Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 36. ayet

Ahzâb suresi, 36. ayet. وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًا مُّبِينًا

vemâ kâne limü'miniv velâ mü'minetin iẕâ ḳaḍa-llâhü verasûlühû emran ey yekûne lehümü-lḫiyeratü min emrihim. vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû feḳad ḍalle ḍalâlem mübînâ.

Diyanet İşleri

Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 33–39 · surenin 36. ayeti / 73

Konu Müslüman erkekler ve kadınlar; Zeyd; peygamberlerin sonuncusu Ahzâb 35–40 3

  1. Ahzâb 33

    Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

  2. Ahzâb 34

    Siz evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.

  3. Ahzâb 35

    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

  4. 36

    Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.

  5. Ahzâb 37

    Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

  6. Ahzâb 38

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.

  7. Ahzâb 39

    Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

36. “Allah ve Rasûlü” herhangi “bir işi hükme bağladığında” ona dair kesin emir verip gereğinin yerine getirilmesini istediğinde “artık hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadının o işte” isterlerse onu yapma istemezlerse yapmama şeklinde “(başka bir) tercihte bulunma hakları yoktur.”

Yani iman sıfatına sahip olan bir kimseye yakışan tek şey, Allah ve Rasûlünün razı olacağı şeyleri çabucak yerine getirmek, Allah ve Rasûlünü gazaplandıracak şeylerden kaçıp emirlerine uymak ve yasaklarından uzak durmaktır. Mümin erkek ve kadına bundan başkası yaraşmaz. Çünkü onlar, Allah Rasûlünün kendi nefislerinden daha önce geldiğini bilirler. O bakımdan kendi arzu ve heveslerini hiçbir zaman Allah’ın ve Rasûlünün emirlerini yerine getirmenin önüne geçirmezler.

“Kim Allah’a ve Rasûlüne isyan ederse şüphesiz o, apaçık bir şekilde sapmış olur.” Çünkü o, Allah’ın lütuf ve ihsanına götüren dosdoğru yolu bırakıp can yakıcı azaba ulaştıran bir yol izlemiş olur.

Yüce Allah, bu ayette önce Allah ve Rasûlüne karşı çıkmamayı gerektiren sebebi söz konusu etti ki bu da imandır; arkasından da Allah ve Rasûlüne karşı çıkmayı engelleyecek hususu dile getirdi ki bu da ibretlik bir şekilde cezalandırılmayı gerektiren sapmaya karşı korkutma ve uyarıda bulunmadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah ve resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, hiç bir Mümin erkek ve Mümin kadının o hükmün kabulü yahut reddedilmesi konusunda bir seçme hakkı yoktur. Kim, Allah'a ve resulüne isyan ederse, dosdoğru yoldan apaçık bir şekilde sapmış olur.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma artık yoktur
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. لِمُؤْمِنٍۢ limu'minin inanmış bir erkek için kök: امن
  4. وَلَا ve la ve
  5. مُؤْمِنَةٍ mu'minetin inanmış kadın (için) kök: امن
  6. إِذَا iza zaman
  7. قَضَى kada hüküm verdiği kök: قضي
  8. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  9. وَرَسُولُهُۥٓ ve rasuluhu ve Resulü kök: رسل
  10. أَمْرًا emran bir işte kök: امر
  11. أَن en
  12. يَكُونَ yekune olması kök: كون
  13. لَهُمُ lehumu onlar için
  14. ٱلْخِيَرَةُ l-hiyeratu seçme hakkı kök: خير
  15. مِنْ min
  16. أَمْرِهِمْ ۗ emrihim o işi kök: امر
  17. وَمَن ve men ve kim
  18. يَعْصِ yea'si karşı gelirse kök: عصي
  19. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  20. وَرَسُولَهُۥ ve rasulehu ve Resulüne kök: رسل
  21. فَقَدْ fekad elbette
  22. ضَلَّ delle sapıklığa düşer kök: ضلل
  23. ضَلَـٰلًۭا delalen bir sapkınlıkla kök: ضلل
  24. مُّبِينًۭا mubinen apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عصي (32 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    "Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok…

  • Aynı kök: عصي (32 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: عصي (32 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz,…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma) · Ortak kavram: Hayır

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş)

    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

91 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah ve Elçisi bir işe hükmettiği zaman, mümin erkek ve kadına işleri konusunda tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Elçisine isyan ederse elbette apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.

Mustafa İslamoğlu

Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadının kendi işlerinde kişisel tercihlerine göre hareket etmeleri düşünülemez: zira kim Allah ve Rasulü'ne isyan ederse, işte o apaçık bir sapıklığa gömülmüş olur.

Muhammed Esed

Allah ve Elçisi bir konuda hüküm verdikten sonra artık inanmış bir erkek ve kadının kendileriyle ilgili konularda tercih serbestisi yoktur; (bu, hakkı kendinde görerek) Allah'a ve Elçisi'ne isyan eden kimse, apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.

Ahmed Hulusi

Allah ve Rasulü bir iş hakkında hükmettiklerinde, iman etmiş bir erkek ve iman etmiş bir kadının, o işlerinde, kendileri için tercih - seçim hakkı yoktur! Kim Allah'a ve Rasulüne isyan ederse (uygulamazsa), gerçekten apaçık yanlış olan bir inanca sapmıştır!

Ali Bulaç

Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

Ali Özek ve heyeti

Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Ali Rıza Safa

Allah ve O'nun elçisi, bir konuda yargı verdiği zaman, inanmış bir erkek ve inanmış bir kadının, kendi isteklerine göre edimlerini belirleme hakkı yoktur. Allah'a ve O'nun elçisine kim karşı gelirse, apaçık bir sapkınlığa sürüklenir.

Bayraktar Bayraklı

Allah ve Peygamberi bir işi emrettiğinde, hiçbir inanmış erkek ve kadının o işte tercih hakkı yoktur. Kim, Allah'ın ve Peygamberinin emrine aykırı hareket ederse, kesinlikle apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Edip Yüksel

ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir gerçeği onaylayan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH'a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH'a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber, Allah ve Rasulü bir işe karar verdiği zaman, gerek inanan bir erkeğin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir işte tercih hakları olamaz. Her kim Allah'a ve peygamberine asi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber gerek bir mü'min için ve gerek bir mü'mine, Allah ve Resulü bir işe huküm verdiği zaman o işlerinden ihtiyar kendilerinin olmak olamaz ve her kim Allah ve Resulüne asıy olursa açık bir sapıklık etmiş olur

Erhan Aktaş

Allah ve Resul'ü bir konuda karar verdiği zaman, dipnot 1 hiçbir İman Eden erkek ve İman Eden kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah ve Resul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 24:52. ayetin 1. dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah ve Resul'ü bir konuda karar verdiği zaman dipnot 1 , hiçbir inanan erkek ve inanan kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah ve Resul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    3:32. Ayet dipnotu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah ve Rasul'ü bir konuda karar verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve inanan kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

Gültekin Onan

Tanrı ve Resulü, bir buyruğa hükmettiği (kada) zaman, inançlı bir erkek ve inançlı bir kadın için o buyrukta kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Tanrı'ya ve Resulü'ne isyan ederse, artık gerçekten o apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

Hasan Basri Çantay

Allah ve peygamberi bir işe hüküm etdiği zaman gerek mü'min olan bir erkek, gerek mü'min olan bir kadın için (ona aykırı olacak) işlerinde kendilerine muhayyerlik yokdur. Kim Allaha ve Resulüne isyan ederse muhakkak ki o, apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmışdır.

İbni Kesir

Allah ve Rasulü bir şeye hükmettiği zaman; ne mü'min erkekler için ne de mü'min kadınlar için artık işlerinde bir seçme hakkı olamaz. Kim de Allah'a ve Rasulüne isyan ederse; şüphesiz ki apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.

Mehmet Alagaş

(35-36) Muhakkak ki Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, boyun eğen erkekler ve boyun eğen kadınlar, sözüne sadık erkekler ve sözüne sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, tedirgin erkekler ile tedirgin kadınlar, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, namusunu koruyan erkekler ve kadınlar, ve Allah’ı çokça hatırına getiren erkekler ve kadınlar, Allah onlara bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Teslim ol, mümin ol, boyun eğ, sadık ol, sabırlı ol, tedirgin ol, sadaka ver oruç tut iffetini koru Allah’ı hatırla) Erkek Mümin ve Kadın Mümin için Allah ve Resulü bir işi n hükmünü verdiklerinde onların o işlerde artık, bir seçim hakları yoktur. Allah ve Resulüne kim isyan ederse, kesinlikle apaçık bir sapıklığa sapmıştır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir Mümin erkek ve hiçbir Mümin kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim, Allah'a ve Rasûlüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Süleyman Ateş

Allah ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Süleymaniye Vakfı

Allah ve resulü dipnot 1 bir işe karar verdiği zaman artık mü'min bir erkeğin ve mü'min bir kadının dipnot 2 , o konuda tercih hakkı yoktur dipnot 3 . Kim, Allah'a ve resulüne karşı gelirse açık bir şekilde sapmış olur. dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Bu ve bir sonraki ayet, nebi ve resul kavramları arasındaki farkı göstermektedir. Ahzab 33/36. ayette, Allah ve rasulünün bir işe karar vermesi durumunda hiçbir müminin farklı bir tercihte bulunma hakkının olamayacağı, aksi bir davranışın Allah ve resulüne başkaldırma kabul edileceği açık bir şekilde belirtilmiştir. Ahzab 33/37. ayette ise çok dikkat çekici bir örnek üzerinden, mutlak bağlayıcı otoritenin nebinin şahsına verilmediği, nebi vasfıyla onun her isteğine mutlak itaatin gerekmeyeceği öğretilmiş olmaktadır. Nebinin emirlerine uymak marufa uygunluk şartına bağlı iken (Mümtehine 60/12) resul vasfıyla tebliğ ettiklerine mutlak surette itaat gerekir. Çünkü bu, doğrudan Allah'a itaat anlamına gelir (Nisa 4/80).
  2. metne dön, dipnot 2
    Muhammed aleyhisselam, müminlere örnek olmakla görevlidir (Ahzab 33/21). Evlatlığı Zeyd'in, eşi Zeyneb'i boşadığını ama henüz iddetinin bitmediğini öğrenince eşine geri dönme hakkını kullanması için ona: "Eşini nikahında tut" emrini verdi. Çünkü Nisa 4/23'te, öz oğulların boşadıkları eşleriyle evlenilmesi yasaklanmış ama evlatlıklar bu yasağın kapsamına sokulmamıştı. Allah'ın kendisini, insanlara bu konuda örnek yapmak için Zeynep ile evlendirmesinden ve insanların buna tepkisinden çekiniyordu. Çünkü bu tür bir evlilik o zamanın geleneklerine göre hoş karşılanmayan bir şeydi. Bu ayet onu uyarmakta ve Allah'ın, yapılmasını istediği bir konuda, ne onun ne de Zeyneb'in bir tercih hakkı olmadığını bildirmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, yani (O'nun sözlerini içeren) Kıtab'ı dipnot 1 bir işi kesinleştirmişse inanıp güvenmiş bir erkeğin ve kadının, o konuda bir tercih hakkı kalmaz dipnot 2 . Kim, Allah'a yani (O'nun sözlerini içeren) Kıtab'ına baş kaldırırsa açık bir şekilde sapmış olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Uhud savaşında Nebimiz'in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Aramızda sürekli kalacak olan  resul, Kur'an olduğu için bu ayetteki resule başka anlam verilemez.
  2. metne dön, dipnot 2
    Muhammed aleyhisselam, müminlere örnek olmakla görevlidir (Ahzab 33/21). Evlatlığı Zeyd, karısı Zeyneb'i boşamak isteyince onu bir korku sardı. Çünkü Nisa 23'te, öz oğulların boşadıkları eşleriyle evlenilmesi yasaklanmış ama evlatlıklar bu yasağın kapsamına sokulmamıştı. Allah onu, evlatlıkların boşanmış eşleriyle evlenme konusunda örnek yapmak için Zeynep ile evlenmesini emrederse halkın karşısına nasıl çıkardı. Bu ayet onu uyarmakta ve Allah'ın, yapılmasını istediği bir konuda, ne onun ne de Zeyneb'in bir tercih hakkının olmadığını bildirmektedir. Bundan sonraki ayetlerde konunun ayrıntıları vardır.

Şaban Britch

Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman mü’min erkek ve mü’min kadının, o işte seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve elçisine karşı isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Şaban Piriş

Allah ve elçisi bir konuda hüküm verdiği zaman mü'min erkek ve mü'min kadının, artık dilediği gibi davranma hakkı yoktur. Kim Allah'a ve elçisine karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

(And let it be clearly understood) that: No man or a woman whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues be in a position to exercise choice when once Allah and his Messenger have decided on a course of action, pronounced a Judgement or brought a cause to a decision. And he who disobeys Allah and His Messenger will have deviated from sense and will have cast himself head-long in the maze of error.

Abdul Haleem

When God and His Messenger have decided on a matter that concerns them, it is not fitting for any believing man or woman to claim freedom of choice in that matter: whoever disobeys God and His Messenger is far astray.

Abdullah Yusuf Ali

It is not fitting for a Believer, man or woman, when a matter has been decided by Allah and His Messenger to have any option about their decision: if any one disobeys Allah and His Messenger, he is indeed on a clearly wrong Path.

Abul A'la Maududi

It dipnot 1 does not behove a believer, male or female, that when Allah and His Messenger have decided an affair they should exercise their choice. And whoever disobeys Allah and His Messenger has strayed to manifest error. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    From here begin the verses which were revealed in connection with the Prophet’s (peace be upon him) marriage with Zainab (may Allah be pleased with her).
  2. metne dön, dipnot 2
    Ibn Abbas, Qatadah, Ikrimah and Muqatil bin Hayyan say that this verse was revealed at the time when the Prophet (peace be upon him) proposed to Zainab for Zaid, and Zainab and her relatives did not agree. According to Ibn Abbas, when the Prophet (peace be upon him) made the proposal, Zainab said, "I am better than him in lineage." Ibn Saad says that she also said, "I do not approve him for myself. I am a Quraishite by birth. The same sort of disapproval was expressed by her brother, Abdullah bin Jahsh, because Zaid was a freed slave of the Prophet (peace be upon him) and Zainab was the daughter of his paternal aunt, Umaimah bint Abdul Muttalib. They did not like the Prophet (peace be upon him) to propose a girl of a noble Quraishite family, who was none other than his own first cousin, for his freed slave. At this, this verse was sent down and on hearing it Zainab and all her relatives yielded to the proposal at once. Then the Prophet (peace be upon him) married them, paid ten diners and 60 dirhams from his own pocket as dower on behalf of Zaid, provided the bridal dress and sent some articles of food for domestic use.

Aisha Bewley

When Allah and His Messenger have decided something it is not for any man or woman of the muminin to have a choice about it. Anyone who disobeys Allah and His Messenger is clearly misguided.

Al-Hilali & Khan

It is not for a believer, man or woman, when Allâh and His Messenger have decreed a matter that they should have any option in their decision. And whoever disobeys Allâh and His Messenger, he has indeed strayed into a plain error.

Ali Quli Qarai

A faithful man or woman may not, when Allah and His Apostle have decided on a matter, have any option in their matter, and whoever disobeys Allah and His Apostle has certainly strayed into manifest error.

Amatul Rahman Omar

It does not behove a believing man or a believing woman to exercise an option in their affair after Allâh and His Messenger have decided the matter. Indeed, he who disobeys Allâh and His Messenger surely strays far away in clear error.

Arthur John Arberry

It is not for any believer, man or woman, when God and His Messenger have decreed a matter, to have the choice in the affair. Whosoever disobeys God and His Messenger has gone astray into manifest error.

Bijan Moeinian

A believing man/ woman will never challenge a decision of the Lord and His Prophet. Whoever disobeys God and His Prophet, is among the losers.

E. Henry Palmer

It is not for a believing man or for a believing woman, when God and His Apostle have decided an affair, to have the choice in that affair; and whoso rebels against God and His Apostle has erred with an obvious error.

Edip-Layth

It is not for an acknowledging man or acknowledging woman, if God and His messenger issue any command, that they have any choice in their decision. Anyone who disobeys God and His messenger, he has gone far astray.

George Sale

It is not fit for a true believer of either sex, when God and his apostle have decreed a thing, that they should have the liberty of choosing a different matter of their own: And whoever is disobedient unto God and his apostle, surely erreth with a manifest error.

Hamid S. Aziz

Verily, men who surrender and the women who surrender, and the believing men and the believing women, and the obeying men and the obeying women, and the truthful men and the truthful women, and the patient men and the patient women and the humble men and the humble women, and the charitable men and the charitable women, and the fasting men and the fasting women, and the men who guard their modesty and the women who guard (their modesty), and the men who remember Allah much and the women who remember - Allah has prepared for them forgiveness and a mighty reward.

Mahmoud Ghali

And in no way should a male believer or a female believer, when Allah and His Messenger have decreed a Command, have the choice in their Command. Whoever disobeys Allah and His Messenger, then he has readily erred away into evident error.

Marmaduke Pickthall

And it becometh not a believing man or a believing woman, when Allah and His messenger have decided an affair (for them), that they should (after that) claim any say in their affair; and whoso is rebellious to Allah and His messenger, he verily goeth astray in error manifest.

Mohamed Ahmed - Samira

No believing men and women have any choice in a matter after God and His Apostle have decided it. Whoever disobeys God and His Apostle has clearly lost the way and gone astray.

Muhammad Asad

Now whenever God and His Apostle have decided a matter, it is not for a believing man or a believing woman to claim freedom of choice insofar as they themselves are concerned: for he who [thus] rebels against God and His Apostle has already, most obviously, gone astray.

Mustafa Khattab

It is not for a believing man or woman—when Allah and His Messenger decree a matter—to have any other choice in that matter.[1] Indeed, whoever disobeys Allah and His Messenger has clearly gone ˹far˺ astray.

Progressive Muslims

It is not for a believing man or believing woman, if God and His messenger issue any command, that they have any choice in their decision. And anyone who disobeys God and His messenger, he has gone far astray.

Rashad Khalifa

No believing man or believing woman, if GOD and His messenger issue any command, has any choice regarding that command. Anyone who disobeys GOD and His messenger has gone far astray.

Sahih International

It is not for a believing man or a believing woman, when Allah and His Messenger have decided a matter, that they should [thereafter] have any choice about their affair. And whoever disobeys Allah and His Messenger has certainly strayed into clear error.

Sam Gerrans

And it is not for a believing man or a believing woman, when God and His messenger have decided on a matter, that there be for them a choice about their affair; and whoso disobeys God and His messenger: he has gone astray into manifest error.

Shabbir Ahmed

It is not fitting for a believing man or a believing woman, when a matter has been decided by Allah and His Messenger, to claim freedom of choice concerning themselves. And whoever disobeys Allah and His Messenger, he has indeed, gone astray in error manifest.

Syed Vickar Ahamed

It is not right for a believer, man or woman, when something has been already judged by Allah and His Messenger (Muhammad), to have any choice about the judgment: And whoever disobeys Allah and His Messenger (Muhammad), he is indeed on a clearly wrong path.

Taqi Usmani

It is not open for a believing man or a believing woman, once Allah and His messenger have decided a thing, that they should have a choice about their matter; and whoever disobeys Allah and His messenger, he indeed gets off the track, falling into an open error.

The Monotheist Group

It is not for a believing male or believing female, if God and His messenger issue any command, that they have any choice in their decision. And anyone who disobeys God and His messenger, he has gone far astray.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩