Diyanet İşleri
Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.
A'râf suresi
A'râf suresi, 162. ayet. فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ
febeddele-lleẕîne żalemû minhüm ḳavlen gayra-lleẕî ḳîle lehüm feerselnâ `aleyhim riczem mine-ssemâi bimâ kânû yażlimûn.
Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3
Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur" diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.
O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."
Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.
(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.
Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.
Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
162. “Fakat içlerinden o zulmedenler” Allah’a isyan edip emrini önemsemeyenler “kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler.” Mağfiret dileyip “Hıtta!” demek yerine “hınta/buğday içerisinde bir habbe/tane”, diye (ses benzerliği verecek şekilde) söylediler. Söylenmesi kolay olduğu halde sözde değişiklik yapanlar, emrolundukları fiilde elbette ki değişiklik yaparlar. Bundan dolayı (secde etmek yerine) kıçları üzerinde sürünerek girdiler.
“Biz de zulümlerinden dolayı üzerlerine gökten bir azab indirdik.” Allah’ın emrine muhalefet edip ona isyan etmeleri üzerine onlara çetin bir azap gönderdik. Bu azap ya taundur ya da ondan başka semavî cezalardan bir cezadır. Ancak onları cezalandırmakla Allah onlara zulmetmedi. Çünkü onların bu yaptıkları “zulümlerinden dolayı” olmuştu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlardan zalim olanlar, emredildikleri sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirerek, bağışlanmayı talep etmeleri emredilmişken bu kelimeyi değiştirerek (harfleri bakımından yakın olan) tane buğday dediler. Söylemeleri emredilen fiili değiştirdiler ve şehre, Allah'a itaat ederek ve başlarını eğerek girmek yerine kıçlarının üzerine sürünerek girdiler. Biz de zulümlerinden ötürü üzerlerine gökten azap gönderdik.
Aynı kök: رجز (10 geçiş) · Aynı kök: بدل (45 geçiş)
Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir…
Aynı kök: رجز (10 geçiş)
Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız…
Aynı kök: رجز (10 geçiş)
Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.
Aynı kök: بدل (45 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: بدل (45 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Aynı kök: بدل (45 geçiş)
Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Fakat içlerinden bazı zalimler, kendilerinden (söylemeleri) istenen sözü başkasıyla değiştirmişlerdi. dipnot 1 Biz de haksızlık etmeleri nedeniyle üzerlerine gökten bir azap göndermiştik. dipnot 2
Fakat onlardan kendilerine kötülük edenler, sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Bunun üzerine Biz de, ettikleri kötülükler yüzünden onların üzerine gökten bela yağdırdık.
Ama (ne yazık ki), onlardan kötülüğe eğilimli olanlar kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler: ve bu yüzden Biz de, yaptıkları bütün kötülüklerin karşılığı olarak onların üzerine gökten bir bela, bir afet gönderdik.
Onlardan bilfiil zulmedenler, sözü, kendilerine söylenenden başka (söz) ile değiştirdiler. . . Bu yüzden zulümlerinin karşılığı olarak semadan azap irsal ettik.
Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri dolayısıyla gökten 'iğrenç bir azab' indirdik.
Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.
Bunun ardından, aralarındaki haksızlık yapanlar, kendilerine söylenenden başkasıyla sözü değiştirdiler. Haksızlık yaptıkları için, onların üzerine, gökten aşağılayıcı bir ceza indirdik.
Fakat onlardan zalim olanlar kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de zulmetmeleri sebebiyle üzerlerine gökten bir bela, bir afet gönderdik.
İçlerindeki zalimler kendilerine emredileni kendilerine emredilmeyenle değiştirdiler. Biz de haksızlık etmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir felaket gönderdik.
İçlerindeki zalimler kendilerine emredileni kendilerine emredilmeyenle değiştirdiler. Biz de haksızlık etmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir felaket gönderdik.
Derken içlerinden zulmedenler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka bir şekle soktular; zulmu adet haline getirmeleri sebebiyle, Biz de üzerlerine gökten azap salıverdik.
Derken içlerinden o zulm edenler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka bir şekle koydular, zulmü adet etmeleri sebebiyle biz de üzerlerine Semadan bir azab salıverdik
Ancak onlardan haksızlık yapanlar, kendilerine söylenen sözü başka bir söze çevirdiler. Biz de haksızlık yapmaları yüzünden, üzerlerine gökten bir azap gönderdik.
Ancak onlardan haksızlık yapanlar, kendilerine söylenen sözü başka bir söze çevirdiler. Biz de haksızlık yapmaları yüzünden, üzerlerine gökten bir azap gönderdik.
Ancak onlardan haksızlık yapanlar, kendilerine söylenen sözü başka bir söze çevirdiler. Biz de haksızlık yapmaları yüzünden, üzerlerine gökten iğrenç bir azap gönderdik.
Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri dolayısıyla gökten 'iğrenç bir azab' indirdik.
Fakat içlerinden o zulmedenler sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle koydu. Biz de üstlerine, zulmeder oldukları için, gökden murdar bir azab indirdik.
İçlerinden zulmedenler, kend, lerine söylenen sözü başkasıyla değiştirdiler. Biz de onlara, zulmeder olduklarından dolayı gökten azab indirdik.
(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.
Fakat zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.
İçlerinden zulmedenler, (söylediğimiz) sözü, kendilerine söylenmeyen bir sözle değiştirdiler. Biz de haksızlık ettiklerinden dolayı üzerlerine gökten bir azab gönderdik.
İçlerinden yanlış yapanlar, kendilerine emredilenin yerine başka bir söz söylediler dipnot 1 . Yanlış davranmalarına karşılık biz de onlara, gökten bir afet gönderdik dipnot 2 .
İçlerinden yanlış davranış gösterenler, söylenenin tersini yaptılar. Yanlış davranmalarına karşılık biz de onlara, üstlerinden bir sıkıntı verdik.
Onların zulmedenleri, sözü kendilerine söylenenden başkası ile değiştirdiler. İşledikleri zulüm dolayısıyla onlara gökten bir azap gönderdik.
Onların zulmedenleri, sözü kendilerine söylenenden başkası ile değiştirdiler. İşledikleri zulüm dolayısıyla onlara gökten bir azap gönderdik.
Onların zulme sapanları, sözü, kendilerine söylenenin dışında bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı saldık; çünkü zulmediyorlardı.
But the wrongful of actions exchanged the virtuous spoken discourse authorized by heaven for the false discourse of their own making, and in consequence did Heaven come upon them with a forcible impact of a torturing punishment in requital of their wickedness.
the wrongdoers among them substituted another saying for that which had been given them, so We sent them a punishment from heaven for their wrongdoing.
But the transgressors among them changed the word from that which had been given them so we sent on them a plague from heaven. For that they repeatedly transgressed.
Then the wrong-doers among them substituted another word in place of the one told them. So We sent upon them a scourge from the heaven as a punishment for their Wrong-doing. dipnot 1
But those of them who did wrong substituted words other than those they had been given. So We sent a plague on them from heaven for their wrongdoing.
But those among them who did wrong changed the word that had been told to them. So We sent on them a torment from the heaven in return for their wrong-doings.[1]
But the wrongdoers changed the saying with other than what they had been told. So We sent against them a plague from the sky because of the wrongs they used to commit.
But those amongst them who were unjust changed the word to something different from that which they were told. So We sent down upon them unavoidable punishment from heaven because they had always been wrongdoers.
Then the evildoers of them substituted a saying other than that which had been said to them; so We sent down upon them wrath out of heaven for their evildoing.
The most unjust people among them, changed what was commanded and fabricated their own version. Consequently, I sent misery from the sky for them for being so unjust.
But those amongst them who did wrong changed it for another word than which was said to them; and we sent upon them a plague from heaven for that they were unjust.
Those who were wicked amongst them altered what was said to them with something different; so We sent to them a pestilence from the sky because they were wicked.
But the transgressors among them changed it for a word other than that which was said to them. So We sent upon them a punishment from heaven, because of their wrongdoing.
But those amongst them who did wrong changed the words given them for another saying; and We sent upon them a wrath from heaven for that they were unjust (or transgressed).
Then the ones who did injustice among them substituted a saying other than what had been said to them; so We sent (down) upon them a chastisement from the heaven for their doing injustice. .
But those of them who did wrong changed the word which had been told them for another saying, and We sent down upon them wrath from heaven for their wrongdoing.
The wicked among them changed and perverted the word We had spoken to a word unpronounced; so We sent from heaven retribution on them for all their wickedness.
But those among them who were bent on wrongdoing substituted another saying for that which they had been given: and so We let loose against them a plague from heaven in requital of all their evil doings.
But the wrongdoers among them changed the words they were commanded to say. So We sent down a punishment from the heavens upon them for their wrongdoing.
Those who were wicked amongst them altered what was said to them with something different; so We sent to them an affliction from the sky because they were wicked.
But the evil ones among them substituted other commands for the commands given to them. Consequently, we sent upon them condemnation from the sky, because of their wickedness.
But those who wronged among them changed [the words] to a statement other than that which had been said to them. So We sent upon them a punishment from the sky for the wrong that they were doing.
Then those who did wrong among them changed the word to other than what had been said to them; so We sent upon them a scourge from the sky because they did wrong.
But, some of the wrongdoers began changing the Word of God that was taught to them, and displaced it with their own fabrications. And that resulted in a change in behavior. Our Heavenly Law of Requital caused them to weaken and waver, for they violated the Commands (2:59-61). Detachment from the Ideology made them lose their strength (5:22-24).
But those who exceeded the limits among them changed the word from what was given to them; So We sent on them a misery from heavens— For that they exceeded their limits many times.
But those of them who were unjust substituted another word for the one that was said to them. So, We sent down upon them a scourge from the heavens, because they had been transgressing.
Those who were transgressors among them altered what was said to them with something different; so We sent to them an affliction from the heaven for what transgression they were in.