Fussilet suresi

Fussilet suresi, 4. ayet

Fussilet suresi, 4. ayet. بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

beşîrav veneẕîrâ. fea`raḍa ekŝeruhüm fehüm lâ yesme`ûn.

Diyanet İşleri

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 1–7 · surenin 4. ayeti / 54

Konu Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar Fussilet 1–8 3

  1. Fussilet 1

    Ha Mim.

  2. Fussilet 2

    Bu Kur'an, Rahman ve Rahim olan Allah'tan indirilmedir.

  3. Fussilet 3

    Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

  4. 4

    Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

  5. Fussilet 5

    Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

  6. Fussilet 6

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"

  7. Fussilet 7

    Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. “Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (indirilmiştir).” Bu Kitap, dünya ve âhiretteki mükâfatları müjdeler, dünya ve âhiretteki cezalara karşı da uyarır. Bunların genişçe açıklamalarını zikrettiği gibi müjdeleme ve uyarmanın kendisiyle gerçekleşeceği sebep ve vasıfları da zikretmiştir.

İşte bunlar, bu Kitab’ın sıfatlarıdır. Bundan dolayı bu Kitab’ın kabul ve itaat ile, iman ile ve gereğince amel ile karşılanması, kabul edilmesi gerekir. Ancak insanların pek çoğu, kibirlilerin tavrı ile bu Kitaptan yüz çevirmişlerdir. “Bundan dolayı artık onlar işitmezler.” onu kabul etmez ve çağrısına uymazlar. Her ne kadar onlar dinen aleyhlerinde delilin ortaya konmasını sağlayacak şekilde (lafzını kulakları ile) işitmiş olsalar da onu kabul etmezler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ın Müminler için hazırladığı büyük mükâfat ile onları müjdeler ve elem dolu azap ile kâfirleri korkutur. Onların çoğu bundan yüz çevirmiştir. Onlar içindeki hidayeti kabul etmek kasdıyla dinlemezler.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بَشِيرًۭا beşiran müjdeleyici olarak kök: بشر
  2. وَنَذِيرًۭا ve neziran ve uyarıcı olarak kök: نذر
  3. فَأَعْرَضَ feea'rade fakat yüz çevirmiştir kök: عرض
  4. أَكْثَرُهُمْ ekseruhum çokları kök: كثر
  5. فَهُمْ fehum onlar
  6. لَا la
  7. يَسْمَعُونَ yesmeune işitmezler kök: سمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(3, 4) (Bu), ayetleri Arapça bir Kur'an olarak açıklanmış, dipnot 1 bilen bir toplum için müjdeleyici ve uyarıcı olarak (indirilmiş) bir kitaptır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetlerin apaçıklığıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:44.

Mustafa İslamoğlu

bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak: ama (uyarılanlar var ya), onların çoğu yüz çevirmiştir; artık onlar işitmezler.

Muhammed Esed

güzel haberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat (bu ilahi kelam insanlara ne zaman tebliğ edilse) çoğu yüz çevirir ki (mesajını) duymasınlar;

Ahmed Hulusi

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. . . (Ne var ki) onların çoğunluğu (bu gerçeklerden) yüz çevirmiştir! Onlar işitmezler!

Ali Bulaç

Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

Ali Özek ve heyeti

Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi, artık dinlemezler.

Ali Rıza Safa

Muştulayıcı ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir; artık duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Buna rağmen onların çoğu yüz çevirip dinlemezler.

Edip Yüksel

Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır. Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır. Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem müjdeci olarak, hem gocundurucu; onun için çokları onlara başını çevirmiştir de işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem müjdeci olarak hem gocundurucu, onun için çokları başını çevirmiştir de onlar işitmezler.

Erhan Aktaş

Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.

Gültekin Onan

Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.

Hasan Basri Çantay

(2-3-4) (Bu), ayetleri — bilecek (anlayacak) her hangi bir kavm için — ayrı ayrı açıklanmış, (hükmünce amel edenlere) müjdeler verici, (muhaaliflerini başlarına gelecek fena akıbetlerle) korkutucu, Arabca bir Kur'an olmak üzere Rahman (ve) Rahıym tarafından indirilmiş bir kitabdır. (Böyle iken) onların çoğu (bunu düşünüb kabulden) yüz çevirmişdir. Artık dinlemezler onlar.

İbni Kesir

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Ama onların çoğu yüz çevirmiştir, artık onlar işitmezler.

Mehmet Alagaş

(1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu kitap, müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık dinlemezler.

Süleyman Ateş

Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderilmiştir). Fakat çokları yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.

Süleymaniye Vakfı

Müjdeleyici ve uyarıcı olsun diye (açıklanmıştır). Fakat onların /insanların çoğu yüz çevirdi; artık dinlemezler dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayete göre uyarıcı ve müjdeci olmak Allah'ın kitabının özelliğidir. Allah'ın resulleri, kitaptaki müjde ve uyarıları insanlara tebliğ ettikleri için onlar da bu özelliklerle vasıflandırılmıştır (Hud 11/1-2). Bu da "resul" kelimesinden ilk anlaşılması gerekenin Kitap olduğunu ortaya koyar (İsra 17/9-10, Kehf 18/1-2, Fatır 35/24, Ahkaf 46/12).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Kitap) Müjdeleyen ve uyaran bir yapıdadır ama çokları ondan yüz çevirir; dinlemezler.

Şaban Britch

Müjdeci ve uyarıcı olarak. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.

Şaban Piriş

Müjdeci ve uyarıcıdır. Oysa çokları işitmeyerek yüz çevirmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Muştulayıcı ve uyarıcı olarak. Onların pek çoğu yüz çevirdi; kulak verip dinlemezler onlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

A book announcing blissful tidings to those who lift to Allah their inward sight, and intimates a cautionary advice against the denial of Allah and the disregard of the profound reverence dutiful to Him. Yet most of them deflect from the thought and turn a deaf ear.

Abdul Haleem

giving good news and warning. Yet most of them turn away and so do not hear.

Abdullah Yusuf Ali

Giving good news and admonition: yet most of them turn away, and so they hear not.

Abul A'la Maududi

one bearing good news and warning. dipnot 1 Yet most of them turned away and are not wont to give heed.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is a brief introduction to the Surah. A study of the following discourse can show what relevance the things mentioned in it have with the theme that follows. The first thing said is that this Word is being sent down by God, as if to say: You, O people, may go on saying again and again that this Word is being composed by Muhammad (peace be upon him) but the fact is that its revelation is from God, Lord of the worlds. Furthermore, the addressees have also been warned, so as to say: If you express your displeasure on hearing this discourse, this displeasure is not against Muhammad (peace be upon him) but is against God. If you reject it, you reject Allah’s Word, not a man’s word. And if you turn away from it, you do not turn away from a man but from Allah.

Aisha Bewley

bringing good news and giving warning; but most of them have turned away and do not hear.

Al-Hilali & Khan

Giving glad tidings [of Paradise to the one who believes in the Oneness of Allâh (i.e. Islâmic Monotheism) and fears Allâh much (abstains from all kinds of sins and evil deeds) and loves Allâh much (performing all kinds of good deeds which He has ordained)], and warning (of punishment in the Hell-Fire to the one who disbelieves in the Oneness of Allâh), but most of them turn away, so they hear not.

Ali Quli Qarai

a bearer of good news and a warner. But most of them turn away [from it], [and] so they do not listen.

Amatul Rahman Omar

It is a bearer of good tidings and a warner, yet most of these (people) turn away (from it) because they do not (even) give (it) ear.

Arthur John Arberry

good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.

Bijan Moeinian

Qur’an informs you of the good news [for the believers] and also warns [the wrongdoers]; what a pity that most people care less.

E. Henry Palmer

a herald of glad tidings and a warning. But most of them turn aside and do not hear,

Edip-Layth

A bearer of good news, and a warner. But most of them turn away; they do not hear.

George Sale

bearing good tidings, and denouncing threats: But the greater part of them turn aside, and hearken not thereto.

Hamid S. Aziz

Giving good news and a warning, but most of them turn aside so they hear not.

Mahmoud Ghali

Bearing) good tidings and a warning; yet most of them veered away, so they do not hear.

Marmaduke Pickthall

Good tidings and a warning. But most of them turn away so that they hear not.

Mohamed Ahmed - Samira

Announcing happy news and warnings. And yet most of them are averse and do not listen,

Muhammad Asad

to be a herald of glad tidings as well as a warning. And yet, [whenever this divine writ is offered to men,] most of them turn away, so that they cannot hear [its message];

Mustafa Khattab

delivering good news and warning. Yet most of them turn away, so they do not hear.

Progressive Muslims

A bearer of good news, and a warner. But most of them turn away; they do not hear.

Rashad Khalifa

A bearer of good news, as well as a warner. However, most of them turn away; they do not hear.

Sahih International

As a giver of good tidings and a warner; but most of them turn away, so they do not hear.

Sam Gerrans

As a bearer of glad tidings and a warner; but most of them turn away, so they hear not.

Shabbir Ahmed

A herald of glad news as well as a warning. Yet, most of them turn away so that they hear not.

Syed Vickar Ahamed

Giving glad tidings (good news) and warning: But yet, most of them turn away, and so they do not hear.

Taqi Usmani

as a bearer of good news and warning. Yet most of them turned away, so they do not listen.

The Monotheist Group

A bearer of good news, and a warner. But most of them turn away; they do not hear.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩