Diyanet İşleri
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
80. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
en câehü-l'a`mâ.
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
emmâ meni-stagnâ.
Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
feente lehû teṣaddâ.
Sen, ona yöneliyorsun.
Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
veemmâ men câeke yes`â.
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ
vehüve yaḫşâ.
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
feente `anhü telehhâ.
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
Abese suresi, 11. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
kellâ innehâ teẕkirah.
Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.
Abese suresi, 12. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Dileyen ondan öğüt alır.
Abese suresi, 13. ayet. فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
fî ṣuḥufim mükerrameh.
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 14. ayet. مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ
merfû`atim müṭahherah.
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 15. ayet. بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
bieydî seferah.
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 16. ayet. كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ
kirâmim berarah.
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Abese suresi, 17. ayet. قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!
Abese suresi, 18. ayet. مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
Allah, onu hangi şeyden yarattı?
Abese suresi, 19. ayet. مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.
Abese suresi, 20. ayet. ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
ŝümme-ssebîle yesserah.
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Abese suresi, 21. ayet. ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
ŝümme emâtehû feaḳberah.
Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
Abese suresi, 22. ayet. ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
Sonra, dilediği vakit onu diriltir.
Abese suresi, 23. ayet. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)
Abese suresi, 24. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Abese suresi, 25. ayet. أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
Abese suresi, 26. ayet. ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!
Abese suresi, 27. ayet. فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese suresi, 28. ayet. وَعِنَبًا وَقَضْبًا
ve`inebev veḳaḍbâ.
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese suresi, 29. ayet. وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
vezeytûnev venaḫlâ.
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese suresi, 30. ayet. وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
veḥadâiḳa gulbâ.
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese suresi, 31. ayet. وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا
vefâkihetev veebbâ.
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese suresi, 32. ayet. مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese suresi, 33. ayet. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Abese suresi, 34. ayet. يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Abese suresi, 35. ayet. وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
veümmihî veebîh.
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Abese suresi, 36. ayet. وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
veṣâḥibetihî vebenîh.
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Abese suresi, 37. ayet. لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
Abese suresi, 38. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
Abese suresi, 39. ayet. ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
ḍâḥiketüm müstebşirah.
Gülerler, sevinirler.
Abese suresi, 40. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
Abese suresi, 41. ayet. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
terheḳuhâ ḳaterah.
Onları bir siyahlık bürür.
Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.