Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Fetih suresi
Fetih suresi, 8. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
innâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şahit, müjdeci ve uyarıcı; biat Fetih 8–10 3
Bütün bunlar Allah'ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.
Bir de, Allah'ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tespih edesiniz diye (Peygamber'i gönderdik.)
Sana biat edenler ancak Allah'a biat etmiş olurlar. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükafat verecektir.
Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: "Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. Ey Rasûl-i Ekrem! “Şüphesiz Biz seni” ümmetine, hayır ve şer türünden yaptıklarına; çeşitli görüş ve meseleler hakkında kimin hak, kimin batıl üzere olduğuna; Yüce Allah’ın vahdâniyetine, her bakımdan tek başına bütün kemal sıfatlarına sahip olduğuna dair “bir şahit”;
Sana ve Allah’a itaat edenlere dinî, dünyevî ve uhrevî sevap ve mükâfatları bildiren “bir müjdeleyici ve” Allah’a isyan edenleri de dünya ve âhirette cezaya çarptırılacaklarını bildiren “bir uyarıcı olarak gönderdik.”
Müjde ve uyarının kendileri sebebi ile gerçekleştiği amellerin ve ahlâkın gereği gibi açıklanması da müjde ve uyarmanın kapsamına dahildir. O halde o; hayrı, şerri, bahtiyarlığı, bedbahtlığı, hakkı ve batılı açıkça bildirendir. O nedenle Yüce Allah buna bağlı olarak şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Şüphesiz biz seni kıyamet günü ümmetine bir şahit; Müminleri, dünyada kendilerine vadolunmuş olan yardım ve iktidar ile ahirette ise kendilerine vadolunmuş olan nimetleri müjdeleyici olarak, kâfirleri ise dünyada kendilerine vadolunmuş olan Müminlerin eli ile gerçekleşecek olan zillet ve yenilgi ile ahirette ise kendilerini bekleyen azap ile korkutucu olarak gönderdik.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Şahitlik
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana…
Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı
Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı
(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir…
Aynı kıssa: Hudeybiye ve Rıdvân Biatı
(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(8, 9) Allah'a ve Elçisine iman edesiniz, O'na (Allah'a) saygı gösteresiniz, O'nu yüceltesiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz (yüceltesiniz) diye şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. dipnot 1
(Ey Peygamber!) Elbet Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Muhakkak ki biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik!
Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Aslında seni, tanık, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni bir tanık, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni bir tanık, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Doğrusu Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem de bir uyarıcı olarak gönderdik.
Elhak biz seni hem bir şahid gönderdik hem bir mübeşşir hem bir nezir
Biz, seni bir tanık, haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz, seni bir tanık, haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz, seni bir tanık, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Hakikat biz, seni bir şahid, bir müjdeleyici, bir korkutucu olarak gönderdik,
Muhakkak ki Biz; seni şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik;
(8-10) Biz seni, Allah’a ve O’nun Resulüne iman edilmesi için, O’nu saygıyla desteklemeniz (azzera; üzeyir de aynı kökten), O’na ağırlık vermeniz, sabah ve akşam O’nu üstün tutmanız için, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Muhakkak ki sana bağlılık yemini edenler / sana biat edenler Allah’a biat etmişlerdir , Allah’ın eli onların üzerindedir, kim biatını bozarsa kendi aleyhine bozmuştur, kim de Allah’a olan sözüne / ahdine vefalı kalırsa ileride Allah, onlara çok büyük bir ödül / büyük bir ecir verecektir.
Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik .
Biz seni, şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik dipnot 1 .
Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik.
Biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
-Biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
Şu bir gerçek ki, biz seni, bir tanık, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
We have sent you O Muhammad to be a witness who shall testify, in Day of Judgment, of the response of the people to the Divine message and We sent you to deliver the joyful news to those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues and to be a spectacle and warning,
We have sent you [Prophet] to bring good news and to give warning,
We have truly sent thee as a witness, as a bringer of Glad Tidings, and as a Warner:
(O Prophet), We have sent you forth as a witness, dipnot 1 as a bearer of good news, and as a warner dipnot 2
We have sent you bearing witness, bringing good news and giving warning
Verily, We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) as a witness, as a bearer of glad tidings, and as a warner[1].
Indeed We have sent you as a witness, and as a bearer of good news and warner,
(Prophet!) We have sent you as a Witness (to Our existence and attributes), and a Bearer of glad tidings and a Warner.
Surely We have sent thee as a witness, good tidings to bear, and warning,
God has sent (Mohammad) to you as a witness to give you good news and to warn you of the consequences of you evil acts.
Verily, we have sent thee as a witness, and a herald of glad tidings, and a warner;-
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.
Verily We have sent thee to be a witness and a bearer of good tidings, and a denouncer of threats;
Surely We have sent you (O Muhammad) as a witness and as a bearer of good news and as a Warner,
Surely We have sent you as a witness, and a bearer of good tidings, and a constant warrner,
Lo! We have sent thee (O Muhammad) as a witness and a bearer of good tidings and a warner,
We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
VERILY, [O Muhammad,] We have sent thee as a witness [to the truth], and as a herald of glad tidings and a warner –
Indeed, ˹O Prophet,˺ We have sent you as a witness, a deliverer of good news, and a warner,
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.
Indeed, We have sent you as a witness and a bringer of good tidings and a warner
We have sent thee as a witness, and a bearer of glad tidings, and a warner,
Verily (O Prophet), We have sent you as a witness (to the Truth and to these people) and a herald of glad news and a Warner. (2:143).
Verily, We have truly sent you as a witness, as one who brings good news, and as one who warns:
Indeed, We have sent you (O prophet,) as a witness and as a bearer of good news and as a warner,
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.