Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 61. ayet

Enbiyâ suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

ḳâlû fe'tû bihî `alâ a`yüni-nnâsi le`allehüm yeşhedûn.

Diyanet İşleri

(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 58–64 · surenin 61. ayeti / 112
  1. Enbiyâ 58

    Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

  2. Enbiyâ 59

    Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.

  3. Enbiyâ 60

    (İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.

  4. 61

    (Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.

  5. Enbiyâ 62

    (İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.

  6. Enbiyâ 63

    Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"

  7. Enbiyâ 64

    Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

61. Bunu yapanın İbrahim olduğuna dair kesin kanaat sahibi olmaları üzerine: “Dediler ki: Onu” Yani İbrahim’i “insanların gözü önüne” herkesin görüp işiteceği bir şekilde “getirin, belki şahitlik ederler.” Putlarını kıranlara neler yapıldığını görmek için hazır olurlar. Zaten İbrahim’in istediği de herkesin hakkı görüp delilin onlara karşı ortaya konmasını sağlamak için herkesin görebileceği bir yerde hakkı beyan etmek ve bunu sağlamaktı. Onun maksadı bu idi. Nitekim Mûsâ da Firavun ile sözleştiğinde şunları söylemişti: “Sizinle karşılaşma zamanımız bayram günü insanlar toplandığı kuşluk vakti olsun.” (Taha, 20/59)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmin ileri gelenleri şöyle dediler: İbrahim'i insanların gözü önüne getirin. Belki yapmış olduklarını ikrar ettiğine şahitlik ederler. Onun bunu ikrar etmesi, onun aleyhinde kullanacağınız bir delil olur.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. فَأْتُوا۟ fe'tu getirin kök: اتي
  3. بِهِۦ bihi onu
  4. عَلَىٰٓ ala önüne
  5. أَعْيُنِ ea'yuni gözü kök: عين
  6. ٱلنَّاسِ n-nasi insanların kök: نوس
  7. لَعَلَّهُمْ leallehum böylece onlar
  8. يَشْهَدُونَ yeşhedune tanık olsunlar kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Şahitlik

    İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."

  • Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Peygamber'e indirileni (Kur'an'ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. "Ey Rabbimiz! İnandık.…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: عين (65 geçiş)

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz…

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

"Onu hemen insanların gözü önüne getirin! Belki şahitlik ederler." demişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

(Diğerleri) dediler ki: "Onu insanların önüne çıkarın; belki görgü şahitliği yapacak birileri çıkar!"

Muhammed Esed

(Berikiler:) "Onu insanların karşısına çıkarın, (aleyhine) tanıklık etsinler!" dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Onu tutuklayıp halkın gözleri önüne getirin ki, herkes olaya şahit olsun. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."

Ali Özek ve heyeti

O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.

Ali Rıza Safa

"Onu, insanların karşısına çıkarın; belki tanıklık eden olur!" dediler.

Bayraktar Bayraklı

"O halde, onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şahitlik ederler" dediler.

Edip Yüksel

"Onu kamunun huzuruna çıkarın ki tanık olsunlar" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Onu kamunun huzuruna çıkarın ki tanık olsunlar,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

hadi onu halkın gözleri önüne getirin, belki (onlar da aleyhinde) şehadet ederler." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydin dediler: getirin onu nasın gözleri önüne belki şehadet ederler

Erhan Aktaş

"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "O halde onu insanların gözleri önüne getirin. Olur ki onlar da (aleyhinde) şahidlik ederler".

İbni Kesir

Dediler ki: O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu insanların gözleri önüne getirin.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Bir kısmı da) “O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.

Süleyman Ateş

"Onu insanların gözü önüne getirin de (nasıl cezalandırılacağına) tanık olsunlar" dediler.

Süleymaniye Vakfı

"Öyleyse getirin onu halkın önüne; belki onlar görmüşlerdir" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Diğerleri: "Getirin onu halkın önüne; belki bir gören olmuştur" diye karşılık verdi.

Şaban Britch

Şahitlik etmeleri için onu halkın gözü önüne getirin, dediler.

Şaban Piriş

-Şahitlik etmeleri için onu halkın gözü önüne getirin, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Halkın gözleri önüne getirin onu ki, açıkça görebilsinler."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Bring him here before the people", they said, "so that they may witness with their own eyes the consequence, for he -Ibrahim- has much to answer for".

Abdul Haleem

They said, ‘Bring him before the eyes of the people, so that they may witness [his trial].’

Abdullah Yusuf Ali

They said, "Then bring him before the eyes of the people, that they may bear witness."

Abul A'la Maududi

The others said: "Bring him, then, before the eyes of the people that they may see (what will be done to him)." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was exactly what Prophet Abraham (peace be upon him) expected to happen. He wished that the matter should not remain confined to the priests and the attendants but the common people also should be present there to witness that their deities were helpless and their priests were deluding them about their powers. The priests committed the same folly as was later committed by Pharaoh when he arranged an encounter between Prophet Moses (peace be upon him) and the magicians in the open in front of the multitudes of the common people, and the former got an opportunity to show publicly the miracle of the staff which shattered the illusory, magical tricks of the magicians.

Aisha Bewley

They said, ‘Bring him before the people’s eyes so they can be witnesses. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "Then bring him before the eyes of the people, that they may testify."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Bring him before the people’s eyes so that they may bear witness [against him]. ’

Amatul Rahman Omar

They said, ' Then bring him before the eyes of the people so that they may bear witness (against him). '

Arthur John Arberry

They said, 'Bring him before the people's eyes; haply they shall bear witness. '

Bijan Moeinian

They said: "Then bring him here so that he answers a few question before the public. "

E. Henry Palmer

Said they, 'Then bring him before the eyes of men; haply they will bear witness. '

Edip-Layth

They said, "Bring him before the eyes of the people so that they may bear witness."

George Sale

They said, bring him therefore before the eyes of the people, that they may bear witness against him.

Hamid S. Aziz

Others said, "We heard a youth mention them, he is called Abraham. "

Mahmoud Ghali

They said, "Then come up with him (i. e., bring him) before the eyes of the multitude, that possibly they would testify."

Marmaduke Pickthall

They said: Then bring him (hither) before the people's eyes that they may testify.

Mohamed Ahmed - Samira

"Bring him before the people, " they said, "that they may bear witness. "

Muhammad Asad

[The others] said: "Then bring him before the peoples eyes, so that they might bear witness [against him]!"

Mustafa Khattab

They demanded, "Bring him before the eyes of the people, so that they may witness ˹his trial˺."

Progressive Muslims

They said: "Bring him before the eyes of the people so that they may be witness. "

Rashad Khalifa

They said, "Bring him before the eyes of all the people, that they may bear witness."

Sahih International

They said, "Then bring him before the eyes of the people that they may testify. "

Sam Gerrans

They said: “Then bring him before the eyes of the people, that they might bear witness.”

Shabbir Ahmed

The custodians of the temple conferred and said, "Then bring him before the people's eyes, so that they might bear witness. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Then bring him before the eyes of the people, so that they may bear witness,"

Taqi Usmani

They said, "Then, bring him before the eyes of the people, so that they may see".

The Monotheist Group

They said: "Bring him before the eyes of the people so that they may be witness."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 61. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 61. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 61. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩