Ankebût suresi

Ankebût suresi, 53. ayet

Ankebût suresi, 53. ayet. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَوْلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

veyesta`cilûneke bil`aẕâb. velevlâ ecelüm müsemmel lecâehüm-l`aẕâb. veleye'tiyennehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

Diyanet İşleri

Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 50–56 · surenin 53. ayeti / 69
  1. Ankebût 50

    Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

  2. Ankebût 51

    Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.

  3. Ankebût 52

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."

  4. 53

    Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.

  5. Ankebût 54–55

    (54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.

  6. Ankebût 56

    Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde, ancak bana kulluk edin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

53. Yüce Allah, Peygamberi ve onun getirdiklerini yalanlayanların cehaletlerini ve onların azabın çabuk gelmesini isteyip yalanlamalarını daha da ileriye götürerek: “Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bu tehdidiniz ne zaman gerçekleşecek?” (el-Mülk, 67/25) dediklerini haber vermektedir. Buna karşılık Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer” bu azabın inmesi için tespit edilmiş ve henüz gelmemiş olan “belli bir vade olmasaydı” onların bu konuda bizi âciz bırakmak isteyişleri ve hakkı yalanlayışları sebebi ile “elbette azap onlara gelirdi.”

Eğer biz cahillikleri sebebi ile onları hemen azapla yakalayacak olsaydık hiç şüphesiz onların sözleri, başlarına gelecek olan belâları ve cezaları daha da çabuklaştırırdı. Bununla birlikte azabın inişini geç bulmasınlar. Çünkü “onlar hiç farkında değilken o azap, kendilerine ansızın gelecektir.”

Nitekim Yüce Allah’ın haber verdiği şekilde de olmuştur. Onlar Bedir’e şımarıkça ve böbürlene böbürlene gelip maksatlarını elde edeceklerini sandıkları bir sırada Allah onları zelil etti, onların ileri gelenlerini öldürdü. Bütün şerlileri de bu savaşta ölüp gitti. Bu musibetten payını almadık tek bir ev kalmadı. Azap onlara ummadıkları bir yerden geldi ve onların farkında olmadıkları bir sırada tepelerine indi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Müşrikler, kendilerini sakındırdığın azabın gelmesi hususunda aceleci davranıyorlar. Şayet Yüce Allah'ın, onlar için tayin ettiği, öne alınması ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir azap vakti olmasaydı talep ettikleri azap onlara hemen ulaşıp, gelirdi. Bu azap hiç beklemediği bir zamanda aniden başlarına gelecektir.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ ve yestea'ciluneke senden çabuk istiyorlar kök: عجل
  2. بِٱلْعَذَابِ ۚ bil-azabi azabı kök: عذب
  3. وَلَوْلَآ velevla eğer olmasaydı
  4. أَجَلٌۭ ecelun bir süre kök: اجل
  5. مُّسَمًّۭى musemmen belirtilmiş kök: سمو
  6. لَّجَآءَهُمُ leca'ehumu onlara hemen gelirdi kök: جيا
  7. ٱلْعَذَابُ l-azabu azab kök: عذب
  8. وَلَيَأْتِيَنَّهُم veleye'tiyennehum ve o kendilerine gelecektir kök: اتي
  9. بَغْتَةًۭ begteten ansızın kök: بغت
  10. وَهُمْ vehum ve onlar
  11. لَا la hiç
  12. يَشْعُرُونَ yeş'urune farkında değillerken kök: شعر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz,…

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa…

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi…

  • Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Senden, azabı acele (getirmeni) istiyorlar. Önceden belirlenmiş bir vade olmasaydı, azap onlara elbette gelip çatmıştı. Onlar farkında değilken, (o azap) ansızın kendilerine gelecektir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:187; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.

Mustafa İslamoğlu

Ve onlar, sana (meydan okuyarak) azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; eğer belirlenmiş (yasaya uygun) bir sürece olmamış olsaydı, azap onların başına derhal gelirdi: yine de o, onlar hiç farkında değilken ansızın mutlaka çıkagelecek.

Muhammed Esed

Şimdi onlar, (Allah'ın) azabını çabuklaştırman için sana meydan okuyorlar; eğer (bunun için Allah tarafından) belli bir vade konulmuş olmasaydı azap elbette başlarına hemen gelirdi! Ama o aniden kopup gelecek ve hiçbiri de farkında olmayacak.

Ahmed Hulusi

Eğer takdir edilmiş bir ömürleri olmasaydı, onlara azap elbette gelirdi! Onlar farkında değilken, kendilerine aniden, mutlaka gelecektir.

Ali Bulaç

Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel (tayin edilmiş bir vakit) olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

Ali Özek ve heyeti

Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.

Ali Rıza Safa

Üstelik cezayı, ivedi olarak senden istiyorlar. Belirlenmiş bir süre olmasaydı, ceza kesinlikle gelirdi. Zaten beklemedikleri bir sırada, kesinlikle ansızın gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Senden, azabı çabucak getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap kesinlikle onlara gelirdi. Fakat onlar farkında değilken azap ansızın kendilerine geliverecektir.

Edip Yüksel

Azabı getirmen için sana meydan okuyorlar! Belirlemiş olduğumuz bir zaman olmasaydı, o azap onlara gelecekti. Onlara ansızın, haberleri olmadan gelecektir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Azabı getirmen için sana meydan okuyorlar! Belirlemiş olduğumuz bir zaman olmasaydı, o azap onlara gelecekti. Onlara ansızın, haberleri olmadan gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de senden acele azap istiyorlar; eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, o azap onlara muhakkak gelmişti; ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmayarak (bilincine varmadan) ansızın gelecek!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de senden acele azab istiyorlar, eğer müsemma bir ecel olmasa idi o azab onlara muhakkak gelmişti ve elbette o kendilerine gelecek, şuurları olmıyarak ansızın gelecek

Erhan Aktaş

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Senden azabı hemen getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

Gültekin Onan

Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

Hasan Basri Çantay

Senden azabı çarçabuk (getirmeni) isterler. Eğer muayyen bir vakit olmasaydı o, elbette onlara gelib çatmışdı bile. (Bununla beraber) o, kendileri farkında olmayarak, onlara ansızın gelecekdir muhakkak.

İbni Kesir

Senden azabı çarçabuk isterler. Eğer belirtilmiş bir süre olmasaydı, azab onlara hemen gelirdi. Ama farkına varmadan o, kendilerine ansızın gelecektir.

Mehmet Alagaş

(53-55) Senden azabı çabuk istiyorlar/ acele istiyorlar (bir an önce azabı getir) eğer belirli bir süresi olmasa onlara azap kesin gelmişti. Onlara bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında aniden kesinlikle gelecektir (bizim bildiğimiz onların bilmediği bir zamanda) senden azabı acele istiyorlar, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır / çevrelemiştir. O gün azap onları üstlerinden ve ayaklarının altlarından kaplar, onlara yaptıklarınızdan dolayı tadın denir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Süleyman Ateş

Senden azabı çabuk istiyorlar. Eğer (azab için) belirtilmiş bir süre olmasaydı, onlara hemen azab gelirdi. Fakat hiç farkına varmadıkları bir sırada o, kendilerine ansızın gelecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar; o belirlenmiş ecel dipnot 1 olmasaydı hemen gelirdi. O azap onlara, beklenmedik bir anda ve fark edemedikleri bir şekilde gelecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bakınız Enam 6/2. ayet ve dip notu

Şaban Britch

Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap geliverirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Şaban Piriş

Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bunda kuşku yok.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And they -the infidels- challenge you -O Muhammad- to hasten on the promised retributive punishment! Had it not been for a predetermined point of time set for their reckoning -to give a chance to repent- their Hereafter would have been planted in the now. But it shall overtake them unawares when least expected.

Abdul Haleem

They challenge you to hasten the punishment: they would already have received a punishment if God had not set a time for it, and indeed it will come to them suddenly and catch them unawares.

Abdullah Yusuf Ali

They ask thee to hasten on the Punishment (for them): had it not been for a term (of respite) appointed, the Punishment would certainly have come to them: and it will certainly reach them,- of a sudden, while they perceive not!

Abul A'la Maududi

They ask you to hasten in bringing chastisement dipnot 1 upon them. Had there not been an appointed term for it, the chastisement would have already visited them; in fact it will come down upon them all of a sudden (at its appointed time) while they will not be aware of it.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "They are challenging you again and again that If you are a true messenger and they are really denying the truth, then you should not delay the torment with which you threaten them."

Aisha Bewley

They ask you to hasten the punishment. If it were not for a stipulated term, the punishment would have come to them already. It will come upon them suddenly when they are not expecting it.

Al-Hilali & Khan

And they ask you to hasten on the torment (for them): and had it not been for a term appointed, the torment would certainly have come to them. And surely, it will come upon them suddenly while they perceive not!

Ali Quli Qarai

They ask you to hasten the punishment. Yet were it not for a specified time, the punishment would have surely overtaken them. Surely it will overtake them suddenly while they are unaware.

Amatul Rahman Omar

They demand you to precipitate the (sign of their) punishment. Had not their term been stated (as a respite to mend their evil ways), the punishment would surely have come upon them. It shall come and will befall them unexpectedly and take them unawares.

Arthur John Arberry

And they demand of thee to hasten the chastisement! But for a stated term the chastisement would have come upon them; but it shall come upon them suddenly, when they are not aware.

Bijan Moeinian

They make a joke of the Hereafter’s punishment and ask you to bring it upon them sooner. They will face their punishment at a pre-determined time. It will happen to them suddenly when they least expect it.

E. Henry Palmer

They will wish thee to hasten on the torment; but were it not for a stated and appointed time, the torment would have come upon them suddenly, while yet they did not perceive.

Edip-Layth

They hasten you for the retribution! If it were not for a predetermined appointment, the retribution would have come to them. It will come to them suddenly, when they do not expect.

George Sale

They will urge thee to hasten the punishment which they defy thee to bring down upon them: If there had not been a determined time for their respite, the punishment had come upon them before this; but it shall surely overtake them suddenly, and they shall not foresee it.

Hamid S. Aziz

Say, "Allah is sufficient witness between me and you. He knows what is in the heavens and what is in the earth; and those who believe in vanities (falsehoods, frivolities) and disbelieve in Allah, they it is who are the losers."

Mahmoud Ghali

And they ask you to hasten the torment; and had it not been for a stated term, the torment would indeed have come to them; and indeed it will definitely come upon them suddenly, and (when) they are not aware.

Marmaduke Pickthall

They bid thee hasten on the doom (of Allah). And if a term had not been appointed, the doom would assuredly have come unto them (ere now). And verily it will come upon them suddenly when they perceive not.

Mohamed Ahmed - Samira

They want you to hasten the punishment: But for a time already determined the punishment would have come upon them. It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.

Muhammad Asad

Now they challenge thee to hasten the coming upon them of [God’s] chastisement: and indeed, had not a term been set [for it by God], that suffering would already have come upon them! But indeed, it will most certainly come upon them of a sudden, and they will be taken unawares.

Mustafa Khattab

They challenge you ˹O Prophet˺ to hasten the punishment. Had it not been for a time already set, the punishment would have certainly come to them ˹at once˺. But it will definitely take them by surprise when they least expect it.

Progressive Muslims

And they hasten you for the retribution! If it were not for a predetermined appointment, the retribution would have come to them. It will come to them suddenly, when they do not expect.

Rashad Khalifa

They challenge you to bring the retribution! If it were not for a predetermined appointment, the retribution would have come to them immediately. Certainly, it will come to them suddenly, when they least expect it.

Sahih International

And they urge you to hasten the punishment. And if not for [the decree of] a specified term, punishment would have reached them. But it will surely come to them suddenly while they perceive not.

Sam Gerrans

And they ask thee to hasten the punishment! And were it not for a stated term, the punishment would have come upon them; and it will come upon them unexpectedly, when they perceive not.

Shabbir Ahmed

Now they challenge you to hasten the requital. And indeed, if the term had not been set for it, that requital would have come upon them. (The Law of Respite applies to all people). Certainly, it will come upon them all of a sudden, while they perceive not.

Syed Vickar Ahamed

And they ask you to hurry the punishment: And if it was not for a fixed time (of relief), the punishment would truly have come upon them: And it will really reach them— All of a sudden, when they are not aware!

Taqi Usmani

They ask you to bring the punishment soon. Had there not been an appointed time, the punishment would have come to them. It will surely come to them suddenly while they will not be aware.

The Monotheist Group

And they hasten you for the retribution! If it were not for an appointed term, the retribution would have come to them. Itwill come to them suddenly, when they do not expect.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 53. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 53. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 53. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩