Diyanet İşleri
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Enfâl suresi
Enfâl suresi, 61. ayet. وَإِن جَنَحُوا۟ لِلسَّلْمِ فَٱجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
vein ceneḥû lisselmi fecnaḥ lehâ vetevekkel `ale-llâh. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kuvvet hazırlamak, barışa yanaşmak ve sabır Enfâl 59–66 3
(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü'minlere Allah yeter.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
61. “Eğer onlar” yani savaşan kâfirler “barışa” yani savaşı terk edip barış yapmaya “yanaşırlarsa” meyledecek olurlarsa “sen de yanaş ve Allah’a güvenip dayan.” Yani onların isteklerini Rabbine tevekkül ederek kabul et. Çünkü bunda pekçok faydalar vardır:
1. Afiyet ve esenlik her zaman için insanın isteği olan şeylerdir. Bir de buna yanaşanlar ilk onlar olursa onların bu isteklerini kabul etmek daha da uygun olur.
2. Sizler bu sayede gücünüzü toparlar ve artırırsınız. Bir başka zamanda gerek duyulacak olursa onlarla savaşmak için hazırlanmış olursunuz.
3. Ayrıca sizler sulh yaparak birbirinizden yana emin olursanız ve her iki taraf diğerinin dinini ve yolunu öğrenme imkanı elde ederse hiç şüphe yok ki İslâm daima üstün gelir, ona üstün gelecek hiçbir şey yoktur. O nedenle insaf sahibi olmak şartıyla akıl ve basiret sahibi olan herkesin İslâm’ı diğer dinlere tercih etmesi kaçınılmaz hale gelir. Çünkü İslâm emir ve yasakları yönünden güzel olduğu gibi insanlara muamelesi ve aralarında adil davranması yönünden de güzeldir. Onda herhangi bir haksızlık ve hiçbir şekilde zulüm de yoktur. İşte bunlar öğrenilince İslâm’ı arzu edenler ve ona uyanlar çoğalır. Böylece barış, kâfirlere karşı Müslümanların lehine bir yardım ve destek olmuş olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Eğer barışa ve seninle savaşmayı terk etmeye yönelirlerse sen de onlarla anlaşmaya yönel ve Yüce Allah'a tevekkül edip güven. O, seni asla yardımsız bırakmaz. Şüphesiz O, onların sözlerini hakkıyla işiten, onların niyetlerini ve fiillerini hakkıyla bilendir.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: İslâm
Musa, "Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah'a iman etmişseniz, eğer O'na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O'na tevekkül edin" dedi.
Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Ortak kavram: İslâm
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Ortak kavram: İslâm
Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…
Aynı kök: جنح (34 geçiş)
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Ortak kavram: İslâm
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Ortak kavram: İslâm
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona (barışa) yanaş ve Allah'a güven! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.
Ama eğer onlar barışa yönelirlerse sen de bu yönelişe uy! Ne ki yalnızca Allah'a güven: unutma ki O duyulmayanı duyan, bilinmeyeni bilendir.
Ama eğer onlar barıştan yana eğilim gösterirlerse, sen de barıştan yana ol ve Allaha güven: çünkü O, gerçekten her şeyi işiten, her şeyin aslını bilendir!
Eğer barışa yanaşırlar ise, sen de ona (barışa) yanaş! Allah'a tevekkül et (Allah'ı vekil tut = El Vekiyl isminin kuvvesine yönel)! Çünkü O, Semi'dir, Aliym'dir.
Eğer onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, işitendir, bilendir.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et, çünkü O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Barışa eğilim gösterirlerse, sen de eğilim göster ve Allah'a güven. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et! Çünkü Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.
Onlar barışa eğilim gösterirlerse sen de ona eğilim göster ve ALLAH'a güven. O, İşitendir, Bilendir.
Onlar barışa eğilim gösterirlerse sen de ona eğilim göster ve ALLAH'a güven. O, İşitendir, Bilendir.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a dayan; çünkü işiten, bilen ancak O'dur.
Ve eğer selme yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allaha mütevekkil ol, çünkü işiden bilen ancak odur
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Eğer onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster ve Tanrı'ya tevekkül et. Çünkü O, işitendir, bilendir.
Eğer (düşmanlar) barışa meylederlerse sen de ona yanaş ve Allaha güvenib dayan. Çünkü her şey'i hakkıyle işiden, kemaliyle bilen bizzat Odur.
Eğer barışa yanaşırlarsa; sen de yanaş ve Allah'a tevekkül et. Muhakkak ki Semi, Alim, O'dur.
(55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.
Eğer onlar; barışa yanaşırlarsa, sen de onlara yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a dayan, çünkü O, işitendir, bilendir.
Eğer barış için geri çekilirlerse aynı şekilde sen de çekil ve Allah'a güvenip dayan. O, her şeyi dinleyen ve bilendir.
Eğer barışa yanaşırlarsa, sen de barıştan yana ol ve Allah'a güvenip dayan. Her şeyi dinleyen ve bilen O'dur.
Eğer barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah’a tevekkül et. Şüphesiz O her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
Eğer barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a güven. Şüphesiz O işiten ve bilendir.
Eğer barışa eğilim gösterirlerse sen de buna yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, en iyi işitenin, en iyi bilenin ta kendisidir.
If they incline to reconcile themselves with their own hearts and with Allah and make peace, then be willing to incline thereto, and put your trust in Allah; He is AL-Sami' (Omnipresent) with unlimited audition, and AL-'Alim.
But if they incline towards peace, you [Prophet] must also incline towards it, and put your trust in God: He is the All Hearing, the All Knowing.
But if the enemy incline towards peace, do thou (also) incline towards peace, and trust in Allah: for He is One that heareth and knoweth (all things).
If they incline to peace, incline you as well to it, and trust in Allah. Surely He is All-Hearing. All-Knowing.
If they incline to peace, you too incline to it, and put your trust in Allah. He is the All-Hearing, the All-Knowing.
But if they incline to peace, you also incline to it, and (put your) trust in Allâh. Verily, He is the All-Hearer, the All-Knower.
And if they incline toward peace, then you [too] incline toward it, and put your trust in Allah. Indeed He is the All-hearing, the All-knowing.
And if they incline towards peace, you should also incline towards it and put your trust in Allâh. Surely, it is He Who is All-Hearing, All-Knowing.
And if they incline to peace, do thou incline to it; and put thy trust in God; He is the All-hearing, the All-knowing.
If your enemies resort to peace, you should incline to peace too. Put your trust in God as He hears everything and knows everything.
But if they incline to peace, incline thou to it too, and rely upon God; verily, He both hears and knows.
If they seek peace, then you also seek it, and put your trust in God. He is the Hearer, the Knowledgeable.
And if they incline unto peace, do thou also incline thereto; and put thy confidence in God, for it is He who heareth and knoweth.
But if they incline to peace, incline you to it also, and trust in Allah; verily, He is Hearer and Knower.
And in case they are bent on submission, then be bent on it and put your trust in Allah; surely He, Ever He, is The Ever-Hearing, The Ever-Knowing.
And if they incline to peace, incline thou also to it, and trust in Allah. Lo! He, even He, is the Hearer, the Knower.
But if they are inclined to peace, make peace with them, and have trust in God, for He hears all and knows everything.
But if they incline to peace, incline thou to it as well, and place thy trust in God: verily, He alone is all-hearing, all-knowing!
If the enemy is inclined towards peace, make peace with them. And put your trust in Allah. Indeed, He ˹alone˺ is the All-Hearing, All-Knowing.
And if they seek peace, then you also seek it, and put your trust in God. He is the Hearer, the Knowledgeable.
If they resort to peace, so shall you, and put your trust in GOD. He is the Hearer, the Omniscient.
And if they incline to peace, then incline to it [also] and rely upon Allah. Indeed, it is He who is the Hearing, the Knowing.
And if they incline to peace, then incline thou to it; and place thou thy trust in God; He is the Hearing, the Knowing.
When they incline to peace, you shall incline to it, and trust in Allah. He is the Hearer, the Knower.
But if the enemy shows willingness towards peace, you (also) show willingness towards peace, and trust in Allah: Verily, He is All Hearing (Sami’), All Knowing (Aleem).
And if they tilt towards peace, you too should tilt towards it, and place your trust in Allah. Surely, He is the All-Hearing, the All-Knowing.
And if they seek peace, then you also seek it, and put your trust in God. He is the Hearer, the Knowledgeable.