Diyanet İşleri
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Abese suresi
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Âmâ gelince yüzün ekşitilmesi Abese 1–10 3
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
Sen, ona yöneliyorsun.
(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–10. ayetler için yazılmıştır.
1-2. “Yüzünü ekşitip” bedenini “çevirdi. Âmâ yanına geldi diye.”
3-4. Daha sonra o âmâya yönelmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurdu: “Ne biliyorsun belki de o” âmâ “arınacak” bayağı huylardan kurtulacak ve güzel huylarla bezenecek!
“Yahut da öğüt alacak da bu öğüt ona fayda verecek!” Kendisine faydalı olacak öğütleri alarak bu öğütlerden yararlanacak!
Bu ise büyük bir faydadır ve peygamberlerin gönderilmesinden, öğüt verenlerin öğütlerinden ve hatırlatanların hatırlatmalarından maksat da budur. O nednele ihtiyaç duyarak kendiliğinden senin yanına gelen ve sana yönelen kimseye yönelmen, daha uygundur ve bu, yerine getirilmesi gereken bir görevdir.
5-10. Soru sormayan, hayra arzu ve istekli olmadığı için sormaya gerek de görmeyen zengin kimseye yönelmene, bununla birlikte ondan daha önemli olanları terk edip ilgilenmemene gelince böyle bir şey sana yakışmaz. Çünkü onun arınmamasından dolayı sana bir vebal yoktur. Şayet o arınmazsa, onun yaptığı kötülüklerden dolayı sen hesaba çekilmeyeceksin.
Bu, şu meşhur kaideye delil teşkil etmektedir: “Muhtemel bir iş dolayısı ile gerçekleşeceği bilinen bir iş, muhtemel bir maslahat dolayısı ile de gerçekleşeceği kesin olan bir maslahat terk edilmez.”
Ayrıca ilim talep eden, ona ihtiyaç duyan ve buna özellikle gayret gösteren kimseyle başkalarından daha çok ilgilenmek gerekir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Veyahut senden duyduğu nasihatlerden öğüt alacak ve onlardan faydalanacaktı.
Aynı kök: نفع (50 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: نفع (50 geçiş)
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…
Aynı kök: نفع (50 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! dipnot 1
veya alacağı öğütün kendisine yarar sağlayacağını?
yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Yahut hatırlatılanı düşünecek de böylece o zikra (hatırlatma) kendisine fayda verecek!
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Veya öğüt alacak? Böylece, bu öğreti, ona yarar sağlayacak?
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Yahut da öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine faide verecek
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine faide verecekdi.
Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt ona fayda verecekti.
Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
ya da doğru bilgi edinecek dipnot 1 de o bilgi ona fayda verecek! dipnot 2
Veya bilgi edinecek dipnot 1 , o bilgi ona yarayacaktı?
Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
Or he might ponder what he learns and profit by it.
or taken note of something useful to him.
Or that he might receive admonition, and the teaching might profit him?
or he might be mindful and good counsel might avail him.
or reminded, and the reminder benefit him.
Or he might receive admonition, and the admonition might profit him?
or take admonition, and the admonition would benefit him!
Or that he might have paid heed to the admonition (that God has revealed to you) and this admonition would have done him good as well.
or yet remember, and the Reminder profit him.
…righteous person and what was your criterion to ignore him?
or may be mindful and the reminder profit him?
Or to remember, so the remembrance will benefit him?
or whether he shall be admonished, and the admonition shall profit him?
Or that he might become heedful so that the reminder should profit him?
Or that he would constantly remember, and the Reminding would profit him?
Or take heed and so the reminder might avail him?
Or be admonished, and the admonition profit him?
or have been reminded [of the truth], and helped by this reminder.
or he may be mindful, benefitting from the reminder.
Or to remember, so the remembrance will benefit him
Or he may take heed, and benefit from the message.
Or be reminded and the remembrance would benefit him?
Or take heed, and the reminder benefit him?
Or that he be enlightened and the Reminder might benefit him?
Or that he may receive guidance and the teachings that might profit him?
or have received the advice, and the advice would have benefited him.
Or to remember, so the remembrance will benefit him?