Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 3. ayet

Ahkâf suresi, 3. ayet. مَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَمَّآ أُنذِرُوا۟ مُعْرِضُونَ

mâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi veecelim müsemmâ. velleẕîne keferû `ammâ ünẕirû mü`riḍûn.

Diyanet İşleri

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 1–6 · surenin 3. ayeti / 35

Konu Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" Ahkâf 1–11 3

  1. Ahkâf 1

    Ha Mim.

  2. Ahkâf 2

    Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.

  3. 3

    Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

  4. Ahkâf 4

    De ki: "Allah'ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!"

  5. Ahkâf 5

    Kim, Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.

  6. Ahkâf 6

    İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkar ederler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

3. Yüce Allah, emir ve yasaklarını ihtiva eden Kitab’ını indirdiğini açıkladıktan sonra gökleri ve yeri yarattığından söz etmekte ve böylelikle yaratmak ve emretmek özelliklerinin kendisinde toplanmış olduğunu dile getirmektedir. Nitekim bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Dikkat edin, yaratmak da yalnız O’nun işidir, emretmek de.” (el-A’râf, 7/54) “Allah yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Emir(ler)i bunlar arasında iner, durur.” (et-Talâk, 65/12)

Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “O, kendi emri ile kullarından dilediği kimseler üzerine vahiy ile melekleri: ‘Benden başka hiçbir (hak) ilâh olmadığını bildirin ve benden korkun’ desinler diye indirir. O, gökleri hak (bir amaç) ile yaratmıştır.” (en-Nahl, 16/2-3)

Mükellefleri, onların barındıkları yerleri yaratan, göklerle yerde bulunan her şeyi onlara amade kılan Yüce Allah’tır. Daha sonra O, insanlara peygamberlerini göndermiş, onlara kitaplarını indirmiş, emir ve yasaklar koymuş, onlara bu dünya yurdunun bir amel yeri, amelde bulunanlar için bir geçiş yurdu olduğunu, kalınacak ve başka bir yere gitmemek üzere barınabilecekleri bir yurt olmadığını bildirmiştir. Onlar bu yurtlarından yakında ebedi kalacakları yurda, sonsuz hayatın vatanına doğru yola koyulacaklardır. Orada bu dünyadaki iyi amellerinin mükâfatlarını mükemmel ve eksiksiz olarak göreceklerdir. Yüce Allah, bu ebedî yurdun varlığına dair delilleri ortaya koymuş, kullara dünyada mükafat ve cezanın bir örneğini -sevilen şeyleri talep etmekte ve korkulan şeylerden kaçmakta daha bir etkili olması için- tattırmıştır.

Bundan dolayı burada: “Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları ancak hak (bir amaç) ile... yarattık” diye buyurmaktadır. Yani onların yaratılışı abes ve boş yere değildir. Aksine kulların bunları yaratanın azametini bilmeleri, O’nun kemaline bunları delil olarak görmeleri için yaratmıştır. Bunlar, yaratanın, kulları amellerinin karşılığını vermek üzere ölümlerinden sonra tekrar var etmeye gücünün yettiğini ve onların yaratılışlarının “belirli bir süre”ye kadar söz konusu olduğunu bilmeleri için yaratmıştır.

Sözü mutlak doğru olan Allah, bu gerçeği bildirip buna dair delilleri ortaya koyarak yolu aydınlattıktan sonra insanlardan bir kesimin, -buna rağmen- haktan yüz çevirmekten başka bir şeye yanaşmadıklarını, peygamberlerinin yollarından yan çizmekten başka bir tavır takınmadıklarını bildirmek üzere: “İnkâr edenler ise uyarıldıkları hususlardan yüz çevirmektedirler” buyurmaktadır.

İman edenler ise işin gerçek mahiyetini bildikleri için Rablerinin tavsiyelerini kabul etmiş; bu tavsiyeleri gönül hoşluğu ve teslimiyetle karşılamışlar, bunlara tazim göstererek bağlılıklarını sürdürmüşlerdir. Bu sebepten her türlü hayra nâil olmuş ve her türlü kötülükten uzak kalabilmişlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bilakis bunların hepsini hak ile ve büyük hikmetler ile yarattık. Kulların Rablerini bilmeleri, sadece Allah'a kulluk edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmamaları, yeryüzüne gönderilmelerinin gereğini sadece Yüce Allah'ın bildiği zaman boyunca yerine getirmeleri bu hikmetlerden bazılarıdır. Kâfirler ise Allah'ın kitabında kendisi ile uyarıldıkları şeyden yüz çevirip onu umursamazlar.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. خَلَقْنَا halekna biz yaratmadık kök: خلق
  3. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri kök: سمو
  4. وَٱلْأَرْضَ vel'erde ve yeri kök: ارض
  5. وَمَا ve ma ve bulunanları
  6. بَيْنَهُمَآ beynehuma ikisi arasında kök: بين
  7. إِلَّا illa ancak (yarattık)
  8. بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçek ile kök: حقق
  9. وَأَجَلٍۢ ve ecelin ve bir süreye göre kök: اجل
  10. مُّسَمًّۭى ۚ musemmen belli kök: سمو
  11. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  12. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  13. عَمَّآ amma şeyden
  14. أُنذِرُوا۟ unziru uyarıldıkları kök: نذر
  15. مُعْرِضُونَ mua'ridune yüz çevirmektedirler kök: عرض

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile dipnot 1 ve belirli bir süre için yarattık. Kâfir olanlar, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaratılışın amacıyla ilgili ayetler için bkz. Duhân 44:39, dipnot 9.

Mustafa İslamoğlu

Biz gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri, ancak gerçek bir anlam ve amaç uğruna -ama sınırlı bir süreliğine yarattık; ne ki inkar eden kimseler uyarıldıkları hakikatten yüz çeviriyorlar.

Muhammed Esed

Biz, gökleri, yeri ve onlar arasındaki her şeyi ancak (deruni bir) anlam ve amaç üzere ve (Bizim tarafımızdan) konulmuş bir süre için yarattık ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendilerine tebliğ edilen uyarıdan yüz çevirirler.

Ahmed Hulusi

Biz semaları, arzı ve ikisi arasındakileri yalnızca Hak olarak ve bir süreç için yarattık. . . Hakikat bilgisini inkar edenler ise uyarıldıkları şeyden (hakikatten) yüz çevirmektedirler.

Ali Bulaç

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren (kimseler)dir.

Ali Özek ve heyeti

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Ali Rıza Safa

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık. Oysa nankörlük edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Biz, gökleri, yeri ve arasındakileribir amaç içinve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Edip Yüksel

Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak belli bir amaca göre ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak belli bir amaca göre ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. Küfredenler ise uyarıldıkları şeylerden alındırmıyorlar (yüz çeviriyorlar).

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o Gökleri ve Yeri ancak hakk ile ve müsemma bir ecel ile yarattık, küfredenler ise inzar edildikleri şeylerden alındırmıyorlar

Erhan Aktaş

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Gerçeği yalanlayan nankörler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Gültekin Onan

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel ile yarattık. Küfredenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren (kimseler)dir.

Hasan Basri Çantay

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri (başka değil) ancak hakkın ikaamesine sebeb olarak ve muayyen bir va'de için yaratdık. Küfredenler, korkutuldukları şeyden yüz çeviricilerdir.

İbni Kesir

Biz; gköleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak üzere ve belirli bir süre için yarattık. Küfredenler ise korkutuldukları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Mehmet Alagaş

(1-5) Hâ Mîm, Kitabın indirilmesi saygıdeğer ve hâkim Allah'tandır. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri yaratmış olmamız sadece bir gerçektir ve de belirli bir süreliğinedir. Kafirlere gelince uyarıldıkları şeyler e sırt çevirdiler. De ki gördünüz mü Allah'tan başka dua ettikleriniz, yerde ne yaratmışlar bana gösterin yahut O’nun semalarda bir ortağı mı var, eğer doğru sözlü iseniz bundan önce verilen bir kitap yahut ilimden bir iz / bir eser bana getirin. Allah'tan başka birine , kıyamet günü onlara cevap dahi veremeyecek olan birine , dua edenden daha sapmış kim olabilir? Üstelik onların çağrılarından da bihaberdirler / gafildirler. İnsanlar biraya toplandığında / haşır edildiğinde, onlara / dua ettikleri kimselere düşman olurlar ve onların kendilerine tapmış olmalarını da görmezden gelirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz; gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ile ve belli bir süre için yarattık. Buna rağmen kâfirler yine de uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Süleyman Ateş

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları (boş yere değil), ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Süleymaniye Vakfı

Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları, sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) ve belli bir süreliğine yarattık. Kafirlik edenler, kendilerine yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Casiye 45/22, Teğabun 64/3).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında olanları başka değil; belli bir ömrü olan gerçek varlıklar olarak yarattık. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) dipnot 1 , yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Birinci ayette Allah'ın indirdiği kitaptan, bu ayette de yarattığı kitap olan varlıklar aleminden bahsettikten sonraki bu ifade, öncelikle yaratılan kitabı okumak gerektiğini gösterir. Allah'ın indirdiği kitabı da görenlerin artık bir bahanesi kalmaz. Bunları görmezlikten gelmek, kafirlik olur.

Şaban Britch

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve belli bir süre ile yarattık. Kâfirler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Şaban Piriş

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konmuş bir süre ile yarattık. Nankörler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık biz. Küfre batanlarsa uyarılmış oldukları şeyden yüz çevirmektedirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who declares in His own words, thus: "We have not created the heavens and the earth and all that lies between them but in accordance with reason and truth and for a determinate period of time. " Yet those who deny Allah turn a deaf car to the advice inducing them to alter their evil course when warned of its danger but they disregard the warning and burry it in oblivion.

Abdul Haleem

It was for a true purpose and a specific term that We created heaven and earth and everything in between, yet those who deny the truth ignore the warning they have been given.

Abdullah Yusuf Ali

We created not the heavens and the earth and all between them but for just ends, and for a Term Appointed: But those who reject Faith turn away from that whereof they are warned.

Abul A'la Maududi

We have created the heavens and the earth and all that is between them in Truth and for an appointed term. dipnot 1 But those who disbelieve have turned away from what they were warned against. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For explanation, see (Surah Al-Anaam, Ayat 73); (Surah Younus, Ayats 5-6); (Surah Ibrahim, Ayat 19); (Surah Al-Hijr, Ayat 85); (Surah An-Nahl, Ayat: 3);(Surah AI-Anbiya, Ayats 16-18);(Surah Al-Muminun, Ayat 115); (Surah Al-Ankabut, Ayats 44); (Surah Ar-Room, Ayat 8 and the corresponding E.Ns).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the fact is that this universe is not a purposeless plaything but a purposeful, wise system in which the decisions regarding the good and the bad, the oppressor and the oppressed, will necessarily be based on justice. The present system of the universe is not permanent and eternal, but it has a fixed term appointed for it on the expiry of which it will inevitably come to an end. For the court of Allah also there is a settled time and it will certainly be established when the time for it reaches its term. But the people who have refused to believe in Allah’s Prophet (peace be upon him) and His Book, have an aversion to these truths. They are least mindful of this that a time has to come when they will have to render an account of their deeds. They think that the Messenger (peace be upon him) of Allah has done them a great wrong by warning them of these truths, whereas he has done them a great good by fore-warning them not only of the time when they will be subjected to accountability but also of what they will be questioned at that time so that they may prepare themselves accordingly.

Aisha Bewley

We have not created the heavens and earth and everything between them except with truth and for a set term. But those who are kafir turn away from what they have been warned about.

Al-Hilali & Khan

We created not the heavens and the earth and all that is between them except with truth, and for an appointed term. But those who disbelieve turn away from that whereof they are warned.

Ali Quli Qarai

We did not create the heavens and the earth and whatever is between them except with reason and for a specified term. Yet the faithless are disregardful of what they are warned.

Amatul Rahman Omar

We have not created the heavens and the earth and what lies between them both but with an eternal purpose and for a term appointed. Yet those who have disbelieved in what they have been warned of are the ones who turn away (from this Qur'ân).

Arthur John Arberry

We have not created the heavens and the earth, and what between them is, save with the truth and a stated term; but the unbelievers are turning away from that they were warned of.

Bijan Moeinian

There is a rational and high purpose in the creation of the heavens and the earth. The whole universe has a destiny and will be recalled back one day. What a pity that the disbelievers do not care about God’s warnings.

E. Henry Palmer

We have only created the heavens and the earth and what is between the two in truth and for an appointed time; but those who misbelieve from being warned do turn aside.

Edip-Layth

We did not create the heavens and the earth, and everything between them except with truth, and for an appointed time. Those who reject turn away from what they are being warned with.

George Sale

We have not created the heavens, and the earth, and whatever is between them, otherwise than in truth, and for a determined period: But the unbelievers turn away from the warning which is given them.

Hamid S. Aziz

We did not create the heavens and the earth and what is between them two save with Truth and for an appointed term; and those who disbelieve turn aside from what they are warned of.

Mahmoud Ghali

In no way have We created the heavens and the earth and whatever is between them both, except with the Truth and a stated term; and the ones who have disbelieved are veering away from what they were warned of.

Marmaduke Pickthall

We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and for a term appointed. But those who disbelieve turn away from that whereof they are warned.

Mohamed Ahmed - Samira

We have not created the heavens and the earth and all that lies between them but with a purpose for an appointed time. Yet the unbelievers turn away from the warning.

Muhammad Asad

We have not created the heavens and the earth and all that is between them otherwise than in accordance with [an inner] truth, and for a term set [by Us]: and yet, they who are bent on denying the truth turn aside from the warning which has been conveyed unto them.

Mustafa Khattab

We only created the heavens and the earth and everything in between for a purpose and an appointed term. Yet the disbelievers are turning away from what they have been warned about.

Progressive Muslims

We did not create the heavens and the Earth, and everything between them except with truth, and for an appointed time. And those who disbelieve turn away from what they are being warned with.

Rashad Khalifa

We did not create the heavens and the earth, and everything between them except for a specific purpose, and for a finite interim. Those who disbelieve are totally oblivious to the warnings given to them.

Sahih International

We did not create the heavens and earth and what is between them except in truth and [for] a specified term. But those who disbelieve, from that of which they are warned, are turning away.

Sam Gerrans

We created not the heavens and the earth and what is between them but in truth and for a stated term; but those who ignore warning, from that whereof they are warned, turn away.

Shabbir Ahmed

We have not created the heavens and the earth and all that is between them without Purpose, and for a term appointed. And yet, those who are determined to deny the Truth turn away from what they are warned against.

Syed Vickar Ahamed

We did not create the heavens and the earth and all between them except for (their) true ends, and for a (their) given time. But those who reject Faith turn away from that (the Faith); About this, they are warned!

Taqi Usmani

We did not create the heavens and the earth but with true purpose and for a specified term. But those who disbelieve are averse to what they are warned of.

The Monotheist Group

We did not create the heavens and the earth, and everything between them except with the truth, and for an appointed time. And those who disbelieve turn away from what they are being warned with.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩