En'âm suresi

En'âm suresi, 54. ayet

En'âm suresi, 54. ayet. وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِنَا فَقُلْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ أَنَّهُۥ مَنْ عَمِلَ مِنكُمْ سُوٓءًۢا بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

veiẕâ câeke-lleẕîne yü'minûne biâyâtinâ feḳul selâmün `aleyküm ketebe rabbüküm `alâ nefsihi-rraḥmete ennehû men `amile minküm sûem bicehâletin ŝümme tâbe mim ba`dihî veaṣleḥa feennehû gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 51–57 · surenin 54. ayeti / 165

Konu "Hazineler yanımda demiyorum"; sabah akşam dua edenler En'âm 50–55 3

  1. En'âm 51

    Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.

  2. En'âm 52

    Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.

  3. En'âm 53

    Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, "Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?" desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?

  4. 54

    Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  5. En'âm 55

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  6. En'âm 56

    De ki: "Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam."

  7. En'âm 57

    De ki: "Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

54. Yüce Allah Peygamberine, Rablerine itaatle boyun eğen mü’minleri kovmayı yasakladıktan sonra bu mü’minlere ikram, tazim, tebcil ve ihtiram ile karşılık vermesini emrederek şöyle buyurmaktadır: “Âyetlerimize iman edenler sana geldiğinde de ki: Selam sizlere!” Yani mü’minler senin yanına gelecek olurlarsa sen onlara selam ile karşılık ver ve onları güzel bir şekilde karşıla. Onları selamla, esenlik dileklerini ilet. Onların gayret ve çabalarını daha bir coşturacak şekilde Allah’ın rahmetini, O’nun cömertliğinin ve ihsanının bolluğunu müjdele. Bu, rahmet ve ihsana ulaştıran her bir yolu izlemeye onları teşvik et. Günahlar üzerinde ısrar etmekten de onları sakındır. Onlara masiyetlerden tevbe etme emrini ver ki, Rablerinin mağfiretine, lütuf ve ihsanına nail olabilsinler.

Bu nedenle devamla şöyle buyrulmuştur: “Rabbiniz kendi üzerine rahmeti yazmıştır. Şöyle ki: İçinizden kim cahillikle kötü bir iş işler de sonra arkasından tevbe edip (halini) düzeltirse…” Günahın terk edilmesi, ondan vazgeçilmesi, günahtan dolayı pişmanlık duyulması ile birlikte amelleri düzeltmek, Allah’ın farz kıldıklarını eda etmek, zahir ve batın amellerden bozulanları ıslah etmek kaçınılmazdır. İşte bütün bunlar gerçekleşecek olursa “(bilsin ki) O, Ğafûrdur, Rahîmdir.” Yani böylelerinin üzerine emirlerini yerine getirmelerine uygun olarak Allah, mağfiret ve rahmetinden bol bol yağdıracaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Senin getirdiklerinin sadık olduğuna şahitlik eden, ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman onlara ikram olarak onların selamını al. Onları Allah'ın rahmetinin genişliği ile müjdele. Kesinlikle Allah kendi üzerine rahmeti lütuf olarak vacip kıldı. Bu itibarla, içinizden her kim bilmeyerek ve cehalet ile bir kötülük işler, bundan sonra da tövbe eder ve amelini ıslah ederse, şüphesiz Allah işlemiş olduğu günahı bağışlar. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar, onlara merhamet eder.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. جَآءَكَ ca'eke sana geldikleri kök: جيا
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanan(lar) kök: امن
  5. بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina ayetlerimize kök: ايي
  6. فَقُلْ fekul de ki kök: قول
  7. سَلَـٰمٌ selamun selam olsun kök: سلم
  8. عَلَيْكُمْ ۖ aleykum size
  9. كَتَبَ ketebe yazmıştır kök: كتب
  10. رَبُّكُمْ rabbukum Rabbiniz kök: ربب
  11. عَلَىٰ ala üzerine
  12. نَفْسِهِ nefsihi kendi kök: نفس
  13. ٱلرَّحْمَةَ ۖ r-rahmete rahmeti kök: رحم
  14. أَنَّهُۥ ennehu kuşkusuz
  15. مَنْ men kim
  16. عَمِلَ amile yaparsa kök: عمل
  17. مِنكُمْ minkum sizden
  18. سُوٓءًۢا su'en bir kötülük kök: سوا
  19. بِجَهَـٰلَةٍۢ bicehaletin bilmeyerek kök: جهل
  20. ثُمَّ summe sonra
  21. تَابَ tabe tevbe eder kök: توب
  22. مِنۢ min
  23. بَعْدِهِۦ bea'dihi ardından kök: بعد
  24. وَأَصْلَحَ ve esleha ve uslanırsa kök: صلح
  25. فَأَنَّهُۥ feennehu muhakkak ki O
  26. غَفُورٌۭ gafurun bağışlayandır kök: غفر
  27. رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe · Ortak kavram: İslâm

    "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe · Ortak kavram: İslâm

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe · Ortak kavram: İslâm

    Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Ortak kavram: İslâm

    Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…

  • Ortak kavram: İslâm

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: "Selam üzerinize olsun! dipnot 1 Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazmıştır (gerekli kılmıştır)." dipnot 2 Gerçek şu ki sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip kendisini düzeltirse, O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette selam vermenin dinî bir gereklilik olduğu ve öneminin büyüklüğü dile getirilmektedir. Bu buyruk, Nisâ 4:86 ve Nûr 24:62. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:12; A‘râf 7:156.

Mustafa İslamoğlu

Mesajlarımıza yürekten inanan kimseler sana geldiğinde de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz, rahmeti kendi zatı için prensip edinmiştir. Haberiniz olsun ki, sizden biri bilmeden bir kötülük işler ve ardından tevbe edip kendini düzeltirse, kesinlikle O'nu tarifsiz bir bağışlayıcılığı olan eşsiz bir merhamet kaynağı olarak (bulacaktır).

Muhammed Esed

Mesajlarımıza inananlar sana geldiklerinde de ki: "Size selam olsun! Rabbiniz rahmet ve merhameti kendisine ilke edinmiştir, böylece sizden biri bilgisizlikten dolayı kötü bir fiil işler ve sonra tevbe edip dürüst ve erdemlice bir hayat yaşarsa O(nun) çok affedici ve rahmet kaynağı (olduğunu görecek)tir".

Ahmed Hulusi

(Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimize iman edenler sana geldiklerinde de ki: "Selamun aleyküm. . . Rabbiniz rahmeti nefsine yazmıştır! Sizden her kim bilgisizlikten bir kötülük yapar da, arkasından tövbe eder ve (halini) düzeltirse, muhakkak ki O, Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

Ali Bulaç

Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir."

Ali Özek ve heyeti

Âyetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Ali Rıza Safa

Ayetlerimize inananlar sana geldiklerinde, şunu söyle: "Size selam olsun! Efendiniz, rahmeti, Kendi üzerine yazmıştır. Bilisizlik yüzünden işlediği bir kötülükten sonra, kim pişmanlık göstererek kendisini düzeltirse; kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde, onlara de ki; "Selam size! Rabbiniz rahmet ve şefkati kendisine ilke edindi. Gerçek şu ki, sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir."

Edip Yüksel

Ayetlerimizi onaylayanlara gelince, "Size selam olsun. Efendiniz merhametli davranmayı prensip edindi. Bunun için, her kim bilmeyerek işlediği bir kötülükten sonra tövbe ederek kendini düzeltirse, bilsin ki O Bağışlayandır, Rahimdir."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ayetlerimize inananlar sana gelince, 'Size selam olsun. Rabbiniz merhametli davranmayı prensip edindi. Bunun için, her kim bilmeyerek işlediği bir kötülükten sonra tevbe ederek kendini düzeltirse, bilsin ki O Bağışlayandır, Rahimdir.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ayetlerimize iman edenler, yanına geldikleri zaman de ki: "Selam sizlere! Rabbiniz kendine rahmeti yazdı. Sizden kim bir cahillikle bir kötülük yapmış, sonra arkasından tevbe edip düzelmiş ise, ona karşı bağışlayan, esirgeyendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimize iyman ediyor olanlar yanına geldikleri zaman da de ki "selam sizlere rabbınız kendine rahmeti yazdı, içinizden her kim bir cahillikle bir kabahat yapmış, sonra arkasından tevbe edib düzelmiş ise ona karşı gafur, rahim olmayı irade buyurdu

Erhan Aktaş

Ayetlerimize iman etmiş kimseler dipnot 1 sana geldiklerinde, "Size selam olsun."de. dipnot 2 Rabb'iniz rahmet etmeyi Kendi üzerine yazdı. dipnot 3 Sizden kim cehaletle dipnot 4 kötü bir şey yapar da ardından tevbe edip kendini düzeltirse, bilsin ki O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Statüleri ne olursa olsun; ister zengin, ister yoksul, ister ünlü, ister gariban…
  2. metne dön, dipnot 2
    İtibar et, değer ver.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerekli gördü, zorunlu kıldı.
  4. metne dön, dipnot 4
    Düşüncesizce hareket eden, nankör, bağnaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Âyetlerimize iman etmiş kimseler dipnot 1 sana geldiklerinde, "Size selam olsun."de. dipnot 2 Rabb'iniz rahmet etmeyi Kendi üzerine yazdı. dipnot 3 Sizden kim cehaletle dipnot 4 kötü bir şey yapar da ardından tevbe edip kendini düzeltirse, bilsin ki O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Statüleri ne olursa olsun; ister zengin, ister yoksul, ister ünlü, ister gariban...
  2. metne dön, dipnot 2
    İtibar et, değer ver.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerekli gördü, zorunlu kıldı.
  4. metne dön, dipnot 4
    Düşüncesizce hareket eden, nankör, bağnaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Âyetlerimize iman etmiş kimseler dipnot 1 sana geldiklerinde, "Size selam olsun." de. dipnot 2 Rabb'iniz rahmet etmeyi Kendi üzerine yazdı. Sizden kim cehaletle dipnot 3 kötü bir şey yapar da ardından tövbe edip kendini düzeltirse, bilsin ki O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hangi statüde olurlarsa olsunlar, ister zengin ister yoksul, ister ünlü ister gariban…
  2. metne dön, dipnot 2
    İtibar et, değer ver.
  3. metne dön, dipnot 3
    Düşüncesizce hareket eden, nankör, bağnaz.

Gültekin Onan

Bizim ayetlerimize inananlar sana geldiklerinde onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) islah ederse kuşkusuz O, bağışlayandır, esirgeyendir."

Hasan Basri Çantay

Ayetlerimize iman (da sebat) edenler sana geldiği zaman de ki: "Selam sizlere. Rabbiniz kendi üzerine (şu) rahmeti yazdı: İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıb da sonra arkasından tevbe etmiş ve düzelmiş ise şübhesiz ki O, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

Ayetlerimize iman edenler, sana geldiklerinde de ki: Selam size. Rabbınız rahmeti kendi üzerine yazdı. İçinizden her kim ki bilmeyerek bir fenalık yapar da arkasından tevbe eder ve ıslah ederse; şüphesiz O; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman de ki: "Selam size! Rabbiniz, rahmet etmeyi kendi üzerine yazmıştır. İçinizden kim cahillikle bir kötülük işler de ardından tevbe edip salih ameller işlerse, şüphesiz Allah çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir."

Süleyman Ateş

Ayetlerimize inananlar, sana geldikleri zaman: "Size selam olsun, de, Rabbiniz, kendi üzerine rahmeti yazmış(yaratıklarına acımayı prensip edinmiş)tir. Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar da sonra ardından tevbe eder, uslanırsa muhakkak ki O, bağışlayandır, esirgeyendir."

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimize inanıp güvenenler sana gelince de ki: "Selam dipnot 1 size! Rabbiniz, bol bol ikramda bulunmayı kendine görev olarak yazmıştır. Şöyle ki içinizden kim bir cahillik ederek dipnot 2 kötülük yapar, ardından da tövbe edip /dönüş yapıp kendini düzeltirse iyi bilsin ki Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arapça "Selam size!" (Selamun aleykum) Türkçe'de "Size selamet (esenlik ve güvenlik) olsun" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette geçen (جَهَالَةٍ = cehalet)'in Türkçe karşılığı cahillik veya cahillik etmektir. Cahillik, bilmemek; cahillik etmek de bildiği halde kendini tutamayarak yanlış iş yapmaktır. Züleyha ve diğer kadınların onu elde etmeye çalışmaları karşısında Yusuf aleyhisselamın söylediği şu sözler, cahillik etme anlamına uygun düşmektedir: "Rabbim! Bu kadınların istediklerine uymaktansa hapsi tercih ederim. Onların oyununu benden savmazsan onlara karşı çocukça davranır ve cahillik edenlerden olurum." (Yusuf 12/33) . Yusuf (as) kendine hakim olamamaktan korkuyordu. Allah Teala kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemediği için (Bakara 2/286) bu ayette geçen cehalet kelimesine "bilmeden" anlamı verilemez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetlerimize inanıp güvenenler sana gelince onlara de ki "Selam dipnot 1 size! Rabbiniz ikramı bol olmayı kendi üzerine yazmıştır. Sizden kim kendini tutamayarak (cahillikle) kötülük işler ve sonra dönüş yapar (tevbe eder) ve kendini düzeltirse elbette Allah bağışlar ve ikramda bulunur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arapça "Selam size!" (Selamun aleykum) Türkçe'de "Size selamet (esenlik ve güvenlik) olsun" demektir.

Şaban Britch

Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman de ki: Selam size! Rabbiniz, rahmet etmeyi kendi üzerine yazmıştır. İçinizden kim cahillikle bir kötülük işler de ardından tevbe edip, salih ameller işlerse, şüphesiz Allah çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

Şaban Piriş

Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman: De ki: Selam size Rabbiniz, kendi üzerine rahmeti gerekli kıldı. Bu sebeple, içinizden kim cahillikle bir kötülük işler de ardından tevbe edip, halini düzeltirse, şüphesiz Allah bağışlayan ve merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde şöyle söyle: "Selam size! Rabbiniz, benliği üzerine rahmeti yazmıştır. İçinizden her kim bilgisizlikle bir kötülük işler de ardından tövbe edip halini düzeltirse, hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok merhametlidir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when those who opened their hearts’ ears and their minds’ eyes to Our revelations and signs come to you O Muhammad, address them with the expression of good will and courtesy "peace be upon you" and proclaim to them what will please them to hear, thus: " Allah ascribed mercy unto Himself as an attribute to Him to the end that he who commits himself among you to an evil line of conduct in ignorance and in lowliest plight stands repentant thereafter and henceforth imprints his deeds with wisdom and piety shall find Allah Ghafurun and` Rahimun".

Abdul Haleem

When those who believe in Our revelations come to you [Prophet], say, ‘Peace be upon you. Your Lord has taken it on Himself to be merciful: if any of you has foolishly done a bad deed, and afterwards repented and mended his ways, God is most forgiving and most merciful.’

Abdullah Yusuf Ali

When those come to thee who believe in Our signs, Say: "Peace be on you: Your Lord hath inscribed for Himself (the rule of) mercy: verily, if any of you did evil in ignorance, and thereafter repented, and amend (his conduct), lo! He is Oft-forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

And when those who believe in Our signs come to you, say to them: 'Peace be upon you. Your Lord has made mercy incumbent upon Himself so that if anyone of you does a bad deed out of ignorance and thereafter repents and makes amends, surely you will find Him All-Forgiving, AllCompassionate.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Several of those who came to believe in the Prophet (peace be on him) had committed many serious sins before they embraced Islam. Even though their lives had altogether changed following their conversion, the opposition continued to play up the weaknesses and misdeeds of their past life. The Prophet (peace he on him) is asked to comfort such persons and to tell them that God does not punish those who sincerely repent their sins and mend their ways.

Aisha Bewley

When those who have iman in Our Signs come to you, say, ‘Peace be upon you!’ Your Lord has made mercy incumbent on Himself. If anyone among you does evil out of ignorance and then afterwards makes tawba and puts things right, He is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

When those who believe in Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) come to you, say: "Salâmun ‘Alaikum" (peace be on you); your Lord has written (prescribed) Mercy for Himself, so that if any of you does evil in ignorance, and thereafter repents and does righteous good deeds (by obeying Allâh), then surely, He is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

When those who have faith in Our signs come to you, say, ‘Peace to you! Your Lord has made mercy incumbent upon Himself: whoever of you commits an evil [deed] out of ignorance and then repents after that and reforms, then He is indeed all-forgiving, all-merciful. ’

Amatul Rahman Omar

When those who believe in Our Messages come to you, say, `Peace be upon you. Your Lord has taken upon Himself (the rule of) mercy, so that whoso from among you commits evil through lack of knowledge then turns (for mercy towards his Lord) thereafter and mends his ways, then (his Lord forgives him because) He is Great Protector, Ever Merciful.'

Arthur John Arberry

And when those who believe in Our signs come to thee, say, 'Peace be upon you. Your Lord has prescribed for Himself mercy. Whosoever of you does evil in ignorance, and thereafter repents and makes amends, He is All-forgiving, All-compassionate.'

Bijan Moeinian

When the believers come to see you, greet them [with kindness] saying: "Peace be with you (in Arabic: Salamon-Alaikum. )" God [As a matter of fact] has chosen to be merciful. Therefore, if anyone (who has been involved in a wrongdoing out of ignorance) comes to Him in repentance (and chooses righteousness thereafter), will find Him the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

And when those who believe in our signs come to thee, say, 'Peace be on you! God hath prescribed for Himself mercy; verily, he of you who does evil in ignorance, and then turns again and does right,- verily, He is forgiving and merciful. '

Edip-Layth

If those who acknowledge Our signs come to you, then say, "Peace be upon you, our Lord has decreed mercy upon Himself, that any of you who commits sin out of ignorance and then repents afterwards and reforms, then He is Forgiving, Compassionate."

George Sale

And when those who believe in Our Signs come to thee, say; 'Peace be unto you! Your Lord has taken it upon Himself to show mercy, so that whoso among you does evil in ignorance and repents thereafter and reforms, then He is Most Forgiving and Merciful. '

Hamid S. Aziz

And when those who believe in Our revelations come to you, say, "Peace be on you! Allah hath prescribed for Himself mercy; verily, he among you who does evil in ignorance, and then repents and does right, verily, He is Forgiving and Merciful. "

Mahmoud Ghali

And when the ones who believe in Our signs come to you, then say, "Peace be upon you. Your Lord has prescribed for Himself (the) mercy, that whoever of you does an odious deed in ignorance, thereafter repents even after that and acts righteously, then (say) that He is Ever-Forgiving, Ever-Merciful."

Marmaduke Pickthall

And when those who believe in Our revelations come unto thee, say: Peace be unto you! Your Lord hath prescribed for Himself mercy, that whoso of you doeth evil through ignorance and repenteth afterward thereof and doeth right, (for him) lo! He is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

When those who believe in Our revelations come to you, say to them: "Peace on you. " Your Lord has prescribed grace for Himself, so that in case one of you commits evil out of ignorance, then feels repentant and reforms, He may be forgiving and kind.

Muhammad Asad

And when those who believe in Our messages come unto thee, say: "Peace be upon you. Your Sustainer has willed upon Himself the law of grace and mercy - so that if any of you does a bad deed out of ignorance, and thereafter repents and lives righteously, He shall be [found] much-forgiving, a dispenser of grace."

Mustafa Khattab

When the believers in Our revelations come to you, say, "Peace be upon you! Your Lord has taken upon Himself to be Merciful. Whoever among you commits evil ignorantly ˹or recklessly˺ then repents afterwards and mends their ways, then Allah is truly All-Forgiving, Most Merciful."

Progressive Muslims

And if those who believe in Our revelations come to you, then Say: "Peace be upon you, our Lord has decreed mercy upon Himself, that any of you who commits sin out of ignorance and then repents afterwards and amends, then He is Forgiving, Merciful. "

Rashad Khalifa

When those who believe in our revelations come to you, you shall say, "Salmun 'Alaykum (Peace be upon you). Your Lord has decreed that mercy is His attribute. Thus, anyone among you who commits a transgression out of ignorance, and repents thereafter and reforms, then He is Forgiving, Most Merciful."

Sahih International

And when those come to you who believe in Our verses, say, "Peace be upon you. Your Lord has decreed upon Himself mercy: that any of you who does wrong out of ignorance and then repents after that and corrects himself - indeed, He is Forgiving and Merciful."

Sam Gerrans

And when there come to thee those who believe in Our proofs, say thou: “Peace be upon you! Your Lord has prescribed for Himself mercy, that whoso of you does evil through ignorance, then turns in repentance after that and makes right: He is forgiving and merciful.”

Shabbir Ahmed

When those who believe in Our Revelations come to you, say, SALAMUN ALAIKUM (Peace be upon you!) Your Lord has decreed for Himself Mercy. Thus anyone among you who commits a bad deed out of ignorance, and then repents and makes amends should know that He is Forgiving, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

When those who believe in Our Signs (verses), come to you, say: "Peace be on you: Your Lord has prescribed for Himself Mercy: Surely, in case you did evil in ignorance, there after you repent, and amend (your conduct), then truly He is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

When those who believe in Our verses come to you, say to them, "Peace on you. Your Lord has prescribed for Himself mercy, so that if any one of you does an evil deed out of ignorance and thereafter repents and mends his ways, then (you will see that) He is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

And if those who believe in Our revelations come to you, then say: "Peace be upon you, our Lord has decreed mercy upon Himself, that any of you who commits sin out of ignorance and then repents afterwards and amends, then He is Forgiving, Merciful."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩