Diyanet İşleri
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
Ahkâf suresi
Ahkâf suresi, 19. ayet. وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
veliküllin deracâtüm mimmâ `amilû. veliyüveffiyehüm a`mâlehüm vehüm lâ yużlemûn.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Anne babaya iyilik ve iki tip evlat Ahkâf 15–20 3
İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.
Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.
Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. İster hayır ehlinden, ister şer ehlinden olsun “Herkesin, işlediklerine göre dereceleri vardır.” Herkes, hayır ve şerden işlediklerine uygun bir mertebede olacaktır. Âhiretteki konumları, amellerine göre olacaktır. Bundan dolayı devamla şöyle buyurmaktadır: “Böylece Allah, kendilerine amellerinin karşılığını tastamam verir ve onlar zulme uğratılmazlar.” Yani kötülüklerine herhangi bir ekleme yapılmaksızın, iyilikleri de eksiltilmeksizin amellerinin karşılığını verir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Her iki grup için de -bir grup cennette ve bir grup da cehennemde olmak üzere- amellerine göre dereceleri vardır. Cennet ehli kimselerin dereceleri yüksektir. cehennem ehlinin ise alt dereceleri vardır. Bu da Allah Teâlâ'nın yaptıklarının karşılığını kendilerine tam olarak vermesi içindir. Kıyamet günü onlar iyiliklerinin eksiltilmesi ile yahut da kötülüklerinin artırılmasıyla zulme uğratılmazlar.
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. dipnot 1 Sonunda (Allah) onlara yaptıklarının (karşılığını) verecektir; onlara haksızlık edilmeyecektir.
Her birinin yaptıklarıyla uyumlu bir derecesi bulunacaktır: sonuçta onlar yaptıklarının karşılığını eksiksiz alacaklar ve kendilerine asla haksızlık edilmeyecektir.
(öteki dünyada) onların tümü, yaptıkları (iyi veya kötü) şeylere göre tesbit edilmiş bir dereceye sahip olacaklardır; ve böylece Allah, onların yaptıklarının karşılığını tam olarak ödeyecek ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Her birinin, yaptığı amellerinden (oluşan) dereceleri vardır. Ta ki onlar, haksızlığa uğratılmaksızın amellerinin karşılığını tam görsünler.
Her biri için yaptıklarından dolayı dereceler vardır; öyle ki amelleri kendilerine eksiksizce ödensin ve onlar zulme de uğratılmazlar.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
Ve her birinin, yaptıklarına göre değişik konumları vardır. Yaptıklarının karşılığı tümüyle verilir; onlara haksızlık yapılmaz.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah onlara, yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
Her biri için, yaptıklarına göre dereceler vardır. Yaptıklarının karşılığı, haksızlık edilmeden tam verilir.
Her biri için, yaptıklarına göre dereceler vardır. Yaptıklarının karşılığı, haksızlık edilmeden tam verilir.
Her birine yaptıklarına göre dereceler vardır. Bu da hiç hakları yenmeyerek bütün yaptıklarını kendilerine tamamen ödemek içindir.
Her biri için de yaptıkları amellerden dereceler vardır, bu da hiç hakları yenmiyerek bütün amellerini kendilerine temamen ödemek içindir
Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.
Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.
Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.
Her biri için yaptıklarından dolayı dereceler vardır; öyle ki amelleri kendilerine eksiksizce ödensin ve onlar zulme de uğratılmazlar.
Herkesin yapdıklarına göre dereceleri (mertebeleri) vardır. (Bu da) kendilerine hiçbir haksızlık edilmeyerek amelleri (nin karşılığını) onlara tamamen ödemek içindir.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Ve kendilerine zulmedilmez.
(7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.
Herkesin, yaptıklarına göre dereceleri vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir ve kendilerine zulmedilmez.
Her birinin (inananların ve inanmayanların) yaptıkları işlerden dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını tam verir; kendilerine hiç haksızlık edilmez.
Herkesin yaptığı işe göre dereceleri vardır dipnot 1 . Bu, (Allah'ın) onlara, yaptıklarının karşılığını tam olarak vermesi içindir. Onlara haksızlık yapılmayacaktır.
Herkesin yaptıkları işlere göre alacağı dereceler vardır. Bu, yaptıklarının tam karşılığını vermek içindir. Kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Yaptıklarından dolayı hepsinin dereceleri vardır. Zulme/haksızlığa uğratılmadan, yaptıkları kendilerine tam olarak verilir.
Yaptıklarından dolayı hepsinin dereceleri vardır. Hiç haksızlığa uğratılmadan, yaptıkları kendilerine ödenmiştir.
Herbirinin, yapıp ettiklerinden dereceleri vardır. Amellerinin karşılığı eksiksiz verilecektir, hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.
There are grades for all; grades of appreciation and grades of depreciation; grades commensurate with the deeds, for Allah is vigilant; He pays the equivalent and no one will be wronged.
Everyone will be ranked according to their deeds and God will repay them in full for what they have done: they will not be wronged.
And to all are (assigned) degrees according to the deeds which they (have done), and in order that (Allah) may recompense their deeds, and no injustice be done to them.
Of these all have ranks according to their deeds so that Allah may fully recompense them for their deeds. They shall not be wronged. dipnot 1
Everyone will be ranked according to what they did. We will pay them in full for their actions and they will not be wronged.
And for all, there will be degrees according to that which they did, that He (Allâh) may recompense them in full for their deeds. And they will not be wronged.
For each [person] there will be degrees [of merit] pertaining to what he has done, that He may recompense them fully for their works, and they will not be wronged.
And all shall have positions and grades (with their Lord) according to the worth of their deeds; and (it shall be so) that He may repay them fully for their deeds and that they may not be treated unjustly.
All shall have their degrees, according to what they have wrought, and that He may pay them in full for their works, and they not being wronged.
The severity of their punishment depends upon the severity of their deeds. God will render full justice.
and for all are degrees of what they have done, so that He may repay them their works, and they shall not be wronged.
To each will be degrees according to what they did; He will recompense them and they will not be wronged.
For every one is prepared a certain degree of happiness or misery, according to that which they shall have wrought; that God may recompense them for their works: And they shall not be treated unjustly.
And for all are degrees according to what they did, and that He may pay them back fully their deeds and they shall not be wronged.
And all will have degrees for what they have done and that He may pay them in full for their deeds, and they will not be done any injustice.
And for all there will be ranks from what they do, that He may pay them for their deeds; and they will not be wronged.
Each will have a position in accordance with his deeds; and no wrong will be done to them.
for, [in the life to come,] all shall have their degrees in accordance with whatever [good or evil] they did: and so, He will repay them in full for their doings, and none shall be wronged.
Each ˹of the two groups˺ will be ranked according to what they have done so He may fully reward all. And none will be wronged.
And to each will be degrees according to what they did, and He will recompense them and they will not be wronged.
They all attain the ranks they have deserved, in accordance with their works. He will pay them for their works, without the least injustice.
And for all there are degrees [of reward and punishment] for what they have done, and [it is] so that He may fully compensate them for their deeds, and they will not be wronged.
And for all are degrees for what they did, and that He might repay them in full for their deeds; and they will not be wronged.
And for all there will be ranks according to what they did that He may recompense their actions. And none shall be wronged.
And to all are (given) grades according to the actions which they (have done), and in order that (Allah) may pay back for their actions, and no injustice may be done to them.
For each (of these two groups) there are (different) ranks because of what they did, and so that He may repay them in full for their deeds; and they will not be wronged.
And to each will be degrees according to what they did, and He will recompense them and they will not be wronged.