Ahzâb suresi · 49–52. ayetler

Nikâh ve boşama hükümleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ahzâb suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 49. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da onlara (cinsel olarak) dokunmadan onları boşarsanız, onların aleyhine sizin lehinize sayacağınız hiçbir (bekleme) süresi yoktur. Onlara, geçimlik (mehrin yarısını) dipnot 1 verin ve onları güzel bir şekilde bırakın (boşanın). dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:237 ile birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetin öncesi ile ilgili konu bağlantısı hakkında geniş bilgi için bkz. Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], c. XXV, s. 218-219.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlar da onları gerdeğe girmeden önce boşarsanız, onlara karşı iddet hesaplama hakkınız yoktur; şu halde derhal onlara dünyalıklarını verin ve kendilerini güzellikle salıverin.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Mümin kadınlarla evlenir ve fakat onlara dokunmadan boşarsanız, onlar adına bir iddet dönemi hesaplamaya ve (onlardan bunu) beklemeye hakkınız yoktur; o halde (hemen) ihtiyaçlarını karşılayın ve en güzel şekilde bırakın.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! İman etmiş kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan önce onları boşarsanız, sizin için onlar aleyhine, sizin belirleyeceğiniz bir iddet (yeniden evlenmelerine mani bir süreç) hakkınız yoktur. . . Derhal mut'alarını verin (mal - para verin) ve kendilerini kolaylıkla serbest bırakın.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! İnanan kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşadığınızda, artık onlar için bir bekleme süresi hesaplamaya hakkınız yoktur. Öyleyse onların gereksinimlerini karşılayın ve güzel bir biçimde onları bırakın.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp sonra kendileriyle cinsel ilşkiye girmeden onları boşarsanız, artık onlar üzerinde sizin sayıp duracağınız bir iddet bekletme hakkınız yoktur. Onlara bir miktar yardımda bulununuz ve onları güzellikle serbest bırakınız!

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, gerçeği onaylayan kadınları nikahladıktan sonra, onlarla cinsel ilişkiye girmeden boşarsanız, (bir başkasıyla evlenmelerinden önce) onların size bir bekleme süresi borcu yoktur. Onlara bir geçimlik verin ve onları güzellikle terkedin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, inanan kadınları nikahladıktan sonra, onlarla cinsel ilişkiye girmeden boşarsanız, (bir başkasıyla evlenmelerinden önce) onların size bir bekleme süresi borcu yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp da kendileriyle ilişkide bulunmadan onları boşadığınızda onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen mehirlerini verip onları güzelce salıverin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Mü'minleri nikah ettiğiniz, sonra onlara dokunmadan talak verdiğiniz vakıt üzerlerinde sayacağınız bir ıddet hakkınız yoktur, derhal müt'alarını verib onları güzel bir surette salıverin

    Erhan Aktaş

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikah edip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, inançlı (kadın)ları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıb da sonra, kendilerine dokunmadan, onları boşadığınız zaman sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yokdur. O suretde onları faidelendirib kendilerini güzel bir şekilde salıverin.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlarla temasta bulunmadan önce boşadığınızda, artık onlar için iddet saymanıza lüzum yoktur. Kendilerini geçindirin ve güzellikle serbest bırakın.

    Mehmet Alagaş

    (49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden önce onları boşarsanız, sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen müt'alarını verin (biraz geçimlik verip memnun edin) ve onları güzellike serbest bırakın.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Mümin kadınları nikahlar da onları kendilerine dokunmadan boşarsanız, sizin onlar için saymanız gereken bir iddet yoktur dipnot 1 . Bu durumda onları (marufa uygun olarak) yararlandırın dipnot 2 ve güzelce kendinizden ayırın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Talak 65/1 ayetine göre, iddeti bekleyecek olan kadın, onu sayacak olan erkektir. Bu ayette, gerdeğe girilmemişse, beklenecek ve sayılacak bir iddetin olmadığı anlatılmaktadır. Diğer durumlarda beklenecek iddet Bakara 2/228 ve Talak 65/4'te açıklanmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey iman etmiş kişiler! Mümin kadınlarla nikahlanır da ilişkiye girmeden boşarsanız onların, sizden dolayı iddet beklemeleri gerekmez. Onlara yararlanacakları bir şey verin ve onları güzellikle serbest bırakın.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra da onlara dokunmadan/ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın.

  2. Ahzâb suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 50. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanları, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle birlikte hicret eden kızlarını sana helal kıldık. dipnot 1 (Bir de) kendisini (mehirsiz bir şekilde) Peygamber'e hibe eden, Peygamber'in de nikâhlamak istediği mümin bir hanımı diğer müminlere değil, sadece sana özel dipnot 2 olmak üzere (helal kıldık). Elbette biz sana bir zorluk olmasın diye eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle ümmete helal olan evliliklerin Hz. Muhammed için hicret şartına bağlı kılındığını, yani onun evliliklerinin keyfe göre değil, daha zor şartlara bağlandığı mesajını içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ve İsrâ 17:79. gibi ayetler Hz. Muhammed'e inen her vahyin Kur'an'da yer aldığının delilidir. Zira, sadece ona özel olarak inen bir hükmün Kur'an'da bulunuyor olması bunun en önemli göstergesidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen ey Peygamber! Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunan kimseleri; seninle birlikte göç etmiş bulunan amca ve hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını; ve kendilerini Peygamber'e (mehir bedeli istemeksizin) sunan ve peygamberin de kendilerini nikahlamayı kabul ettiği mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü'minler için değildir- helal kıldık. Doğrusu onlara eşleri ve sağ elleri altında bulunanlar konusundaki talimatlarımızı bilmekteyiz; ne ki bununla amaçlanan, senin zor durumda kalmamandır: zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helal kıldık. Ve seninle birlikte (Yesrib'e) göç etmiş olan amcalarının ve halalarının kızlarını, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını; ve kendilerini Peygamber'e özgür iradeleriyle teklif eden, Peygamber'in de almak istediği mümin kadınları (da sana helal kıldık): (bu sonuncusu) yalnız sana özgü bir imtiyazdır, öteki müminler için değil, (zaten) onlara eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar konusunda yapmaları gerekeni bildirdik. (Ve) artık sen (gereksiz) bir endişeye kapılmamalısın, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey Nebi! Muhakkak ki biz sana mehrlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduklarını (cariyeleri) ve seninle beraber hicret eden; amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; bir de eğer kendini O Nebi'ye hibe etmiş, O Nebi de onunla evlenmeyi dilemiş ise, iman etmiş bir kadını, diğer iman etmişler dışında sana özel olarak helal kıldık. . . Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz ettiğimizi mutlaka biliyoruz. . . Sana, bir vebal düşüncesi olmasın diye (bu hükümleri açıkladık). . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! Geçimlerini sağladığın eşlerini ve Allah'ın sana armağan olarak verdiklerinden yanında sana bağlı olanları ve seninle birlikte göç eden; amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları, kendi istenciyle kendisini peygambere öneren ve peygamberin de almak istediği inanan kadınları sana helal yaptık. Yalnızca sana özgü olarak böyledir; diğer inananlara değil. Sana bir zorluk olmaması için, eşleri ve yanlarında kendilerine bağlı olanlar konusunda ne yapmaları gerektiğini de onlara bildirdik. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helal kıldık. Seninle beraber hicret eden amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarını da helal kıldık. Eğer Peygamber kendisiyle evlenmek isterse, kendisini mehirsiz olarak peygambere bağışlayan herhangi bir mümin kadını da inananlara değil de sadece sana helal kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, biz, eşleri ve cariyeleri hakkında onlara neyi farz kıldığımızı kesinlikle biliyoruz. Allah çok bağışlayıcıdır;çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve ALLAH'ın sana bağışladığı sözleşmenle üzerlerinde hak sahibi olduğun, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini iman edenlere değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve sözleşmelileri hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve ALLAH'ın sana bağışladığı elinin altındakileri, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışısızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini inananlara değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey peygamber, Biz, özellikle sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları; bir de inanan bir kadın eğer kendisini peygambere bağışlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü'minlere değil. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar, sana bir darlık olmaması içindir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o Peygamber! Biz bilhassa sana şunları halal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun zevcelerini ve Allahın sana ganimet kıldıklarından milki yeminin olan cariyeyi ve ammin kızlarından, dayın kızlarından, teyzen kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mü'mine bir kadın kendini Peygambere hibe ederse Peygamber nikah etmek istediği takdirde onu, sade sana, sair mü'minlere değil, onlara zevceleri ve milki yeminleri hakkında ne farz kıldığımız ma'lumunuz, bunlar sana hiç bir darlık olmamak içindir, Allah gafur rahim bulunuyor.

    Erhan Aktaş

    Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın fey dipnot 2 olarak sana verdiği antlaşma yolu ile hak sahibi olduklarını, dipnot 3 sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve kendisini Nebi'ye hibe dipnot 4 edip de Nebi'nin de evlenmeyi uygun gördüğü Mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 5 zevceleri ve antlaşma yolu ile hak sahibi oldukları konusunda neyi farz dipnot 6 kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. dipnot 7 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehirlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaşmadan elde edilen şeyler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 23:6. ayetin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan.
    5. metne dön, dipnot 5
      Senin dışındaki Mü'minlere.
    6. metne dön, dipnot 6
      Zorunlu yükümlülük.
    7. metne dön, dipnot 7
      Ayetin içeriği dikkate alındığında evlilik konusunda Nebi'ye bir ayrıcalıktan değil, bir kısıtlamadan söz edilebilir (33:52). Zira Mü'minler için öngörülmeyen kısıtlama Nebi'ye yapılmıştır. Ayrıca dikkat edilirse bütün amcalar ve dayılar değil, sadece "hicret eden" amca kızları ile dayı kızlarından söz edilmekte, halalar ve teyzelerin tamamından söz edilirken amca ve dayı tekil olarak anılmaktadır. Dayıların ve amcaların tamamının anılmaması, konunun özel bir bağlama sahip olduğunu bunun da hicret sonrası ile ilgili olduğu ve bu evlilik müsaadesinin içinde bulunulan durumla bağlantılı olduğunu göstermektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın fey dipnot 2 olarak sana verdiği antlaşma yolu ile hak sahibi olduklarını dipnot 3 , sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve kendisini Nebiye hibe dipnot 4 edip de nebinin de evlenmeyi uygun gördüğü mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 5 zevceleri ve antlaşma yolu ile hak sahibi oldukları dipnot 3 konusunda neyi farz dipnot 6 kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehirlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaşmadan elde edilen şeyler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yeminle hak sahibi olduğunuz. Sağ elinizin sahip olduğu. Eyman sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir sözcüktür. Bu deyim, "antlaşma yoluyla sahip olunan" demektir. El, aynı zamanda deyim olarak "güç" demektir; güç yolu ile "üzerinde yetkili olma hakkına" sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle "nikahsız her birliktelik" zinadır. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Verili durumun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek, İslam'da cariyeliğin ve köleliğin olduğunu söylemek, İslam'a iftira atmaktır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan.
    5. metne dön, dipnot 5
      Senin dışındaki mü'minlere.
    6. metne dön, dipnot 6
      Zorunlu yükümlülük.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın ganimet olarak sana verdiği sağ elinin sahip olduklarını dipnot 2 , sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve kendisini Nebiye hibe dipnot 3 edip de nebinin de nikahlamayı uygun gördüğü mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 4 zevceleri ve ellerinin sahip oldukları dipnot 2 konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehirlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sağ ellerinizin sahip olduğu" deyimi, "güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz" anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikah yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikah yapılmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan. Mehir talebinde bulunmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Senin dışındaki mü'minlere.

    Gültekin Onan

    Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Tanrı'nın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği inançlı (kadın)ı da, inançlı (erkek)ler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere, (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeler) konusunda onlar (müminler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, mehirlerini verdiğin zevceleri ve Allahın sana ganiymet (olarak nasıyb) etdiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber (Medineye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü'min bir kadın kendisini peygambere bağışlayıb da eğer peygamber de nikahla almak isterse onu — (Fakat bu sonuncusunu) diğer mü'minlere değil, yalınız sana haas olmak üzere — senin için halal kıldık. Öbür (mü'min) lerin zevceleri ve sağ ellerinin malik oldukları (cariyeleri) hakkında uhdelerine ne farz etmiş olduğumuzu bildirdik. (Bağış suretiyle izdivacın sana tahsıysi) senin için hiçbir darlık olmaması içindir. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey peygamber; Biz, mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve bir de eğer mü'min bir kadın kendisini peygambere hibe eder de peygamber de onunla evlenmeyi isterse onuki bu, mü'minlerden ayrı olarak sadece sana has olmak üzeresenin için helal kıldık. Sana bir zorluk olmasın diye mü'minlerin eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları hakkında ne hükmettiğimizi bildirdik. Ve Allah; Gafur, Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri; amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Peygamber'e hibe eden Mümine kadını, diğer Müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları gerektiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allah'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan (cariye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kaldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariye)leri hakkında mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (Onların bu hususta ne yapması lazım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Nebi! Mehirlerini verdiğin eşlerini dipnot 1 ; Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı dipnot 2 ; seninle beraber hicret etmiş olmaları şartıyla amca kızlarını, halalarının kızlarını, dayı kızlarını, teyzelerinin kızlarını dipnot 3 ve bir de -nikahlamak istersen dipnot 4 - kendini sana hibe eden kadını, -diğer müminlere değil- sadece sana has olmak üzere helal kıldık. Müminlerin eşleri ve hakimiyetleri altındaki esirlerle ilgili hangi hükümleri koyduğumuzu elbette biliyoruz dipnot 5 . Bütün bunlar sana bir sıkıntı olmasın diyedir. Çünkü Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifadeye göre Nebimiz, eşlerinin mehirini evlenmeden önce vermek zorundadır. Halbuki diğer müminler karşılıklı anlaşmaya bağlı olarak daha sonra da verebilir (Bakara 2/236, 237).
    2. metne dön, dipnot 2
      Hür olsun, esir olsun hiçbir kadınla nikahsız ilişki kurmak helal değildir. Savaş esiri kadınlarla /cariyelerle nikahsız ilişkiyi helal görenler, Nebimizin Mariye ile olan birlikteliğini de delil gösterirler. Halbuki Mısır mukavkısı tarafından Nebimize gönderilen Mariye, bu ayete göre "fey" statüsündedir. (Fey, savaşmadan elde edilen şeylere; ganimet ise savaş sonucu elde edilenlere denir. Bkz. Enfal 8/41, Haşr 59/7. Savaş esirleri ganimete dahildir.) Hür bir kadınla evlenmeye gücü yeten müminlerin savaş veya fey yoluyla hakimiyet altına alınan kadınlarla evlenmesi haramdır (Nisa 4/25). Bu ayette, Resulullah'a diğer müminlerden farklı olarak, nikahlı hür eşlerine ilaveten fey yoluyla hakimiyet altına aldığı kadını da hürriyetine kavuşturmadan nikahlayabileceği bildirilmiştir. Ayetteki atfın "ev (أو)" ile değil de "vav (و)" ile yapılmış olması da bunu göstermektedir. Yani ayette "ikisinden biri" anlamına gelen "ev" bağlacı kullanılarak "Mehirlerini verdiğin eşlerini VEYA Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı" denilmemiş, "hem o hem bu" anlamına gelen ve birlikteliği ifade eden "vav" atıf harfi kullanılarak "Mehirlerini verdiğin eşlerini VE Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı" denilmiştir. Bir kadın ister savaş ister fey yoluyla hakimiyet altına alınmış olsun, kendi rızası ile nikahlanmadığı sürece onunla ilişki haramdır (Nisa 4/3 ve 25, Nur 24/32-33). Bu yüzden Nebimizin de Mariye ile ancak nikah yoluyla birliktelik kurduğu anlaşılmaktadır. (Ayrıntı için bkz. Ali Rıza Demircan, Kur'an ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri)
    3. metne dön, dipnot 3
      Diğer müminlerin; amca, hala, dayı ve teyze kızlarıyla evlenmeleri için birlikte hicret etmiş olmaları şartı yoktur. Evlilik yasakları Nisa 4/23-24 ayetlerinde belirtilmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Nebi! (Şu sayılanları) özel olarak sana helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerini dipnot 1 , Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hakimiyetin altında olanı dipnot 2 , seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını dipnot 3 ve eğer nikahlamak istersen kendini sana dipnot 4 hibe eden kadını dipnot 5 , diğer müminlere değil, sadece sana helal kıldık. Müminlerin eşleri ve yönetimleri altındaki esirlerle ilgili hangi hükümleri koyduğumuzu elbette biliyoruz. Bütün bunlar sana bir sıkıntı olmasın diyedir. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      TTevrat ve incil, bir sınırlama yapmadan çok eşliliği kabul ettiği gibi Cahiliye dönemi Arapları da kabul ederlerdi. Evliliği dört kadınla sınırlayan Nisa 3. ayet indiğinde Nebimiz'in dokuz eşi vardı. Bu ayet, eşlerini tutmasına iznini sadece ona verince dörtten fazla eşi olanlardan, eş sayısını dörde indirmeleri istendi. On eşi olan Gaylan b. SeIeme onlardandı. (Tirmizi, Nikah, 33, hadis no:1047)
    2. metne dön, dipnot 2
      Fey, savaşmadan elde edilen, ganimet ise savaş sonucu elde edilene şeylere denir. Fey ile ilgili ayet şudur: "Allah'ın, o kentlerin halkından alıp Elçisine fey olarak verdiği şeyler; Allah için, elçisi ve yakınları için, yetimler, çaresizler ve yolda kalmışlar içindir. Böylece onlar, içinizden zenginler arasında dolaşan bir servet haline gelmez." (Haşr 59/7) Ganimetlerle ilgili ayet de şudur: "Eğer Allah'a ve inanıp güveniyor, doğru ile yanlışın ayrıldığı o gün, yani o iki ordunun çarpıştığı gün, kulumuza indirdiğimize de inanıyorsanız, bilin ki aldığınız her ganimetin beşte biri Allah'ın, elçisinin, elçinin en yakınlarının, yetimlerin, çaresizlerin ve yolcunundur. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Enfal 8/41) Ganimetin 4/5'i savaşçılara verilir ama feyde savaşçıların payı yoktur. Bu. ayet, Bizans'ın Mısır genel valisi.Mukavkıs tarafından Nebimize hediye edilen Mariye'nin ona helal olduğunu bildirmektedir. Bu hüküm ona özeldir, diğer müminlerin böyle bir hakkı yoktur. Savaş sonucu elde edilen esir kadınlarla nikahsız birliktelik mümkün değildir (Nur 24/32-33). Esirler ya fidye karşılığı veya karşılıksız serbest bırakılırlar (Muhammed 47/4) Gelenekte fey'e ganimet anlamı verilerek bir çarpıtma yapılmış ve bu ayet, cariyelerin cinselliğinden yararlanma suçuna alet edilmiştir. Bu, ne büyük bir iftiradır!
    3. metne dön, dipnot 3
      [3* Müminlerin; amca, hala, dayı ve teyze kızlarıyla evlenmeleri için birlikte hicret şartı yoktur.]
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayette iltifat vardır, Meal, bu sanat yok sayılarak verilmiştir. Ayrıntı için bkz. 8. ayetin dipnotu.
    5. metne dön, dipnot 5
      Mehir almadan evlenmek isteyen kadın da sadece Nebimize helaldir. Bir mümin erkek, bir kadınla mehirsiz evlense evlilik geçerli olur ama ona denk bir kadının mehri kadar mehir vermesi gerekir. Böyle bir eşi, ilişkiye girmeden boşayan da ona mal vermek zorundadır (Bkz. Bakara 236).

    Şaban Britch

    Ey peygamber! Mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini nikahına almak istediği mümine kadını sana helâl kıldık. Bu diğer müminlere değil, sadece sana mahsustur. Biz eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere ne farz kıldığımızı biliyoruz. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    -Ey peygamber, mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de mü'min bir kadın kendisini peygambere hibe ederse, peygamber de onu nikahlamak isterse, bunu diğer müminlere değil sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara, eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Sana bir sıkıntı vermemesi için böyle yaptık. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  3. Ahzâb suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 51. ayet. تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

    Mehmet Okuyan

    Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. dipnot 1 Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Hz. Muhammed'in mevcut eşleriyle ilgili özel bir durumu içermektedir. Boşanıp aynı hanımla tekrar evlenmeyi değil, geçici ayrılık yaşananlarla birleşmesi ve savaş yolculuklarında yanına alma konusunda mevcut eşleriyle ilgili bir serbestiyi ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan dilediğini daha sonraya bırakabilir, dilediğini de yanına alabilirsin; ilişkini dondurup (sonraya) bıraktıklarından birini yeniden istemende senin için bir beis yoktur: bu (seni her görüşte) onların gözlerinin ışımasını, üzülmemelerini ve onlara verdiğin şeylerden razı olmalarını sağlar; ve sadece Allah kalplerinizde olanı bilir: ama zaten Allah her şeyi bilir, tarifsiz bir ilim sahibidir.

    Muhammed Esed

    (Şunu bil ki,) onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve (bir süre) uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: bu, (seni her gördüklerinde) gözlerinin parlamasını ve (gözden çıkarıldıkları zaman) üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü (yalnız) Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halimdir.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini de yanına alırsın. . . Uzlet ettiğin (sırasını geri bıraktığın hanımlardan) kimi (tekrar yanına almak) istersen, sana bir vebal yoktur. . . Bu, onların gözlerinin aydın olmasına, mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğin ile hepsinin razı olmalarına en uygundur. . . Allah kalplerinizde olanı bilir. . . Allah Aliym'dir, Haliym'dir.

    Ali Bulaç

    Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! Kadınlarından dilediğini bırakır, dilediğini kendine alırsın. Ayrıldığın eşlerinden arzu ettiğini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah, hakkıyla bilendir; Halîm'dir.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan istediğini bir süre uzaklaştırabilir; istediğini de yanına alabilirsin. Uzaklaştırdıklarının arasından istediğini tekrar yanına almanda da sakınca yoktur. Onların gözlerinin parlaması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur. Allah, yüreğinizde olanları bilir. Çünkü Allah, Bilendir; Hoşgörülüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.

    Edip Yüksel

    Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin her birisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, Şefkatlidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin herbirisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, ?efkatlidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için en elverişli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herşeyi bilir, halimdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan dilediğini giri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın, azleylediğinden de arzu ettiğinde sana günah yoktur, Onların gözleri aydınlanıb mahzun kalmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur, Allah kalblerinizdekini bilir, Allah hem alim hem halim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Onlardan dipnot 1 dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından, dipnot 1 istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 2 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi'nin dilediğini yanına almasını, dilediğini ertelemesinin Nebi'nin özel hayatıyla ilgisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sevinmeleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan dipnot 1 dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından dipnot 1 , istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 2 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ertelediklerinden. Bir önceki ayette sayılanlardan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sevinmeleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. dipnot 1 Bıraktıklarından dipnot 2 , istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 3 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birlikte olma sıralarını değiştirebilirsin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir süre uzak kaldıklarından.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sevinmeleri.

    Gültekin Onan

    Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Tanrı, kalplerinizde olanı bilir. Tanrı bilendir, halimdir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.

    İbni Kesir

    Onlardan istediğini bırakabilir, istediğini alabilirsin. Bırakmış olduklarından da arzu ettiğini almanda sana bir vebal yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha elverişlidir. Allah, kalblerimizde olanı bilir. Ve Allah; Alim, Halim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için bu daha uygundur. Allah, kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah; hakkıyla bilendir, Halîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).

    Süleymaniye Vakfı

    Eşlerinden istediğini kendinden uzak tutabilir, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı tuttuklarından hangisini yanına almak istersen bunun sana bir günahı olmaz. Bu, onların mutlu olmaları, üzülmemeleri ve senin kendilerine verdiğine hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi bilen ve pek yumuşak davranandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan istediğine ilgini azaltır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı bıraktığını arzularsan onu yanına almaktan da sorumlu tutulmazsın. Bu onların gözlerinin aydın olması (bir arayış içinde olmamaları), üzülmemeleri ve hepsine verdiğin şeylerden mutlu olmaları açısından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilir, yumuşak davranır.

    Şaban Britch

    Bunlardan dilediğini (yanında geceleme hususunda) ertelersin, dilediğini de yanına alabilirsin. (Yanında kalma gününü ertelediğin) eşlerinden dilediğinin (yanında tekrardan) (gecelemeyi) istemende bir günah yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah, Alim'dir, Halim'dir.

    Şaban Piriş

    Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alim'dir, Halim'dir.

  4. Ahzâb suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 52. ayet. لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعْدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ أَزْوَٰجٍ وَلَوْ أَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ إِلَّا مَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ رَّقِيبًا

    Diyanet İşleri

    Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

    Mehmet Okuyan

    Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen de sağ elinin sahip oldukları (mevcut eşlerin) hariç, güzellikleri senin hoşuna gitse bile bunları başka eşlerle değiştirmen de sana helal değildir. dipnot 1 Allah her şeyi gözetleyicidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Hz. Muhammed'in yeni bir evlilik yapması yasaklanmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bundan sonra sana, başka hiçbir hanım helal değildir; güzellikleri seni hayran bıraksa dahi -sağ elinin altında bulunanlar hariç- onlardan hiçbirini değiştiremezsin: hem zaten Allah her şeyi gözetleyendir.

    Muhammed Esed

    Bundan sonra (başka) hiçbir kadın sana helal değildir -onları(n hiçbirini) başka kadınlarla, güzellikleri seni fazlasıyla cezbetse de, değiştirme(ne izin verilmemiştir)- (halen) sahip oldukların dışında (hiç biri sana helal değildir). Allah her şeyi görüp gözetendir.

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra (başka) kadınlar sana helal olmaz. . . Güzellikleri hoşuna gitse bile bunları başka eşlerle değiştirmek (olmaz)! Cariyelerin hariç. . . Allah her şey üzerine Rakıyb'dır.

    Ali Bulaç

    Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Allah her şeyi gözetleyip denetleyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan câriyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetler.

    Ali Rıza Safa

    Bundan sonra, yanında sana bağlı olanların dışındaki kadınlar ve eşlerinden birisini boşayarak, güzelliği hoşuna gitse bile, başkasıyla değiştirmen helal değildir. Çünkü Allah, her şeyi Gözetleyendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık bundan sonra başka kadınlarla evlenmek sana helal değildir. Güzellikleri seni büyülese bile, eşlerinden birini boşayıp başkasıyla evlenmen de yasaklanmıştır. Ama cariye hariç. Allah her şeyi gözetlemektedir.

    Edip Yüksel

    Bunların ötesinde kadınlar sana helal değildir ve eşlerinden herhangi birisini de onlarla değişemezsin. Güzellikleri senin ilgini çekse bile. Ancak sözleşmenle üzerlerinde hak sahibi olduklarınla yetin. ALLAH her şeyi gözetleyendir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Haremlik ve selamlık kurumunu ortaçağ ruhbanlarından kopya edenler, Tanrı adına kadınları peçe ve çarşafla örterek kimliklerinden soyanlar bu ayet üzerinde hiç mi düşünmezler?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunların ötesinde kadınlar sana helal değildir, ve eşlerinden her hangi birisini de onlarla değişemezsin. Güzellikleri senin ilgini çekse bile. Ancak elinin altındakiler ile yetin. ALLAH her şeyi gözetleyendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bundan böyle artık, başka kadınlar sana helal olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz; isterse güzellikleri çok hoşuna gitsin. Ancak sahibi bulunduğun cariye başka. Allah, herşeye gözcü bulunmaktadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bundan başka kadınlar sana halal olmaz, bunları başka zevcelere değiştirmek de olmaz, isterse husünleri çok hoşuna gitsin, meğer ki milki yeminin ola, Allah her şeye gözcü bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Bundan böyle başka kadınlarla evlenmen, eşlerini boşayıp yerine iyi olması hoşuna gitse bile başka kadın alman sana helal olmaz. dipnot 1 Ancak antlaşma yolu ile dipnot 2 hak sahibi olduğun hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Artık başka biriyle evlenemezsin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 23:6. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bundan böyle başka kadınlarla evlenmen, eşlerini boşayıp yerine iyi olması hoşuna gitse bile başka kadın alman sana helal olmaz. dipnot 1 Ancak antlaşma yolu ile dipnot 2 hak sahibi olduğun hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Artık başka biriyle evlenemezsin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz 33:50. Ayetin dipnotu

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bundan sonra kadınlar ve zevcelerinden birini -iyi birisi olması hoşuna gitse bile- değiştirmen sana helal olmaz. dipnot 1 Ancak sağ ellerinin sahip olduğu hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Artık başka biriyle evlenemezsin.

    Gültekin Onan

    Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Tanrı her şeyi gözetleyip denetleyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Bundan sonra kadınlar (ı alman) ve bunları her hangi zevcelerle değişdirmen, güzellikleri hoşuna gitse de, sana halal olmaz. Sağ elinin malik olduğu (cariyeler) müstesna. Allah her şey'e hakkiyle nigehbandır.

    İbni Kesir

    Bundan sonra artık sana kadınlarla evlenmek ve güzellikleri hoşuna gitse de sağ elinin malik olduklarının dışında hiç birini başka bir eşle değiş tirmek helal değildir. Allah; her şeyi murakabe edendir.

    Mehmet Alagaş

    (49-52) Ey İman edenler, kadınları nikahladığınızda, sonra da onlardan herhangi bir temasınız olmadan önce boşandığınızda, sizlere iddet süresi beklemek sorumluluğu yoktur , onların geçimliklerini verin, güzel bir salıverme ile onları salın. Ey Nebi; sana ücretlerini / mehirlerini verdiğin zevcelerini helal ettik, elinin altında ki Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerini de (cariye) sana helal kıldık , amcalarının kızlarını, halalarının kızlarını, dayılarının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, -ki senle beraber hicret ettiler- helal ettik, ayrıca kendini Allah Resulüne hibe etmiş mümin kadınları da sana helal ettik, eğer ki Nebi de nikahına almak isterse, o kadının, müminlerin dışında sadece sana has olması gerekir, (Resul hanımları ile başkaları evlenemez.) kesinlikle biz de onların zevcelerinin ve elleri altında kimlerin onlarda olduğunu biliyoruz, bu, sana bir darlık olmasın diyedir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. İstediğini geri bırakır, istediğini edinirsin, azlettiğin eşini tekrar almakta sana bir vebal yoktur , onların göz aydınlığı ve hüzünlenmemeleri, verdiğin şeylere razı gelmeleri için böylesi daha uygundur. (Savaş esirlerinden cariye olmadan direk nikahladığı iki eşi; Safiye ve Cüveyriye) Allah kalplerinizde olanı bilir , Allah bilendir, uysal davranandır. Bundan sonrasında kadınlar sana helal değildir , eşlerinden değişikliğe gitmen de güzellikleri hoşuna dahi gitse sana helal değildir. Sadece mevcut elinde olanlar sana helaldir, (artık senin için evlenme boşanma konuları bitmiştir) Allah her şeyi gözetleyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç güzellikleri hoşuna gitse bile bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah, her şeyi görür gözetir.

    Süleyman Ateş

    Bundan sonra artık sana (başka) kadınlar(la evlenmek), güzellikleri çok hoşuna giden kadınlar olsa da, bunları başka eşlerle değiştirmek helal değildir. Yalnız elinin altında bulunan (cariye)ler bunun dışındadır. Allah, her şeyi gözetleyicidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bundan sonra, güzellikleri çok hoşuna gitse bile dipnot 1 (onların üzerine) başka kadınlarla evlenmen de eşlerini bırakıp yerlerine başkalarıyla evlenmen de helal olmaz, hakimiyetin altında olan esir kadınla (evlenmen) başka dipnot 2 . Allah her şeyi görüp gözetendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir kadının güzelliği, yüzü görülmeden anlaşılamaz. Bu ayet, kadınların yüzlerinin açık bulunabileceğinin delillerindendir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bundan sonra güzelliği çok hoşuna gitse bile, elinin altındaki esir dışında dipnot 1 bir kadınla evlenmen ve bir eşini bırakıp başkasını alman sana helal değildir. Allah her şeyi gözetimi altında tutar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nikahında hür kadın bulunduğu için esir kadınla, ancak onu hürriyetine kavuşturma şartıyla evlenebilir. (Bkz. Nisa 4/25)

    Şaban Britch

    Bundan sonra, cariyeler dışında, hoşuna gitse bile bir kadınla evlenmek, onları (bırakıp, yerlerine) başka eşlerle değiştirmek sana helal değildir. Allah, herşeyi görür gözetir.

    Şaban Piriş

    Bundan sonra, cariyeler dışında, hoşuna gitse bile bir kadınla evlenmek, onları başka eşlerle değiştirmek sana helal değildir. Allah, herşeyi görür gözetir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bundan sonra sana artık başka kadınlar helal olmaz. Bunları, başka eşlerle değiştirmek de -onların güzellikleri hoşuna gitse bile- helal olmaz. Elinin sahip olabilecekleri müstesna. Allah her şey üzerinde bir Rakib'dir, her şeyi gözetlemektedir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.