A'râf suresi

A'râf suresi, 172. ayet

A'râf suresi, 172. ayet. وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ شَهِدْنَآ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَٰفِلِينَ

veiẕ eḫaẕe rabbüke mim benî âdeme min żuhûrihim ẕürriyyetehüm veeşhedehüm `alâ enfüsihim. elestü birabbiküm. ḳâlû belâ. şehidnâ. en teḳûlû yevme-lḳiyâmeti innâ künnâ `an hâẕâ gâfilîn.

Diyanet İşleri

Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 169–175 · surenin 172. ayeti / 206

Konu Elest bezmi ve ayetlerden sıyrılan kişi A'râf 172–181 3

  1. A'râf 169

    Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?

  2. A'râf 170

    Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.

  3. A'râf 171

    Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.

  4. 172

    Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

  5. A'râf 173

    Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?" dememeniz içindir.

  6. A'râf 174

    Hakka dönsünler diye işte ayetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz.

  7. A'râf 175

    Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 172–173. ayetler için yazılmıştır.

172. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hani Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış” sulblerinden zürriyetlerini çıkartmış, onları nesiller halinde arka arkaya birbirinden türeyip doğmalarını sağlamış “ve” annelerinin karınları ile babalarının sulblerinden çıkartınca “onları kendilerine şahit tutup: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Yani onların fıtratlarına kendilerinin Rabbi, yaratıcıları ve mutlak sahipleri olduğuna dair koymuş olduğu ikrar gereğince onlara rububiyetini kabul ettiklerini ikrar ettirmişti. Onlar da “Evet” biz bunu kabul ettik, demişlerdi. Çünkü Yüce Allah, kullarını dosdoğru ve hanif din üzere yaratmıştır. Herkes bu şekilde yaratılmıştır. Fakat fıtrat, akılların maruz kalacağı bozuk akîdelerin etkisi altında değişebilir, değişikliğe uğrayabilir. İşte bundan dolayı devamla şöyle buyrulmuştur:

“Bu, kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz diyedir.” Yani biz, sizleri imtihan ettik, sizler de Yüce Allah’ın, Rabbiniz olduğuna dair sahip olduğunuz bilgiler ile bu ikrarı yaptınız. Zira kıyamet günü bu ikrarı inkâr edip buna dair hiçbir şeyi kabul etmeyebilir ve size karşı Allah’ın delilinin ortaya konmadığını, sizin buna dair hiçbir bilginizin bulunmadığını ileri sürebilirsiniz. Hatta siz, bundan kesinlikle habersiz olduğunuzu iddia edebilirsiniz. Artık bugün sizin ileri sürebileceğiniz bir deliliniz kalmamıştır. Yüce Allah’ın kesin ve nihai delili de sizin aleyhinizde sabit olmuştur.

173. “Yahut” da sizler bir başka mazeret ileri sürerek şöyle demeyesiniz: “Daha önce atalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir kuşaktık” bu yüzden onların izinden gittik ve onların batıllarında onlara uyduk. “Şimdi o batıla saplananların işledikleri yüzünden bizi de mi helak edeceksin? demeyesiniz diyedir.” Çünkü Yüce Allah, atalarınızın izledikleri yolun batıl olduğunu size gösterecek, gerçeğin peygamberlerin getirdikleri olduğunu açıkça ortaya koyacak hususları fıtratlarınıza yerleştirmiştir. Bu, sizin atalarınızı üzerinde bulduğunuz hale karşı ve hatta ondan daha ileri bir delildir. Evet, kul kimi zaman sapık atalarının görüşleri ve bozuk yolları içinden hak zannettiği birtakım kanaatlere sahip olabilir. Ancak bunun tek sebebi, Yüce Allah’ın delillerinden, açıklamalarından, afaki ve enfüsi âyetlerinden yüz çevirmesidir. Onun bu yüz çevirmesi ve batıl içerisinde olanların söylediklerine yönelmesi, belki de onu batılı hakka üstün tutacak bir hale bile götürebilir.

İşte bu âyet-i kerimenin doğru tefsiri budur. Bununla birlikte bu ayet şöyle de açıklanmıştır: Bu olay, Yüce Allah’ın Adem’in zürriyetini Adem’in sulbünden çıkartıp da onlardan söz aldığı gün gerçekleşmiştir. Bu günde onları kendilerine karşı şahit tutmuş, onlar da bu gerçeğe şahitlik etmişlerdir.[11] İnat ve küfür içerisinde sürdürdükleri zulme karşı işte o vakit onlara verdiği bu emri, hem dünyada hem âhirette onlara delil olarak ortaya koymaktadır. Ancak âyet-i kerimede buna delil olacak bir ifade olmadığı gibi, böyle olmasını gerektirecek bir münasebet de yoktur. Yüce Allah’ın hikmetinin gereği de bu değildir. Vakıa da buna tanıklık etmemektedir. Çünkü onların sözünü ettikleri bu söz, Yüce Allah’ın Adem’in sülbünden zürriyetlerini çıkardığı ve henüz bu alemde bulunmadıkları bir vakitte alınmış bir sözdür ki hiç kimse böyle bir şeyi hatırlamamaktadır. Peki, Yüce Allah Âdemoğullarına karşı haberdar olmadıkları, ona dair ellerinde herhangi bir iz ve işaret bulunmayan bir hususu nasıl delil gösterir? İşte bu konuda durum açık ve seçik olduğundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Muhammed!- Hani Rabbin Âdemoğulları'ndan, onların sulblerinden zürriyetlerini çıkarmış ve Rableri olduğunu kabul ettirerek rububiyetinin ispatını fıtratlarına koymuş ve onlara şöyle buyurmuştu: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onların hepsi: "Evet, sen bizim Rabbimizsin." dediler. Ardından onlara şöyle buyurmuştur: "Lakin bu sizin imtihanınızdır. Sizden bu sözü aldık ve kıyamet gününde sırf sizin üzerinizdeki Allah'ın bu hüccetini inkâr etmemeniz ve bundan haberinizin olmadığını söylememeniz içindir."

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve hani
  2. أَخَذَ ehaze almıştı kök: اخذ
  3. رَبُّكَ rabbuke Rabbin kök: ربب
  4. مِنۢ min -ndan
  5. بَنِىٓ beni oğulları- kök: بني
  6. ءَادَمَ ademe Adem
  7. مِن min -nden
  8. ظُهُورِهِمْ zuhurihim belleri- kök: ظهر
  9. ذُرِّيَّتَهُمْ zurriyyetehum zürriyetlerini kök: ذرر
  10. وَأَشْهَدَهُمْ ve eşhedehum ve şahid tutmuştu kök: شهد
  11. عَلَىٰٓ ala onları
  12. أَنفُسِهِمْ enfusihim kendilerine kök: نفس
  13. أَلَسْتُ elestu ben değil miyim? kök: ليس
  14. بِرَبِّكُمْ ۖ birabbikum sizin Rabbiniz kök: ربب
  15. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  16. بَلَىٰ ۛ bela evet
  17. شَهِدْنَآ ۛ şehidna şahidiz kök: شهد
  18. أَن en
  19. تَقُولُوا۟ tekulu demeyesiniz kök: قول
  20. يَوْمَ yevme günü kök: يوم
  21. ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet kök: قوم
  22. إِنَّا inna biz elbette
  23. كُنَّا kunna idik kök: كون
  24. عَنْ an -ndan
  25. هَـٰذَا haza bu-
  26. غَـٰفِلِينَ gafiline habersiz kök: غفل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)

    Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.

  • Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir.…

  • Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce,…

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi…

  • Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani Rabbin âdemoğullarından, onların sırtlarından nesillerini çıkarıp (yaratıp) dipnot 1 onları kendilerine şahit tutmuş ve "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dipnot 2 (demiş), onlar da "Evet, buna şâhidiz" dipnot 3 demişlerdi. Kıyamet gününde "Biz bundan habersizdik." dersiniz diye,

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Târık 86:6-7. ayetlerle okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    [Elest bezmi], bedenin yaratılmasından sonra ruha yerleştirilmiş fıtratın konuşturulması olabilir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu cümle Rûm 30:30, Hucurât 49:7 ve Şems 91:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Ve Rabbin, Ademoğlunun sulbünden onların nesillerini çıkardığı her zaman, onları kendileri hakkında tanık kıldı: "Ben değil miyim sizin Rabbiniz?" Onlar da "Kesinlikle" dediler, "buna biz şahidiz!" (Bunu hatırlattık) ki, Kıyamet Günü bizim bu gerçekten haberimiz yoktu demeyesiniz,

Muhammed Esed

Ve senin rabbin, her ne zaman Ademoğullarının sulblerinden onların soylarını çıkaracak olsa, onları kendileri hakkında tanıklık etmeye çağırır: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar, cevaben: "Elbette!" derler, "Buna tanıklık ederiz!" (Bunu, böylece hatırlatıyoruz ki) Kıyamet Gününde, "Doğrusu, bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz,

Ahmed Hulusi

Hani Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden (menilerinden, genlerinden) kendi zürriyetlerini alıp; onları kendi nefslerine şahitlendirerek sordu: "Elestu BiRabbiküm = Rabbiniz değil miyim?", (onlar da) "KALU = dediler, BELA = evet, Şehidna = bilfiil şahidiz". . . Kıyamet sürecinde, "Biz bundan kozalıydık (gafildik)" demeyesiniz! (İslam fıtratı üzerine yaratılır tüm insanlar konusunu anlatmakta. . . A. H. )

Ali Bulaç

Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Ali Özek ve heyeti

Rabbın, Adem oğullarından, onların sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şâhid tutarak "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti). Onlar da: "Evet; buna şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyâmet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu", dememeniz içindi.

Ali Rıza Safa

Efendin, Âdemoğullarının sırtından soylarını çıkardığında, kendi benliklerine onları tanık yapmıştı: "Ben, Efendiniz değil miyim?" "Evet, tanık olduk!" dediler. Yeniden Yaratılış Günü'nde, "Bundan habersizdik!" diyemezsiniz.

Bayraktar Bayraklı

Hani kıyamet gününde, "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz diye, Rabbin, Ademoğulları'ndan, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar da, "Evet, buna şahit olduk" dediler.

Edip Yüksel

Efendin, Ademoğullarının bellerinden soylarını çıkarırken onları kendi kendilerine tanık tutar: "Ben, Efendiniz değil miyim?" "Evet, tanıklık ediyoruz" derler. Böylece diriliş günü, "Biz bundan habersizdik" diyemezsiniz. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Dili geçmiş zaman kipi Arapçada çeşitli amaçlarla kullanılır. Biz, anlamı dikkate alarak ayeti çevirdik. Buradaki diyalog "lisan-i hal" iledir. 41:11 ayetiyle karşılaştırınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbin, Adem oğullarının bellerinden soylarını çıkarırken onları kendi kendilerine tanık tutar: 'Ben, Rabbiniz değil miyim?' 'Evet, tanıklık ediyoruz,' derler. Böylece diriliş günü, 'Biz bundan habersizdik,' diyemezsiniz

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem Rabbin Ademoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları nefislerine karşı şahit tutarak: "Rabbiniz değil miyim?" diye şahit gösterdiği zaman "Evet Rabbimizsin, şahidiz !" dediler. Kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu!" demeyesiniz,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem rabbın: Beni Ademden, bellerinden zürriyyetlerini alıb da onları nefislerine karşı şahid tutarak "rabbınız değilmiyim" diye işhad ettiği vakıt, "evet" dediler: "şahidiz", Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz

Erhan Aktaş

Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye. Rabb'in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" dedi. "Evet, Rabb'imizsin, Tanıklık ediyoruz. dipnot 1 " dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu tanıklık ve ahitleşme, ruhlar aleminde değil, insanlık tarihinin çeşitli evrelerinde resuller aracılığı ile gönderilen kitaplar üzerinden yapılan tanıklıktır. Vahiy ile insanoğlu yaratıcısının varlığından ve O'nun gösterdiği yoldan haberdar edilmiştir. Ayet, insanlığın yaratılış anından günümüze değin ademoğullarının ve onların soylarının vahiy ile uyarıldığından, haberdar edildiğinden söz etmektedir. Bu ayet, bir sonraki ayet ile birlikte değerlendirildiğinde bu sözleşmenin gönderilen her Resul'le birlikte tekrarlandığı açıkça anlaşılmaktadır. Sırtlarından soylarının çıkarılması çok yalın bir ifade ile insanın "üreme aracılığı ile" çoğalmasını ifade etmektedir. İnsanoğlunun zürriyetlerini/nesillerini oluşturacak olan erkek er bezlerinin (testislerin) ve kadın yumurtalıklarının insanın anne karnındaki yaratılış evresi olan ceninin sırt bölgesinde konumlandığını embriyoloji bilimi bize göstermiştir. Bu bölge omurga kemiğinin sırt kısmının hemen önündedir. İnsanın cenin halindeki yaratılması evresinde Yüce Allah bu organları buradan alır (
  2. metne dön, dipnot 8
    15 haftalıkken), aşağıya ve öne doğru kasıklara doğru indirir. Kadınlarda indirme işlemi kasıklarda son bulur. Erkeklerde ise er bezleri, er bezleri torbalarına ininceye kadar devam eder (
  3. metne dön, dipnot 25
    35 haftalıkken). Bu ayet 86:7. ayet ile birlikte okunmalıdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye. Rabb'in, ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı. Ve onları kendilerine tanık yaptı. "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" dedi. "Evet, Rabb'imizsin, Tanıklık ediyoruz. dipnot 1 " dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu tanıklık ve ahitleşme, ruhlar aleminde değil, insanlık tarihinin çeşitli evrelerinde resuller aracılığı ile gönderilen kitaplar üzerinden yapılan tanıklıktır. Vahiy ile insanoğlu yaratıcısının varlığından ve O'nun gösterdiği yoldan haberdar edilmiştir. Ayet, insanlığın yaratılış anından günümüze değin ademoğullarının ve onların soylarının vahiy ile uyarıldığından, haberdar edildiğinden söz etmektedir. Bu ayet, bir sonraki ayet ile birlikte değerlendirildiğinde bu sözleşmenin gönderilen her resulle birlikte tekrarlandığı açıkça anlaşılmaktadır. Sırtlarından soylarının çıkarılması çok basit bir ifade ile insanın "üreme aracılığı ile" çoğalmasını ifade etmektedir. İnsanoğlunun zürriyetlerini/nesillerini oluşturacak olan erkek er bezlerinin (testislerin) ve kadın yumurtalıklarının insanın anne karnındaki yaratılış evresi olan ceninin sırt bölgesinde konumlandığını embriyoloji bilimi bize göstermiştir. Bu bölge omurga kemiğinin sırt kısmının hemen önündedir. İnsanın cenin halindeki yaratılması evresinde Yüce Allah bu organları buradan alır (8:15 haftalıkken), aşağıya ve öne doğru kasıklara doğru indirir. Kadınlarda indirme işlemi kasıklarda son bulur. Erkeklerde ise er bezleri er bezleri torbalarına ininceye kadar devam eder (25:35 haftalıkken). Bu ayet 86:7 ayeti ile birlikte okunmalıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik." demeyesiniz diye Rabb'in, ademoğullarının bellerinden soylarını çıkardı ve onları kendilerine tanık yaptı. Ben sizin Rabb'iniz değil miyim? dedi. "Evet, Rabb'imizsin, tanıklık ediyoruz." dipnot 1 dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, temsili bir anlatımla; Allah'ın, insanı yaratırken onun benliğine, yaratıcıyı idrak etme güdüsünün yerleştirildiğini; insanın yaradılış özünde Allah'ı tanıma ve idrak etme yeteneğinin kodlanmış olduğunu ifade etmektedir.

Gültekin Onan

Hani rabbin Adem ouğlarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefslerine karşı tanıklar kılmıştı / tanıklık ettirmişti: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (rabbimizsin), tanıklık ettik" demişlerdi. (Bu) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Hasan Basri Çantay

Hani Rabbin Adem oğullarından, onların sırtlarından zürriyyetlerini çıkarıb kendilerini nefslerine şahid tutmuş, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişdi). Onlar da: "Evet, (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (İşte bu şahidlendirme) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yokdu" dememeniz içindi.

İbni Kesir

Hani Rabbın; ademoğullarının sülbünden soyunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahid tutmuş. Ben, sizin Rabbınız değil miyim? demişti. Onlar da demişlerdiki: Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz.

Mehmet Alagaş

(172-174) Bir vakit Kıyamet günü bu olaydan k esinlikle bihaberdik / gafildik demeyesiniz veya evvelden babalarımız ortak koşmuşlar biz de onlardan sonraki soylarıyız, boş iş yapanların yaptıkları şeylerle bizi mi helak edeceksin? demeyesiniz diye Rabbin, Âdem oğullarının arkalarından gelen soylarından da / zürriyetlerinden de alarak, onları kendilerine de şahit tutarak, Rabbiniz değil miyim dedi, dediler ki evet bizler şahit olduk. (Ruhlar alemimde ve sonraki nesillerden) İşte böyle ayetleri ayrıntılı / detaylı açıklıyoruz ki böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da: “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

Süleyman Ateş

Rabbin, Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye onları kendilerine şahid tutmuştu. "Evet, (buna) şahidiz!" dediler. kıyamet günü "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin Ademoğullarından, onların arka taraflarından nesillerini alıp, onları kendilerini bağlayacak şekilde "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye şahit tuttuğunda, onlar "Elbette Rabbimizsin! Biz buna şahit olduk!" derler dipnot 1 . Yoksa kıyamet /mezardan kalkış günü, "Biz bunun farkında değildik." derdiniz.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki "Ademoğulları" kelimesi, hem kadını hem de erkeği ifade eder. Çocuğu kadın doğurur ama o, arka tarafından değil rahminden çıkarak dünyaya gelir. İnsan neslinin devamı ile ilgili olarak Ademoğullarının arka tarafından çıkan tek şey, bel kemiği ile leğen kemikleri arasından çıkan yumurta ve spermdir (Tarık 86/7). İnsan, bu iki maddenin, rahim girişinde birleşip yumurtanın oluşumu ve kendine has özelliklerin belirlenmesi ile birlikte oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/6, Mürselat 77/20-23). Bu sebeple ayetteki, Ademoğullarının nesillerinin arka taraflarından ilk alınma anı, doğum anını değil, kadının ve erkeğin büluğa erdikleri ilk anı ifade eden mecaz kullanımdır. Bu andan itibaren sorumluluklar başlar. Zaten yeni doğan çocukta bir bilgi olmaz (Nahl 16/78). Ama o, doğumdan itibaren kendini ve çevresini izlemeye ve belli bir aşamaya gelince sorular sormaya başlar. Çünkü ana rahminde vücut yapısının tamamlanmasından sonra üflenen ruh sayesinde insan, bilgi öğrenme ve öğrendiği bilgiyi değerlendirerek yeni bilgilere ulaşma kabiliyetine kavuşur (Müminun 23/14, Secde 32/7-9). Sonunda Allah'ın tek Rab yani kendinin ve tüm varlıkların sahibi ve yöneticisi olduğunu kesin olarak anlar. Allah, içsel olarak onlara: 'elestu bi Rabbikum = ben sizin Rabbiniz /sahibiniz değil miyim' diye sorar, onlar da içten tam bir kararlılıkla "bela = elbette Rabbimizsin!" der. Kur'an'da her şeyin örneği vardır (İsra 17/89, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27). Bunun örneği de İbrahim aleyhisselamdır. Onun ailesi ve toplumu ile yaptığı mücadele, gözlemlerini tamamlayıp kesin kanaate varmasından sonra, delikanlılığının ilk günlerinde, henüz nebi olmamışken başladı (En'am 6/ 74-81, Enbiya 21/51-70). Onunla bu konuda tartışan halkına: "Benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz?" demesi, bu bilgiye onların da ulaşmış olduğunu gösterir (En'am 6/80). Yoksa onlar, "Allah da kim?" diye sorarlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbin, Ademoğullarının bellerinden nesillerini aldığında dipnot 1 onları kendilerine karşı şöyle şahit tuttu: "Ben sizin Rabbiniz (Sahibiniz) değil miyim?" Onlar da "Evet! Sahibimizsin. Biz buna şahidiz." dediler. Artık kıyamet günü, "Biz bunun farkında değildik" diyemezsiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Bellerinden nesillerini almak" demek ‘nesile neden olan tohumu almak' demektir. Bu, kadınlarda ilk yumurta hücresinin rahme düşmesinde (ilk adetin öncesinde), erkeklerde ilk sperm üretimi gerçekleştiğinde olur. Diğer bir ifadeyle kadın ve erkeklerin ergen olmaları (bulu çağı) itibariyle Allah onları kendine şahit tutmuş ve dini sorumluluklarını başlatmış olmaktadır.

Şaban Britch

Rabbi, Ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı ve onları kendilerine şahit tuttu. Ben, sizin Rabbiniz değil miyim? dedi. "Evet şahidiz" demişlerdi. Böylece kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz.

Şaban Piriş

Rabbi, Ademoğullarının sırtlarından soylarını çıkardı ve onları kendilerine şahit tuttu. -Ben, sizin Rabbiniz değil miyim? dedi. Onlar: -Şüphesiz sen bizim Rabbimizsin, biz de şahidiz, dediler. Kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz diye...

Yaşar Nuri Öztürk

Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: "Rabbiniz değil miyim?" Onlar: "Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz." demişlerdi. Kıyamet günü, "biz bundan habersizdik" demeyesiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah your Creator brings forth the progeny of the Children of Adam from their backs. Symbolized by a figure in human form so as to be witnesses of their own reaction to Allah, they were asked: "Am I not your Creator!" "Indeed You are", they answered. "Then", Allah said, "You cannot deny this in Day of Judgment with the excuse that you were not aware of this fact".

Abdul Haleem

[Prophet], when your Lord took out the offspring from the loins of the Children of Adam and made them bear witness about themselves, He said, ‘Am I not your Lord?’ and they replied, ‘Yes, we bear witness.’ So you cannot say on the Day of Resurrection, ‘We were not aware of this,’

Abdullah Yusuf Ali

When thy Lord drew forth from the Children of Adam - from their loins - their descendants, and made them testify concerning themselves, (saying): "Am I not your Lord (who cherishes and sustains you)?"- They said: "Yea! We do testify!" (This), lest ye should say on the Day of Judgment: "Of this we were never mindful":

Abul A'la Maududi

And recall (O Prophet) dipnot 1 when your Lord brought forth descendants from the loins of the sons of Adam, and made them witnesses against their ownselves. asking them: 'Am I not your Lord?' They said: 'Yes, we do testify.' dipnot 2 We did so lest you claim on the Day of Resurrection: 'We were unaware of this.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The preceding discourse concluded with the note that God made the Israelites enter into a covenant with their Lord. In the following passages all men are told that a covenant with God is not the exclusive privilege of Israel. In fact all human beings are bound in a covenant with God and a Day will come when they will be made to answer how well they were able to observe that covenant.
  2. metne dön, dipnot 2
    This event, according to several traditions, took place at the time of the creation of Adam. Apart from the prostration of the angels before Adam and the proclamation that man would be God's vicegerent on earth, all the future progeny of Adam were gathered, and were endowed with both existence and consciousness in order to bear witness to God's lordship. The best interpretation of this event is found in a statement by, 'Ubayy b. Ka'b, who has probably given the substance of what he had heard from the Prophet (peace be on him): God gathered all human beings, divided them into different groups, granted them human form and the faculty of speech, made them enter into a covenant, and then making them witnesses against themselves He asked them: 'Am I not your Lord?' They replied: 'Assuredly you are Our Lord.' Then God told them: 'I call upon the sky and the earth and your own progenitor, Adam, to be witness against you lest you should say on the Day of Judgement that you were ignorant of this. Know well that no one other than Me deserves to he worshipped and no one other than Me is your Lord. So do not ascribe any partner to Me. I shall send to you My Messengers who will remind you of this covenant which you made with Me. I shall send down to you My Books.' In reply all said: 'We witness that You are Our Lord and our Deity. We have no lord or deity other than You.' (Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 5, p. 135 - Ed.) This event has also been interpreted by some commentators in a purely allegorical sense. They are of the opinion that the purpose of the Qur'an is merely to emphasize that the acceptance of God's lordship is innate in human nature. However, this was narrated in such a way as to suggest that the event did actually take place. We do not subscribe to this allegorical interpretation of the primordial covenant of man with God. For both the Qur'an and Hadith recount it not only as an actual happening, but also affirm that the covenant would be adduced as an argument against man on the Day of Judgement. There remains, therefore, no ground whatsoever to interpret the event in terms of mere allegory. In our own view the event did take place. God caused all human beings whom He intended to create until the Last Day to come into existence. He endowed upon them life, consciousness and the faculty of speech, and brought home to them that there is no god or lord besides Him, and that Islam alone is the right way to serve Him. If someone considers calling all human beings together in one assembly impossible, that shows, more than anything else the woeful paucity of his imagination. For if someone accepts that God has the power to create countless human beings in succession, there is no reason to suppose that He did not have the power to create them all at some given moment prior to the creation of the universe, or that He will be unable to resurrect them all at some given moment in the future. Again, it stands to reason that at a time when God wanted to designate man as His vicegerent on earth after endowing him with reason and understanding, He took from him an oath of allegiance. All this is so reasonable that the actual occurrence of the covenant should not cause any wonder. On the contrary, one should wonder if the event did not take place.

Aisha Bewley

When your Lord took out all their descendants from the loins of the children of Adam and made them testify against themselves ‘Am I not your Lord?’ they said, ‘We testify that indeed You are!’ Lest you say on the Day of Rising, ‘We knew nothing of this. ’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when your Lord brought forth from the Children of Adam, from their loins, their seed (or from Adam’s loin his offspring) and made them testify as to themselves (saying): "Am I not your Lord?" They said: "Yes! We testify," lest you should say on the Day of Resurrection: "Verily, we have been unaware of this."

Ali Quli Qarai

When your Lord took from the Children of Adam, from their loins, their descendants and made them bear witness over themselves, [He said to them,] ‘Am I not your Lord?’ They said, ‘Yes indeed! We bear witness. ’ [This,] lest you should say on the Day of Resurrection, ‘Indeed we were unaware of this,’

Amatul Rahman Omar

Behold! when your Lord brings forth from Adam's children - from their loins, their offspring, and makes them bear witness to themselves when He says, `Am I not your Lord who sustains you?' They say (in evidence which human nature itself bears), `Yes we bear witness (to it and acknowledge it). ' (Allâh does that) lest you should say on the Day of Resurrection, `Surely, we were unaware of this (that you are our Lord).'

Arthur John Arberry

And when thy Lord took from the Children of Adam, from their loins, their seed, and made them testify touching themselves, 'Am I not your Lord?' They said, 'Yes, we testify'-- lest you should say on the Day of Resurrection, 'As for us, we were heedless of this,'

Bijan Moeinian

Your Lord once gathered all the descendants of Adam and asked them: "Am I your Lord?" they replied: "Most certainly. " This confirmation will be presented against them on the Day of the Resurrection, if they say: "We were unaware of these things."

E. Henry Palmer

And when thy Lord took from the children of Adam out of their loins their seed, and made them bear witness against themselves, ' Am I not your Lord?' They said, 'Yea! we do bear witness' - lest ye should say on the day of resurrection, 'Verily, for this we did not care;'

Edip-Layth

When your Lord took from the children of Adam from their backs, their progeny; and He made them witness over themselves: "Am I not your Lord?" They said, "Yes, we bear witness." Thus you cannot say on the day of Resurrection that you were unaware of this.

George Sale

And remember when thy Lord brought forth from Adam's children -- out of their loins -- their offspring and made them to bear witness against their ownselves saying, 'Yea, we do bear witness. ' This He did lest you should say on the Day of Resurrection, 'We were surely unaware of this.'

Hamid S. Aziz

And when your Lord drew forth from the children of Adam, out of their loins, their seed (or descendants), and made them testify about themselves, "Am I not your Lord?" They said, "Yea! We do bear witness" - lest you should say on the Day of Resurrection, "Verily, of this we were unaware. "

Mahmoud Ghali

And (remember) as your Lord took from the Seeds (Or. sons) of Adam, from their backs, their offspring, and made them bear witness concerning themselves, "Am I not your Lord?" They said, "Yes indeed, we bear witness." (So) that you should not say on the Day of the Resurrection, "Surely we were heedless of this, ".

Marmaduke Pickthall

And (remember) when thy Lord brought forth from the Children of Adam, from their reins, their seed, and made them testify of themselves, (saying): Am I not your Lord? They said: Yea, verily. We testify. (That was) lest ye should say at the Day of Resurrection: Lo! of this we were unaware;

Mohamed Ahmed - Samira

When your Lord brings forth from their loins the offspring of the children of Adam, He makes them witnesses over themselves, (and asks): "Am I not your Lord?" 'Indeed,' they reply. 'We bear witness,' -- lest you should say on the Day of Resurrection: "We were not aware of this;"

Muhammad Asad

AND WHENEVER thy Sustainer brings forth their offspring from the loins of the children of Adam, He [thus] calls upon them to bear witness about themselves: "Am I not your Sustainer?" - to which they answer: "Yea, indeed, we do bear witness thereto!" [Of this We remind you,] lest you say on the Day of Resurrection, "Verily, we were unaware of this";

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when your Lord brought forth from the loins of the children of Adam their descendants and had them testify regarding themselves. ˹Allah asked,˺ "Am I not your Lord?" They replied, “Yes, You are! We testify.” ˹He cautioned,˺ “Now you have no right to say on Judgment Day, ‘We were not aware of this.’

Progressive Muslims

And your Lord took for the children of Adam from their backs, their progeny; and He made them witness over themselves: "Am I not your Lord" They said: "Yes, we bear witness. " Thus you cannot say on the Day of Resurrection that you were unaware of this.

Rashad Khalifa

Recall that your Lord summoned all the descendants of Adam, and had them bear witness for themselves: "Am I not your Lord?" They all said, "Yes. We bear witness." Thus, you cannot say on the Day of Resurrection, "We were not aware of this."

Sahih International

And [mention] when your Lord took from the children of Adam - from their loins - their descendants and made them testify of themselves, [saying to them], "Am I not your Lord?" They said, "Yes, we have testified. " [This] - lest you should say on the day of Resurrection, "Indeed, we were of this unaware."

Sam Gerrans

And when thy Lord brought forth from the children of Adam, from their backs, their progeny, and made them bear witness as to themselves: “Am I not your Lord?” — they said: “Verily, we bear witness.” — “Lest you say on the Day of Resurrection: ‘Of this were we unaware,’

Shabbir Ahmed

Your Lord brought forth generations from the Children of Adam, and they have been the living testimony that He creates and provides them with sustenance. "Am I not your Sustainer?" They practically admit, "Yes, verily. We testify." Thus you cannot say on the Resurrection Day, "We were not aware of this."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when your Lord took from the Children of Adam— From their loins— Their descendants, and made them speak out about themselves: "Am I not your Lord?" — They said: "Yes! We testify for sure. " (This is so), just in case you may say on the Day of Judgment: "We were never aware of this:"

Taqi Usmani

(Recall) when your Lord brought forth their progeny from the loins of the children of ’Ādam, and made them testify about themselves (by asking them,) "Am I not your Lord?" They said, “Of course, You are. We testify.” (We did so) lest you should say on the Day of Judgment, “We were unaware of this,”

The Monotheist Group

And your Lord took for the children of Adam from their backs, their progeny; and He made them witness over themselves: "Am I not your Lord?" They said: "Yes, we bear witness." Thus you cannot say on the Day of Resurrection that you were unaware of this.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 172. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 172. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 172. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩