Yûnus suresi

Yûnus suresi, 11. ayet

Yûnus suresi, 11. ayet. وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

velev yü`accilü-llâhü linnâsi-şşerra-sti`câlehüm bilḫayri leḳuḍiye ileyhim ecelühüm. feneẕeru-lleẕîne lâ yercûne liḳâenâ fî ṭugyânihim ya`mehûn.

Diyanet İşleri

Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 8–14 · surenin 11. ayeti / 109

Konu İnsanın acelesi; yalanlayanlar ve mucize isteği Yûnus 11–20 3

  1. Yûnus 8

    (7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

  2. Yûnus 9

    (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

  3. Yûnus 10

    Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selam"; dualarının sonu ise, "Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.

  4. 11

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

  5. Yûnus 12

    İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.

  6. Yûnus 13

    Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

  7. Yûnus 14

    Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. Yüce Allah, insanlar hayrın sebeplerini yerine getirdikleri takdirde hayrı onlara çabucak verdiği gibi, yine sebeplerini yerine getirmeleri halinde yaptıkları kötülüğe karşılık da hemen ceza verseydi “elbette onların ecelleri(nin bitimi)ne hükmedilirdi.” Yani ceza onları helak ederdi. Ama Allah kullarına olan lütuf ve ihsanı dolayısı ile onlara -cezalarını ihmal etmemekle birlikte- mühlet verir. Haklarının birçoğunu affeder. Zira Allah zulümleri sebebi ile insanları cezalandıracak olsaydı yeryüzünde canlı tek bir varlık bırakmazdı. Şu husus da bu kapsama girmektedir: Kul, meselâ çocuklarına, aile halkına veya malına kızdığı kimi zamanlarda bedduada bulunur. Eğer bu bedduası kabul edilse helâk olurlar. Bu da kişiye çok zararlı olur. Ancak Yüce Allah yumuşak huyludur ve hikmeti sonsuzdur.

“(Ama) biz, bize kavuşmayı ummayanları” âhirete iman etmeyen ve bundan dolayı da âhiret için gerekli şekilde hazırlanmayan, Allah’ın azabından kendilerini kurtaracak şeyleri işlemeyen kimseleri “azgınlıkları” hakkı ve haddi aşmalarına sebep olan batılları “içinde bocalar bir halde bırakırız.” Tereddütler içerisinde ne yapacaklarını şaşırırlar, doğru yolu bulamazlar, doğru delile sarılma başarısını elde edemezler. Bu da zulümlerine ve Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerine karşılık olan bir cezadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, insanların kızgınlık anında kendi nefislerine, evlatlarına ve malları aleyhine yaptıkları dualarını (beddualarını) kabul etmekte onların hayrı istedikleri dualarını kabul etmesinde acele ettiği gibi acele etseydi onlar helak olurlardı. Fakat yüce Allah, onlara mühlet verir ve O'na kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakır. Çünkü onlar Allah'ın cezalandırmasından korkmazlar ve O'nun vereceği sevabı da ummazlar. İşte yüce Allah, onları hesap günü kararsızlar, şaşırmışlar ve şüpheciler olarak (bırakıp) terk eder.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. يُعَجِّلُ yuaccilu acele verseydi kök: عجل
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. لِلنَّاسِ linnasi insanlara kök: نوس
  5. ٱلشَّرَّ ş-şerra kötülüğü kök: شرر
  6. ٱسْتِعْجَالَهُم stia'calehum acele istemeleri gibi kök: عجل
  7. بِٱلْخَيْرِ bil-hayri iyiliği kök: خير
  8. لَقُضِىَ lekudiye hemen bitmiş olurdu kök: قضي
  9. إِلَيْهِمْ ileyhim onların
  10. أَجَلُهُمْ ۖ eceluhum süreleri kök: اجل
  11. فَنَذَرُ fenezeru böyle bırakırız kök: وذر
  12. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  13. لَا la
  14. يَرْجُونَ yercune ummayanları kök: رجو
  15. لِقَآءَنَا lika'ena bize kavuşmayı kök: لقي
  16. فِى fi
  17. طُغْيَـٰنِهِمْ tugyanihim taşkınlıkları içinde kök: طغي
  18. يَعْمَهُونَ yea'mehune bocalar bir halde kök: عمه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları…

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Ortak kavram: Şer

    İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Ortak kavram: Şer

    De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Ortak kavram: Şer

    (55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah (inkârcı) insanlara, hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşacaklarını ummayanları (ahirete inanmayanları) azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:15, En‘âm 6:110; A‘râf 7:186; Hicr 15:72; Mü'minûn 23:75; Neml 27:4.

Mustafa İslamoğlu

Eğer onların nimeti istemede acele ettikleri gibi Allah da insanlar için (hak ettikleri) cezayı vermede acele etseydi, onların sonunu getirecek hüküm hemen infaz edilirdi. Şu halde, bizim huzurumuza çıkmaya yüzü olmayanları küstahça taşkınlıkları içerisinde debelenmeye terkederiz.

Muhammed Esed

(İmdi), eğer, onların iyilik (olarak gördükleri şeyin kendilerine) ulaşmasını aceleyle istedikleri gibi, Allah da insanlara (günahları yüzünden hak ettikleri) şerri tezelden verseydi, onların sonu çarçabuk gelmiş olurdu! Ama Biz, Bizimle ergeç karşılaşacaklarına inanmayanları o kurumlu azgınlıkları içinde körcesine bocalayıp dururlarken kendi hallerine bırakırız.

Ahmed Hulusi

Eğer Allah insanlara, onların hayrı dilemedeki acelelerine göre, şerri hak etmelerine cevap verseydi; onların ömürleri çoktan bitmiş olurdu! Rücu ederek hakikati olan Esma'nın farkındalığına ermeyeceklerini sananları, kendi taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın, bocalar halde bırakırız.

Ali Bulaç

Eğer Allah, onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları gibi, insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. İşte bize kavuşmayı ummayanları biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.

Ali Özek ve heyeti

Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde (kendi başlarına) bırakırız.

Ali Rıza Safa

Allah, insanların iyiliği ivedi olarak istedikleri gibi, kötülüğü de ivedi olarak verseydi, süreleri sona erdirilmiş olurdu. Bize kavuşacaklarını düşünmeyenleri, azgınlıkları içinde şaşkın bırakırız.

Bayraktar Bayraklı

Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Edip Yüksel

İnsanların iyiliği acele istemeleri gibi, ALLAH da onlara azabı acele verse idi, süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde şaşkın durumda bırakırız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnsanların iyiliği acele istemeleri gibi, ALLAH da onlara azabı acele verse idi, süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde şaşkın durumda bırakırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer Allah, insanlara şerri, hayrın gelmesini istemekte acele ettikleri gibi, çabuklaştırsaydı, ecellerini kendilerine getiriverirdi. Fakat Bize kavuşmayı arzu etmeyenleri bırakırız, azgınlıkları içinde körü körüne giderler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer Allah, insanlara şerri onların hayır ivercesine ivdikleri gibi ivecek olsa idi ecellerini kendilerine yetiriverir idi fakat likamızı arzu etmiyenleri bırakırız tuğyanlarında körkörüne giderler

Erhan Aktaş

İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsanların, hayrı acele istedikleri gibi, Allah da şerri onlara acele verseydi, muhakkak süreleri bitirilirdi. Ama Biz, Bizimle karşılaşmayı ummayanları, kendi hallerine bırakırız. Azgınlıkları içinde bocalar dururlar.

Gültekin Onan

Eğer Tanrı, onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları gibi, insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. İşte bize kavuşmayı ummayanları biz böylece taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız.

Hasan Basri Çantay

Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de alel'acele verseydi elbette onlara ecelleri hükmedilir, (hepsi helak olub gider) di. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları böyle azgınlıkları içinde serseri serseri dolaşmalarına meydan veriyoruz.

İbni Kesir

Eğer Allah insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de süratle verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. İşte Biz, Bize kavuşmayı ummayanları böyle azgınlıkları içinde bocalamaya terkederiz.

Mehmet Alagaş

(11-18) Allah insana fenalığı / şerri de hayrı acele istemesi gibi yapsaydı, süreleri / ecelleri hemen gerçekleşirdi , bize inanmayanları taşkınlıklarında / tuğyanlarında bocalıyor halde bırakırız. İnsana bir zarar dokunursa yatar yahut oturur vaziyette veya ayakta iken bize dua eder, ne zaman ki zararı ondan kaldırırız, sanki / adeta dokunan zarar nedeniyle dua etmemişçesine geçip gider , savurganlara / israf edenlere yapıyor oldukları böyle süslenir. Önceleri nice nesilleri zulümlerinden dolayı helak ettik, elçiler imiz onlara açık delillerle geldiler onlar da inanan olmadılar , bu şekilde suçlu boyları / kavimleri cezalandırırız, sonra da onların ardından sizleri, bakalım nasıl hareket ediyorsunuz diye devralanlar / halifeler yaptık. Açık ve net ayetlerimiz onlara sözlü okunduğu / tilavet edildiği zaman bizimle buluşmayı ummayanlar derler ki bundan başka kuran getir veya değiştir onu / mübadele et. De ki kendimce onu değiştirmem olabilecek şey değil, ben sadece bana vahyolunana uyarım ve eğer Rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir gün azabından korkarım, de ki eğer Allah isterse ben onu size okuyamazdım sizde onu bilemezsiniz / idrak edemezdiniz , önceden aranızda bir ömür kaldım akletmiyormusunuz? Allaha yalanı iftira edenden yahut ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki o, suçluları kurtuluşa erdirmez / felaha erdirmez. Allah’ın dışında onlara ne bir zararı yahut faydası olmayan şeylere tapıyorlar / ibadet ediyorlar. İşte bunlar Allah yanında bizim aracılarımız / şefaatçilerimiz diyorlar. Allaha arzda ve semalarda bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? O şirk koştuklar ınızdan üstündür ve yücedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acilen verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi. (Helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Süleyman Ateş

İnsanların, hayrı acele istemeleri gibi, Allah da onlara şerri acele verseydi, süreleri hemen bitirilmiş olurdu. Ama biz, bizimle buluşmayı ummayanları bırakırız, azgınlıkları içinde bocalar, dururlar.

Süleymaniye Vakfı

Allah, insanlara iyiliklerinin karşılığını verdiği çabuklukta kötülüklerinin karşılığını verseydi ömürleri bitirilirdi dipnot 1 . Ama o dipnot 2 , kendi huzuruna varacağını beklemeyenleri, taşkınlıkları içinde bırakır da onlar bocalar dururlar dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Sözlükte eğmek/bükmek/çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır: ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer Allah, insanlara hayrı verdiği çabuklukta şerri de verseydi onların sonları gelirdi. Bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde bırakırız, bocalar dururlar dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ...

Şaban Britch

Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acilen verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Şaban Piriş

Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de çarçabuk verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi (helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabucak verseydi, ecellerinin onlara ulaşmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Ama biz, bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde körü körüne bocalamaya bırakırız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If Allah were to hasten His response to people who deserve ill as they invoke Him to hasten His response to confer on them what is good, their Hereafter would be planted in the now. But We give those who do not entertain the thought the Day of Judgement plenty of rope to allow them free action to commit themselves to the loss in the maze of error.

Abdul Haleem

If God were to hasten on for people the harm [they have earned] as they wish to hasten on the good, their time would already be up. But We leave those who do not expect to meet Us to wander blindly in their excesses.

Abdullah Yusuf Ali

If Allah were to hasten for men the ill (they have earned) as they would fain hasten on the good,- then would their respite be settled at once. But We leave those who rest not their hope on their meeting with Us, in their trespasses, wandering in distraction to and fro.

Abul A'la Maududi

Were Allah dipnot 1 to hasten to bring upon men (the consequence of) evil in the way men hasten in seeking the wealth of this world, their term would have long since expired. (But that is not Our way.) So We leave alone those who do not expect to meet Us that they may blindly stumble in their transgression.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    After the introductory (verses 1-10), the Quran takes up admonition which is the main subject of the Surah. In order to understand this fully we should keep two things in view as its background:

Aisha Bewley

If Allah were to hasten evil for people the way they try to hasten good, their term would already have been completed for them. We abandon those who do not expect to meet Us to wander blindly in their excessive insolence.

Al-Hilali & Khan

And were Allâh to hasten for mankind the evil (they invoke for themselves and for their children. while in a state of anger) as He hastens for them the good (they invoke) then they would have been ruined. So We leave those who expect not their meeting with Us, in their trespasses, wandering blindly in distraction. (Tafsir At-Tabarî)

Ali Quli Qarai

Were Allah to hasten ill for mankind with their haste for good, their term would have been over. But We leave those who do not expect to encounter Us bewildered in their rebellion.

Amatul Rahman Omar

If Allâh were to hasten on the evil for the people (as a consequence of their evil actions), just as they would seek to hasten on (for themselves) the good, (the end of) their term (of life) would certainly have been brought upon them (forthwith). But We leave alone those who fear not the meeting with Us, nor do they cherish any hope (for the same). They are wandering distractedly in their transgression.

Arthur John Arberry

If God should hasten unto men evil as they would hasten good, their term would be already decided for them. But We leave those, who look not to encounter Us, in their insolence wandering blindly.

Bijan Moeinian

If the Lord had punished them in proportion to their deep involvement in the worldly affairs, their time would have come long time ago. Yet, I let those who do not believe in their meeting with Me to become deeper involved in their materialistic pursuit [and earn every bit of their punishment.]

E. Henry Palmer

And if God should hasten on the bad to men as they would hasten on the good, their appointed time would surely be fulfilled. But we will let those who hope not for our meeting go on in their rebellion, blindly wandering on.

Edip-Layth

If God were to hasten for people the evil as they desire the hastening of good for them, then they would have been ruined. We thus leave those who do not wish to meet Us wandering in their transgression.

George Sale

If God should cause evil to hasten unto men, according to their desire of hastening good, verily their end had been decreed. Wherefore We suffer those who hope not to meet Us at the resurrection, to wander amazedly in their error.

Hamid S. Aziz

Their cry therein shall be, "Glory be to Thee, O Allah!" and their salutation therein shall be, "Peace!" and the end of their cry shall be, "Praise be to Allah, the Lord (Cherisher and Sustainer) of the Worlds!"

Mahmoud Ghali

And if Allah were to hasten (quickly) to mankind evil as they would seek hastening of charity, their term would indeed be decreed to them. Yet We leave out the ones who do not hope for meeting with Us, in their inordinance blundering.

Marmaduke Pickthall

If Allah were to hasten on for men the ill (that they have earned) as they would hasten on the good, their respite would already have expired. But We suffer those who look not for the meeting with Us to wander blindly on in their contumacy.

Mohamed Ahmed - Samira

If God were to hasten the evil, as men try to hasten the good, their term would come to end. So We leave those who do not expect to meet Us to wander perplexed in transgression.

Muhammad Asad

NOW IF GOD were to hasten for human beings the ill [which they deserve by their sinning] in the same manner as they [themselves] would hasten [the coming to them of what they consider to be] goad, their end would indeed come forthwith! But We leave them alone [for a while] -all those who do not believe that they are destined to meet Us: [We leave them alone] in their overweening arrogance, blindly stumbling to and fro.

Mustafa Khattab

If Allah were to hasten evil for people[1] as they wish to hasten good, they would have certainly been doomed. But We leave those who do not expect to meet Us to wander blindly in their defiance.

Progressive Muslims

And if God were to hasten for mankind the evil as He hastens for them the good, then they would have been ruined. We thus leave those who do not wish to meet Us wandering in their transgression.

Rashad Khalifa

If GOD hastened the retribution incurred by the people, the way they demand provisions, they would have been annihilated long ago. However, we leave those who do not believe in meeting us in their transgressions, blundering.

Sahih International

And if Allah was to hasten for the people the evil [they invoke] as He hastens for them the good, their term would have been ended for them. But We leave the ones who do not expect the meeting with Us, in their transgression, wandering blindly

Sam Gerrans

And were God to hasten for men the ill as they would hasten the good, their term would have been concluded for them. But We leave those who look not for the meeting with Us, wandering blindly in their inordinacy.

Shabbir Ahmed

If Allah hastened requital for people as they hasten for immediate delights, their respite would have already expired. (It is Allah's Mercy that His Law of Requital does not grasp them instantly. He gives them time to mend their ways). Those who do not entertain the hope of meeting with Us, We leave them wandering in their rebellion.

Syed Vickar Ahamed

And if Allah were to bring forward for men the bad (that they have earned) as they would happily hasten on the good— Then their period of rest will be settled at once. But We leave those who do not keep their hope on their meeting with Us, in their sins, wandering about being lost.

Taqi Usmani

And if Allah were to hasten in sending evil to the people, as they hasten in seeking good, their time would have been all over. So, We leave alone those who do not believe in meeting Us to wander blindly in their rebellion.

The Monotheist Group

And if God hastened for the people the evil as He hastens for them the good, then they would have been ruined. We thus leave those who do not wish to meet Us wandering in their transgression.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩