Tevbe suresi

Tevbe suresi, 87. ayet

Tevbe suresi, 87. ayet. رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

raḍû biey yekûnû me`a-lḫavâlifi veṭubi`a `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.

Diyanet İşleri

Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 84–90 · surenin 87. ayeti / 129

Konu Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı Tevbe 81–89 3

  1. Tevbe 84

    Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.

  2. Tevbe 85

    Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.

  3. Tevbe 86

    "Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.

  4. 87

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  5. Tevbe 88

    Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  6. Tevbe 89

    Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

  7. Tevbe 90

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

87. “(Savaştan) geri kalan kadınlarla birlikte olmaya razı oldular” Yani cihaddan geri kalan kadınlarla birlikte kalmayı kendilerine nasıl yedirebildiler? Onlara bu yolu gösteren bir bilgi veya bir parça akılları var mı acaba? Yoksa Allah kalplerine mühür vurdu da o yüzden mi hayrı fark edemiyorlar? Yine bu yüzden kalplerinde hayır ve kurtuluşu gerektiren işleri yapma iradesi mi kalmamış? “Artık onlar anlamazlar.” Onlar faydalarına olan şeylerin farkına varamıyorlar. Eğer gerçekten anlayışlı kimseler olsalardı, kendilerini erkeklerin konumlarından aşağılara düşüren böyle bir hale razı olmazlardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu münafıklar, özür sahipleri ile birlikte savaştan geri kalarak kendi nefisleri için zillete ve aşağılanmaya razı oldular. Allah Teâlâ da küfürleri ve nifakları sebebi ile onların kalplerini mühürledi. Onlar kendi yararlarına olan şeyleri anlamazlar.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. رَضُوا۟ radu razı oldular kök: رضو
  2. بِأَن bien
  3. يَكُونُوا۟ yekunu olmaya kök: كون
  4. مَعَ mea beraber
  5. ٱلْخَوَالِفِ l-havalifi geride kalan kadınlarla kök: خلف
  6. وَطُبِعَ ve tubia ve mühürlendi kök: طبع
  7. عَلَىٰ ala üzeri
  8. قُلُوبِهِمْ kulubihim kalbleri kök: قلب
  9. فَهُمْ fehum artık onlar
  10. لَا la
  11. يَفْقَهُونَ yefkahune anlamazlar kök: فقه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş)

    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    (27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Geride kalan kadınlarla birlikte olmaya (kalmaya) razı oldular; (bu nedenle) onların kalplerine mühür vuruldu. dipnot 1 Artık (gerçeği) anlamazlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen "Onların kalplerine mühür vuruldu. Artık anlamazlar" cümlesi, geçerli mazereti olmamasına rağmen müslümanları savaş zamanlarında yalnız bırakıp kadınlarla birlikte şehirde kalmayı tercih eden münafıkların kalplerinin mühürlendiğini ve artık gerçekleri anlayamayacaklarını ifade etmektedir. Diğer konularda ise kişilerin kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

Mustafa İslamoğlu

Geri kalanlarla birlikte olmayı gönülden kabullendiler; sonunda kalplerine mühür basıldı: artık onlar gerçeği kavrayamazlar.

Muhammed Esed

Geride kalanlarla birlikte olmayı yeğlediler ve bu yüzden de onların kalpleri mühürlendi; öyle ki, artık hakkı kavrayamazlar.

Ahmed Hulusi

Savaşa katılmayıp geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Kalplerine mühür vuruldu (anlayışları kilitlendi)! Artık onlar anlayamazlar!

Ali Bulaç

(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp anlamazlar.

Ali Özek ve heyeti

Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular, onların kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.

Ali Rıza Safa

Geride kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Bu yüzden, yüreklerine damga vuruldu; artık anlamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Artık kalpleri mühürlenmiştir ve bu yüzden anlamazlar.

Edip Yüksel

Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Sonunda kalpleri mühürlendi. Bundan ötürü anlayamazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Sonunda kalpleri mühürlendi. Bundan ötürü anlayamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerine mühür vuruldu. Artık onlar gerçeği kavrayamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerinin üzeri tab edildi, artık onlar gayeyi fehmetmezler

Erhan Aktaş

Onlar, geride kalanlarla dipnot 1 beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Muhaliflerle.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, geride kalanlarla dipnot 1 beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri dipnot 2 mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Muhaliflerle.
  2. metne dön, dipnot 2
    İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. "Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; kalbin beyinle çok geniş bir iletişim sistemine sahip olduğunu ve düşünceleri, duyguları ve aklı düzenleyen ve tüm beyin fonksiyonlarını etkileme gücüne sahip bir organ olduğunu göstermektedir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

Gültekin Onan

(Savaştan) Geri kalanlarla birtikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayamazlar (la yefkahum).

Hasan Basri Çantay

Onlar oturanlarla beraber olmalarını hoş gördüler. Kalblerine mühür vurulmuş onların. Bundan dolayı onlar (cihadda olan hikmeti, gaayeyi, Resule muvaafakatdaki seadeti, ondan geri kalmanın şekaavetini) iyice anlamazlar.

İbni Kesir

Geri kalanlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalblerine mühür vurulmuştur onların. Bu yüzden onlar iyice anlamazlar.

Mehmet Alagaş

(83-89) Eğer ki Allah seni onlardan bir gruba geri döndürürse, onlar da senden çıkış için izin vermeni isterlerse, deki siz benimle beraber ebediyyen çıkamazsınız ve benimle beraber düşmanla asla savaşamazsınız, muhakkak ki siz ilk defasında makatınız üzere oturma ya razı geldiniz, artık geriye bırakılanlarla beraber oturmaya devam edin. Onlardan biri öldüğünde ebediyyen namazını kılma, kabri başında da durma, muhakkak ki onlar Allah’ı ve Resulünü yok saydılar / görmezden geldiler ve de yoldan çıkmışlar olarak öldül er. Onların malları ve çocukları seni cezbetmesin / imrenmeyesin, muhakkak ki Allah onlarla (Mal ve evlatlarla) onlara azap etmek diliyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Allah’a iman edin ve O’nun Resulü ile beraber cihat edin diye bir sûre indirildiği vakit, zenginlik / servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve serbest bırakın bizi de oturanlarla beraber olalım dediler , g eride kalanlarla beraber olmaya hoşnut oldular, kalplerine mühür vuruldu, onlar artık anlamazlar. Lakin Resul ve onunla beraber olan müminler, malları ve kendileri ile cihat ettiler, iyilikler / hayırlar işte bunlarındır, işte bunlar, kurtuluşa erenlerdir. Allah onlar için altlarından nehirler akan içinde kalıcı olacakları cennetler hazırlamıştır, bu çok büyük bir başarıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

Süleyman Ateş

Geride kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular, kalbleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Kadınlarla beraber geride kalmaya razı oldular. Sanki kalplerinde yeni bir yapı oluşturulmuş dipnot 1 da kavrayamıyorlar dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) ile canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır. (Yasin 36/8-10, Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). İstiaredeki "sanki" edatı açık edilmeyince bazı insanlar, Allah'ın kafirlerin önündeki tövbe /dönüş kapısını kapattığını ve onları özgürce karar alamayacak hale getirdiğini zannederler ve böylece hata yaparlar (Nisa 4/18). Oysa Allah'ın tövbe edildiği /dönüş yapıldığı takdirde affetmeyeceği bir günah yoktur (Zümer 39/53). Ayetleri görmezden gelen, onları rehber olarak kabul etmeyen ve Allah'ın risaletine düşmanlık yapan kişilerin tabiatı; bu yaptıklarında ısrar etmeleri nedeniyle değişir. Kalplerini, kulaklarını ve gözlerini kullanmaz hale gelirler. Böylece gerçekleri anlayamaz, duyamaz ve göremezler. Bu durum, aslında onların seçimlerinin sonucudur. Ayette sanki Allah onların yaradılışını değiştirmiş gibi ifade edilmesinin nedeni, onların hakikatten ne kadar uzaklaştıklarını vurgulamak içindir. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini hakkı bulmak için kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44).<br /> Ayrıntılı bilgi için aşağıdaki ayetlere bakınız: (En'am 6/46); (Casiye 45/23); (Maide 5/13); (Nisa 4/155), (Araf 7/100-101), (Tevbe 9/87,93), (Yunus 10/74), (Nahl 16/106-108), (Rum 30/58-59), (Mümin 40/35), (Muhammed 47/16), (Münafikun 63/3); (Mutaffifın 83/14); (Saf 61/5)
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Muhaliflerle birlikte kalmak onlara pek hoş gelir. Kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşur; artık anlayamazlar.

Şaban Britch

Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri mühürlendi. Onlar (kendileri için iyi olan şeyleri) anlamazlar.

Şaban Piriş

Geri kalan aciz kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri kapanmıştır. Bu yüzden anlamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Geride kalan kadınlarla beraber olmayı yeğlediler. Kalpleri üzerine mühür basılmıştır. Artık anlayıp kavrayamazlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Satisfied in mind to remain behind with the stay-at-home, they rejoiced beyond a common joy; their hearts have been impressed with dullness of comprehension and therefore they do not apprehend the voice from heaven nor can they be provoked to apprehend virtue

Abdul Haleem

they prefer to be with those who stay behind. Their hearts have been sealed: they do not comprehend.

Abdullah Yusuf Ali

They prefer to be with (the women), who remain behind (at home): their hearts are sealed and so they understand not.

Abul A'la Maududi

[9:87] They were content to stay behind with the womenfolk. Their hearts were sealed, leaving them bereft of understanding.

Aisha Bewley

They are pleased to be with those who stay behind. Their hearts have been stamped so they do not understand.

Al-Hilali & Khan

They are content to be with those (the women) who sit behind (at home). Their hearts are sealed up (from all kinds of goodness and right guidance), so they understand not.

Ali Quli Qarai

They are pleased to be with those who stay back, and their hearts have been sealed. So they do not understand.

Amatul Rahman Omar

They are pleased to be (counted) with the misbehaved and worthless (folk) and a seal has been set upon their hearts so that they do not understand.

Arthur John Arberry

They are well-pleased to be with those behind, and a seal has been set upon their hearts, so the they understand not.

Bijan Moeinian

Their choice of staying behind, has led their hearts to be sealed; thus they are deprived of the faculty of understanding.

E. Henry Palmer

They are content to be with those who are left behind. A stamp is set upon their hearts that they should not discern.

Edip-Layth

They were content to stay with those who remained behind, and it was stamped on their hearts, for they do not reason.

George Sale

They are well pleased to be with those who stay behind, and their hearts are sealed up; wherefore they do not understand.

Hamid S. Aziz

They are content to be with those who are useless, and a seal is set upon their heart that they understand not.

Mahmoud Ghali

They are satisfied to be with the ones tarrying behind, (i. e. among the women, who generally remain behind) and their hearts are stamped upon, so they do not comprehend.

Marmaduke Pickthall

They are content that they should be with the useless and their hearts are sealed, so that they apprehend not.

Mohamed Ahmed - Samira

They prefer to be with women who (are allowed to) stay at home during war, and their hearts are sealed; so they fail to understand.

Muhammad Asad

They were well-pleased to remain with those who were left behind - where for their hearts have been sealed, so that they cannot grasp the truth.

Mustafa Khattab

They preferred to stay behind with the helpless, and their hearts have been sealed so they do not comprehend.

Progressive Muslims

They were content to stay with those who remained behind, and God stamps their hearts, for they do not comprehend.

Rashad Khalifa

They chose to be with the sedentary. Consequently, their hearts were sealed, and thus, they cannot comprehend.

Sahih International

They were satisfied to be with those who stay behind, and their hearts were sealed over, so they do not understand.

Sam Gerrans

They are content to be with those who remain; and their hearts are sealed, so they understand not.

Shabbir Ahmed

They are well pleased to be with the disabled, the elderly, the women and children, and the ill. This attitude puts a seal on their hearts. They seldom understand (that fear can only be overcome with action (2:277), (6:48), (6:81)).

Syed Vickar Ahamed

They like to be with those, who remain behind: Their hearts are closed, and so they do not understand.

Taqi Usmani

They are happy to be with women who sit back, and their hearts are sealed; so they do not understand.

The Monotheist Group

They were content to stay with those who remained behind, and it was imprinted on their hearts, for they do not understand.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 87. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 87. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 87. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩