Diyanet İşleri
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
Ahkâf suresi
Ahkâf suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ
ülâike-lleẕîne ḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Anne babaya iyilik ve iki tip evlat Ahkâf 15–20 3
Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: "Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım."
İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.
Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. “İşte bunlar” bu çirkin hale sahip olanlar “kendilerinden önce gelip geçen cinlerden ve insanlardan oluşan (kafir) ümmetler arasına dahil olarak” bunlar, onların sellerine kapılacak, onların tufanlarında boğulacaklardır “aleyhlerinde” küfür ve yalanlamalarının cezası olarak azap edilmelerine dair “söz hak olmuş kimselerdir.”
“Şüphesiz onlar, hüsrana uğramış olanlardır.” Hüsran, insanın sermayesini kaybetmesidir. Sermayenin kaybedilmesi halinde kârın kaybedilmesi öncelikle söz konusudur.
İşte bunlar da iman etme fırsatını kaybettikleri gibi hiçbir nimete nail olamayacaklar, cehennem azabından da kurtulamayacaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte onlar; cinlerden ve insanlardan olup haklarında azabın gerçekleştiği kendilerinden önce gelip geçmiş hüsrana uğramış toplumlar arasındadırlar. Şüphesiz onlar, ateşe girişleriyle kendi nefislerini ve ailelerini ziyana uğratan kimselerdir.
Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce…
Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü)…
Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
(1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve…
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Cennet
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte onlar, kendilerinden önce geçen cinler ve insanlardan oluşan ümmetler hakkında (uygulanacak azap) sözü kendileri için de gerçekleşmiş olanlardır. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar kaybedenlerdi.
İşte onlar, haklarında ilahi yasanın gerçekleştiği kimselerdir; kendilerinden önce geçip gitmiş görünür görünmez-bilinir bilinmez iradeli varlıklara dahil olmuşlardır: Şüphesiz kaybeden de onlar olacaktır.
İşte bunlar, kendilerinden önce geçip gitmiş (öteki günahkar) insanlar ve görünmeyen varlıklar toplulukları ile birlikte (yok olup gitme) cezasına çarptırılacak olanlardır. Onlar, kesinlikle kaybedenlerden olacaktır.
İşte bunlar, cin ve insten, onlardan önce gelip - geçmiş ümmetler hakkındaki azap hükmü, bunlar aleyhine de gerçekleşecek kimselerdir. . . Muhakkak ki onlar hüsrana uğrayanlardı.
İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.
İşte, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları için gerçekleşen söz, onlar için de geçerli oldu. Aslında, yitime uğrayanlar onlardır.
İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.
Bu gibiler, gelip geçmiş cin ve insan toplumları arasında azap sözünü haketmiş kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir.
Bu gibiler, gelip geçmiş cin ve insan toplumları arasında azap sözünü haketmiş kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir.
İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce geçen ümmetler içinde haklarında (azap) söz(ü) hak olmuş olan kimselerdir.Çünkü bunlar, hep hüsrana mahkum olmuşlardır.
İşte bunlar İns-ü Cinden önlerinde geçen ümmetler içinde üzerlerine söz hakk olmuş olan kimselerdir, çünkü bunlar hep husrana mahkum olmuşlardır
İşte onlar ki, Cinn ve insten, dipnot 1 kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz dipnot 2 " üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
İşte onlar ki, Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz" dipnot 2 üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
İşte onlar ki, kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin dipnot 1 ve ins dipnot 1 toplumlarında aleyhlerinde "sözü" dipnot 2 hak etmiş kimselerdir. Kuşkusuz onlar, hüsranda olanlardır.
İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.
İşte o (ve benzerleri) cinden ve insandan kendilerinden evvel gelib geçen ümmetler arasında, üzerlerine (azab) söz (ü) hak olmuş (kimseler) dir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır.
İşte onlar; kendilerinden önce cinnlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde üzerlerine söz hak olmuş kimselerdir. Doğrusu onlar, hüsrana uğrayanlardandırlar.
(7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.
İşte onlar; cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.
İşte onlar da kendilerine (azab) söz(ü) gerekli olmuş kimselerdir. Kendilerinden önce geçen cin ve insan toplulukları arasında (azabın içinde) bulunacaklardır. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.
Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları hakkında gerçekleşmiş olan o söz /cezalandırma sözü, bunlar için de gerçekleşecek. Çünkü bunlar hüsrana uğrayanlardır dipnot 1 ."
Bu gibiler, daha önce gelip geçmiş insan ve cin toplumları içinden şu sözü hak edenlerdir: "Onlar kaybetmişlerdir." İşte bu kişi (bu gerçeğe masal diyen) gibi, daha önce gelmiş insan ve cin toplumlarından olanlar, (tehdit edildikleri şey) başlarına gelince o sözün gerçek olduğunu anladılar ve elbette kaybedenlere dönüştüler.
İşte onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.
İşte onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) hükmü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.
İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar, hüsrana uğrayanlardır.
Such persons among preceding generations of the Jinn and mankind were born to it; it was their destiny to suffer loss and such destiny has been fulfilled
The verdict has been passed on such people, along with all the communities that went before them, jinn and human: they are lost.
Such are they against whom is proved the sentence among the previous generations of Jinns and men, that have passed away; for they will be (utterly) lost.
It is against such that Allah's sentence (of punishment) has become due. They will join the communities of humans and jinn that have preceded them. Verily all of them will court utter loss. dipnot 1
Those are people of whom the statement about the nations, both of jinn and men, who passed away before them, has also proved true; truly they were the lost.
They are those against whom the Word (of torment) is justified among the previous generations of jinn and mankind that have passed away. Verily, they are ever the losers.
Such are the ones against whom the word became due concerning the nations that have passed away before them of jinn and humans. They were indeed the losers.
Such are the people against whom the sentence of punishment becomes due along with the communities of the jinn (- houghty) and (ordinary) people that preceded them. Of course, they were the losers.
such men are they against whom has been realized the Word concerning nations that passed away before them, men and jinn alike; they were losers.
Disbelieving men and extra-terrestrials (Jinns) with such an attitude are already sentenced to punishment. Indeed they are the losers.
There are those against whom the sentence was due amongst the nations who have passed away before them of ginns and men; verily, they have been the losers;
These are the ones against whom the retribution has been deserved in nations who had come before them of humans and Jinn; they are the losers.
These are they whom the sentence passed on the nations which have been before them, of genii and of men, justly fitteth: They shall surely perish.
These are they against whom the word has proved true among nations of the jinn and mankind that have already passed away before them; surely they are losers.
Those are they against whom the Saying has come true among nations that already passed away even before them, of the jinn and humankind (alike); surely they were losers.
Such are those on whom the Word concerning nations of the jinn and mankind which have passed away before them hath effect. Lo! they are the losers.
They are those on whom the sentence of God would be justified as on communities of jinns and men before them. They will surely perish.
It is [such as] these upon whom the sentence [of doom] will fall due, together with the [other sinful] communities of invisible beings and humans that have passed away before their time. Verily, they will be lost:
These are the ones against whom the fate of earlier communities of jinn and humans has been justified, ˹for˺ they were truly losers.
These are the ones against whom the retribution has been deserved in nations who had come before them of humans and Jinn; they are the losers.
Such are the ones stamped as disbelievers among every generation of jinns and humans; they are losers.
Those are the ones upon whom the word has come into effect, [who will be] among nations which had passed on before them of jinn and men. Indeed, they [all] were losers.
Those are they upon whom the word concerning the communities of the domini and the servi which passed away before them became binding; they were losers.
Such are the ones against whom the Word came to pass among the previous generations of the rural and the urban. Verily, they will be lost!
They are those (persons) against whom is given the sentence among the earlier generations of jinns' and men, that have passed away; Surely, they will be (totally) lost.
Such are the people on whom the word (of punishment) has come true along with the communities of the Jinn and the humans that have passed before them. Surely they were losers.
These are the ones against whom the retribution has been deserved in nations who had come before them of mankind and Jinn; they are the losers.