Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 16. ayet

Ahkâf suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلْجَنَّةِ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

ülâike-lleẕîne neteḳabbelü `anhüm aḥsene mâ `amilû venetecâvezü `an seyyiâtihim fî aṣḥâbi-lcenneh. va`de-ṣṣidḳi-lleẕî kânû yû`adûn.

Diyanet İşleri

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 13–19 · surenin 16. ayeti / 35

Konu Anne babaya iyilik ve iki tip evlat Ahkâf 15–20 3

  1. Ahkâf 13

    "Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.

  2. Ahkâf 14

    Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

  3. Ahkâf 15

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: "Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım."

  4. 16

    İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

  5. Ahkâf 17

    Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.

  6. Ahkâf 18

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.

  7. Ahkâf 19

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. “İşte bunlar” yani nitelikleri anılan bu kimseler, “yaptıklarının en güzelini” yani itaatlerini, zira onlar itaat olmayan başka ameller de işlerler “kabul ettiğimiz ve kötülüklerini affedip cennetlikler arasında kıldığımız kimselerdir.” Böylelikle onlar, hayra ve sevdikleri şeylere nail olmuş, kötülüklerden ve hoşlanmadıkları şeylerden de uzak kalmış kimseler olacaklardır.

“Bu, kendilerine vaat edilmiş gerçek bir sözdür.” Yani bizim onlara vermiş olduğumuz bu söz, asla sözünden caymayan ve söz verenlerin en doğru sözlüsü olanın sözüdür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte bunlar; işledikleri salih amellerinin en güzelini kabul ettiğimiz, günahlarını bağışladığımız ve kendilerini günahlarından dolayı azarlamadığımız kimselerdir. Bunlar; cennet ehli kimseler arasındadırlar. Bu vaat doğru bir vaattir ve kesinlikle gerçekleşecektir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike onlar
  2. ٱلَّذِينَ ellezine öyle kişilerdir ki
  3. نَتَقَبَّلُ netekabbelu kabul ederiz kök: قبل
  4. عَنْهُمْ anhum onlardan
  5. أَحْسَنَ ehsene en iyisini kök: حسن
  6. مَا ma
  7. عَمِلُوا۟ amilu yaptıklarının kök: عمل
  8. وَنَتَجَاوَزُ ve netecave zu ve geçeriz kök: جوز
  9. عَن an -nden
  10. سَيِّـَٔاتِهِمْ seyyiatihim onların kötülükleri- kök: سوا
  11. فِىٓ fi arasındadırlar
  12. أَصْحَـٰبِ eshabi halkı kök: صحب
  13. ٱلْجَنَّةِ ۖ l-cenneti cennet kök: جنن
  14. وَعْدَ vea'de sözdür kök: وعد
  15. ٱلصِّدْقِ s-sidki doğru kök: صدق
  16. ٱلَّذِى llezi
  17. كَانُوا۟ kanu olunan kök: كون
  18. يُوعَدُونَ yuadune kendilerine va'd kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جوز (5 geçiş)

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…

  • Aynı kök: جوز (5 geçiş)

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Musa! Onların kendilerine ait…

  • Aynı kök: جوز (5 geçiş)

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Cennet

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: İhsan · Ortak kavram: Cennet

    Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: İhsan · Ortak kavram: Cennet

    O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk) · Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk) · Ortak kavram: Cennet

    Onlar şöyle derler: "Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a mahsustur.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte, yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz dipnot 1 ve günahlarını bağışlayacağımız bu kişiler cennet halkı arasındadır. Bu, kendilerine verilen doğru bir söz olarak (böyledir).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Tevbe 9:121; Nahl 16:96, 97; Nûr 24:38; ‘Ankebût 29:7; Zümer 39:35.

Mustafa İslamoğlu

İşte bunlar, yaptıklarının en iyilerini kabul edip kötülüklerinin de üstünü çizeceğimiz kimselerdir: Verilmiş olan söze sadakatin bir gereği olarak, cennet ehli arasındaki yerlerini alacaklar.

Muhammed Esed

Onlar (öyle) kişilerdir ki, Biz yaptıklarının iyilerini kabul ederiz ve kötü fiillerini de görmezden geliriz; (onlar,) kendilerine (bu dünyada) verilen doğru sözün tutulmasıyla cennet sakinleri arasına katılacaklardır.

Ahmed Hulusi

İşte bunlar, cennet ehli içinde şu kimselerdir ki, onlardan yaptıklarının güzellerini geçerli kılar; kötülüklerinden vazgeçeriz. . . (Bu) vadedilmiş oldukları, sıdkın karşılığıdır!

Ali Bulaç

İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara va'dolunan doğru bir vaaddir.

Ali Özek ve heyeti

İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir sözdür.

Ali Rıza Safa

İşte onlar, yaptıklarının en güzelini geçerli sayacağımız ve kötülüklerini görmezden geleceğimiz cennetin yoldaşları arasındadır. Onlara sözü verilen, doğru bir sözdür.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerini bağışlarız; onlar cennet halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Edip Yüksel

İşlediklerinin en iyisini kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler bahçe halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözdür.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşlediklerinin en iyisini kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler cennet halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözdür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte kendilerinden yaptıklannın en güzelini kabul buyuracağımız ve günahlarını sileceğimiz bu kimseler, cennetlikler arasında seçkin kişilerdir. Bu, va'dolunmakta oldukları şaşmaz doğru va'd iledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar Eshabı Cennet içinde o mumtazlardır ki kendilerinden yaptıkları amellerin en güzelini kabullanacağız ve günahlarından geçeceğiz, bu şaşmaz doğru va'd iledir ki va'd olunmakta bulunuyorlar

Erhan Aktaş

Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

Gültekin Onan

İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara vaadolunan doğru bir vaaddir.

Hasan Basri Çantay

İşte bunlar —ki cennet yaranı içindedirler— işlediklerinin en güzel (ler) ini kabul edeceğimiz, günahlarından geçeceğimiz kimselerdir. (Bu), onların va'd olunageldikleri dosdoğru bir söz vermedir.

İbni Kesir

İşte bunlar, cennetliklerdendirler. Yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz ve kötülüklerinden vazgeçeceğimiz kimselerdir. Bu; onlara vaadolunan dosdoğru bir vaaddir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar o kimselerdir ki, onlardan işlediklerinin (amellerinin) en güzelini kabul ederiz, onların günahlarını bağışlarız. Onlar Cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen doğru bir vaaddir.

Süleyman Ateş

Onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerinden geçeriz, cennet halkı arasındadırlar. Bu, (dünyada) kendilerine söylenen doğru söz(ün gerçekleşmesi)dir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bunlar, kendilerine verilen söz gereği dipnot 1 , kabahatlerine bakmayıp yaptıklarının en güzelini esas alarak Cennet ahalisi arasına soktuğumuz kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah Teala'nın verdiği söz şu ayettedir: Size konan yasakların büyüklerinden kaçınırsanız kabahatlerinizi örter, sizi şerefli bir yere yerleştiririz. (Nisa 4/31)

Şaban Britch

İşte onlar, o kimselerdir ki, onlardan işlediklerinin en güzelini kabul ederiz, günahlarını bağışlarız. Onlar cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen doğru bir vaaddir.

Şaban Piriş

İşte onlar, yaptıklarını en iyi şekilde kabul ettiğimiz, günahlarını geçtiğimiz, cennet halkı içinde olanlardır. Kendilerine yapılan vaad, dosdoğru bir vaaddir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar, cennet halkı arasında o kimselerdir ki, yaptıklarının en güzelini kabul ederiz, çirkinliklerini görmezlikten geliriz. Bu onlara verilmiş olan şaşmaz vaattir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These are they whose best deeds will Allah count to them for righteousness, and ignore their wrong doings and quit them all His debt, and destine them to make abode in the beatitude of heaven: a Divine assurance of future blessing they have been promised.

Abdul Haleem

We accept from such people the best of what they do and We overlook their bad deeds. They will be among the people of Paradise- the true promise that has been given to them.

Abdullah Yusuf Ali

Such are they from whom We shall accept the best of their deeds and pass by their ill deeds: (They shall be) among the Companions of the Garden: a promise! of truth, which was made to them (in this life).

Abul A'la Maududi

Such are those from whom We accept their best deeds and whose evil deeds We overlook. dipnot 1 They will be among the people of Paradise in consonance with the true promise made to them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, their ranks in the Hereafter will be determined by the best deeds they would have done in the world, and their lapses and weaknesses and errors will be overlooked. It is just like a generous and appreciative master who determines the worth of his loyal and obedient servant not by the petty services that he renders but by some work of merit that he might accomplish or a feat of devotion and dedication that he might perform. He will not call his servant to account for his minor shortcomings and overlook his major services.

Aisha Bewley

Those are people whose best deeds will be accepted and whose wrong deeds will be overlooked. They are among the Companions of the Garden, in fulfilment of the true promise made to them.

Al-Hilali & Khan

They are those from whom We shall accept the best of their deeds and overlook their evil deeds. (They shall be) among the dwellers of Paradise - a promise of truth, which they have been promised.

Ali Quli Qarai

Such are the ones from whom We accept the best of what they do, and overlook their misdeeds, [who will be] among the inhabitants of paradise —a true promise which they had been given.

Amatul Rahman Omar

Such are the people the best of whose deeds We accept and reward, and whose evil deeds We pass over. (They shall be) among the owners of Paradise, (in fulfillment of) the true promise which was made to them.

Arthur John Arberry

Those are they from whom We shall accept the best of what they have done, and We shall pass over their evil deeds. They are among the inhabitants of Paradise -- the promise of the very truth, which they were promised.

Bijan Moeinian

I will accept such person’s good deed and cover his wrongdoings. Such person will inhabit in Paradise as I have truly promised.

E. Henry Palmer

There are those from whom we accept the best of what they have done, and we pass over their offences - amongst the fellows of Paradise; the promise of truth which they have been promised.

Edip-Layth

It is from these that We accept the best of their deeds, and We shall overlook their sins, among the dwellers of Paradise. This is the promise of truth that they had been promised.

George Sale

These are they from whom We accept the good work which they have wrought, and whose evil works We pass by; and they shall be among the inhabitants of paradise: This is a true promise, which they are promised in this world.

Hamid S. Aziz

These are they from whom We accept the best of what they have done and pass over their evil deeds; (they are) among the dwellers of the Garden; the promise of truth which they were promised.

Mahmoud Ghali

Those are they from whom We will (graciously) accept the fairest of what they have done, and We will pass over their odious deeds; (they will be) among the companions (i. e., inhabitants) of the Garden-the promise of sincerity which they were promised.

Marmaduke Pickthall

Those are they from whom We accept the best of what they do, and overlook their evil deeds. (They are) among the owners of the Garden. This is the true promise which they were promised (in the world).

Mohamed Ahmed - Samira

They are those from whom We accept the very best of what they have done, and overlook their faults. They will be among the inmates of Paradise: A true promise they have been made.

Muhammad Asad

It is [such as] these from whom We shall accept the best that they ever did, and whose bad deeds We shall overlook: [they will find themselves] among those who are destined for paradise, in fulfillment of the true promise which they were given [in this world].

Mustafa Khattab

It is from these ˹people˺ that We will accept the good they did, and overlook their misdeeds—along with the residents of Paradise, ˹in fulfilment of˺ the true promise they have been given.

Progressive Muslims

It is from these that We accept the best of their deeds, and We shall overlook their sins, among the dwellers of Paradise. This is the promise of truth that they had been promised.

Rashad Khalifa

It is from these that we accept the righteous works, and overlook their sins. They have deserved Paradise. This is the truthful promise that is promised to them.

Sahih International

Those are the ones from whom We will accept the best of what they did and overlook their misdeeds, [their being] among the companions of Paradise. [That is] the promise of truth which they had been promised.

Sam Gerrans

Those are they from whom We will accept the best of what they did, and will overlook their evil deeds — among the companions of the Garden: the promise of truth which they were promised!

Shabbir Ahmed

Such are those from whom We accept the best of their deeds and We shall absolve their imperfections. They are among the dwellers of Paradise. This is the True Promise that is made to them. ('Best of their deeds' indicates Allah's Reward surpassing the best of the best).

Syed Vickar Ahamed

They are such (people) from whom We shall accept the best of their deeds and overlook their bad deeds: (They shall be) among the companions of the Paradise: A promise of truth, which was made to them (in this life).

Taqi Usmani

Such are the people from whom We accept the best of what they did, and overlook their evil deeds, (so as they will be) among the people of Paradise according to the true promise that was made to them.

The Monotheist Group

It is from these that We accept the best of their deeds, and We shall overlook their sins, among the dwellers of the Paradise. This is the promise of truth that they had been promised.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩