Diyanet İşleri
"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 193. ayet. رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ
rabbenâ innenâ semi`nâ münâdiyey yünâdî lil'îmâni en âminû birabbiküm feâmennâ. rabbenâ fagfir lenâ ẕünûbenâ vekeffir `annâ seyyiâtinâ veteveffenâ me`a-l'ebrâr.
"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Göklerin ve yerin yaratılışı; akıl sahiplerinin duası Âl-i İmrân 190–195 3
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.
"Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur."
"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."
"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır."
Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
193. “Rabbinize iman edin, diye imana çağıran bir davetçiyi” yâni insanları bu imana davet eden, bu imanın esaslarına ve teferruatına inanmaya teşvik eden Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i “işittik ve hemen iman ettik.” Biz de derhal onun çağrısını kabul ederek onun yanında yer aldık. Onlar bu sözleri ile Yüce Allah’ın kendilerine ihsan ettiği lütfunu, onun nimetleri içerisinde yüzdüklerini haber vermekte ve bunu vesile kılarak da günahlarını bağışlamasını, kötülüklerini örtmesini istemektedirler. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir, onlara imanı lütfeden kişi elbette tam bir güvenliği de onlara lütfedecektir.
“Ruhumuzu da iyilerle beraber al!” Bu dua, hayırları işleme ve kötülüğü terk etme muvaffakiyetini talep etmeyi ihtiva eder ki kul ancak bunlarla “iyiler”den olur. Yine bu iyilik üzere devam etmeyi ve ölünceye kadar da bu iyilik üzere sebat gösterme talebini de içerir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Rabbimiz imana davet eden bir davetçiyi - ki o gönderdiğin Nebî Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir, duyup, işittik. Şöyle söyleyerek çağırıyordu: Tek ilah olan Rabbiniz Allah'a iman edin! Onun çağırdığı şeye iman ettik, şeriatine tabi olduk. Bundan dolayı günahlarımızı ört, bizi rezil etme. Günahlarımızı bağışla, onlardan bizi sorumlu tutma. Bizleri hayır işleyip kötülükleri terk etmeye muvaffak kıl ve salihlerle beraber canımızı al.
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: ذنب (39 geçiş)
(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…
Aynı kök: ذنب (39 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rabbimiz! Gerçek şu ki biz ‘Rabbinize inanın!' diye imana çağıran dipnot 1 davetçiyi duyduk ve hemen iman ettik. Rabbimiz! Bizim için günahlarımızı bağışla; kötülüklerimizi ört ve iyilerle birlikte (olacak şekilde) bizi vefat ettir!
"Rabbimiz! Bizi, "Rabbinize iman edin!" diye imana çağıran bir davetçiyi duyduk ve hemen iman ettik!" "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi de ört ve canımızı erdemlilerle birlikteyken al!"
"Ey Rabbimiz! (Bizi) imana çağıran bir ses duyduk; 'Rabbinize iman edin!' Ve böylece imana geldik. Ey Rabbimiz! Günahlarımızdan ötürü bizi affet ve kötülüklerimizi sil; ve gerçek erdem sahipleri olarak canımızı al!"
"Rabbimiz, gerçekten biz 'Hakikatinizi Esma'sıyla oluşturan Rabbinize iman edin' diye imana davet edeni duyduk ve hemen iman ettik. Rabbimiz, suçlarımızı bağışla, yanlışlarımızı sil; sana ermiş kullarınla birlikte olarak yanına al. "
"Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür."
Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, «Rabbinize inanın!» diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamber'i, Kuran'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!
"Efendimiz! ‘Efendinize inanın!' diyerek, inanca çağıran bir çağrıcı duyduk; artık inandık!" "Efendimiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi sil ve canımızı sağduyulu olanlarla birlikte al!"
"Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, 'Rabbinize inanın!' diye imana çağıran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al!"
"Efendimiz, biz, ‘Efendinizi onaylayın' diye onaylamaya çağıran bir davetçiyi işittik ve onayladık. Efendimiz, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve iyi kişiler olarak canımızı al."
'Rabbimiz, biz, 'Rabbinize inanın' diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve inandık. Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve iyi kişiler olarak canımızı al.
Ey Rabbimiz, gerçekten biz: "Rabbinize iman edin!" diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve derhal iman ettik. Ey Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizleri, sana ermiş kullarınla birlikte yanına al!
Rabbena! Cidden bizler bir münadı işittik, imana çağırıyor; Rabbınıza iman edin diyordu, dinledik iman ettik, Rabbena! mağfiretinle artık günahlarımızı bizlere bağışla, kabahatlerimizi: bizlerden keffaret buyur ve bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al
"Ey Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin." diye, iman etmeye çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabb'imiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilikle al."
"Ey Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin." diye, iman etmeye çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabb'imiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilikle al."
Ey Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin." diye, iman etmeye çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabb'imiz! Suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilikle al.
"Rabbimiz, biz: "Rabbinize inanın" diye inanmaya / inanca çağrıda bulunan / çağıran bir çağrıcıyı işittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört (keffir) ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür."
"Ey Rabbimiz, doğrusu biz "Rabbinize inanın" diye (insanları) imaana çağıran bir da'vetciyi işidib hemen imaana geldik. Ey Rabbimiz, artık bizim günahlarımızı yarlığa. Kusurlarımızı ört, canımızı da iyilerle beraber al".
Rabbımız; doğrusu biz: Rabbınıza inanın, diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve imana geldik. Ey Rabbımız; günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört, canımızı da iyilerle birlikte al.
(189, 191, 192, 193, 194, 195) Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti Allah’a aittir , Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Muhakkak ki semaların ve arzın yaratılışında, gecenin ve gündüzün peş peşe gelişinde akıl uluları için ayetler vardır. Onlar ki Allah’ı ayaktayken, otururken ve yatarlarken zikrederler semaların ve yerin yaratılmala rı hakkında fik ir üretirler, Rabbimiz sen bunları geçersiz olsun diye yaratmadın, sen üstün olansın, bizi ateş azabından koru. Rabbimiz, sen kimi ateşe sokarsan, onu kesin rezil edersin, zalimler için bir yardımcı yoktur. Rabbimiz bizi imana çağıran Rabbinize iman edin diyen bir davetçi işittik, bizi günahlarımızdan bağışla, günahlarımızı görmezden gel, bizleri iyilerle beraber vefat ettir. Rabbimiz bize Resullerine vaat ettiklerinden ver, bizi kıyam et günü rezil eyleme. Muhakkak ki sen sözüne muhalif olmazsın. Rabbin onlara cevap verdi / icabet etti, sizden kadın olsun erkek olsun yapanın yaptığını kesinlikle zayi etmem. Bazılarınız bazılarınızdandır, hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, öldürenler ve öldürülenler, onların kötülüklerini örteceğim, onları altlarından nehirler akan cennetlere koyacağım, sevap Allah’ın yanındadır, Allah ki onun yanındaki sevap, en güzelidir.
Rabbimiz! Biz, "Rabbinize iman edin" diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al.
"Rabbimiz, biz, 'Rabbinize inanın' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al (bizi ma'nada onlarla beraber eyle)!"
Rabbimiz! Bize çağrıda bulunan birini işittik; 'Rabbinize inanıp güvenin' diye imana çağırıyordu, biz hemen inanıp güvendik. Rabbimiz! Sen de bizim günahlarımızı bağışla, dipnot 1 kötü işlerimizi ört ve "bizi (Ahirette) erdemlilerle birlikte dipnot 2 olacak şekilde vefat ettir. dipnot 3
"Sahibimiz! Çağrıda bulunan birini işittik; ‘Rabbinize dipnot 1 inanıp güvenin' diyerek imana çağırıyordu, hemen inandık. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört. Ruhumuzu iyilerin yanına al dipnot 2 ."
Rabbimiz, biz, “Rabbinize iman edin” diye, imana çağıran bir davetçiyi işittik ve iman ettik.
-Rabbimiz, biz, "Rabbinize iman edin" diye, imana çağıran bir davetçiyi işittik ve iman ettik. Rabbimiz bizim günahlarımızı bağışla, suçlarımızı ört, iyilerle birlikte canımızı al!
"Ey Rabbimiz! Bir çağırıcının, 'Rabbinize inanın!' diye imana çağırdığını işittik ve iman ettik. Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla bizim. Kötülüklerimizin üstünü ört ve bize iyilerle birlikte ölmek nasip et."
"We heard O Allah, our Creator, a herald promulgating spiritual prompting to recognize Allah, the Creator, and to serve Him, and we responded favourably by adopting Your system of faith and worship. O Allah, our Creator, we pray and beseech You to afford us forgiveness of our iniquities and to remit Our deeds of an evil savour and to allow our disembodied souls to join those of the righteous".
Our Lord! We have heard someone calling us to faith- " Believe in your Lord"- and we have believed. Our Lord! Forgive us our sins, wipe out our bad deeds, and grant that we join the righteous when we die.
"Our Lord! we have heard the call of one calling (Us) to Faith, 'Believe ye in the Lord,' and we have believed. Our Lord! Forgive us our sins, blot out from us our iniquities, and take to Thyself our souls in the company of the righteous.
Our Lord! Indeed we heard a crier calling to the faith saying: "Believe in your Lord"; so we did believe. dipnot 1 Our Lord, forgive us our sins, and wipe out our evil deeds and make us die with the truly pious.'
Our Lord, we heard a caller calling us to iman: "Have iman in your Lord!" and we had iman. Our Lord, forgive us our wrong actions, erase our bad actions from us and take us back to You with those who are truly good.
"Our Lord! Verily, we have heard the call of one (Muhammad صلى الله عليه وسلم) calling to Faith: ‘Believe in your Lord,’ and we have believed. Our Lord! Forgive us our sins and expiate from us our evil deeds, and make us die (in the state of righteousness) along with Al-Abrâr (the pious believers of Islamic Monotheism).
Our Lord, we have indeed heard a summoner calling to faith, declaring, ‘‘Have faith in your Lord!’’ So we believed. Our Lord, forgive us our sins and absolve us of our misdeeds, and make us die with the pious.
`Our Lord! certainly, we heard a crier calling to the Faith, saying, "Believe in your Lord," and we have believed. Our Lord! protect us against our sins and rid us of our evils and cause us to die (and after death count us) with the virtuous.
Our Lord, we have heard a caller calling us to belief, saying, "Believe you in your Lord!" And we believe. Our Lord, forgive Thou us our sins and acquit us of our evil deeds, and take us to Thee with the pious.
"Lord, we heard someone inviting us to choose the faith. We accepted his invitation. Now; kindly forgive our sins, cover our wrong deeds and include us among the righteous people."
'Lord! verily, we heard a crier calling to the faith, "Believe in your Lord," and we did believe. Lord! forgive us our sins and cover our offences, and let us die with the righteous.
"Our Lord, we have heard a caller inviting to the acknowledgement: ‘Acknowledge your Lord,' so we have acknowledged. Our Lord forgive us our evil deeds and remit our sins, and take us with the obedient ones."
O Lord, we have heard a preacher inviting us to the faith, and saying, believe in your Lord: And we believed. O Lord, forgive us therefore our sins, and expiate our evil deeds from us, and make us to die with the righteous.
"Our Lord! Verily, we heard a crier calling to the faith, 'Believe you in your Lord,' and we did believe. Lord! Therefore, forgive us our sins and remit from us our offences, and let us die the death of the righteous.
Our Lord, surely we (ourselves) have heard a caller calling out to (us) to belief, "Believe in your Lord. " So we have believed. Our Lord, so forgive us our guilty (deeds), and expiate for us our odious deeds, and take us to You with the ever benign (ones).
Our Lord! Lo! we have heard a crier calling unto Faith: "Believe ye in your Lord!" So we believed. Our Lord! Therefor forgive us our sins, and remit from us our evil deeds, and make us die the death of the righteous.
We have heard, O our Lord, the crier call inviting us to faith (and announcing): 'Believe in your Lord. ' O our Lord, to faith we have come, so forgive our trespasses, deliver us from sin, and grant us (the glory of) death with the just.
"O our Sustainer! Behold, we heard a voice call [us] unto faith, `Believe in your Sustainer!' - and so we came to believe. O our Sustainer! Forgive us, then, our sins, and efface our bad deeds; and let us die the death of the truly virtuous!
Our Lord! We have heard the caller[1] to ˹true˺ belief, ˹proclaiming,˺ ‘Believe in your Lord ˹alone˺,’ so we believed. Our Lord! Forgive our sins, absolve us of our misdeeds, and join us with the virtuous when we die.
"Our Lord, we have heard a caller inviting to the faith: "Believe in your Lord," so we have believed. Our Lord forgive us our evil deeds and remit our sins, and take us with the obedient ones."
"Our Lord, we have heard a caller calling to faith and proclaiming: 'You shall believe in your Lord,' and we have believed. Our Lord, forgive us our transgressions, remit our sins, and let us die as righteous believers.
Our Lord, indeed we have heard a caller calling to faith, [saying], 'Believe in your Lord,' and we have believed. Our Lord, so forgive us our sins and remove from us our misdeeds and cause us to die with the righteous.
“Our Lord: we have heard a caller calling to faith: ‘Believe in your Lord!’ And we have believed. Our Lord: forgive Thou us our transgressions, and remove Thou from us our evil deeds; and take Thou us with the virtuous.
Our Lord! We have heard a caller calling to Faith, "Believe you in your Lord!" (The caller being the Book of Nature to which these verses are drawing our attention). And we have believed. Our Lord! Grant us the protection of your forgiveness, save us from trailing behind in humanity, help us correct our inequities, and let us be among those who advanced their personality before they passed on.
"Our Lord! We have heard the call of the one calling (us) to Faith; ‘Believe you in the Lord’, and we have believed. Our Lord! Forgive us our sins, remove from us (the stains of) our evil deeds (which we may have done), and take to Yourself as we die, our souls in the company of the righteous.
Our Lord, We heard a herald calling towards Faith: ‘Believe in your Lord.’ So we believed.Our Lord, forgive us, then, our sins, and write off our evil deeds, and make us die only when we have joined the righteous.
"Our Lord, we have heard a caller inviting to the faith: "Believe in your Lord," so we have believed. Our Lord forgive us our bad deeds, and forgive our sins, and let us die in the company of the righteous."