Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin.
Ahzâb suresi · 41–48. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Ahzâb suresi, 41. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin.
Ey iman edenler! Allah'ı çok hatırlayın! dipnot 1
Siz ey iman edenler! Allah'ı sürekli hatırda tutun;
Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'ı çokça anın,
Ey iman edenler! Allah'ı çok zikredin!
Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin.
Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin.
Ey inanca çağırılanlar! Çok sık olarak Allah'ı anın!
Ey inananlar! Allah'ı çok anınız!
Ey iman edenler ALLAH'ı çok sık olarak anın.
Ey inananlar ALLAH'ı çok sık olarak anın.
Ey iman edenler, Allah'ı çok anış anın!
Ey o bütün iyman edenler! Allahı çok anış anın
Ey iman edenler! Çok anışla Allah'ı anın.
Ey iman edenler! Çok anışla Allah'ı anın.
Ey iman edenler! Çok anışla Allah'ı anın.
Ey inananlar, Tanrı'yı çokca zikredin.
Ey iman edenler, Allahı çok zikredin.
Ey iman edenler; Allah'ı çokça zikredin.
(41-43) Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikrederek hatıra getirin, O’nu sabah ve akşam üstün tutun / tesbih edin. O ve melekleri size karanlıklardan aydınlığa çıkarılmanız için destek oluyor , Müminleri esirgeyendir. Onların buluşma günlerinde karşılanmaları / tahiyyatları selam iledir, onlara ikramlık mükafat hazırlanmıştır. Ey Nebi; biz seni şahit olarak, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve O’nun izniyle Allah’a çağıran olarak nur saçan bir ışık kaynağı olarak gönderdik. Müminleri onlar için Allah’tan büyük bir fazıl ile müjdele, kafirlere ve münafıklara uyma, onların eziyetlerine aldırma, Allah’ı vekil olarak tayin et, Allah vekil olarak yeterlidir.
Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikredin.
Ey inananlar, Allah'ı çok anın.
Ey inanıp güvenenler! Allah'ı çokça zikredin dipnot 1 /(onun sözlerini) hep aklınızda tutun!
Ey iman etmiş kişiler! Allah'ı hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.
Ey iman edenler, Allah’ı çok çok zikredin.
-Ey iman edenler, Allah'ı çok çok zikredin.
Ey iman edenler! Allah'ı çok anın!
Ahzâb suresi, 42. ayet. وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
O'nu sabah akşam tespih edin.
O'nu sabah akşam tesbih edin (yüceltin)!
O'nun aşkın ve yüce olan zatını sabah akşam anın!
ve sabah akşam O'nun şanını yüceltin.
Sabah - akşam (devamlı) O'nu tespih edin!
Ve O'nu sabah ve akşam tesbih edin.
Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin.
Ve sabah-akşam, yücelterek O'nu anın!
O'nu sabah-akşam tesbih ediniz!
O'nu sabah akşam yüceltin.
O'nu sabah akşam yüceltin.
O'nu sabah akşam tesbih edin!
Ve ona sabah, akşam tesbih edin
O'nu günün başında sonunda dipnot 1 tesbih dipnot 2 edin.
O'nu günün başında sonunda dipnot 1 tesbih dipnot 2 edin.
O'nu sabah akşam dipnot 1 tesbih dipnot 2 edin.
Ve O'nu sabah ve akşam tesbih edin.
Onu sabah, akşam tesbih (ve tenzih) edin.
Ve O'nu sabah akşam tesbih edin.
(41-43) Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikrederek hatıra getirin, O’nu sabah ve akşam üstün tutun / tesbih edin. O ve melekleri size karanlıklardan aydınlığa çıkarılmanız için destek oluyor , Müminleri esirgeyendir. Onların buluşma günlerinde karşılanmaları / tahiyyatları selam iledir, onlara ikramlık mükafat hazırlanmıştır. Ey Nebi; biz seni şahit olarak, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve O’nun izniyle Allah’a çağıran olarak nur saçan bir ışık kaynağı olarak gönderdik. Müminleri onlar için Allah’tan büyük bir fazıl ile müjdele, kafirlere ve münafıklara uyma, onların eziyetlerine aldırma, Allah’ı vekil olarak tayin et, Allah vekil olarak yeterlidir.
O’nu, sabah ve akşam tesbih edin.
Ve O'nu sabah akşam tesbih edin.
Kuşluk ile öğle vaktinde ve ikindide ona ibadet edin dipnot 1 .
Sabah akşam ona yönelin.
O’nu sabah akşam tesbih edin.
O'nu sabah akşam tesbih edin.
O'nu sabah akşam tespih edin!
Ahzâb suresi, 43. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُصَلِّى عَلَيْكُمْ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَكَانَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü'minlere çok merhamet edendir.
O ve melekleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için dipnot 1 size salât ediyor (destek veriyor). dipnot 2 (Allah) müminlere karşı çok merhametli olandır.
O sizi melekleri eşliğinde üzerinize indirdiği (vahiyle) destekleyip dimdik ayakta tutar ki, bu sayede sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın: zira O, mü'minler için sınırsız bir rahmet kaynağıdır.
O, size (kendi mesajlarını taşıyan) melekleriyle nimetlerini bahşeder ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Ve O, müminler için rahmet kaynağıdır.
"HU" ki, sizi (oluşmuş benlik - bilinç) karanlıklarından Nur'a (hakikat ilmi yaşamı) çıkarmak için size salat (tecelli) eder ve O'nun melekleri (Esma kuvveleri) de! Hakikatine iman etmişlere Rahıym'dir.
O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirgeyicidir.
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir.
O, sizi, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, melekleriyle destek verir. Çünkü inananlara karşı merhametlidir.
Allah ve melekleri, sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, sizi iyiliklerle kuşatırlar. O, inananlara son derece merhametlidir.
O ki sizi karanlıklardan ışığa çıkarmak için melekleri ile birlikte sizi destekler. O, iman edenlere karşı Rahimdir.
O ki sizi karanlıklardan ışığa çıkarmak için melekleri ile birlikte sizi destekler. O, inananlara karşı Rahimdir.
O'dur sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmet ve bereket indiren melekleri de. O, müminlere karşı çok merhametlidir.
Odur ki o sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize feyz-u bereket indiriyor ve mü'minlere rahim bulunuyor
Allah ve melekleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat dipnot 1 etmektedir. O, Mü'minlere karşı çok merhametlidir.
Allah ve melekleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat dipnot 1 etmektedir. O, Mü'minlere karşı çok merhametlidir.
Allah ve melekleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat dipnot 1 etmektedir. O, inananlara karşı çok merhametlidir.
O'dur ki sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, inançlıları çok esirgeyicidir.
O, sizi karanlıklardan nuura çıkarmak için üzerinize, melekleriyle beraber, rahmet (ini rayegan) edendir. O, mü'minleri çok esirgeyicidir.
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için rahmet etmekte olan O'dur. Melekleri de size dua ederler. Ve O, mü'minlere Rahim olandır.
(41-43) Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikrederek hatıra getirin, O’nu sabah ve akşam üstün tutun / tesbih edin. O ve melekleri size karanlıklardan aydınlığa çıkarılmanız için destek oluyor , Müminleri esirgeyendir. Onların buluşma günlerinde karşılanmaları / tahiyyatları selam iledir, onlara ikramlık mükafat hazırlanmıştır. Ey Nebi; biz seni şahit olarak, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve O’nun izniyle Allah’a çağıran olarak nur saçan bir ışık kaynağı olarak gönderdik. Müminleri onlar için Allah’tan büyük bir fazıl ile müjdele, kafirlere ve münafıklara uyma, onların eziyetlerine aldırma, Allah’ı vekil olarak tayin et, Allah vekil olarak yeterlidir.
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen (ve sizi öven) O'dur. Melekleri ise sizin için bağışlanma diler. Allah, Müminlere karşı çok merhametlidir.
O (Allah)dır ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmet eder, melekleri de (size acıyıp mağfiret dilerler. Allah) inananlara karşı çok esirgeyendir.
Allah ve melekleri size sürekli destek verir dipnot 1 . Allah bunu, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için yapar. O, inanıp güvenenlere daima ikramda bulunur.
Karanlıklardan aydınlığa çıkasınız diye Allah ve melekleri size destek vermektedir. Onun müminlere iyiliği boldur.
O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat/sena eder, melekleri de dua eder. Müminlere karşı çok merhametlidir.
O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte size rahmet ihsan eder. Müminlere karşı çok merhametlidir.
O, odur ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye size acıyor/destek veriyor. Melekleri de öyle yapıyor. Zaten O, inananlara karşı çok merhametlidir.
Ahzâb suresi, 44. ayet. تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُۥ سَلَٰمٌ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًا كَرِيمًا
Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam"dır. Allah, onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.
Kendisine kavuşacakları gün, (Allah'ın) onlara (müminlere) esenliği ‘selam'dır. dipnot 1 (Allah) onlara çok değerli bir ödül hazırlamış (olacak)tır.
O'nun huzuruna çıkacakları o gün "Selam!" diye karşılanırlar; O kendilerine tarifsiz güzellikte bir ödül hazırlamıştır.
O'na kavuşacakları Gün "Selam" hitabıyla karşılanacaklardır ve Allah, onlar için en güzel ödülü hazırlamıştır.
O'na (ölümle) kavuşacakları zaman, onlara esenlik dileği "Selam"dır. . . Onlar için kerim (cömert - zengin şerefli) bir karşılık hazırlamıştır.
O'na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır.
Kendisine kavuştukları gün, Allah’ın onlara iltifatı, «selâm» dır. Allah onlara çok değerli mükâfat hazırlamıştır.
O'na kavuşacakları gün; "Selam!" denilerek karşılanacaklar. Onlar için, üstün bir ödül hazırlamıştır.
İnananlar O'nun huzuruna kavuştukları gün Allah'ın onlara iltifatı, "Selam/esenlik"tir. Allah onlara çok değerli ödül hazırlamıştır.
O'nunla karşılaştıkları gün dirlik dilekleri, Selam (Barış/Güvenlik)'dır. Onlara cömert bir ödül hazırlamıştır.
O'nunla karşılaştıkları gün dirlik dilekleri, Selam (Barış/Güvenlik)'tır. Onlara cömert bir ödül hazırlamıştır.
O'na kavuşacakları gün kendilerine esenlik dileği selamdır. Onlar için değerli bir mükafat hazırlamıştır.
Ona kavuşacakları gün tahiyyeleri selamdır ve onlar için kerim bir ecir hazırlamıştır
O'na kavuşacakları gün, "selam dipnot 1 " ile karşılanırlar. Onlar için cömertçe ödül hazırlanmıştır.
O'na kavuşacakları gün, "selam dipnot 1 " ile karşılanırlar. Onlar için cömertçe ödül hazırlanmıştır.
O'na kavuşacakları gün, "selam dipnot 1 " ile karşılanırlar. Onlar için cömertçe ödül hazırlanmıştır.
O'na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır.
Kendisine kavuşacakları gün onlara edeceği sağlık dileği selamdır. (Allah) onlar için çok şerefli mükafat hazırlamışdır.
O'na kavuştukları gün, onların sağlık temennileri; selamdır. Onlara cömertçe bir mükafat hazırlamıştır.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Allah’a kavuşacakları gün Müminlere yönelik esenlik dileği “Selâm”dır. Allah, onlara bol bir mükâfat hazırlamıştır.
Kendisine kavuştukları gün, selam ile karşılanırlar. (Allah) Onlara güzel bir mükafat hazırlamıştır.
Ona kavuştukları gün inanıp güvenenlerin iyilik dilekleri, "Selam!" sözü olur. Allah onlar için pek değerli bir ödül hazırlamıştır dipnot 1 .
Ona kavuştukları gün müminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" sözü olur. Onlar için pek değerli bir karşılık hazırlanmıştır.
O’na kavuştukları gün (Allah'ın) onlara selamı selamdır. Onlara pek kıymetli bir mükâfat hazırlamışızdır.
O'na kavuştukları gün iltifatları selamdır. Onlara pek büyük bir mükafat hazırlamışızdır.
Kendisine kavuştukları gün onların esenlik dilekleri şöyledir: "Selam!" O, onlar için seçkin ve bereketli bir ödül hazırlamıştır.
Ahzâb suresi, 45. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
(45, 46) Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı, dipnot 1 O'nun izniyle Allah'a davet eden dipnot 2 ve münîr (ışık saçan) bir kandil olarak gönderdik.
Sen ey Peygamber! Elbet Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;
(Sana gelince,) ey Peygamber, unutma ki Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik,
Ey Nebi. . . Muhakkak ki biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak irsal ettik;
Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber! Aslında seni, tanık, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber, biz seni bir tanık olarak gönderdik, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı,
Ey peygamber, biz seni bir tanık olarak gönderdik, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı,
Ey peygamber, Biz seni hakka bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir gocundurucu (uyarıcı) olarak gönderdik.
Ey o Peygamber! Biz seni hakka bir şahid hem bir müjdeci hem bir kocundurucu gönderdik
Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Nebi! Biz seni tanık, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
(45-46) Ey peygamber, biz seni hakıykaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allaha, Onun emir (ve teysiri) ile bir da'vetci ve nuur saçan bir kandil olarak gönderdik.
Ey peygamber; Biz, seni muhakkak şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Ey peygamber! Gerçekten biz seni; bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber, biz seni şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Nebi! Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik dipnot 1 .
Ey Nebi, biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı elçi olarak gönderdik.
Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
-Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ahzâb suresi, 46. ayet. وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذْنِهِۦ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
(45, 46) Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı, dipnot 1 O'nun izniyle Allah'a davet eden dipnot 2 ve münîr (ışık saçan) bir kandil olarak gönderdik.
yine O'nun izniyle Allah'a çağıran bir davetçi ve etrafını aydınlatan bir kandil olarak...
(herkesi) O'nun izniyle Allah'a çağıran ve ışık saçan bir kandil olarak.
Allah'a (Hakikatine) O'nun izniyle çağıran ve nur saçan bir ışık kaynağı olarak!
Ve kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).
Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik).
Kendi izniyle Allah'a çağıran ve aydınlatan bir ışık kaynağı olarak.
Allah'ın izni ile Allah'a çağıran bir davetçi ve aydınlatan bir kandil olarak gönderdik.
ALLAH'a, O'nun izniyle çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak...
ALLAH'a, O'nun izniyle çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak...
Hem kendi izniyle Allah'a bir davetçi ve aydınlık saçan bir şavk (ışık) olarak.
Hem Allaha izniyle bir da'vetçi ve nurlar saçan bir şavk
O'nun izni dipnot 1 ile Allah'a çağıran ve aydınlatan bir kandil dipnot 2 olarak.
O'nun izni dipnot 1 ile Allah'a çağıran ve aydınlatan bir kandil dipnot 2 olarak.
O'nun izni dipnot 1 ile Allah'a çağıran ve aydınlatan bir kandil dipnot 2 olarak.
Ve kendi izniyle Tanrı'ya çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).
(45-46) Ey peygamber, biz seni hakıykaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allaha, Onun emir (ve teysiri) ile bir da'vetci ve nuur saçan bir kandil olarak gönderdik.
İzniyle Allah'a çağıran ve aydınlatan bir ışık olarak.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
Ve izniyle, Allah'a da'vetçi ve aydınlatıcı bir lamba olarak (gönderdik).
Verdiği izinle Allah'a davet eden bir kişi ve aydınlatan bir ışık kaynağı olarak da (gönderdik) dipnot 1 .
Allah'ın izniyle Allah'a çağıran bir kişi ve ışık saçan bir fener gibisin.
İzni ile Allah’a davetçi ve aydınlatıcı bir kandil/ ışık olarak!
İzni ile Allah'a davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak!
Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak...
Ahzâb suresi, 47. ayet. وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا
Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Allah'tan (gelecek) büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele!
İmdi mü'minlere, Allah'tan kendilerini büyük bir lütfun beklediğini müjdele!
(O halde,) müminlere kendilerini Allah'tan büyük bir lütuf beklediğini müjdele;
İman edenlere, muhakkak ki onlar için Allah'tan büyük bir lütuf - ihsan olduğunu müjdele!
Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.
Allah’tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.
İnananlara, sevinçli haberi ver; onlar için, Allah tarafından büyük bir lütuf vardır.
İnananlara kendileri için Allah katından büyük bir lütuf olacağını müjdele!
Gerçeği onaylayanlara, ALLAH'tan büyük bir lütfa ulaşacaklarını müjdele.
İnananlara, ALLAH'tan büyük bir lütfa ulaşacaklarını müjdele.
Mü'minlere müjdele, onlara Allah tarafından büyük bir nimet olduğunu!
Mü'minlere müjdele! Onlara Allahdan bir büyük fadl var
Mü'minleri müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
Mü'minleri müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
İnananları müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
Müminlere müjde ver, gerçekten onlar için Tanrı'dan büyük bir fazl vardır.
(Habibim) Allahdan kendilerine cidden büyük bir fazl (-u kerem inayet buyurulmuş) olduğunu mü'minlere müjdele.
Mü'minlere; kendileri için Allah tarafından büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Müminlere, kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!
Mü'minlere, Allah'tan büyük bir lutuf bulunduğunu müjdele!
Sen müminlere şu müjdeyi ver: Allah'ın onlara büyük bir lütfu olacaktır dipnot 1 !
Müminlere müjde ver; Allah tarafından onlar için büyük bir ikramiye hazırlanmıştır.
Müminlere, kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!
Müminlere, kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!
Ve muştula inananlara: Kendilerine Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
Ahzâb suresi, 48. ayet. وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَدَعْ أَذَىٰهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a güven! Vekil olarak Allah yeter.
Asla inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma ve onlara incitici sözler söyleme/onların incitici sözlerine aldırma; ve yalnız Allah'a güven: zira koruyucu otorite olarak Allah yeter.
hakikati inkar edenler ve ikiyüzlüler(in değerlerin)e uyma ve onların incitici sözlerine aldırma! (Yalnız) Allah'a güven! Hiç kimse Allah kadar güven verici olamaz.
Hakikat bilgisini inkar edenlere de, münafıklara da uyma! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a tevekkül et! Esma'sıyla hakikatin Allah, Vekiyl olarak yeterlidir!
Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah’a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter.
Nankörlük edenlere ve ikiyüzlülere uyma. Onların incitmelerine aldırış etme ve yalnızca Allah'a güven. Koruyucu olarak, Allah yeterlidir.
Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma! Allah'a güven! Koruyucu olarak Allah yeter.
İnkarcılara ve ikiyüzlülere uyma, eziyetlerine aldırma ve ALLAH'a güven; koruyucu olarak ALLAH yeter.
İnkarcılara ve ikiyüzlülere uyma, eziyetlerine aldırma ve ALLAH'a güven; koruyucu olarak ALLAH yeter.
Kafirlere ve münafıklara itaat etme, onların eziyetlerini bırak ve Allah'a tevekkül et! Allah vekil olunca hepsine yeter!
Kafirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak da Allaha mütevekkil ol, Allah, vekil olunca hepsine yeter
Kafirlere ve Münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.
Kafirlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.
Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.
Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Tanrı'ya tevekkül et. Vekil olarak Tanrı yeter.
Kafirlere de, münafıklara da itaat etme. Onların ezalarına (şimdilik) aldırış etme. Allaha güvenib dayan. Sıyanet edici olarak Allah yeter.
Kafirlere ve münafıklara uyma, onların eziyetlerine aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Kafirlere ve münafıklara ita'at etme. Onların eziyetlerine aldırma, Allah'a dayan; vekil (koruyucu) olarak Allah yeter.
Kafirlere ve münafıklara boyun eğme, üzücü sözlerine de aldırma dipnot 1 . Sen Allah'a tevekkül et /güvenip dayan. Vekil /dayanak olarak Allah yeter.
Görmezlikten gelenlere ve ikiyüzlülere boyun eğme; eziyetlerine de aldırma. Sen kendine Allah'ı vekil et; çünkü vekil olarak Allah yeter.
Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah'a dayan! Vekil olarak Allah yeter.
İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.