Diyanet İşleri
Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 25. ayet. فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَٰهُمْ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
fekeyfe iẕâ cema`nâhüm liyevmil lâ raybe fîhi vevuffiyet küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.
Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitaptan pay verilenler; mülkün sahibi; dost edinme Âl-i İmrân 21–32 3
Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur.
Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.
Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.
Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.
De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."
"Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin."
Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 23–25. ayetler için yazılmıştır.
23. Yani sen şu “kendilerine kitaptan bir pay verilenlere” bakmaz ve yaptıklarına hayret etmez misin? “Aralarında hüküm vermesi için” Allah’ın daha önceki rasûllerine indirdiklerini tasdik eden “Allah’ın kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir grup yüz çevirip gerisin geri gidiyor” hakka uymayıp sırt çeviriyor. Bununla sanki şöyle denmektedir: “Onları bu şekilde yüz çevirmeye iten nedir? Hâlbuki ona herkesten çok onların tabi olmaları gerekir ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerinin gerçek olduğunu bütün insanlar arasında en çok onlar bilmektedirler.” Âyet-i kerime buna dair iki sebebi söz konusu etmektedir:
24. Bunların birincisi: Kendilerinin kurtulacaklarına dair batıl şahitlikleri, kendilerini bu konuda güven altında hissetmeleri, ateşin kendi bozuk hevalarına göre belirledikleri sayılı birkaç gün dışında kendilerine dokunmayacağını ileri sürmeleridir. Sanki mülkün tedbir ve takdiri onların elindeymiş gibi! Zira onlar: “Yahudi ve hıristiyan olandan başkası asla cennete giremez” (el-Bakara, 2/111) demişlerdir. Bilindiği gibi bunlar, dinen de aklen de batıl ve geçersiz temenniler, boş kuruntulardır.
İkinci sebeb ise Allah’ın âyetlerini yalanlayıp Allah’a iftirada bulunduklarından şeytan kötü amellerini kendilerine süslü ve güzel gösterdi ve onlar da buna aldandılar. Yaptıklarının hak olduğu zannına kapıldılar. Bu ise onların haktan yüz çevirişlerinin bir cezasıdır.
25. Peki, böylelerinin hali ne olacak? Allah Kıyamet gününde onları bir araya toplayıp herkese amellerinin karşılıklarını eksiksiz verdiğinde, Allah’ın adaleti de kulları arasında uygulanacağında, işte o vakit onların karşı karşıya kalacakları ceza ile kaybedecekleri hayır ve mükâfaatları takdir etmeye imkân olmayacaktır. Bunun sebebi de onların kendi elleri ile kazandıklarıdır. Yoksa “Rabbin kullara zulmedici değildir.” (Fussilet, 41/46)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O gün onların halleri ve pişmanlıkları nasıl olur? Çok kötü olur. Hakkında şüphe olmayan o gün, kıyamet günüdür, onları hesap için toplarsak, iyiliklerinden eksilterek zulüm edilmeyecek ya da kötülüklerinde de herhangi bir arttırma yapmaksızın her nefse hak ettiği kadar verilecektir.
Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak?
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Allah'a ortak koşanların Allah katında ve Resulü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram'ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kazandıkları şeylerin haksızlığa uğratılmadan herkese tastamam ödenmiş (olacağı), kendisinde şüphe olmayan bir gün için onları topladığımız zaman (hâlleri) nasıl (olacak)!
Geleceğinde kuşku olmayan bir gün onları bir araya topladığımızda, herkesin yaptığının karşılığı hiç kimseye haksızlık yapılmaksızın eksiksiz olarak ödendiğinde, bakalım (onların hali) nasıl olacak?
O halde, (geleceği) şüphesiz olan Gün'e tanıklık etmeleri için hepsini bir araya topladığımız, her insana yaptıklarının karşılığının tamamen ödeneceği ve kimseye haksızlık yapılmayacağı zaman ne olacak (onların hali)?
Şüphesiz gelecek olan o süreçte, kendilerini bir araya getirdiğimiz zaman, hiç kimseye haksızlık edilmeden yaptıklarının getirisi verildiğinde, ne olacak (halleri)!
Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda ve her bir nefse -haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak?
Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlık yapılmaksızın her nefse kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman onların halleri nice olur?
Sonunda, hakkında kuşku olmayan bir günde onları topladığımızda, eksiksiz olarak herkese kazandıkları verilir; onlara haksızlık yapılmaz.
O halde, geleceğinde şüphe olmayan güne tanıklık etmeleri için hepsini bir araya topladığımız, her insana yaptıklarının karşılığının tamamen ödeneceği ve kimseye haksızlık yapılmayacağı zaman, onların hali ne olacak?
Herkese kazandığının karşılığı haksızlık yapılmadan ödeneceği, gerçekleşmesinde kuşku olmayan o gün için onları topladığımızda halleri nice olacak?
Herkese kazandığının karşılığı haksızlık yapılmadan ödeneceği, gerçekleşmesinde kuşku olmayan o gün için onları topladığımızda halleri nice olacak?
Bakalım o geleceğinde şüphe olmayan gün için kendilerini topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeyerek, herkese her ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit ne olacak?
Bakalım o geleceğinde şüphe olmıyan gün için kendilerini topladığımız ve hiç kimseye zulmedilmiyerek herkese her ne kazandıysa temamen ödendiği vakit nasıl olacak?
Gelmesi kesin olan günde, onları topladığımız zaman, halleri nasıl olacak? Onlara haksızlık yapılmadan yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecek.
Gelmesi kesin olan günde onları topladığımız zaman halleri nasıl olacak? Onlara haksızlık yapılmadan yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecek.
Geleceğinden kuşku olmayan ve herkesi toplayacağımız günde, yaptıklarının karşılığı hiç kimseye haksızlık edilmeden tam olarak verildiğinde, onların hali ne olacak?
Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda ve her bir nefse haksızlığa uğratılmaksızın kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak ?
Onları (vukuunda) hiçbir şübhe olmayan bir günde topladığımız ve herkesin — kendilerine haksızlık edilmeyecek — (dünyada) kazandığı tastamam ödendiği zaman artık halleri nice olur?
Ya geleceğinden şüphe olmayan bri günde onları topladığımız ve kendilerine zulmedilmeden herkesin kazandığının tastamam ödendiği zaman halleri ne olacak?
(23-25) Kitaptan pay verilenleri görmedin mi? Allah’ın kitabın ı, aralarında hüküm vermesi için çağrılıyorlar, sonradan da onlardan bir bölüm bundan yüz çeviriyor, onlar dönektirler . (Önce kitabın vereceği hükme tamam de sonra döneklik et!) İşte bu, onların, ateş bize sayılı gün dokunacak demelerinden ötürüdür, iftira ettikleri bu konudan dolayı dinlerinde yanıldılar / aldandılar, onları hakkında şüphe olmayan günde topladığımızda nasıl olacaklar? Herkesin kazandığı tamı tamına ödenir / vefalı davranılır. Onlara zulmedilmez.
Hakkında şüphe olmayan günde, onları bir araya topladığımız ve her nefse yaptığının karşılığının tam verilip asla haksızlığa uğratılmadığı o zaman, halleri nasıl olacak?
Peki, ya kendilerini, hiç şüphe olmayan bir gün için topladığımız ve herkesin kazandığı, kendisine tastamam verilip hiç kimseye haksızlık edilmediği zaman (durumları) nasıl (olacak)?
Geleceğinde şüphe olmayan bir günde onları topladığımızda halleri nice olur! O gün herkese, yaptığının karşılığı tam olarak verilecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır. dipnot 1
Geleceğinde şüphe olmayan bir gün onları topladığımızda ne hale düşerler! O gün herkese, yaptığının karşılığı tam olarak verilecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Hakkında şüphe olmayan günde, onları bir araya topladığımız ve her nefse yaptığının karşılığının tam verilip asla haksızlığa uğratılmadığı o zaman, halleri nasıl olacak?
Geleceğinde şüphe olmayan günde, onları bir araya getireceğimiz ve herkese kazandığının karşılığı, zulmedilmeden (eksiksizce) ödendiği zaman (onların halleri) nice olacaktır?!
Peki, o kendisinde kuşku bulunmayan günde, onları biraraya topladığımız vakit halleri nice olacak! O gün her benlik, kazandığının karşılığını tam almıştır. Onlar, hiçbir zulme uğratılmazlar.
So how will they react when We assemble them on the inevitable Day when each soul shall be requited with what is commensurate with its deeds and they shall not be wronged!
How will they fare when We gather them together for a Day of which there is no doubt, when every soul will be paid in full for what it has done, and they will not be wronged?
But how (will they fare) when we gather them together against a day about which there is no doubt, and each soul will be paid out just what it has earned, without (favour or) injustice?
How, then, will they fare when We shall gather them all together to witness the Day about (the coming of) which there is no doubt, and when every human being shall be repaid in full for what he has done, and none shall be wronged?
But how will it be when We gather them all together for a Day about which there is no doubt? Every self will be paid in full for what it earned. They will not be wronged.
How (will it be) when We gather them together on the Day about which there is no doubt (i.e. the Day of Resurrection). And each person will be paid in full what he has earned? And they will not be dealt with unjustly.
But how will it be [with them] when We gather them on a day in which there is no doubt, and every soul shall be recompensed fully for what it has earned, and they will not be wronged?
Then how (will they fare) when We gather them together for the Day about (the advent of) which there is no doubt, and (when) every soul shall be paid in full for what it has accomplished, and they shall not be dealt with unjustly.
But how will it be, when We gather them for a day whereon is no doubt, and every soul shall be paid in full what it has earned, and they shall not be wronged?
What a surprise they are for, when they are gathered together on the Day of Resurrection which, there is no doubt about it. On that Day, every soul will receive what it has earned and none will be dealt with unjustly.
How will it be when we have gathered them together for a day whereof there is no doubt, when each soul shall be paid what it has earned, and they shall not be wronged?
How shall it be when We gather them on the day in which there is no doubt; every person shall receive what it has earned, and they will not be wronged.
How then will it be with them, when we shall gather them together at the day of judgment, of which there is no doubt; and every soul shall be paid that which it hath gained, neither shall they be treated unjustly?
How will it be when we have gathered them together on a Day whereof there is no doubt, when each soul shall be paid what it has earned in full, and they shall not be wronged?
So, how (will it be) when We have gathered them for a Day. There is no suspicion about it, and every self will be paid in full whatever it has earned, and they will not be done an injustice.
How (will it be with them) when We have brought them all together to a Day of which there is no doubt, when every soul will be paid in full what it hath earned, and they will not be wronged.
How shall it be when We gather them together on a day that is certain to come, when each will receive his reward without (favour or) wrong?
How, then, [will they fare] when We shall gather them all together to witness the Day about [the coming of] which there is no doubt, and every human being shall be repaid in full for what he has done, and none shall be wronged?
But how ˹horrible˺ will it be when We gather them together on the Day about which there is no doubt—when every soul will be paid in full for what it has done, and none will be wronged!
How shall it be when We gather them on the Day in which there is no doubt; and every soul shall receive what it has earned, and they will not be wronged.
How will it be for them, when we summon them on that inevitable day? Each soul will be paid for whatever it earned, without the least injustice.
So how will it be when We assemble them for a Day about which there is no doubt? And each soul will be compensated [in full for] what it earned, and they will not be wronged.
Then how will it be when We gather them to a day about which there is no doubt and every soul is paid in full what it earned? And they will not be wronged.
How will they feel on the Day when We will gather them? The Day about the coming of which there is no doubt. And every person will be paid in full what he or she has earned. No injustice will be done to anyone.
But how (will they do) when We gather them together on a Day (the Day of Judgment) about which there is no doubt, and each soul will be paid in full just what it has earned, without (favor or) injustice?
Then, how (will it be) when We will gather them together on a day about which there is no doubt, and everybody will be paid in full for what he has earned, and they shall not be wronged?
How shall it be when We gather them on the Day in which there is no doubt; and every soul shall receive what it has earned, and they will not be wronged.