Diyanet İşleri
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
Duhân suresi
Duhân suresi, 53. ayet. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ
yelbesûne min sündüsiv veistebraḳim müteḳâbilîn.
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması Duhân 51–59 3
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 51–53. ayetler için yazılmıştır.
51-52. Bu buyruklarda günahları terk etmek ve itaatleri işlemek sureti ile Allah’ı gazaplandıran ve azabına sebep olan işlerden sakınan takvâ sahiplerinin mükâfatı dile getirilmektedir.
Allah’ın gazabı ve azabı, onlar hakkında söz konusu olmadığından Allah, onlardan razı olacak ve çok sayıdaki ağaçların koyu gölgeleri içerisinde, pek çok meyvelere, pınarlara, nimet ve mükâfatlara mazhar olacaklardır. Altlarından ırmaklar akacaktır. Onlar, bu ırmakları Naîm cennetlerinde akıtacaklardır.
Yüce Allah’ın, cennetleri Naîme (nimetlere) izafe etmesinin sebebi, bu cennetlerin ihtiva ettiği her şeyin her bakımdan mükemmel nimetler ve sevindirici şeyler oluşundan dolayıdır. Orada bunları gölgelendirecek, lezzetlerini olumsuz yönde etkileyecek hiçbir şey olmayacaktır.
53. Oradaki elbiseleri ise canlarının istediği şekilde ince ve kalın yeşil ipekten olacaktır. Üstelik onlar “karşılıklı otururlar.” Kalpleri de yüzleri de birbirine dönüktür. Tam bir rahat, huzur, karşılıklı sevgi, güzel muamele ve adaba riâyet onların özellikleridir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cennette ince ipek ve kalın ipekten elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar. Hiçbiri diğerine arkasını dönüp oturmaz
Aynı kök: لبس (23 geçiş)
Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
Aynı kök: لبس (23 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: لبس (23 geçiş)
Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Karşılıklı oturarak ince ipek ve parlak atlastan giyinecekler.
Tarifsiz güzellikte sonsuz özgürlük libası ve altın sırmalı kaftanlar giyip göz göze bakışacaklar.
ipek ve altından giysiler içinde birbirlerine (sevgiyle) yaklaşarak.
Karşılıklı olarak ince ipekten ve parlak atlastan giyerler.
Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.
İnce ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler giyinirler; karşılıklı.
İnce ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.
İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.
İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.
ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşı karşıya (otururlar).
Sündüs ve istebraktan elbiseler giyerek karşı karşıya
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).
İnce, nazik ve kalın (altın işlemeli) ipeklerden, atlaslardan giyecekler, karşı karşıya (gelerek mahabbet edecekler) dir.
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler, karşılıklı otururlar.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.
İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.
İnce ve kalın ipekten elbiseler giyecek ve karşılıklı oturacaklar dipnot 1 .
İpek sırmalı kumaşlara bürünecek, karşı karşıya oturacaklar.
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.
İnce ipekten, parlak atlastan giymiş olarak, karşılıklı oturmaktadırlar.
Dressed up in silk gowns and ornamented brocade and seated in opposite directions enjoying the glory of heaven.
clothed in silk and fine brocade, facing one another:
Dressed in fine silk and in rich brocade, they will face each other;
Attired in silk and brocade, dipnot 1 they shall be arrayed face to face.
wearing fine silk and rich brocade, face to face with one another.
Dressed in fine silk and (also) in thick silk, facing each other,
dressed in fine silk and brocade, sitting face to face.
They shall wear fine silk and heavy brocade (and will be sitting) face to face.
robed in silk and brocade, set face to face.
Dressed in fine silk cloths.
they shall be clad in satin and stout silk face to face.
Wearing silk and satin; facing each other.
They shall be cloathed in fine silk, and in satin; and they shall sit facing one another.
Attired in fine silk and rich brocade, face to face;
Wearing (garments) of serenest and brocade, facing one another.
Attired in silk and silk embroidery, facing one another.
Dressed in brocade and shot silk, facing one another.
wearing [garments] of silk and brocade, facing one another [in love].
dressed in fine silk and rich brocade, facing one another.
Wearing silk and satin; facing each other.
Wearing velvet and satin; close to each other.
Wearing [garments of] fine silk and brocade, facing each other.
Clothed in finest silk and brocade, facing one another.
Dressed in fine silk and in rich brocade, in a company affectionate they will be.
Dressed in fine silk and in rich lace, they will face each other;
They will be dressed in fine silk and thick silk, facing each other.
Wearing silk and satin; facing each other.