43. sure

Zuhruf Suresi الزخرف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler 1–14 karşılaştır — Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler
  2. Meleklere kız isnadı ve atalara uyma 15–25 karşılaştır — Meleklere kız isnadı ve atalara uyma
  3. İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" 26–35 karşılaştır — İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam"
  4. Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı 36–45 karşılaştır — Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı
  5. Mûsâ ve Firavun 46–56 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun
  6. Meryem oğlu Îsâ örneği 57–65 karşılaştır — Meryem oğlu Îsâ örneği
  7. Kıyamet günü dostlar ve cennet 66–73 karşılaştır — Kıyamet günü dostlar ve cennet
  8. Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri 74–80 karşılaştır — Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri
  9. Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" 81–89 karşılaştır — Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler 1–14

  1. Zuhruf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 1. ayet

  2. Zuhruf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    velkitâbi-lmübîn.

    Edip Yüksel

    Apaçık kitaba ant olsun ki

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 2. ayet

  3. Zuhruf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 3. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    innâ ce`alnâhü ḳur'ânen `arabiyyel le`alleküm ta`ḳilûn.

    Edip Yüksel

    Anlamanız için onu kusursuz bir dile sahip bir Kuran yaptık. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Arabiy" (Arapça) kelimesinin kökü olan A'RB, Arapçada, "kusursuz, mükemmel" anlamına gelir. * (Örneğin bak 56:37). Kuran'ın mesajı tüm insanlığa gönderildiğinden, Arapça olan orijinal Kuran'ın dilinin anlaşılması onun Arapça oluşundan değil, Arapçasının gerçekten A'RB, yani "mükemmel" oluşundan kaynaklanıyor. Bir başka deyişle, bu ayette kastedilen anlam, özel isim olarak Arapça değil, onun kelime anlamıdır. * Her Adil adaletli olmayabildiği gibi, her Zeki zeki, her Arap arap (mükemmel) olmayabilir. Aynı şekilde her Arapça metin arapça (mükemmelce) olmayabilir! Kuran'ın dili arapçadır, kusursuzdur, mükemmeldir. Bir Arap peygambere mükemmel bir Arapça ile nazil olan Kuran, Rahman tarafından öğretildiği için (55:2), hangi dille konuşursa konuşsun, tüm insanlık için Tanrısal bir mesajdır, bir elçidir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 3. ayet

  4. Zuhruf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 4. ayet. وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

    veinnehû fî ümmi-lkitâbi ledeynâ le`aliyyün ḥakîm.

    Edip Yüksel

    O, ana kitapta (korunur), katımızda üstündür, bilgedir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 4. ayet

  5. Zuhruf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 5. ayet. أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًا مُّسْرِفِينَ

    efenaḍribü `ankümü-ẕẕikra ṣafḥan en küntüm ḳavmem müsrifîn.

    Edip Yüksel

    Haddi aşan bir toplumsunuz diye mesajı size iletmekten vaz mı geçelim?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 5. ayet

  6. Zuhruf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 6. ayet. وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِىٍّ فِى ٱلْأَوَّلِينَ

    vekem erselnâ min nebiyyin fi-l'evvelîn.

    Edip Yüksel

    Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 6. ayet

  7. Zuhruf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 7. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    vemâ ye'tîhim min nebiyyin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Edip Yüksel

    Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 7. ayet

  8. Zuhruf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 8. ayet. فَأَهْلَكْنَآ أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلْأَوَّلِينَ

    feehleknâ eşedde minhüm baṭşev vemeḍâ meŝelü-l'evvelîn.

    Edip Yüksel

    Şunlardan daha güçlülerini yok ettik. Öncekilerin örneği geçmiştir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 8. ayet

  9. Zuhruf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 9. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa leyeḳûlünne ḫaleḳahünne-l`azîzü-l`alîm.

    Edip Yüksel

    Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları, Üstün ve her şeyi bilen yarattı" diyeceklerdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 9. ayet

  10. Zuhruf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 10. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    elleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa mehdev vece`ale leküm fîhâ sübülel le`alleküm tehtedûn.

    Edip Yüksel

    O ki, yeryüzünü oturmanıza elverişli kıldı ve doğru gitmeniz için sizin için orada yollar açtı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 10. ayet

  11. Zuhruf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 11. ayet. وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ

    velleẕî nezzele mine-ssemâi mâem biḳader. feenşernâ bihî beldetem meytâ. keẕâlike tuḫracûn.

    Edip Yüksel

    O ki gökten bir ölçüye göre su indirdi. Nitekim onunla ölü bir ülkeyi dirilttik. İşte böyle çıkarılırsınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 11. ayet

  12. Zuhruf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 12. ayet. وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْفُلْكِ وَٱلْأَنْعَٰمِ مَا تَرْكَبُونَ

    velleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ vece`ale leküm mine-lfülki vel'en`âmi mâ terkebûn.

    Edip Yüksel

    O ki bütün çiftleri yarattı ve binesiniz diye sizin için gemiler ve çiftlik hayvanları yarattı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 12. ayet

  13. Zuhruf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 13. ayet. لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ

    litestevû `alâ żuhûrihî ŝümme teẕkürû ni`mete rabbiküm iẕe-steveytüm `aleyhi veteḳûlû sübḥâne-lleẕî seḫḫara lenâ hâẕâ vemâ künnâ lehû muḳrinîn.

    Edip Yüksel

    Ki onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Efendinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz: "Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 13. ayet

  14. Zuhruf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 14. ayet. وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

    veinnâ ilâ rabbinâ lemünḳalibûn.

    Edip Yüksel

    "Ve biz, sonunda Efendimize döneceğiz."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 14. ayet

Meleklere kız isnadı ve atalara uyma 15–25

  1. Zuhruf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 15. ayet. وَجَعَلُوا۟ لَهُۥ مِنْ عِبَادِهِۦ جُزْءًا إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ

    vece`alû lehû min `ibâdihî cüz'â. inne-l'insâne lekefûrum mübîn.

    Edip Yüksel

    Kullarından bazılarını O'na bir pay olarak ayırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 15. ayet

  2. Zuhruf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 16. ayet. أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَأَصْفَىٰكُم بِٱلْبَنِينَ

    emi-tteḫaẕe mimmâ yaḫlüḳu benâtiv veaṣfâküm bilbenîn.

    Edip Yüksel

    Yaratıklarından kızları kendisine ayırdı da oğulları size mi seçti?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 16. ayet

  3. Zuhruf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 17. ayet. وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

    veiẕâ büşşira eḥadühüm bimâ ḍarabe lirraḥmâni meŝelen żalle vechühû müsveddev vehüve keżîm.

    Edip Yüksel

    Onlardan birisi, Rahman'a yakıştırdığı (kız çocuğu) ile müjdelenince, morali bozularak yüzü simsiyah kesilir:

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 17. ayet

  4. Zuhruf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 18. ayet. أَوَمَن يُنَشَّؤُا۟ فِى ٱلْحِلْيَةِ وَهُوَ فِى ٱلْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ

    evemey yüneşşeü fi-lḥilyeti vehüve fi-lḫiṣâmi gayru mübîn.

    Edip Yüksel

    "Süsler içinde yetiştirilmesine rağmen kavgada beceriksiz olan mı!?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 18. ayet

  5. Zuhruf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 19. ayet. وَجَعَلُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمْ عِبَٰدُ ٱلرَّحْمَٰنِ إِنَٰثًا أَشَهِدُوا۟ خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَٰدَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ

    vece`alü-lmelâikete-lleẕîne hüm `ibâdü-rraḥmâni inâŝâ. eşehidû ḫalḳahüm. setüktebü şehâdetühüm veyüs'elûn.

    Edip Yüksel

    Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar! Onların yaratılışlarına mı tanık oldular? Bu tanıklıkları kaydedilecek ve sorguya çekileceklerdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 19. ayet

  6. Zuhruf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 20. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَٰنُ مَا عَبَدْنَٰهُم مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

    veḳâlû lev şâe-rraḥmânü mâ `abednâhüm. mâ lehüm biẕâlike min `ilm. in hüm illâ yaḫruṣûn.

    Edip Yüksel

    Hatta, "Rahman dileseydi biz onlara hizmet etmezdik" dediler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar sadece tahminde bulunuyorlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 20. ayet

  7. Zuhruf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 21. ayet. أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا مِّن قَبْلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسْتَمْسِكُونَ

    em âteynâhüm kitâbem min ḳablihî fehüm bihî müstemsikûn.

    Edip Yüksel

    Onlara bundan önce bir kitap mı verdik de ona mı dayanıyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 21. ayet

  8. Zuhruf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 22. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّهْتَدُونَ

    bel ḳâlû innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim mühtedûn.

    Edip Yüksel

    Hayır, "Biz atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 22. ayet

  9. Zuhruf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 23. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

    vekeẕâlike mâ erselnâ min ḳablike fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim muḳtedûn.

    Edip Yüksel

    Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, "Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz" derlerdi.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 23. ayet

  10. Zuhruf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 24. ayet. قَٰلَ أَوَلَوْ جِئْتُكُم بِأَهْدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمْ عَلَيْهِ ءَابَآءَكُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    ḳâle evelev ci'tüküm biehdâ mimmâ vecettüm `aleyhi âbâeküm. ḳâlû innâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Edip Yüksel

    O da, "Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş isem de mi?" derdi. Onlar da, "Sizin getirdiğiniz mesajı inkar ediyoruz" derlerdi.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 24. ayet

  11. Zuhruf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 25. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    fenteḳamnâ minhüm fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

    Edip Yüksel

    Biz de onlardan öc aldık. Yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 25. ayet

İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" 26–35

  1. Zuhruf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 26. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّنِى بَرَآءٌ مِّمَّا تَعْبُدُونَ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü liebîhi veḳavmihî innenî berâüm mimmâ ta`büdûn.

    Edip Yüksel

    İbrahim, babasına ve halkına demişti ki, "Sizin hizmet ettiklerinizden uzağım."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 26. ayet

  2. Zuhruf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 27. ayet. إِلَّا ٱلَّذِى فَطَرَنِى فَإِنَّهُۥ سَيَهْدِينِ

    ille-lleẕî feṭaranî feinnehû seyehdîn.

    Edip Yüksel

    "Beni Yaratan bana doğru yolu gösterecektir."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 27. ayet

  3. Zuhruf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 28. ayet. وَجَعَلَهَا كَلِمَةًۢ بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vece`alehâ kelimetem bâḳiyeten fî `aḳibihî le`allehüm yerci`ûn.

    Edip Yüksel

    Belki doğru yola dönerler diye onun ardından gelecekler için bunu ebedi bir ders kıldı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 28. ayet

  4. Zuhruf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 29. ayet. بَلْ مَتَّعْتُ هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ وَرَسُولٌ مُّبِينٌ

    bel metta`tü hâülâi veâbâehüm ḥattâ câehümü-lḥaḳḳu verasûlüm mübîn.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, kendilerine gerçek ve apaçık bir elçi varıncaya kadar şunlara ve atalarına imkan tanıdım.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 29. ayet

  5. Zuhruf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 30. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    velemmâ câehümü-lḥaḳḳu ḳâlû hâẕâ siḥruv veinnâ bihî kâfirûn.

    Edip Yüksel

    Kendilerine gerçek geldiği zaman, "Bu bir büyüdür ve biz onu inkar ediyoruz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 30. ayet

  6. Zuhruf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 31. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ

    veḳâlû levlâ nüzzile hâẕe-lḳur'ânü `alâ racülim mine-lḳaryeteyni `ażîm.

    Edip Yüksel

    "Bu Kuran, şu iki kentten ünlü ve büyük bir adama indirilmeli değil miydi?" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 31. ayet

  7. Zuhruf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 32. ayet. أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَٰتٍ لِّيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

    ehüm yaḳsimûne raḥmete rabbik. naḥnü ḳasemnâ beynehüm me`îşetehüm fi-lḥayâti-ddünyâ verafa`nâ ba`ḍahüm fevḳa ba`ḍin deracâtil liyetteḫiẕe ba`ḍuhüm ba`ḍan suḫriyyâ. veraḥmetü rabbike ḫayrum mimmâ yecme`ûn.

    Edip Yüksel

    Efendinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık; birbirlerine iş gördürebilmeleri için onları birbirlerine derecelerle üstün kıldık. Efendinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha iyidir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 32. ayet

  8. Zuhruf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 33. ayet. وَلَوْلَآ أَن يَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً لَّجَعَلْنَا لِمَن يَكْفُرُ بِٱلرَّحْمَٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِّن فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَ

    velevlâ ey yekûne-nnâsü ümmetev vâḥidetel lece`alnâ limey yekfüru birraḥmâni libüyûtihim süḳufem min fiḍḍativ veme`ârice `aleyhâ yażherûn.

    Edip Yüksel

    Tüm insanlar (inkarcılıkta) bir tek toplum olacak olmasaydı, Rahman'ı inkar edenlerin evini gümüş tavanlar ve binip çıkacakları merdivenlerle donatırdık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 33. ayet

  9. Zuhruf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 34. ayet. وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَٰبًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِـُٔونَ

    velibüyûtihim ebvâbev vesüruran `aleyhâ yettekiûn.

    Edip Yüksel

    Evlerine kapılar ve konforlu mobilyalar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 34. ayet

  10. Zuhruf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 35. ayet. وَزُخْرُفًا وَإِن كُلُّ ذَٰلِكَ لَمَّا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقِينَ

    vezuḫrufâ. vein küllü ẕâlike lemmâ metâ`u-lḥayâti-ddünyâ. vel'âḫiratü `inde rabbike lilmütteḳîn.

    Edip Yüksel

    Ve nice gösterişli maddeler. Tüm bunlar bu dünya hayatının geçici materyalidir. Ahiret ise Efendinin katında erdemlilerindir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 35. ayet

Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı 36–45

  1. Zuhruf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 36. ayet. وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُۥ شَيْطَٰنًا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينٌ

    vemey ya`şü `an ẕikri-rraḥmâni nüḳayyiḍ lehû şeyṭânen fehüve lehû ḳarîn.

    Edip Yüksel

    Kim Rahman'ın mesajına aldırış etmezse, ona bir sapkını sardırırız da onun arkadaşı olur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 36. ayet

  2. Zuhruf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 37. ayet. وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

    veinnehüm leyeṣuddûnehüm `ani-ssebîli veyaḥsebûne ennehüm mühtedûn.

    Edip Yüksel

    Nitekim onları yoldan çıkarırlar. Buna rağmen onlar doğru yolda olduklarını sanırlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 37. ayet

  3. Zuhruf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 38. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَٰلَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ ٱلْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ ٱلْقَرِينُ

    ḥattâ iẕâ câenâ ḳâle yâ leyte beynî vebeyneke bü`de-lmeşriḳayni febi'se-lḳarîn.

    Edip Yüksel

    Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaşmışsın sen!" der.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 38. ayet

  4. Zuhruf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 39. ayet. وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلْيَوْمَ إِذ ظَّلَمْتُمْ أَنَّكُمْ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    veley yenfe`akümü-lyevme iż żalemtüm enneküm fi-l`aẕâbi müşterikûn.

    Edip Yüksel

    Haksızlık etmiş olduğunuz için, o gün (pişmanlığınız) size bir yarar sağlamaz; siz cezayı paylaşacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 39. ayet

  5. Zuhruf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 40. ayet. أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ أَوْ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    efeente tüsmi`u-ṣṣumme ev tehdi-l`umye vemen kâne fî ḍalâlim mübîn.

    Edip Yüksel

    Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık bir sapıklıkta olanı yola getireceksin?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 40. ayet

  6. Zuhruf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 41. ayet. فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ

    feimmâ neẕhebenne bike feinnâ minhüm münteḳimûn.

    Edip Yüksel

    Seni alıp götürsek de biz onları cezalandıracağız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 41. ayet

  7. Zuhruf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 42. ayet. أَوْ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِى وَعَدْنَٰهُمْ فَإِنَّا عَلَيْهِم مُّقْتَدِرُونَ

    ev nüriyenneke-lleẕî ve`adnâhüm feinnâ `aleyhim muḳtedirûn.

    Edip Yüksel

    Yahut, onlara söz verdiğimizi sana gösteririz; bizim onlara gücümüz yeter.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 42. ayet

  8. Zuhruf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 43. ayet. فَٱسْتَمْسِكْ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    festemsik billeẕî ûḥiye ileyk. inneke `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Edip Yüksel

    Sana vahiy edilene sarıl; çünkü sen doğru yoldasın.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 43. ayet

  9. Zuhruf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 44. ayet. وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

    veinnehû leẕikrul leke veliḳavmik. vesevfe tüs'elûn.

    Edip Yüksel

    Bu, sana ve halkına bir mesajdır; ondan sorulacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 44. ayet

  10. Zuhruf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 45. ayet. وَسْـَٔلْ مَنْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلْنَا مِن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ءَالِهَةً يُعْبَدُونَ

    ves'el men erselnâ min ḳablike mir rusülinâ. ece`alnâ min dûni-rraḥmâni âlihetey yü`bedûn.

    Edip Yüksel

    Senden önce gönderdiğimiz elçileri araştır: "Rahman'ın dışında hizmet edilecek tanrılar kabul etmiş miyiz?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 45. ayet

Mûsâ ve Firavun 46–56

  1. Zuhruf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 46. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ ilâ fir`avne vemeleihî feḳâle innî rasûlü rabbi-l`âlemîn.

    Edip Yüksel

    Örneğin; Musa'yı ayetlerimizle Firavuna ve erkanına gönderdik ve "Ben evrenlerin Efendisinin elçisiyim" demişti.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 46. ayet

  2. Zuhruf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 47. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ

    felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn.

    Edip Yüksel

    Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 47. ayet

  3. Zuhruf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 48. ayet. وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vemâ nürîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḫtihâ. veeḫaẕnâhüm bil`aẕâbi le`allehüm yerci`ûn.

    Edip Yüksel

    Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 48. ayet

  4. Zuhruf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 49. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ

    veḳâlû yâ eyyühe-ssâḥiru-d`u lenâ rabbeke bimâ `ahide `indeke innenâ lemühtedûn.

    Edip Yüksel

    "Ey büyücü, bizim için Efendine dua et. Çünkü sen ona daha yakınsın; biz bundan sonra yola geleceğiz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 49. ayet

  5. Zuhruf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 50. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

    felemmâ keşefnâ `anhümü-l`aẕâbe iẕâ hüm yenküŝûn.

    Edip Yüksel

    Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 50. ayet

  6. Zuhruf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 51. ayet. وَنَادَىٰ فِرْعَوْنُ فِى قَوْمِهِۦ قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَيْسَ لِى مُلْكُ مِصْرَ وَهَٰذِهِ ٱلْأَنْهَٰرُ تَجْرِى مِن تَحْتِىٓ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    venâdâ fir`avnü fî ḳavmihî ḳâle yâ ḳavmi eleyse lî mülkü miṣra vehâẕihi-l'enhâru tecrî min taḥtî. efelâ tübṣirûn.

    Edip Yüksel

    Firavun halkına şöyle seslendi: "Ey halkım, Mısır'ın yönetimi ve şu altımda akıp giden ırmaklar bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 51. ayet

  7. Zuhruf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 52. ayet. أَمْ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ مَهِينٌ وَلَا يَكَادُ يُبِينُ

    em ene ḫayrum min hâẕe-lleẕî hüve mehînüv velâ yekâdü yübîn.

    Edip Yüksel

    "Yahut ben, şu aşağılık ve konuşmaktan aciz olan adamdan daha üstün değil miyim?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 52. ayet

  8. Zuhruf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 53. ayet. فَلَوْلَآ أُلْقِىَ عَلَيْهِ أَسْوِرَةٌ مِّن ذَهَبٍ أَوْ جَآءَ مَعَهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مُقْتَرِنِينَ

    felevlâ ülḳiye `aleyhi esviratüm min ẕehebin ev câe me`ahü-lmelâiketü muḳterinîn.

    Edip Yüksel

    "Neden ona altınlardan oluşan bir hazine verilmiyor, yahut neden yanında çalışacak melekler gelmiyor?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 53. ayet

  9. Zuhruf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 54. ayet. فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    festeḫaffe ḳavmehû feeṭâ`ûh. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Edip Yüksel

    Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 54. ayet

  10. Zuhruf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 55. ayet. فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    felemmâ âsefûne-nteḳamnâ minhüm feagraḳnâhüm ecme`în.

    Edip Yüksel

    Bizimle savaşmakta ısrar edince onlardan öc aldık, hepsini boğduk.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 55. ayet

  11. Zuhruf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 56. ayet. فَجَعَلْنَٰهُمْ سَلَفًا وَمَثَلًا لِّلْـَٔاخِرِينَ

    fece`alnâhüm selefev vemeŝelel lil'âḫirîn.

    Edip Yüksel

    Onları, sonradan gelecekler için bir ibret ve örnek yaptık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 56. ayet

Meryem oğlu Îsâ örneği 57–65

  1. Zuhruf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 57. ayet. وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبْنُ مَرْيَمَ مَثَلًا إِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ

    velemmâ ḍuribe-bnü meryeme meŝelen iẕâ ḳavmüke minhü yeṣiddûn.

    Edip Yüksel

    Meryem oğlu bir örnek olarak gösterilince senin halkın hemen reddetti.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 57. ayet

  2. Zuhruf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 58. ayet. وَقَالُوٓا۟ ءَأَٰلِهَتُنَا خَيْرٌ أَمْ هُوَ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ إِلَّا جَدَلًۢا بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ

    veḳâlû eâlihetünâ ḫayrun em hû. mâ ḍarabûhü leke illâ cedelâ. bel hüm ḳavmün ḫasimûn.

    Edip Yüksel

    "Bizim tanrılarımız mı daha iyidir yoksa o mu?" dediler. Sadece seninle tartışmak için bunu söylediler. Onlar gerçekte, kavgacı bir toplumdur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 58. ayet

  3. Zuhruf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 59. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا عَبْدٌ أَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَٰهُ مَثَلًا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    in hüve illâ `abdün en`amnâ `aleyhi vece`alnâhü meŝelel libenî isrâîl.

    Edip Yüksel

    O, kendisine iyilikte bulunduğumuz bir kuldan başka bir şey değildi. Onu İsrail oğullarına bir örnek kıldık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 59. ayet

  4. Zuhruf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 60. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَا مِنكُم مَّلَٰٓئِكَةً فِى ٱلْأَرْضِ يَخْلُفُونَ

    velev neşâü lece`alnâ minküm melâiketen fi-l'arḍi yaḫlüfûn.

    Edip Yüksel

    Dileseydik sizi, yeryüzünü koloni haline getiren meleklere çevirirdik.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 60. ayet

  5. Zuhruf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 61. ayet. وَإِنَّهُۥ لَعِلْمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    veinnehû le`ilmül lissâ`ati felâ temterunne bihâ vettebi`ûn. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Edip Yüksel

    O (İsa), o an hakkında bir bilgi kaynağı ve işarettir. Öyleyse onun (zamanı) hakkında kuşku beslemeyin ve beni izleyin. Doğru yol budur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, Dünyanın Sonunun tarihini verir (20:15; 15:87). * İsa'nın doğum tarihi, bu hesabı doğrulayıp destekleyen işeretlerden birisidir. Dünyanın, İsa'nın doğumundan 2280 (19x120) yıl sonra son bulacağını Kuran ayetlerinin işaretiyle öğrenmiş bulunuyoruz. * Ayrıca, dünyanın sonunun tarihleri olan 1710 (19x90) kameri/hicri ve 2280 (19x120) şemsi/miladi yılları, İsa ile Muhammed peygamberin doğumu arasındaki yılların sayısı olan 570 (19x30) sayısına ayrı ayrı tam olarak bölünmektedir. * Bak 47:18.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 61. ayet

  6. Zuhruf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 62. ayet. وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    velâ yeṣuddennekümü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Edip Yüksel

    Sapkın sizi yoldan çıkarmasın. O size açık bir düşmandır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 62. ayet

  7. Zuhruf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 63. ayet. وَلَمَّا جَآءَ عِيسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُم بِٱلْحِكْمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى تَخْتَلِفُونَ فِيهِ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    velemmâ câe `îsâ bilbeyyinâti ḳâle ḳad ci'tüküm bilḥikmeti veliübeyyine leküm ba`ḍa-lleẕî taḫtelifûne fîh. fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Edip Yüksel

    İsa apaçık mucizelerle gelince demişti ki "Size bilgelik ve ayrılığa düştüğünüz konulara açıklama getirdim. ALLAH'ı dinleyiniz ve bana uyunuz."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 63. ayet

  8. Zuhruf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 64. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    inne-llâhe hüve rabbî verabbüküm fa`büdûh. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Edip Yüksel

    "ALLAH benim Efendim ve sizin de Efendinizdir, sadece O'na hizmet etmelisiniz. Dosdoğru yol budur."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 64. ayet

  9. Zuhruf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 65. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ

    faḫtelefe-l'aḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne żalemû min `aẕâbi yevmin elîm.

    Edip Yüksel

    Partiler ve mezhepler aralarında tartıştılar. Acı azaptan dolayı vay zalimlerin haline.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 65. ayet

Kıyamet günü dostlar ve cennet 66–73

  1. Zuhruf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 66. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    hel yenżurûne ille-ssâ`ate en te'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Edip Yüksel

    Onlar, farkında değilken, o anın kendilerine aniden gelmesini mi bekliyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 66. ayet

  2. Zuhruf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 67. ayet. ٱلْأَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍۭ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلْمُتَّقِينَ

    el'eḫillâü yevmeiẕim ba`ḍuhüm liba`ḍin `adüvvün ille-lmütteḳîn.

    Edip Yüksel

    Erdemlilerin dışında, o gün yakın dostlar birbirlerine düşman kesilecek.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 67. ayet

  3. Zuhruf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 68. ayet. يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

    yâ `ibâdi lâ ḫavfün `aleykümü-lyevme velâ entüm taḥzenûn.

    Edip Yüksel

    Kullarım, bugün size korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 68. ayet

  4. Zuhruf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 69. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

    elleẕîne âmenû biâyâtinâ vekânû müslimîn.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimi onaylayanlar ve teslim olanlar,

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 69. ayet

  5. Zuhruf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 70. ayet. ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ

    üdḫulü-lcennete entüm veezvâcüküm tuḥberûn.

    Edip Yüksel

    Siz ve eşleriniz bahçeye girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 70. ayet

  6. Zuhruf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 71. ayet. يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    yüṭâfü `aleyhim biṣiḥâfim min ẕehebiv veekvâb. vefîhâ mâ teştehîhi-l'enfüsü veteleẕẕü-l'a`yün. veentüm fîhâ ḫâlidûn.

    Edip Yüksel

    Onlara altın tepsiler ve kadehlerle sunulur. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedi kalacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 71. ayet

  7. Zuhruf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 72. ayet. وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    vetilke-lcennetü-lletî ûriŝtümûhâ bimâ küntüm ta`melûn.

    Edip Yüksel

    Yaptıklarınızın bir karşılığı olarak size miras olarak verilen bahçe budur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 72. ayet

  8. Zuhruf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 73. ayet. لَكُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ

    leküm fîhâ fâkihetün keŝîratüm minhâ te'külûn.

    Edip Yüksel

    Orada sizin yemeniz için bol meyveler vardır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 73. ayet

Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri 74–80

  1. Zuhruf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 74. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    inne-lmücrimîne fî `aẕâbi cehenneme ḫâlidûn.

    Edip Yüksel

    Suçlular, cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 74. ayet

  2. Zuhruf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 75. ayet. لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    lâ yüfetteru `anhüm vehüm fîhi müblisûn.

    Edip Yüksel

    Onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 75. ayet

  3. Zuhruf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 76. ayet. وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemâ żalemnâhüm velâkin kânû hümu-żżâlimîn.

    Edip Yüksel

    Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 76. ayet

  4. Zuhruf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 77. ayet. وَنَادَوْا۟ يَٰمَٰلِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ

    venâdev yâ mâlikü liyaḳḍi `aleynâ rabbük. ḳâle inneküm mâkiŝûn.

    Edip Yüksel

    "Ey Malik, artık Efendin bizim işimizi bitirsin" diye seslenirler. O da, "Siz böyle kalacaksınız" der.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 77. ayet

  5. Zuhruf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 78. ayet. لَقَدْ جِئْنَٰكُم بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    leḳad ci'nâküm bilḥaḳḳi velâkinne ekŝeraküm lilḥaḳḳi kârihûn.

    Edip Yüksel

    Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 78. ayet

  6. Zuhruf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 79. ayet. أَمْ أَبْرَمُوٓا۟ أَمْرًا فَإِنَّا مُبْرِمُونَ

    em ebramû emran feinnâ mübrimûn.

    Edip Yüksel

    Yoksa onlar bir plan mı kurdular? Biz de plan kurarız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 79. ayet

  7. Zuhruf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 80. ayet. أَمْ يَحْسَبُونَ أَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُم بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ

    em yaḥsebûne ennâ lâ nesme`u sirrahüm venecvâhüm. belâ verusülünâ ledeyhim yektübûn.

    Edip Yüksel

    Yoksa, sırlarını ve komplolarını işitmediğimizi mi sanıyorlar. Doğrusu, yanlarındaki elçilerimiz kaydetmektedirler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 80. ayet

Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" 81–89

  1. Zuhruf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 81. ayet. قُلْ إِن كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْعَٰبِدِينَ

    ḳul in kâne lirraḥmâni veled. feenâ evvelü-l`âbidîn.

    Edip Yüksel

    De ki: "Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona hizmet edenlerin ilki ben olurdum."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 81. ayet

  2. Zuhruf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 82. ayet. سُبْحَٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    sübḥâne rabbi-ssemâvâti vel'arḍi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin Efendisi, Yönetimin Efendisi, onların nitelemelerinden çok yücedir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 82. ayet

  3. Zuhruf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 83. ayet. فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    feẕerhüm yeḫûḍû veyel`abû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yû`adûn.

    Edip Yüksel

    Bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynasınlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 83. ayet

  4. Zuhruf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 84. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى فِى ٱلسَّمَآءِ إِلَٰهٌ وَفِى ٱلْأَرْضِ إِلَٰهٌ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

    vehüve-lleẕî fi-ssemâi ilâhüv vefi-l'arḍi ilâhün. vehüve-lḥakîmü-l`alîm.

    Edip Yüksel

    Gökte de tanrı, yerde de tanrı O'dur. O Bilgedir, Bilendir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 84. ayet

  5. Zuhruf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 85. ayet. وَتَبَارَكَ ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vetebârake-lleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. ve`indehû `ilmü-ssâ`ah. veileyhi türce`ûn.

    Edip Yüksel

    Göklerin, yerin ve aralarındakilerin yönetimine sahip olan çok yücedir. O anın bilgisi O'nun yanındadır ve siz O'na döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 85. ayet

  6. Zuhruf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 86. ayet. وَلَا يَمْلِكُ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    velâ yemlikü-lleẕîne yed`ûne min dûnihi-şşefâ`ate illâ men şehide bilḥaḳḳi vehüm ya`lemûn.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 86. ayet

  7. Zuhruf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 87. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    velein seeltehüm men ḫaleḳahüm leyeḳûlünne-llâhü feennâ yü'fekûn.

    Edip Yüksel

    Onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan, "ALLAH" diyeceklerdir. Öyleyse neden çevriliyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 87. ayet

  8. Zuhruf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 88. ayet. وَقِيلِهِۦ يَٰرَبِّ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ

    veḳîlihî yâ rabbi inne hâülâi ḳavmül lâ yü'minûn.

    Edip Yüksel

    "Efendim bunlar gerçeği onaylamayan bir topluluktur" denmişti.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 88. ayet

  9. Zuhruf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 89. ayet. فَٱصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَٰمٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    faṣfaḥ `anhüm veḳul selâm. fesevfe ya`lemûn.

    Edip Yüksel

    Onlara aldırma ve "Selam" (barış ve esenlik) de; yakında bilecekler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 89. ayet