Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 22. ayet

Ahkâf suresi, 22. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

ḳâlû eci'tenâ lite'fikenâ `an âlihetinâ. fe'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 19–25 · surenin 22. ayeti / 35
  1. Ahkâf 19

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

  2. Ahkâf 20

    İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

  3. Ahkâf 21

    Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.

  4. 22

    Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

  5. Ahkâf 23

    Hud, "(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum" dedi.

  6. Ahkâf 24

    O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgardır" dedi.

  7. Ahkâf 25

    "O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hale geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

22. “Dediler ki: Sen bizi ilâhlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin?” Yani senin tek maksadın, kendileri sebebiyle bizi kıskandığın ilâhlarımızdan yüz çevirmemizi sağlamaktır. Yoksa senin hak diye getirdiğin bir şey yoktur.

“O halde (iddialarında) doğru söyliyorsan bizi kendisi ile tehdit ettiğin” azabı “getir (de görelim)!” Bu ise cehalet ve inadın en ileri derecesidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmi ona şöyle dedi: "Sen, bizi ilahlarımıza ibadet etmekten uzaklaştırmak için mi geldin? Bunu asla yapamazsın! Eğer iddia ettiğin şeyde doğru söyleyenlerden isen, kendisi ile korkuttuğun azabı bize getir."

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوٓا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. أَجِئْتَنَا eci'tena sen geldin mi? kök: جيا
  3. لِتَأْفِكَنَا lite'fikena bizi çevirmek için kök: افك
  4. عَنْ an -dan
  5. ءَالِهَتِنَا alihetina tanrılarımız- kök: اله
  6. فَأْتِنَا fe'tina o halde bize getir kök: اتي
  7. بِمَا bima şeyi
  8. تَعِدُنَآ teiduna bizi tehdidettiğin kök: وعد
  9. إِن in eğer
  10. كُنتَ kunte isen kök: كون
  11. مِنَ mine -dan
  12. ٱلصَّـٰدِقِينَ s-sadikine doğrular- kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd · Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur.…

  • Aynı kıssa: Hz. Hûd

    Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

  • Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O'ndan) nasıl…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) "Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? dipnot 1 Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize (başımıza) getir!" dipnot 2 demişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada geçen [te'fike] fiili "çevirmek", "döndürmek", "alıkoymak", "vazgeçirmek", "soğutmak" gibi anlamlar içermekte, inkarcı taklitçilerin atalar dininden ayrılmama kararlılığını içermektedir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:70; Yûnus 10:78.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:70, 77; Enfâl 8:32; Hûd 11:32; ‘Ankebût 29:29.

Mustafa İslamoğlu

Onlar da: "Sen bizi ilahlarımızdan soğutmak için mi geldin? Eğer sözüne sadıksan, haydi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.

Muhammed Esed

Onlar, "Sen," dediler, "Bizi tanrılarımızdan soğutup vazgeçirmek için mi geldin? Öyleyse, eğer hakikat erbabı isen, bizi tehdit edip durduğun şu (akibeti) gerçekleştir bakalım!"

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Tanrılarımızdan döndürmek için mi bize geldin? Eğer sadıklardansan, kendisiyle tehdit ettiğini bize getir!"

Ali Bulaç

Dediler ki: "Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir."

Ali Özek ve heyeti

«Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir.» dediler.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Bizi, tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Bize gözdağı verdiğin şeyi artık getir; eğer doğruyu söylüyorsan?"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan haydi, uyardığın azabı getir!" dediler.

Edip Yüksel

"Bizi tanrılarımızdan saptırmak için mi bize geldin? Doğru sözlü isen bize söz verdiğini getir bakalım" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bizi tanrılarımızdan saptırmak için mi bize geldin? Doğru sözlü isen bize söz verdiğini getir bakalım,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir bize, o tehdit edip durduğun o azabı; eğer doğru söyleyenlerden isen!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, dediler: bizi ma'budlarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir! O bize va'd edib durduğun azabı sadıklardan isen.

Erhan Aktaş

"Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sen bizi ilahlarımızdan dipnot 1 vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 44:8. Ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi dipnot 1 hemen getir." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Azabı.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Sen, bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir."

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Sen bize, bizi Tanrılarımız (a tapmak) dan döndürmen için mi geldin? öyleyse bizi tehdid etmekde olduğun şey'i, eğer (iddianda) doğru söyleyenlerdensen, getir bize".

İbni Kesir

Onlar da: Sen, bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen; haydi taehdit ettiğin şeyi başımıza getir, demişlerdi.

Mehmet Alagaş

(21-28) Ad'ın kardeşini hatırla, bir vakit Ahkâf da ki (kumlu bölge) kavmini uyarmıştı, Ondan önce de sonra da uyarıcılar gelmiş geçmişti, sadece Allah'a ibadet edin , size çok büyük bir azap gününün gelmesinden korkuyorum demişti , onlarda dediler ki sen bizim ilahlarımıza kara çalmak / ifk için mi geldin? Eğer doğru sözlü isen / sözüne sadık isen vaadettiğin şeyi getir. Dedi ki Onun ilmi / bilgisi Allah yanındadır, ben gönderildiğim şeyle sizi bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum , lakin sizi cahil bir toplum olarak görüyorum. Vaktaki bir bulutu / ârizi vadilerinin üzerinden kendilerine doğru geldiğini görünce, dediler ki bu bize yağmur yağdıracak bulut , bilakis o, kendisini acele istediğiniz şeydir , içinde rüzgâr vardır içinde acıtıcı bir azap vardır , Rabbinin emri ile her şeyi tarumar eder / dumura uğratır. Meskenleri hariç, hiçbir şey görünür halde değildi , bu şekilde sabahladılar, suçlu kavmi işte böyle cezalandırırız. Kesin olan şu ki, biz onlara öyle imkanlar vermiştik ki size o imkanları vermedik , onlara işitme, görme ve kalpler verdik , işitmeleri, görmeleri ve de kalpleri onlara hiçbir fayda vermedi, Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlardı / mücahede ediyorlardı, alay ettikleri onları sarıp sarmaladı / haaqa etti. Kesin olan şu ki e trafınızda ki memleketlerden nicelerini helak et tik, ayetleri elimizden çıkardık / sarf ettik, böylelikle belki geri dönerler. Allahtan başka edindikleri, kendilerine yakın gördükleri ilahları, onları kurtarsaydı ya, fakat onlardan saptılar, işte bu, onların iftira edip durdukları kara çalmalarıdır / ifkleridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar da: "Bizi, ilahlarımızdan döndürmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi haydi bize getir." demişlerdi.

Süleyman Ateş

Dediler: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi bize getir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sen bizi ilahlarımızdan çevirmeye mi geldin? Söylediğin doğruysa tehdidini hemen yerine getir!" dediler.

Şaban Britch

Onlar da: Bizi ilahlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettiğin şeyi, demişlerdi.

Şaban Piriş

Onlar da: -Bizi ilahlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettiğin şeyi! demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Sen bizi, tanrılarımızdan yüz geri etmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

His people -the 'Adites- said to him: " Have you come to us to induce us to forsake our gods; " " bring about what you have promised us if indeed you are declaring the truth. "

Abdul Haleem

but they said, ‘Have you come to turn us away from our gods? If what you say is true, bring down that punishment you threaten us with!’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Hast thou come in order to turn us aside from our gods? Then bring upon us the (calamity) with which thou dost threaten us, if thou art telling the truth?"

Abul A'la Maududi

They said: "Have you come to us to turn us away from our gods? Then, bring upon us the scourge that you threaten us with. Do so if you are truthful."

Aisha Bewley

They said, ‘Have you come to us to divert us from our gods? Bring us what you have promised us if you are telling the truth. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "Have you come to turn us away from our âlihah (gods)? Then bring us that with which you threaten us, if you are one of the truthful!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘Have you come to turn us away from our gods? Then bring us what you threaten us with, should you be truthful.

Amatul Rahman Omar

They said, `Have you come to us to seduce us and turn us away from our gods. Bring down on us (the punishment) you threaten us with, if indeed you are of the truthful.'

Arthur John Arberry

They said, 'What, hast thou come to pervert us from our gods? Then bring us that thou promisest us, if indeed thou speakest truly. '

Bijan Moeinian

They replied: "Do you want to take away our gods [our style of life]. Go ahead; bring upon us the punishment that you are talking so much about."

E. Henry Palmer

They said, 'Hast thou come to us to turn us from our gods? then bring us what thou dost threaten us with, if thou art of those who speak the truth!'

Edip-Layth

They said, "Have you come to us to divert us away from our gods? Then bring us what you are promising us, if you are truthful!"

George Sale

They answered, art thou come unto us that thou mayest turn us aside from the worship of our gods? Bring on us now the punishment with which thou threatenest us, if thou art a man of veracity.

Hamid S. Aziz

They said, "Have you come to us to turn us away from our gods; then bring upon us that wherewith you threaten us, if you are of the truthful.

Mahmoud Ghali

They said, "Have you come to us to falsely (diverge) us from our gods? Then come up to us with (i. e., bring us) what you promise us, in case you are of the sincere."

Marmaduke Pickthall

They said: Hast come to turn us away from our gods? Then bring upon us that wherewith thou threatenest us, if thou art of the truthful.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "Have you come to turn us away from our gods? Then bring upon us what you predict for us, if you are a man of truth. "

Muhammad Asad

They answered: "Hast thou come to seduce us away from our gods? Bring, then, upon us that [doom] with which thou threaten us, if thou art a man of truth!"

Mustafa Khattab

They argued, "Have you come to turn us away from our gods? Bring us then whatever you threaten us with, if what you say is true."

Progressive Muslims

They said: "Have you come to us to divert us away from our gods Then bring us what you are promising us, if you are truthful!"

Rashad Khalifa

They said, "Did you come to divert us from our gods? We challenge you to bring (the retribution) you threaten, if you are truthful."

Sahih International

They said, "Have you come to delude us away from our gods? Then bring us what you promise us, if you should be of the truthful. "

Sam Gerrans

They said: “Hast thou come to us to delude us away from our gods? Then bring thou us what thou promisest us, if thou be of the truthful.”

Shabbir Ahmed

They answered, "Have you come to turn us away from our gods?" Bring, then, upon us that with which you threaten us if you are a man of truth. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Have you come to turn us away from our gods? Then bring upon us the (penalty) with which you threaten us, if you are telling the truth!"

Taqi Usmani

They said, "Have you come to make us deviate from our gods? So bring us that with which you are threatening us, if you are truthful."

The Monotheist Group

They said: "Have you come to us to divert us away from our gods? Then bring us what you are promising us, if you are truthful!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩