to you from Him.
"So flee to Allah! Surely I am an evident, constant warner from Him to you.
Therefor flee unto Allah; lo! I am a plain warner unto you from him.
So turn to God. I give you a clear warning from Him.
And so, [O Muhammad, say unto them:] "Flee unto God [from all that is false and evil]! Verily, I am a plain warner to you from Him!
So ˹proclaim, O Prophet˺: "Flee to Allah! I am truly sent by Him with a clear warning to you.
So turn towards God. I am to you from Him a clear warner.
You shall escape to GOD. I am sent by Him to you as a manifest warner.
So flee to Allah. Indeed, I am to you from Him a clear warner.
“So flee to God! I am to you from Him a clear warner!
(Say), "Hence, Rush unto Allah! Behold, I am a plain Warner unto you from Him. " (To emphasize the urgency to do good in this unpredictable human life, the word 'say' in this verse is merged within 'Fafirru' = So, flee = Therefore, rush = Hence, go forth now).
So hasten you then (at once) to Allah: Verily, from Him, I am a Warner to you, clear and open!
So, flee to Allah. Indeed I am a plain warner sent by Him for you.
So turn towards God. I am to you from Him a clear warner.