24. sure

Nûr Suresi النور

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Zina cezası, iftira ve liân 1–10 karşılaştır — Zina cezası, iftira ve liân
  2. İfk hadisesi 11–26 karşılaştır — İfk hadisesi
  3. İzin isteme, gözleri sakınma, örtünme ve evlendirme 27–34 karşılaştır — İzin isteme, gözleri sakınma, örtünme ve evlendirme
  4. Nûr ayeti ve iki misal 35–40 karşılaştır — Nûr ayeti ve iki misal
  5. Tesbih eden varlıklar; bulutlar ve yaratılış 41–46 karşılaştır — Tesbih eden varlıklar; bulutlar ve yaratılış
  6. Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi 47–57 karşılaştır — Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi
  7. Ev içi izin âdâbı ve birlikte yemek 58–61 karşılaştır — Ev içi izin âdâbı ve birlikte yemek
  8. Peygamberin çağrısı ve izin almak 62–64 karşılaştır — Peygamberin çağrısı ve izin almak

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Zina cezası, iftira ve liân 1–10

  1. Nûr suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 1. ayet. سُورَةٌ أَنزَلْنَٰهَا وَفَرَضْنَٰهَا وَأَنزَلْنَا فِيهَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لَّعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    sûratün enzelnâhâ veferaḍnâhâ veenzelnâ fîhâ âyâtim beyyinâtil le`alleküm teẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    (Bu), bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir suredir. Umulur ki (düşünüp gerçeği) hatırlarsınız diye onda apaçık ayetler indirdik.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 1. ayet

  2. Nûr suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 2. ayet. ٱلزَّانِيَةُ وَٱلزَّانِى فَٱجْلِدُوا۟ كُلَّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا مِا۟ئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِى دِينِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    ezzâniyetü vezzânî feclidû külle vâḥidim minhümâ miete celdeh. velâ te'ḫuẕküm bihimâ ra'fetün fî dîni-llâhi in küntüm tü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫir. velyeşhed `aẕâbehümâ ṭâifetüm mine-lmü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz(er) celde dipnot 1 (değnek) vurun! Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygulamada) onlara şefkatiniz tutmasın! Müminlerden bir grup da onlara (uygulanan) cezaya şahit olsun! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Celde], etkisi ciltle sınırlı olacak şekilde değnek ile vurmak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet zina suçunun cezasını içerir. Nisâ 4:15-16'da ise kadın kadına ve erkek erkeğe yapılan ahlaksızlıkların cezası üzerinde durulmaktadır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 2. ayet

  3. Nûr suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 3. ayet. ٱلزَّانِى لَا يَنكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَٱلزَّانِيَةُ لَا يَنكِحُهَآ إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ

    ezzânî lâ yenkiḥu illâ zâniyeten ev müşrikeh. vezzâniyetü lâ yenkiḥuhâ illâ zânin ev müşrik. veḥurrime ẕâlike `ale-lmü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Zina eden erkek, zina eden veya müşrik bir kadından başkası ile evlen(e)mez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik erkek evlen(ebil)ir. Bu, (diğer) müminlere haram kılınmıştır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki hüküm, tevbe hâli yoksa bu tür evliliklerin haram olduğunu içermektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 3. ayet

  4. Nûr suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا۟ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ فَٱجْلِدُوهُمْ ثَمَٰنِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا۟ لَهُمْ شَهَٰدَةً أَبَدًا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    velleẕîne yermûne-lmuḥsenâti ŝümme lem ye'tû bierbe`ati şühedâe feclidûhüm ŝemânîne celdetev velâ taḳbelû lehüm şehâdeten ebedâ. veülâike hümü-lfâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Namuslu kadınlara zina iftirasında bulunup, sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen(er) celde (değnek) vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin! Onlar, yoldan çıkanların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 4. ayet

  5. Nûr suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 5. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ille-lleẕîne tâbû mim ba`di ẕâlike veaṣleḥû. feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Ancak bundan sonra tevbe edip kendilerini düzeltenler hariçtir. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:89, dipnot 8.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 5. ayet

  6. Nûr suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 6. ayet. وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَٰجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَآءُ إِلَّآ أَنفُسُهُمْ فَشَهَٰدَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    velleẕîne yermûne ezvâcehüm velem yekül lehüm şühedâü illâ enfüsühüm feşehâdetü eḥadihim erbe`u şehâdâtim billâhi innehû lemine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Eşlerine zina iddiasında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair Allah'ı dört kez şahit tutmasıdır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 6. ayet

  7. Nûr suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 7. ayet. وَٱلْخَٰمِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَيْهِ إِن كَانَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    velḫâmisetü enne la`nete-llâhi `aleyhi in kâne mine-lkâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    Beşinci (yemin) ise yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lanetinin kendi üzerine olması(nı kabul etmesidir).

    Ayet detayı — Nûr suresi, 7. ayet

  8. Nûr suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 8. ayet. وَيَدْرَؤُا۟ عَنْهَا ٱلْعَذَابَ أَن تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    veyedraü `anhe-l`aẕâbe en teşhede erbe`a şehâdâtim billâhi innehû lemine-lkâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kocasının) yalan söyleyenlerden olduğuna dair (kadının) Allah'ı dört kez şahit tutması kendisinden cezayı kaldırır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 8. ayet

  9. Nûr suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 9. ayet. وَٱلْخَٰمِسَةَ أَنَّ غَضَبَ ٱللَّهِ عَلَيْهَآ إِن كَانَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    velḫâmisete enne gaḍabe-llâhi `aleyhâ in kâne mine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Beşinci (yemin) ise (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olması(nı kabul etmesidir). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde, kadının şahitliği yani yemini ile erkeklerinkinin aynı sayıda olduğu, ancak sonuca etkisi bulunanın ise kadının şahitliği olduğu görülmektedir. Buradan hareketle, kadına yönelik pozitif bir ayırımın gözetildiği söylenebilir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 9. ayet

  10. Nûr suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 10. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ

    velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû veenne-llâhe tevvâbün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri çok kabul eden, doğru hüküm veren olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!

    Ayet detayı — Nûr suresi, 10. ayet

İfk hadisesi 11–26

  1. Nûr suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 11. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    inne-lleẕîne câû bil'ifki `uṣbetüm minküm. lâ taḥsebûhü şerral leküm. bel hüve ḫayrul leküm. likülli-mriim minhüm me-ktesebe mine-l'iŝm. velleẕî tevellâ kibrahû minhüm lehû `aẕâbün `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    (Peygamber'in eşine) o iftirayı dipnot 1 atanlar, şüphesiz ki içinizden (küçük) bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı) vardır. Onlardan bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendisinin başına gelen "İfk" olayını Hz. Ayşe şöyle anlatmıştır: Rasûlullah savaştan dönüp Medine'ye yaklaştığında bir yere konakladı. Daha sonra da tekrar hareket edileceği duyuruldu. Bu sırada kalkmış, yürüyüp ordugâhı (konak yerini) geçip [def-i hacete] (tuvalet ihtiyacına) gitmiştim. İhtiyacımı giderdikten sonra yerime dönerken, göğsümü yokladım ve baktım ki Zafâr boncuklarından olan gerdanlığım kopmuş. Bunun üzerine dönüp onu aramaya başladım. Onu aramam beni epey alıkoydu. Derken, hevdecimi taşıyan askerî takım gelip hevdecimi deveye yüklemişler ve hafif olduğum için beni o hevdec içinde sanmışlar. Döndüğümde, orada hiç kimseyi bulamadım. Böylece oturdum ve ‘onlar beni aramak için geri dönerler' diye beklemeye başladım. Derken uyuyakalmışım. Safvân b. Mu‘attal beni görünce tanıdı. ‘Seni insanlardan geri bırakan ne?' deyince, ona olayı anlattım. O da bineğinden indi ve ben ona bininceye kadar oradan çekildi. Sonra deveyi çekip götürdü. Oradan sonraki konaklama yerine indiğinde insanlar beni bulamayınca çalkalanmışlar. Herkes konuşmuş, beni diline dolamış, hakkımda bu iftiraya dalan dalmış!" (Buhârî, Tefsîru Sure-i Nûr, 6).

    Ayet detayı — Nûr suresi, 11. ayet

  2. Nûr suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 12. ayet. لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ

    levlâ iẕ semi`tümûhü żanne-lmü'minûne velmü'minâtü bienfüsihim ḫayrav veḳâlû hâẕâ ifküm mübîn.

    Mehmet Okuyan

    Bunu (iftirayı) duyduğunuzda erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile olumlu zanda bulunup da "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeleri gerekmez miydi!

    Ayet detayı — Nûr suresi, 12. ayet

  3. Nûr suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 13. ayet. لَّوْلَا جَآءُو عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا۟ بِٱلشُّهَدَآءِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ عِندَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ

    levlâ câû `aleyhi bierbe`ati şühedâ'. feiẕ lem ye'tû bişşühedâi feülâike `inde-llâhi hümü-lkâẕibûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit dipnot 1 getirmeleri gerekmez miydi! Madem ki şahitler(i) getiremediler, onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisâ 4:15'te de belirtildiği gibi fuhşun tespiti için dört şahit gereklidir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 13. ayet

  4. Nûr suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 14. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِى مَآ أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû fi-ddünyâ vel'âḫirati lemesseküm fî mâ efaḍtüm fîhi `aẕâbün `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Size dünyada da ahirette de Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu konuda (bu iftirada) size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 14. ayet

  5. Nûr suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 15. ayet. إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ

    iẕ teleḳḳavnehû bielsinetiküm veteḳûlûne biefvâhiküm mâ leyse leküm bihî `ilmüv vetaḥsebûnehû heyyinâ. vehüve `inde-llâhi `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 15. ayet

  6. Nûr suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 16. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌ

    velevlâ iẕ semi`tümûhü ḳultüm mâ yekûnü lenâ en netekelleme bihâẕâ. sübḥâneke hâẕâ bühtânün `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Onu (iftirayı) duyduğunuzda "Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah'a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi!

    Ayet detayı — Nûr suresi, 16. ayet

  7. Nûr suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 17. ayet. يَعِظُكُمُ ٱللَّهُ أَن تَعُودُوا۟ لِمِثْلِهِۦٓ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    ye`iżukümü-llâhü en te`ûdû limiŝlihî ebeden in küntüm mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    İnanıyorsanız, Allah bir daha buna (benzer bir hataya) dönmeniz konusunda sizi uyarıyor!

    Ayet detayı — Nûr suresi, 17. ayet

  8. Nûr suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 18. ayet. وَيُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    veyübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyât. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah ayetleri size açıklıyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 18. ayet

  9. Nûr suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ ٱلْفَٰحِشَةُ فِى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    inne-lleẕîne yüḥibbûne en teşî`a-lfâḥişetü fi-lleẕîne âmenû lehüm `aẕâbün elîmün fi-ddünyâ vel'âḫirah. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inananlar arasında çirkinliğin yayılmasını arzulayanlar için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 19. ayet

  10. Nûr suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 20. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû veenne-llâhe raûfür raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah çok şefkatli, çok merhametli olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!

    Ayet detayı — Nûr suresi, 20. ayet

  11. Nûr suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 21. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ وَمَن يَتَّبِعْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَإِنَّهُۥ يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ مَا زَكَىٰ مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tettebi`û ḫuṭuvâti-şşeyṭân. vemey yettebi` ḫuṭuvâti-şşeyṭâni feinnehû ye'müru bilfaḥşâi velmünker. velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû mâ zekâ minküm min eḥadin ebedev velâkinne-llâhe yüzekkî mey yeşâ'. vellâhü semî`un `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin! dipnot 1 Kim şeytanın adımlarını izlerse, (bilsin ki) o (şeytan), şüphesiz ki çirkinliği ve kötülüğü emreder. dipnot 2 Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dileyeni (layık gördüğünü) arındırır. dipnot 3 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:168, 208; En‘âm 6:142.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah iftiranın ve iftiraya inanmanın şeytanın adımları olduğunu, onu izlememek gerektiğini uyarmaktadır. Bu çerçevede müslümanların içinde imkânı olanların bazı yanlışlıklara düşmemesiyle ilgili yeni bir hatırlatmaya yer vermektedir ki konunun bu boyutu da dolaylı da olsa Hz. Ayşe'ye atılan iftira ile ilişkidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:49; Necm 53:32.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 21. ayet

  12. Nûr suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 22. ayet. وَلَا يَأْتَلِ أُو۟لُوا۟ ٱلْفَضْلِ مِنكُمْ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤْتُوٓا۟ أُو۟لِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلْيَعْفُوا۟ وَلْيَصْفَحُوٓا۟ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    velâ ye'teli ülü-lfaḍli minküm vesse`ati ey yü'tû üli-lḳurbâ velmesâkîne velmühâcirîne fî sebîli-llâh. velya`fû velyaṣfeḥû. elâ tüḥibbûne ey yagfira-llâhü leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden lütuf ve servet sahibi kişiler, yakınlara, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere (mallarından) vermeleri konusunda yemin etmesin; dipnot 1 (onları) bağışlasınlar! Dikkat edin! Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [lâ ye'teli] emri "geri durmasın", "yemin etmesin", "el çekmesin" gibi anlamlar içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette bağışlanmak isteyenlerin kendilerinin de başkalarını bağışlaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:109; Teğâbun 64:14.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 22. ayet

  13. Nûr suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 23. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْغَٰفِلَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ لُعِنُوا۟ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    inne-lleẕîne yermûne-lmuḥsenâti-lgâfilâti-lmü'minâti lü`inû fi-ddünyâ vel'âḫirah. velehüm `aẕâbün `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 23. ayet

  14. Nûr suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 24. ayet. يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    yevme teşhedü `aleyhim elsinetühüm veeydîhim veercülühüm bimâ kânû ya`melûn.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 24. ayet

  15. Nûr suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 25. ayet. يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ ٱللَّهُ دِينَهُمُ ٱلْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ ٱلْمُبِينُ

    yevmeiẕiy yüveffîhimü-llâhü dînehümü-lḥaḳḳa veya`lemûne enne-llâhe hüve-lḥaḳḳu-lmübîn.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 25. ayet

  16. Nûr suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 26. ayet. ٱلْخَبِيثَٰتُ لِلْخَبِيثِينَ وَٱلْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَٰتِ وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

    elḫabîŝâtü lilḫabîŝîne velḫabîŝûne lilḫabîŝât. veṭṭayyibâtü liṭṭayyibîne veṭṭayyibûne liṭṭayyibât. ülâike müberraûne mimmâ yeḳûlûn. lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

    Mehmet Okuyan

    Pis kadınlar pis erkeklere, pis erkekler de pis kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Bu (temiz olanlar iftiracıların) söylediklerinden uzaktır. dipnot 1 Onlar için bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah iftiraya uğrayan insanların yani başta Hz. Ayşe olmak üzere Hz. Muhammed'in ailesinin, zina iftirasına maruz bırakılan Safvân adlı sahâbînin, Medine toplumundaki az sayıda müfterinin iftirasından uzak olduğunu ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 26. ayet

İzin isteme, gözleri sakınma, örtünme ve evlendirme 27–34

  1. Nûr suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 27. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا۟ وَتُسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَهْلِهَا ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tedḫulû büyûten gayra büyûtiküm ḥattâ teste'nisû vetüsellimû `alâ ehlihâ. ẕâliküm ḫayrul leküm le`alleküm teẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! (Geldiğinizi) farkettirip ev halkına selam verinceye (onlar selamınızı alıncaya) kadar kendi evinizden başka evlere girmeyin! Bu (davranış), sizin için hayırlı olandır; umulur ki (gerceği) hatırlarsınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve devam eden ayetler, başkalarına ait meskenlere girmek istendiğinde nasıl bir yol takip edilmesi gerektiğine dair sosyal hayatın en önemli ilkelerinden bir kısmını içermektedir. Buna göre kendilerine ait olmayan evlere girmeden önce izin istenmesi ve eve girmeden önce selam verilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 27. ayet

  2. Nûr suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 28. ayet. فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فِيهَآ أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّىٰ يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِن قِيلَ لَكُمُ ٱرْجِعُوا۟ فَٱرْجِعُوا۟ هُوَ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

    feil lem tecidû fîhâ eḥaden felâ tedḫulûhâ ḥattâ yü'ẕene leküm. vein ḳîle lekümü-rci`û ferci`û hüve ezkâ leküm. vellâhü bimâ ta`melûne `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Orada hiçbir kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin! Size "Geri dönün!" denirse hemen dönün! (Çünkü) bu, sizin için daha uygundur. Allah yapmakta olduğunuz her şeyi bilendir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 28. ayet

  3. Nûr suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 29. ayet. لَّيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَٰعٌ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ

    leyse `aleyküm cünâḥun en tedḫulû büyûten gayra meskûnetin fîhâ metâ`ul leküm. vellâhü ya`lemü mâ tübdûne vemâ tektümûn.

    Mehmet Okuyan

    İçinde kendinize ait eşyanın (ihtiyaçlarınızın) bulunduğu oturulmayan evlere (izinsiz) girmenizde size herhangi bir vebal yoktur. dipnot 1 Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nûr suresinin 27-29. ayetlerinde verilen bilgiler, Kur'an'ın sosyal hayata dair ne kadar detaylı hükümler içerdiğinin delilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:77; Al-i İmrân 3:5; En‘âm 6:3; Hûd 11:5; İbrâhîm 14:38; Nahl 16:19, 23; Tâhâ 20:7; Enbiyâ 21:4; Neml 27:25, 74; Kasas 28:69; Yâsîn 36:76; Teğâbun 64:4; A‘lâ 87:7.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 29. ayet

  4. Nûr suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 30. ayet. قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا۟ مِنْ أَبْصَٰرِهِمْ وَيَحْفَظُوا۟ فُرُوجَهُمْ ذَٰلِكَ أَزْكَىٰ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

    ḳul lilmü'minîne yeguḍḍû min ebṣârihim veyaḥfeżû fürûcehüm. ẕâlike ezkâ lehüm. inne-llâhe ḫabîrum bimâ yaṣne`ûn.

    Mehmet Okuyan

    Mümin erkeklere söyle: "Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar ve namuslarını korusunlar!" Bu, kendileri için daha uygundur. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarından haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette harama bakmaktan sakınma ve namusu koruma emirlerinin hem erkek hem de kadınlar için birebir aynı ifadelerle kullanılması, bu emirlerin erkekler için de kadınlarla aynı ölçüde geçerli olduğunun delilidir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 30. ayet

  5. Nûr suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 31. ayet. وَقُل لِّلْمُؤْمِنَٰتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَٰرِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ ءَابَآئِهِنَّ أَوْ ءَابَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَآئِهِنَّ أَوْ أَبْنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ أَخَوَٰتِهِنَّ أَوْ نِسَآئِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُنَّ أَوِ ٱلتَّٰبِعِينَ غَيْرِ أُو۟لِى ٱلْإِرْبَةِ مِنَ ٱلرِّجَالِ أَوِ ٱلطِّفْلِ ٱلَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا۟ عَلَىٰ عَوْرَٰتِ ٱلنِّسَآءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    veḳul lilmü'minâti yagḍuḍne min ebṣârihinne veyaḥfażne fürûcehünne velâ yübdîne zînetehünne illâ mâ żahera minhâ velyaḍribne biḫumürihinne `alâ cüyûbihinn. velâ yübdîne zînetehünne illâ libü`ûletihinne ev âbâihinne ev âbâi bü`ûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi bü`ûletihinne ev iḫvânihinne ev benî iḫvânihinne ev benî eḫavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânühünne evi-ttâbi`îne gayri üli-l'irbeti mine-rricâli evi-ṭṭifli-lleẕîne lem yażherû `alâ `avrati-nnisâ'. velâ yaḍribne biercülihinne liyü`leme mâ yuḫfîne min zînetihinn. vetûbû ile-llâhi cemî`an eyyühe-lmü'minûne le`alleküm tüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Mümin kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar dipnot 1 ve namuslarını korusunlar! (Kendiliğinden) görünen kısımları hariç olmak üzere, dipnot 2 ziynetlerini (süslerini) açmasınlar! Başörtülerini, yakalarının üzerine vurup (salsın)lar! dipnot 3 Kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya kendi oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kendi kadınları veya (meşru olarak) ellerinin altında bulunanlar veya şehvet sahibi olmayıp (evde) bulunan erkek (yaşlı hizmetçiler) veya kadınların avretlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini açmasınlar! Gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar! Ey müminler! Hep birden Allah'a yönelin ki kurtulasınız!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada ve bir önceki ayette geçen [min absâri] ifadesindeki [min] edatı, bakışların "hepsinin" değil de "bir kısmının" kısılmasının emredildiğini anlama katan bir edattır. Çünkü insanlar gözlerini, bakışlarını tamamen kısarak yaşayamazlar; istenen şey, bazı bakışlarını kısmalarıdır ki bağlam gereği bunlar "harama olan bakışlar"dır. "Bakışların bir kısmını kısma"nın "namuslarını korumak"tan önce kullanılmasının sebebi, zinanın isteyerek harama yönelik bakışlardan sonra gelmesi olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümlede vücudun kendiliğinden görünen bölgeleri haricindeki yerlerin örtülmesi gerekliliği dile getirmektedir ki bunlar yüz, eller ve ayaklardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet hanımların namahrem (kendilerine nikah düşen) erkeklerin yanında başlarını örtmeleri ve bu örtüyü yakalarının üzerinden göğüs bölgelerinin üzerine salmaları gerektiği emrini içermekte, başörtüsünün farz olduğunu göstermektedir. Surenin ilk ayetinde de dikkat çekildiği üzere bu surede dile getirilen bütün hükümleri uygulamak farzdır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 31. ayet

  6. Nûr suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 32. ayet. وَأَنكِحُوا۟ ٱلْأَيَٰمَىٰ مِنكُمْ وَٱلصَّٰلِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَآئِكُمْ إِن يَكُونُوا۟ فُقَرَآءَ يُغْنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    venkiḥü-l'eyâmâ minküm veṣṣâliḥîne min `ibâdiküm veimâiküm. iy yekûnû füḳarâe yugnîhimü-llâhü min faḍlih. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden (durumu evlenmeye) elverişli olanları evlendirin! Fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. dipnot 1 Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet evlenmenin ve bekârları evlendirmenin fert ve toplumsal olarak farz olduğunu göstermektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 32. ayet

  7. Nûr suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 33. ayet. وَلْيَسْتَعْفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغْنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَٱلَّذِينَ يَبْتَغُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ ءَاتَىٰكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا۟ فَتَيَٰتِكُمْ عَلَى ٱلْبِغَآءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا۟ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعْدِ إِكْرَٰهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    velyesta`fifi-lleẕîne lâ yecidûne nikâḥan ḥattâ yugniyehümü-llâhü min faḍlih. velleẕîne yebtegûne-lkitâbe mimmâ meleket eymânüküm fekâtibûhüm in `alimtüm fîhim ḫayrâ. veâtûhüm mim mâli-llâhi-lleẕî âtâküm. velâ tükrihû feteyâtiküm `ale-lbigâi in eradne teḥaṣṣunel litebtegû `araḍa-lḥayâti-ddünyâ. vemey yükrihhünne feinne-llâhe mim ba`di ikrâhihinne gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Nikâh (imkânı) bulamayanlar, Allah lütfundan kendilerini zenginleştirene kadar namuslu olsunlar! Kendilerinde bir hayır görüyorsanız ellerinizin sahip olduklarından (kölelerden ve cariyelerden) özgürlük sözleşmesi yapmak isteyenlerle hemen özgürlük sözleşmesi yapın! Allah'ın size vermiş olduğu maldan (servetten) siz de onlara verin! dipnot 1 Dünya hayatının geçici menfaatini elde edeceksiniz diye namuslu olmak isteyen genç cariyelerinizi fuhşa zorlamayın! Kim onları zorlarsa, (bilinmelidir ki) zorlanmalarından sonra Allah (o zorlananlar için) çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler kölelik ve cariyelik kurumunu ortadan kaldırmak için çeşitli prensipler içermektedir. Bu çerçevede kölelerin bedelli veya bedelsiz bırakılmaları (Muhammed 47:4), durumu müsait olanlarla özgürlük sözleşmesi denilen [mükâtebe] yapılması (Nûr 24:33), mümin köle ve cariyelerin müşrik erkek ve kadınlardan hayırlı olduğu ifade edilerek kendileriyle evlenmenin teşvik edilmesi (Bakara 2:221), bazı kefaret uygulamalarında bazen ilk sırada olmak üzere seçenek olarak sunulması (Nisâ 4:92; Mâide 5:89; Mücâdele 58:3), zekât verilecek sekiz gruptan biri olması (Tevbe 9:60), iyilik ve [takvâ]da (duyarlılıkta) onlara yardımın öne çıkartılması (Bakara 2:177; Nisâ 4:36; Nûr 24:33) ve [akabe] denen sarp yokuşu aşmanın ilk uygulaması olarak belirlenmesi (Beled 90:13) bu noktada elbette hatırlanmalıdır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 33. ayet

  8. Nûr suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ ءَايَٰتٍ مُّبَيِّنَٰتٍ وَمَثَلًا مِّنَ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ

    veleḳad enzelnâ ileyküm âyâtim mübeyyinâtiv vemeŝelem mine-lleẕîne ḫalev min ḳabliküm vemev`iżatel lilmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz size apaçık ayetler, sizden önce geçmiş olanlardan bir örnek ve muttakîler (duyarlı olanlar) için bir öğüt indirdik.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 34. ayet

Nûr ayeti ve iki misal 35–40

  1. Nûr suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 35. ayet. ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    allâhü nûru-ssemâvâti vel'arḍ. meŝelü nûrihî kemişkâtin fîhâ miṣbâḥ. elmiṣbâḥu fî zücâceh. ezzücâcetü keennehâ kevkebün dürriyyüy yûḳadü min şeceratim mübâraketin zeytûnetil lâ şerḳiyyetiv velâ garbiyyetiy yekâdü zeytühâ yüḍîü velev lem temseshü nârun. nûrun `alâ nûr. yehdi-llâhü linûrihî mey yeşâ'. veyaḍribü-llâhü-l'emŝâle linnâs. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun durumu, içinde kandil bulunan bir oyuk gibidir. O kandil, cam (billur) bir fanus içindedir. O fanus da sanki inci (görünümlü) bir gezegen gibidir ki doğuya da batıya da ait olmayan bereketli bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağ ile) tutuşturulur. O (ağac)ın yağı, kendisine ateş değmese bile neredeyse nûr (ışık) verir. (Bu), nûr üstüne nûrdur. Allah dileyeni (layık gördüğü) kimseyi nûruna ulaştırır. Allah insanlara (işte böyle) örnekler verir. Allah her şeyi bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Yüce Allah'ın mutlak otoritesini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Al-i İmrân 3:2, 26-27; En‘âm 6:101-103; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 35. ayet

  2. Nûr suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 36. ayet. فِى بُيُوتٍ أَذِنَ ٱللَّهُ أَن تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ يُسَبِّحُ لَهُۥ فِيهَا بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْـَٔاصَالِ

    fî büyûtin eẕine-llâhü en türfe`a veyüẕkera fîhe-smühû yüsebbiḥu lehû fîhâ bilgudüvvi vel'eṣâl.

    Mehmet Okuyan

    (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (şöyle kişiler) tesbih ederler (yüceltirler):

    Ayet detayı — Nûr suresi, 36. ayet

  3. Nûr suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 37. ayet. رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَٰرَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلْقُلُوبُ وَٱلْأَبْصَٰرُ

    ricâlül lâ tülhîhim ticâratüv velâ bey`un `an ẕikri-llâhi veiḳâmi-ṣṣalâti veîtâi-zzekâti yeḫâfûne yevmen teteḳallebü fîhi-lḳulûbü vel'ebṣâr.

    Mehmet Okuyan

    O adamlar, ticaretin de alışverişin de kendilerini Allah'ı hatırlamaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kişilerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 37. ayet

  4. Nûr suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 38. ayet. لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    liyecziyehümü-llâhü aḥsene mâ `amilû veyezîdehüm min faḍlih. vellâhü yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda Allah onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirecek dipnot 1 ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah dilediğine (layık olana) hesapsız rızık verir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:121; Nahl 16:96, 97; ‘Ankebût 29:7; Zümer 39:35; Ahkâf 46:16.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 38. ayet

  5. Nûr suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَعْمَٰلُهُمْ كَسَرَابٍۭ بِقِيعَةٍ يَحْسَبُهُ ٱلظَّمْـَٔانُ مَآءً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَهُۥ لَمْ يَجِدْهُ شَيْـًٔا وَوَجَدَ ٱللَّهَ عِندَهُۥ فَوَفَّىٰهُ حِسَابَهُۥ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    velleẕîne keferû a`mâlühüm keserâbim biḳî`atiy yaḥsebühu-żżam'ânü mââ. ḥattâ iẕâ câehû lem yecidhü şey'ev vevecede-llâhe `indehû feveffâhü ḥisâbeh. vellâhü serî`u-lḥisâb.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlara gelince, onların işleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su sanır. Sonunda ona (su sandığı yere) vardığında herhangi bir şey bulamamış, dipnot 1 yanıbaşında Allah'ı bulmuş (olacak)tır ki O da onun hesabını tastamam görmüş (olacak)tır. Allah hesabı hızlı olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkarcılar dünyada yapıp ettiklerinin bir su gibi onları ahirette beklediğini sanmalarına karşılık, mahşerde herhangi bir iyilikle buluşamayacaklardır. Dünyada yapıp ettikleri onlar için bir seraptan öte herhangi bir anlam taşımayacaktır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 39. ayet

  6. Nûr suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 40. ayet. أَوْ كَظُلُمَٰتٍ فِى بَحْرٍ لُّجِّىٍّ يَغْشَىٰهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ سَحَابٌ ظُلُمَٰتٌۢ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَآ أَخْرَجَ يَدَهُۥ لَمْ يَكَدْ يَرَىٰهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورًا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ

    ev keżulümâtin fî baḥril lücciyyiy yagşâhü mevcüm min fevḳihî mevcüm min fevḳihî seḥâb. żulümâtüm ba`ḍuhâ fevḳa ba`ḍ. iẕâ aḫrace yedehû lem yeked yerâhâ. vemel lem yec`ali-llâhü lehû nûran femâ lehû min nûr.

    Mehmet Okuyan

    Veya (o kâfirlerin davranışları) derin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir; (öyle) ki onu dalga üstüne dalga kuşatıyor; üzerinde de (bir) bulut; birbiri üstüne karanlıklar. dipnot 1 (İnsan), elini çıkar(ıp bak)sa, neredeyse onu bile göremez. Allah bir kimseye nûr (ışık) vermemişse, artık onun hiçbir nuru olmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet denizlerin, okyanusların derinliklerindeki ışık kırılmalarının ve karanlıkların bulunduğu bilimsel gerçeğine işaret eden bir Kur'an mucizesidir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 40. ayet

Tesbih eden varlıklar; bulutlar ve yaratılış 41–46

  1. Nûr suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 41. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلطَّيْرُ صَٰٓفَّٰتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُۥ وَتَسْبِيحَهُۥ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ

    elem tera enne-llâhe yüsebbiḥu lehû men fi-ssemâvâti vel'arḍi veṭṭayru ṣâffât. küllün ḳad `alime ṣalâtehû vetesbîḥah. vellâhü `alîmüm bimâ yef`alûn.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmüyor musun? dipnot 1 Elbette her biri kendi salâtını (duasını) ve tesbihini (yüceltmesini) bilmektedir. dipnot 2 Allah onların yapmakta olduklarını bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:79; Mülk 67:19.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle İsrâ 17:44 ışığında okunmalıdır. Buradaki [salât] kelimesi "dua etmek" anlamına gelirken, [tesbîh] sözcüğü de iradeli veya iradesiz her varlığın yaratılış amacına uygun olarak hayatlarını sürdürmesi demektir. Melekler, insanlar ve cinler gibi canlı, iradeli ve konuşabilen varlıklar zaten [salât]ı yani duayı ve ibadeti de [tesbih]i de bilirler. Ancak kuşlar veya uçuşan varlıklar anlamında iradesiz, konuşamayan canlılar ile burada sözü edilmeyen diğer cansız varlıkların bunu bilmesi ancak mecazi anlamda bir bilgiyi ifade etse gerektir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 41. ayet

  2. Nûr suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 42. ayet. وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. veile-llâhi-lmeṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. Dönüş de yalnız Allah'adır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 42. ayet

  3. Nûr suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 43. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُزْجِى سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُۥ ثُمَّ يَجْعَلُهُۥ رُكَامًا فَتَرَى ٱلْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَٰلِهِۦ وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن جِبَالٍ فِيهَا مِنۢ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَصْرِفُهُۥ عَن مَّن يَشَآءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِۦ يَذْهَبُ بِٱلْأَبْصَٰرِ

    elem tera enne-llâhe yüzcî seḥâben ŝümme yü'ellifü beynehû ŝümme yec`alühû rukâmen fetere-lvedḳa yaḫrucü min ḫilâlih. veyünezzilü mine-ssemâi min cibâlin fîhâ mim beradin feyüṣîbü bihî mey yeşâü veyaṣrifühû `am mey yeşâ'. yekâdü senâ berḳihî yeẕhebü bil'ebṣâr.

    Mehmet Okuyan

    Görmüyor musun ki Allah birtakım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getiriyor, sonra üst üste yığıyor. (Sonunda bulutların) arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. (Allah) gökteki dağlar (gibi büyük bulutlar)dan dolu indirir de onu dilediğine (layık olana) isabet ettirir; dilediğinden de onu öteye çevirir (uzak tutar). (Bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette yağmurun oluşumu esnasında bulutlardaki değişime dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:57; Tâhâ 20:53; Furkân 25:48-49; Neml 27:63; Rûm 30:48; Fâtır 35:9.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 43. ayet

  4. Nûr suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 44. ayet. يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

    yüḳallibü-llâhü-lleyle vennehâr. inne fî ẕâlike le`ibratel liüli-l'ebṣâr.

    Mehmet Okuyan

    Allah gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Şüphesiz ki bunda, öngörü sahipleri için bir ibret vardır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 44. ayet

  5. Nûr suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 45. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٍ مِّن مَّآءٍ فَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ بَطْنِهِۦ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰٓ أَرْبَعٍ يَخْلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    vellâhü ḫaleḳa külle dâbbetim mim mâ'. feminhüm mey yemşî `alâ baṭnih. veminhüm mey yemşî `alâ ricleyn. veminhüm mey yemşî `alâ erba`. yaḫlüḳu-llâhü mâ yeşâ'. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    Allah her canlıyı sudan yaratmıştır. dipnot 1 İşte onlardan kimi karnı üzerinde yürür (sürünür); kimi iki ayak üzerinde yürür; kimi dört ayak üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır; şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Enbiyâ 21:30. ayetle birlikte okunmalıdır. Bu ayette canlılığın kaynağında suyun bulunduğu gerçeğine dikkat çekilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette "sürüngen", "iki ayaklı" ve "dört bacaklı" şeklinde canlıların üç ana kategorisine dikkat çekilmekte, ancak "Allah dilediğini yaratır" ifadesiyle de bunların dışında daha başka özellikteki canlılara işaret edildiği gibi başka canlı türlerinin de yaratılabileceği mesajı verilmek istenmektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 45. ayet

  6. Nûr suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 46. ayet. لَّقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍ مُّبَيِّنَٰتٍ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    leḳad enzelnâ âyâtim mübeyyinât. vellâhü yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki apaçık ayetler indirdik. dipnot 1 Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın Kur'an'da verdiği bilgilerin apaçık olduğu belirtilmek üzere bu surenin 1, 34 ve 46. ayetlerinde [âyâtin (mü)beyyinâtin] (apaçık ayetler) ifadesi üç kez kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:213, 142, 272; En‘âm 6:88; Yûnus 10:25; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Nûr 24:35; Kasas 28:56; Fâtır 35:8; Zümer 39:23; Şûrâ 42:13; Müddessir 74:31.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 46. ayet

Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi 47–57

  1. Nûr suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 47. ayet. وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ

    veyeḳûlûne âmennâ billâhi vebirrasûli veeṭa`nâ ŝümme yetevellâ ferîḳum minhüm mim ba`di ẕâlik. vemâ ülâike bilmü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bazı insanlar:) "Allah'a ve Elçi'ye inandık ve itaat ettik!" diyor; sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar asla inanmış değillerdir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 47. ayet

  2. Nûr suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 48. ayet. وَإِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُم مُّعْرِضُونَ

    veiẕâ dü`û ile-llâhi verasûlihî liyaḥküme beynehüm iẕâ ferîḳum minhüm mü`riḍûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Elçi'ye çağrıldıklarında (bir de bakarsın ki) içlerinden bir kısmı yüz çevirenler (olmuşlardır).

    Ayet detayı — Nûr suresi, 48. ayet

  3. Nûr suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 49. ayet. وَإِن يَكُن لَّهُمُ ٱلْحَقُّ يَأْتُوٓا۟ إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ

    veiy yekül lehümü-lḥaḳḳu ye'tû ileyhi müẕ`inîn.

    Mehmet Okuyan

    Gerçek kendi lehlerine ise ona boyun eğip gelirler.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 49. ayet

  4. Nûr suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 50. ayet. أَفِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَمِ ٱرْتَابُوٓا۟ أَمْ يَخَافُونَ أَن يَحِيفَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُۥ بَلْ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    efî ḳulûbihim meraḍun emi-rtâbû em yeḫâfûne ey yeḥîfe-llâhü `aleyhim verasûlüh. bel ülâike hümu-żżâlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa (vahiy konusunda) şüphe içinde mi kaldılar? Veya Allah'ın ve Elçisinin kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır! Onlar zalimlerin ta kendileridir!

    Ayet detayı — Nûr suresi, 50. ayet

  5. Nûr suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 51. ayet. إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    innemâ kâne ḳavle-lmü'minîne iẕâ dü`û ile-llâhi verasûlihî liyaḥküme beynehüm ey yeḳûlû semi`nâ veeṭa`nâ. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Elçisine davet edildiklerinde, müminlerin sözü sadece "İşittik ve itaat ettik!" demeleridir. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 51. ayet

  6. Nûr suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 52. ayet. وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَخْشَ ٱللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    vemey yüṭi`i-llâhe verasûlehû veyaḫşe-llâhe veyettaḳhi feülâike hümü-lfâizûn.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a ve Elçisine itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'na karşı takvâlı (duyarlı) olursa, dipnot 1 işte onlar da mutluluğa ulaşanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [yettakhi] ifadesinin çeşitli okunuş biçimlerinin bulunduğunu belirtmek gerekir; çünkü bu ifade bu kalıpta Kur'an'da sadece bu ayette getirilmektedir. Alimlerimizin aktardığı bilgiye göre, söz konusu kelime [yettekıh], [yetkıhî] şeklinde de okunmaktadır ki üçünün anlamı da aynıdır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 52. ayet

  7. Nûr suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 53. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُل لَّا تُقْسِمُوا۟ طَاعَةٌ مَّعْرُوفَةٌ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein emertehüm leyaḫrucünn. ḳul lâ tuḳsimû. ṭâ`atüm ma`rûfeh. inne-llâhe ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar), sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka (yanında savaşa) çıkacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin! dipnot 1 İtaatiniz bilinmektedir! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk, olur olmaz işlerde aceleyle yemin edilmemesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Tâ‘atün ma‘rûfetün] tamlaması "yapmanız gerekeni yapın", "bilinen şekliyle itaat edin", şeklinde anlaşılabileceği gibi "(sizden bütün istenen Allah'ın mesajına) güzelce boyun eğmektir", "(sizden istenen yalan yere yemin etmek değil), güzel itaat etmektir" şeklinde de tercüme edilebilmektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 53. ayet

  8. Nûr suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 54. ayet. قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُم مَّا حُمِّلْتُمْ وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا۟ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    ḳul eṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûl. fein tevellev feinnemâ `aleyhi mâ ḥummile ve`aleyküm mâ ḥummiltüm. vein tüṭî`ûhü tehtedû. vemâ `ale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'a itaat edin; Elçi'ye de itaat edin! dipnot 1 Yüz çevirirseniz (onun sorumluluğu) kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak)tır; sizin (sorumluluğunuz da) size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. dipnot 2 Ona itaat ederseniz, doğru yola ulaşmış olursunuz! dipnot 3 Elçi'ye düşen, sadece apaçık tebliğdir." dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'a ve Elçisine itaatle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:1, 20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Mücâdele 58:13; Teğâbun 64:12. Nisâ 4:80'de ifade edildiği gibi Hz. Muhammed'e itaat Yüce Allah'a itaat demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümlede sorumlulukların şahsiliğine dair bir mesaj verilmektedir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:84; Mâide 5:105.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet mahşerde kurtuluşa erebilmek için dünyada Hz. Muhammed'e tabi olmak gerektiğinin delilidir. Bu ayet Al-i İmrân 3:31 ve A‘râf 7:158. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Ra‘d 13:40; Nahl 16:35, 82; ‘Ankebût 29:18; Yâsîn 36:17; Şûrâ 42:48; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 54. ayet

  9. Nûr suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 55. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًٔا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    ve`ade-llâhü-lleẕîne âmenû minküm ve`amilu-ṣṣâliḥâti leyestaḫlifennehüm fi-l'arḍi keme-staḫlefe-lleẕîne min ḳablihim. veleyümekkinenne lehüm dînehümü-lleẕi-rteḍâ lehüm veleyübeddilennehüm mim ba`di ḫavfihim emnâ. ya`büdûnenî lâ yüşrikûne bî şey'â. vemen kefera ba`de ẕâlike feülâike hümü-lfâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah sizden iman edip iyi işler yapanlara, kendilerinden öncekileri halife (sorumlu) kıldığı gibi onları da yeryüzüne halife (sorumlu) kılacağını, dipnot 1 onlar için uygun gördüğü dini (İslam'ı) güçlendireceğini ve (geçirdikleri) korkularından sonra kendilerine güven sağlayacağını vadetmiştir. (Çünkü) onlar, bana kulluk eder; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:129, 137; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Kasas 28:5.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 55. ayet

  10. Nûr suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 56. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte veeṭî`ü-rrasûle le`alleküm türḥamûn.

    Mehmet Okuyan

    Namazı kılın, zekâtı verin! Elçi'ye itaat edin ki merhamete ulaştırılasınız.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 56. ayet

  11. Nûr suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 57. ayet. لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ وَلَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    lâ taḥsebenne-lleẕîne keferû mü`cizîne fi-l'arḍ. veme'vâhümü-nnâr. velebi'se-lmeṣîr.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 57. ayet

Ev içi izin âdâbı ve birlikte yemek 58–61

  1. Nûr suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 58. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِيَسْتَـْٔذِنكُمُ ٱلَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ وَٱلَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا۟ ٱلْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَٰثَ مَرَّٰتٍ مِّن قَبْلِ صَلَوٰةِ ٱلْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ ٱلظَّهِيرَةِ وَمِنۢ بَعْدِ صَلَوٰةِ ٱلْعِشَآءِ ثَلَٰثُ عَوْرَٰتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌۢ بَعْدَهُنَّ طَوَّٰفُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû liyeste'ẕinkümü-lleẕîne meleket eymânüküm velleẕîne lem yeblügü-lḥulûme minküm ŝelâŝe merrât. min ḳabli ṣalâti-lfecri veḥîne teḍa`ûne ŝiyâbeküm mine-żżahîrati vemim ba`di ṣalâti-l`işâ'. ŝelâŝü `avrâtil leküm. leyse `aleyküm velâ `aleyhim cünâḥum ba`dehünn. ṭavvâfûne `aleyküm ba`ḍuküm `alâ ba`ḍ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyât. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Ellerinizin (meşru bir şekilde) sahip olduğu kişiler ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah ibadetinden önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve yatsı ibadetinden sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden izin istesinler! dipnot 1 (Bunlar), sizin için üç avret (açık bulunabilme) zamanıdır. (Bunun dışında izin istememelerinde) sizin için de onlar için de herhangi bir vebal yoktur. Birbirinizin yanına çok girip çıkanlarsınız. dipnot 2 Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [salâtü'l-fecr] ve [salâtü'l-‘işâ'] ifadeleri namazları içerse de maksat sabah ve yatsı vakitlerindeki bütün ibadetlerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet aile içindeki tavır ve davranışların nasıl olması gerektiğine dair çok esaslı uyarılar içermektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette aile içi ilişkilerde dikkat edilmesi gereken bazı konular gündeme getirilmektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 58. ayet

  2. Nûr suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 59. ayet. وَإِذَا بَلَغَ ٱلْأَطْفَٰلُ مِنكُمُ ٱلْحُلُمَ فَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟ كَمَا ٱسْتَـْٔذَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    veiẕâ belega-l'aṭfâlü minkümü-lḥulûme felyeste'ẕinû keme-ste'ẕene-lleẕîne min ḳablihim. keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtih. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Çocuklarınız ergenlik çağına ulaştığında, kendilerinden öncekiler (büyükler) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler! dipnot 1 Allah, ayetlerini size işte böyle açıklıyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümlede aile içerisindeki mahremiyet ölçülerine dair çok önemli bir konuya değinilmekte, kişinin kendi çocuğu bile olsa çocuklar ergenliğe erişince artık ana babalarının yanına girmelerinde özenli davranmaları, başka insanlar gibi izin almadan yanlarına girmemeleri gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yüce Allah bu ayetiyle ergen çocuklarla ilgili düzenleme yapmakta, biyolojik büyümeyle psikolojik gelişmenin bir anlamda birlikte şekilleneceğine dikkat çekmek istemekte, Nûr suresinin 27-29. ayetlerindeki düzenlemenin ergen çocuklar için de geçerli olduğunu bildirmektedir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 59. ayet

  3. Nûr suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 60. ayet. وَٱلْقَوَٰعِدُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَٰتٍۭ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    velḳavâ`idü mine-nnisâi-llâtî lâ yercûne nikâḥan feleyse `aleyhinne cünâḥun ey yeḍa`ne ŝiyâbehünne gayra müteberricâtim bizîneh. veey yesta`fifne ḫayrul lehünn. vellâhü semî`un `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Nikâh ümidi kalmayan yaşlı kadınların, dipnot 1 ziynet(lerin)i açmaksızın elbiselerini çıkarmalarında kendilerine herhangi bir vebal yoktur. dipnot 2 (Her şeye rağmen) iffetli davranmaları, kendileri için hayırlı olandır. dipnot 3 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [el-kavâ‘ıdü mine'n-nisâi] ifadesi "oturan (yaşlı) kadınlar", "oturmuş, çocuktan kesilmiş kadınlar" gibi anlamlara gelmekte, sonrasında gelen [ellâtî lâ yercûne nikâhan] ifadesi ise "cinsel cazibesini kaybetmiş", "evlenme arzusu duymayan" anlamlarını içermektedir. Bu kullanımlar ayetteki ayrıcalıklı düzenlemenin toplumsal hayatta herhangi bir istismara kapı aralama ihtimali kalmayan yaşlı kadınlara özel olduğunu ortaya koymaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette nikâh arzulamayan yaşlı kadınların dış elbiselerini çıkarabilecekleri, ancak her hâlükârda iffetli kalmalarının kendileri için çok daha hayırlı olacağı ifade edilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüce Allah yaşlı kadınlara özel bir esneklik ortaya koysa da yine de bir sınırlandırma yapmakta, önceki cümlede olduğu gibi bu çerçevede "ziynetlerini açıp saçmamalarını" hükme bağlamakta, bu cümlede ise her şeye rağmen "iffetli davranmalarının kendileri için mutlak anlamda hayırlı olacağını" ifade etmektedir. Yaşlı kadınlar elbette gençlerden farklı olduğu için kendilerine alternatif bir hüküm getirilmekte, ancak temel hedef olan iffetli davranışın her durumda akıllarda ve gündemde bulunması gerektiği özellikle hatırlatılmaktadır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 60. ayet

  4. Nûr suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 61. ayet. لَّيْسَ عَلَى ٱلْأَعْمَىٰ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلْمَرِيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَن تَأْكُلُوا۟ مِنۢ بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ ءَابَآئِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ إِخْوَٰنِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخَوَٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَعْمَٰمِكُمْ أَوْ بُيُوتِ عَمَّٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخْوَٰلِكُمْ أَوْ بُيُوتِ خَٰلَٰتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُم مَّفَاتِحَهُۥٓ أَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَأْكُلُوا۟ جَمِيعًا أَوْ أَشْتَاتًا فَإِذَا دَخَلْتُم بُيُوتًا فَسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُبَٰرَكَةً طَيِّبَةً كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    leyse `ale-l'a`mâ ḥaracüv velâ `ale-l'a`raci ḥaracüv velâ `ale-lmerîḍi ḥaracüv velâ `alâ enfüsiküm en te'külû mim büyûtiküm ev büyûti âbâiküm ev büyûti ümmehâtiküm ev büyûti iḫvâniküm ev büyûti eḫavâtiküm ev büyûti a`mâmiküm ev büyûti `ammâtiküm ev büyûti aḫvâliküm ev büyûti ḫâlâtiküm ev mâ melektüm mefâtiḥahû ev ṣadîḳiküm. leyse `aleyküm cünâḥun en te'külû cemî`an ev eştâtâ. feiẕâ deḫaltüm büyûten fesellimû `alâ enfüsiküm teḥiyyetem min `indi-llâhi mübâraketen ṭayyibeh. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyâti le`alleküm ta`ḳilûn.

    Mehmet Okuyan

    Görme engelliye zorluk yoktur; topala zorluk yoktur; hastaya da zorluk yoktur. Sizin için kendi evlerinizden veya babalarınızın evlerinden veya annelerinizin evlerinden veya erkek kardeşlerinizin evlerinden veya kız kardeşlerinizin evlerinden veya amcalarınızın evlerinden veya halalarınızın evlerinden veya dayılarınızın evlerinden veya teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına sahip olduğunuz (yerler)den veya dostlarınızın evlerinden yemenizde (sakınca yoktur). Toplu hâlde veya ayrı ayrı yemenizde de sakınca yoktur. dipnot 1 Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından bir esenlik, bereket, iyilik dileği olarak kendinize (evdekilere) selam verin! dipnot 2 Allah akıl edesiniz diye ayetleri size işte böyle açıklıyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet haremlik-selamlık uygulamasının zorunlu olmadığının delilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki [‘alâ enfüsiküm] "kendinize" ifadesi, bütün müslümanların birbirlerini kendileri gibi görmeleri ve dışlamamaları gerektiği anlamındadır. Bu ayet Nisâ 4:86 ve En‘âm 6:54. ayetlerle okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 61. ayet

Peygamberin çağrısı ve izin almak 62–64

  1. Nûr suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 62. ayet. إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِذَا كَانُوا۟ مَعَهُۥ عَلَىٰٓ أَمْرٍ جَامِعٍ لَّمْ يَذْهَبُوا۟ حَتَّىٰ يَسْتَـْٔذِنُوهُ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِذَا ٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمُ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    inneme-lmü'minûne-lleẕîne âmenû billâhi verasûlihî veiẕâ kânû me`ahû `alâ emrin câmi`il lem yeẕhebû ḥattâ yeste'ẕinûh. inne-lleẕîne yeste'ẕinûneke ülâike-lleẕîne yü'minûne billâhi verasûlih. feiẕe-ste'ẕenûke liba`ḍi şe'nihim fe'ẕel limen şi'te minhüm vestagfir lehümü-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Gerçek müminler, dipnot 1 Allah'a ve Elçisine iman edip güvenen kişilerdir. Onunla (Peygamber'le) toplumu ilgilendiren bir konu üzerindeyken, ondan izin isteyinceye kadar gitmezler. Senden izin isteyenler var ya, işte onlar, Allah'a ve Elçisine iman edip güvenenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için Allah'tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman bir güven ve ispat kurumudur. İnanmayı, güvenmeyi, güvende olmayı ve güven vermeyi içermelidir. Mümin, inanılması gereken değerlerin tamamına inanan, inandığı bütün değerlere güvenen, bu sayede kendini güvende hisseden ve çevresine güven veren insandır. "Ne kadar güveniyorsan ve ne kadar fedakarlık yapıyorsan o kadar inanıyorsun demektir." Müminler slogan değil, aksiyon insanlarıdır; söylemle yetinmeyip eylemleriyle konuşabilen yiğitlerdir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 62. ayet

  2. Nûr suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 63. ayet. لَّا تَجْعَلُوا۟ دُعَآءَ ٱلرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَآءِ بَعْضِكُم بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ ٱلَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِۦٓ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    lâ tec`alû dü`âe-rrasûli beyneküm kedü`âi ba`ḍiküm ba`ḍâ. ḳad ya`lemü-llâhü-lleẕîne yetesellelûne minküm livâẕâ. felyaḥẕeri-lleẕîne yüḫâlifûne `an emrih en tüṣîbehüm fitnetün ev yüṣîbehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Elçinin çağrısını kendi aranızdaki çağrı gibi tutmayın! dipnot 1 İçinizden birini siper edinerek sıvışıp gidenleri dipnot 2 elbette Allah bilmektedir. Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir sıkıntı gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azap gelmesinden sakınsınlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk, Hz. Muhammed'in davetinin diğer insanların daveti gibi olmadığını, çok daha önemli ve ayrıcalıklı olduğunu göstermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kamuya ait bir konuda toplantı yapılırken yalan yere izin isteyenlerden ayrı olarak, meşru mazeretleri nedeniyle Hz. Muhammed'den izin isteyenlerin arkasına saklanarak oradan ayrılıp gidenlerin bulunduğu ve Yüce Allah'ın böylelerini gayet iyi bildiği ortaya konulmaktadır.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 63. ayet

  3. Nûr suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Nûr suresi, 64. ayet. أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قَدْ يَعْلَمُ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ

    elâ inne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. ḳad ya`lemü mâ entüm `aleyh. veyevme yürce`ûne ileyhi feyünebbiühüm bimâ `amilû. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Dikkat edin! Göklerde ve yerde ne varsa yalnızca Allah'a aittir. O, sizin ne hâlde olduğunuzu elbette bilmektedir. Huzuruna döndürülecekleri gün (dünyada) yapmış olduklarını (Allah) onlara bildirecektir. Allah her şeyi bilendir.

    Ayet detayı — Nûr suresi, 64. ayet