Diyanet İşleri
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
Ahzâb suresi
Ahzâb suresi, 45. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
yâ eyyühe-nnebiyyü innâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Allah'ı çokça zikredin; şahit, müjdeci ve uyarıcı Ahzâb 41–48 3
O'nu sabah akşam tespih edin.
O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü'minlere çok merhamet edendir.
Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam"dır. Allah, onlara bol bir mükafat hazırlamıştır.
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.
Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
45. Yüce Allah’ın, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i vasfetmiş olduğu bu sıfatlar, onun risaletinin amacı, özü ve hususi özellikleri olup beş tanedir:
Birincisi onun bir “şahit” olmasıdır. O, ümmetinin işlediği hayır ve şer türünden amellerine şahittir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Bütün insanlara karşı şahitler olasınız, Peygamber de size karşı şahit olsun diye…” (el-Bakara, 2/143); “Her ümmetten birer şahit getirip bunlara karşı da seni şahit getireceğimiz zaman halleri nice olur!” (en-Nisa, 4/41) O nedenle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adil ve makbul bir şahittir.
İkinci ve üçüncü özellik onun “müjdeleyici ve uyarıcı olarak” gönderilmiş olmasıdır. Bu ise müjdeleneni ve uyarılanı, müjdenin ve uyarının konusunu ve bu konularda yapılması gerekenleri içine alır. Şöyle ki müjdelenen kimseler iman ile salih ameli bir arada gerçekleştiren ve masiyetleri de terk eden takvâ sahibi mü’minlerdir. Müjdenin konusu dünyada, iman ve takvâ dolayısı ile söz konusu olan dinî ve dünyevî her türlü mükâfatın onların olacağı müjdesine, ahirette ise ebedî ve kalıcı nimetlerin kendisine mazhar olmalarıdır. Bütün bunlar da sözü edilen amellerin, takvâyı gerçekleştiren hususların ve mükâfat çeşitlerinin etraflı bir şekilde anılmasını da kapsar. Uyarılanlar ise günahkâr zalimler, zulüm ve cehalet sahibi olanlardır. Uyarının konusu ise dünya hayatında cehalet ve zulme bağlı olarak söz konusu olan dinî ve dünyevî cezalarla tehdit edilip uyarılmak, ahirette ise korkunç ceza ve uzun azap ile karşı karşıya kalmalarıdır. Bu genel ifadelerin tafsilatı ise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu Kitap ve sünnette yer almaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Peygamber! Muhakkak ki biz, seni kendilerine gönderilmiş olan şeyi tebliğ etmen için insanlara karşı bir şahit, Allah'ın hazırlamış olduğu cennetleri Müminlere müjdeleyici ve Allah'ın kendileri için hazırlamış olduğu azabı ile kâfirleri korkutman için gönderdik.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Şahitlik
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Nübüvvet
Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Nübüvvet
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden…
Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka…
Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Nübüvvet
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(45, 46) Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı, dipnot 1 O'nun izniyle Allah'a davet eden dipnot 2 ve münîr (ışık saçan) bir kandil olarak gönderdik.
Sen ey Peygamber! Elbet Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;
(Sana gelince,) ey Peygamber, unutma ki Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik,
Ey Nebi. . . Muhakkak ki biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak irsal ettik;
Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber! Aslında seni, tanık, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber, biz seni bir tanık olarak gönderdik, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı,
Ey peygamber, biz seni bir tanık olarak gönderdik, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı,
Ey peygamber, Biz seni hakka bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir gocundurucu (uyarıcı) olarak gönderdik.
Ey o Peygamber! Biz seni hakka bir şahid hem bir müjdeci hem bir kocundurucu gönderdik
Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Nebi! Biz seni tanık, haber veren ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Nebi! Biz seni tanık, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
(45-46) Ey peygamber, biz seni hakıykaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allaha, Onun emir (ve teysiri) ile bir da'vetci ve nuur saçan bir kandil olarak gönderdik.
Ey peygamber; Biz, seni muhakkak şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber! Gerçekten biz seni; bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey peygamber, biz seni şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Nebi! Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik dipnot 1 .
Ey Nebi, biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı elçi olarak gönderdik.
Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
-Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
O you the Prophet: We have sent you, to the people to be a witness lo their response to the divine message and a spectacle and a warning and a herald of joyful tidings,
Prophet, We have sent you as a witness, as a bearer of good news and warning,
O Prophet! Truly We have sent thee as a Witness, a Bearer of Glad Tidings, and Warner,-
O Prophet, dipnot 1 We have sent you forth as a witness, dipnot 2 a bearer of good tidings, and a warner, dipnot 3
O Prophet! We have sent you as a witness, and a bringer of good news and a warner,
O Prophet (Muhammad صلى الله عليه وسلم)! Verily, We have sent you as witness, and a bearer of glad tidings, and a warner,
O Prophet! Indeed We have sent you as a witness, as a bearer of good news and as a warner
Prophet! We have sent you to be a Witness, a Bearer of glad tidings and a Warner.
O Prophet, We have sent thee as a witness, and good tidings to bear and warning,
O’ Prophet (Mohammad), I have sent you as a witness [to verbally explain the truth as you have witnessed it, to conduct a way of life which is a witness to a God pleasing way of life and to be a witness in the Hereafter as to how the people responded to the truth], the bearer of the good news [about the Paradise] and a Warner [explaining the true nature of the Hell for those still have time to save themselves from it. ]
O thou prophet! verily, we have sent thee as a witness and a herald of glad tidings and a warner,
O prophet, We have sent you as a witness, and a bearer of good news, and a warner.
O prophet, verily We have sent thee to be a witness, and a bearer of good tidings, and a denouncer of threats,
Their salutation on the day that they meet Him shall be, "Peace", and He has prepared for them an honourable reward.
O you Prophet, surely We have sent you as a witness, and a bearer of good tidings, and a constant warner,
O Prophet! Lo! We have sent thee as a witness and a bringer of good tidings and a warner.
O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,
[And as for thee, ] O Prophet - behold, We have sent thee as a witness [to the truth], and as a herald of glad tidings and a warner,
O Prophet! We have sent you as a witness, and a deliverer of good news, and a warner,
O prophet, We have sent you as a witness, and a bearer of good news, and a warner.
O prophet, we have sent you as a witness, a bearer of good news, as well as a warner.
O Prophet, indeed We have sent you as a witness and a bringer of good tidings and a warner.
O Prophet: we have sent thee as a witness, and a bringer of glad tidings, and a warner,
O Prophet! Behold, We have sent you as a witness and a herald of good news and a Warner. (The Divine System that you establish will be a watcher over humanity to ensure international justice and peace. Give them the good news of what the System can accomplish, and warn them of the harm without it 2:143).
O Prophet! Truly, We have sent you as a witness, a bearer of happy news (to the believers), and a warner (to the disbelievers)—
O prophet, We have sent you as a witness and as a bearer of good news and a warner,
O prophet, We have sent you as a witness, and a bearer of good news, and a warner.