Diyanet İşleri
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Haşr suresi · 1–5. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Haşr suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder (yüceltir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Göklerde olan her şey ve yerde olan her şey Allah için hareket etti de, (bu sonuç öyle alındı): zira O'dur her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ın sınırsız şanını yüceltir; çünkü yalnız O'dur izzet ve hikmet sahibi.
Semalarda ne var ve arzda ne varsa Allah'ı tespih (ortaya koydukları işlevle Esma özelliklerini açığa çıkararak kulluklarını yerine getirmeleri) içindir! O Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ı yüceltir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı anmaktadır. O, mülkünde galiptir; hikmet sahibidir.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. O Üstündür, Bilgedir.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. O Üstündür, Bilgedir.
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.
Tesbih etmekte Allah için Göklerdeki ve yerdeki, hem de aziz hakim o
Göklerde ve yerde bulunanlar, Allah'ı tesbih dipnot 1 etmektedir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Göklerde ve yerde bulunanlar, Allah'ı tesbih etmektedir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Göklerde ve yerde bulunanlar, Allah'ı tesbih dipnot 1 etmektedir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Göklerde ve yerde olanların tümü Tanrı'yı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahı tesbih (ve tenzih) etmekdedir. O, mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ı tesbih eder. Ve O; Aziz' dir, Hakim'dir.
(1) Semalarda ve arzda her ne varsa Allah’ı üstün tutar / tesbih eder, O saygıdeğerdir, hâkimdir.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O; çok güçlüdür, Hakîm'dir.
Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ı tesbih etmiş (O'nun şanının eksikliklerden uzak, zatının yüce olduğunu anmışlar)dır. O, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerde ne var yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder /ona boyun eğer dipnot 1 . O, daima üstün ve kararları doğru olandır.
Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'a boyun eğer. Üstün olan ve doğru kararlar veren O'dur.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O çok güçlüdür, Hakim'dir.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih etti. Ki O daima galip ve hakimdir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tespih etmiştir. Aziz'dir O, Hakim'dir.
Haşr suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن دِيَٰرِهِمْ لِأَوَّلِ ٱلْحَشْرِ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا۟ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا۟ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِى ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱعْتَبِرُوا۟ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ
O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.
Kitap ehlinden kâfir olanları, ilk sürgünde yurtlarından çıkartan O'dur. Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. (Ancak) Allah onlara beklemedikleri yerden (azabıyla) geldi dipnot 1 ve yüreklerine korku düşürdü. (Onlar) evlerini (yurtlarını) hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle tahrip ediyorlar(dı). Ey öngörü sahipleri! İbret alın!
O'dur kitap ehlinden nankörlük edenleri ilk kalkışmada yurtlarından çıkaran. Siz onların bırakıp gideceklerine zerrece ihtimal vermemiştiniz, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı savunacağını sanmışlardı. Allah onların (üzerine) hiç beklemedikleri yerden geldi ve kalplerine korku saldı: hanelerini kendi elleriyle ve mü'minler eliyle harap ettiler. Şu halde, ibret alın ey ileri görüş sahipleri!
Hakikati inkara şartlanmış olan geçmiş vahyin mensuplarını (savaş için) ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz (ey müminler,) onların (hiçbir direnme göstermeden) bırakıp gideceklerini düşünmediniz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı koruyacağını sandılar ama Allah onlara hiç beklemedikleri bir tarzda vurdu ve kalplerine korku saldı; onlar (böylece) yurtlarını kendi elleriyle ve müminlerin eliyle yok ettiler. Öyleyse bundan ders alın siz ey derin kavrayış sahipleri!
O, odur ki, Ehl-i Kitap'tan hakikat bilgisini inkar edenleri, savaş için toplandıklarında (daha savaşmadan) yurtlarından çıkardı. . . Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. . . Onlar da kalelerinin (kendilerini) Allah'tan (gelene) mani olacağını zannetmişlerdi! Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi ve kalplerine korku attı! Kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle evlerini tahrip ediyorlardı! Ey basiret sahipleri ibret alın!
Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.
Ehli kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.
O, kitap halkının nankörlük edenlerini, ilk Toplanma yaptıklarında yurtlarından çıkarmıştır. Siz, onların çıkmayacaklarını sanıyordunuz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Oysa Allah, beklemedikleri bir yerden geldi ve yüreklerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkmaya başladılar. Artık ders alın; ey akıl yetisi olanlar!
Kitap ehlinden inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. Allah, yüreklerine korku saldı. Evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey ileriyi görenler, bu olayı değerlendiriniz.
O ki, kitap halkından inkarcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH'tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri ibret alınız.
O ki, kitap halkından inkarcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH'tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri ibret alınız.
O'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından çıkaran. Siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat Allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey görecek gözleri olanlar, düşünün de ibret alın!
O ki Ehl-i kitab'dan o küfredenleri ilk haşr için diyarlarından çıkardı. Siz çıkacaklarını zannetmediniz onlar da zannettiler ki kendilerini Allahdan koruyacak manialarıdır kal'aları, istihkamları, fakat Allah onları hisab etmedikleri cihetten bastırdı ve kalblerinin içine korku düşürdü, öyleki evlerini bir taraftan kendi elleri bir taraftan da mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı, düşünün de ıbret alın ey görecek gözleri olanlar!
Kitap Ehli'nden kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.
Kitap Ehli'nden, Kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.
Kitap Ehli'nden, gerçeği yalanlayan nankörleri, sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.
Kitap ehlinden küfredenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Tanrı'dan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Tanrı(nın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, kalplerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve inançlıların elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın!
O, ehl-i kitabdan küfür edenleri ilk sürgünde yurdlarından çıkarandır. Siz çıkacaklarını sanmamışdınız. Onlar da kal'alarının (Allahın azabına) hakıykaten mani olacağını zannetdilerdi. İşte onlara hisaba katmadıkları cihetden Allah (ın emr-ü azabı) geliverdi. O, bunların yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı. İşte ey akıl ve basıyret saahibleri, siz (bundan) ibret alın.
O'dur Ehl-i Kitab'tan küfretmiş olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkarmış olan. Halbuki siz, onların çıkacaklarını sanmıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah' ın azabı onlara hesablamadıkları yerden geldi. Ve kalblerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri ibret alın.
(2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.
Ehli Kitap'tan küfre sapanları ilk sürgünde (Arap Yarımadası'ndan), yurtlarından (Şam'a) çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi de onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve Müminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri!
Kitap sahiplerinden inkar edenleri, hemen ilk haşirde (müslümanların, kaleleri önünde toplanmalarında) yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın.
Ehlikitaptan kafirlik edenleri, ilk toplu terkleri sırasında dipnot 1 yurtlarından çıkaran Allah'tır. Siz, çıkacaklarını düşünmemiştiniz, onlar ise kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını düşünmüşlerdi dipnot 2 . Allah, onlara beklemedikleri yerden geldi de kalplerine korku saldı. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle boşaltıp terk ediyorlardı dipnot 3 . Ey ileri görüşlüler; bundan ibret alın!
Ehl-i Kitaptan dipnot 1 ayetleri görmezlikten gelenleri(kafirleri), ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur dipnot 2 . Siz, çıkacaklarını sanmıyordunuz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Allah, kalplerine korku salarak onlara beklemedikleri yerden geldi dipnot 3 . Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlardı dipnot 4 . Ey ileri görüşlüler; bundan ders alın.
Kitap ehlinden küfre sapanları ilk sürgünde (Arap yarımadasından, Şam'a) yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmıştı. Böylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi Onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri!
Kitap ehlinden inkarcıları ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmıştı. Allah'ın azabı onlara hesap etmedikleri bir yerden geldi. Onların kalplerine korku sardı. Kendi elleriyle ve müminler in elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey akıl sahipleri!
Ehlikitap'tan küfre sapanları, ilk toplanma gününde yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını zannetmişlerdi. Ama Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!
Haşr suresi, 3. ayet. وَلَوْلَآ أَن كَتَبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمُ ٱلْجَلَآءَ لَعَذَّبَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابُ ٱلنَّارِ
Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.
Allah onlara (yaptıklarına karşılık ceza olarak) sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka bir şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır. dipnot 1
Allah onlar için sürgünü takdir etmemiş olsaydı, elbet onlara dünyada (daha beter) mahrumiyet yaşatırdı; zaten, öbür dünyadaki ateşin azabı onları beklemektedir.
Allah onlar için sürülmeyi takdir etmemiş olsaydı, bu dünyada onları (daha büyük) bir azaba çarptırırdı; öteki dünyada ise onları ateşin azabı beklemektedir.
Eğer Allah onlar üzerine topluca sürülmeyi yazmasaydı, onları elbette dünyada azaplandırırdı! Sonsuz yaşamda onlara ateşin azabı vardır.
Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.
Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır.
Allah, onlara sürülmeyi yazmış olmasaydı, kesinlikle dünyada cezalandırırdı. Onlar için, sonsuz yaşamda ateş cezası vardır.
Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada başka şekilde cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır.
ALLAH onları ayrılmaya zorlamasaydı, bu dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.
ALLAH onları ayrılmaya zorlamasaydı, bu dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.
Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka dünyada kendilerine azap edecekti. Ahirette ise onlara ateş azabı vardır.
Ve eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı labüd Dünyada kendilerine azab edecekti, Ahırette ise onlara ateş azabı var
Eğer Allah, onlara sürgün takdirinde bulunmamış olsaydı, kesinlikle dünyada azap verirdi. Onlara, ahirette ateşin azabı vardır.
Eğer Allah, onlara sürgün takdirinde bulunmamış olsaydı, kesinlikle dünyada azap verirdi. Onlara, ahirette ateşin azabı vardır.
Eğer Allah, onlara sürgün takdirinde bulunmamış olsaydı, kesinlikle dünyada azap verirdi. Onlara, ahirette ateşin azabı vardır.
Eğer Tanrı, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.
Eğer Allah, onların üstüne (bu) sürgünü yazmamış olsaydı bile, hiç şübhesiz dünyada kendilerini yine (başka suretde) şiddetle azablandıracakdı. Ahiretde de onlar için ateş azabı vardır.
Şayet Allah, onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada onları azablandıracaktı ve onlar için ahirette de ateş azabı vardır.
(2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.
Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için Cehennem azabı vardır.
Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka onlara dünyada azab ederdi. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır.
Allah, orayı terk etmelerini yazmış olmasaydı dipnot 1 dünyada onlara kesinlikle (başka şekilde) azap ederdi dipnot 2 . Onlara Ahirette de ateş azabı vardır dipnot 3 .
Eski Ahit · Levililer 26:14
“ ‹Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Hezekiel 20:23
Onları ulusların arasına dağıtacağıma, başka ülkelere göndereceğime çölde ant içtim. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · 1. Petrus 1:1
Mesih İsanın elçisi ben Petrustan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinyaya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam! Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Allah, sürgünü yazmasaydı dipnot 1 , dünyada onlara başka şekilde azap ederdi. Onlara Ahirette ateş azabı da vardır.
Eğer Allah, onlara sürgünü yazmış olmasaydı, onları dünyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ateş azabı vardır.
Eğer Allah, onlara sürgünü yazmış olmasaydı, onları dünyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ateş azabı vardır.
Eğer Allah onlar üzerine sürgünü yazmamış olsaydı, onlara mutlaka dünyada azap ederdi. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.
Haşr suresi, 4. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَمَن يُشَآقِّ ٱللَّهَ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.
Bu (uygulama), onların Allah'a ve Elçisine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse, şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır. dipnot 1
Bu onların Allah'a ve O'nun elçisine karşı konuşlanmaları yüzündendir; kim de Allah'a karşı konuşlanırsa, unutmasın ki Allah'ın azabı çetindir.
Bu, Allah ve Elçisi ile bağlarını koparmalarından dolayıdır; Allah ve Elçisi ile (böylece) bağını koparana gelince; şüphesiz Allah'ın misillemesi çetindir!
Çünkü onlar, kendilerini kopardılar Allah'tan ve Rasulünden! Kim Allah'a bağını kopartır (hakikati olan Esma özelliklerini - ruhunu - şuur varlık olarak sonsuz yaşayacağını inkar ederse, kendini toprak olacak beden kabul ederse), muhakkak ki Allah "Şediyd'ül Ikab"dır (azabı çok şiddetlidir)!
Bu, onların Allah'a ve O'nun Resulü'ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Allah'a başkaldırıp ayrılık çıkarırsa, muhakkak Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır.
Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir.
Bu böyledir. Çünkü Allah'a ve O'nun elçisine karşı geldiler. Ve Allah'a kim karşı gelirse, kuşkusuz, Allah'ın cezası çok yamandır.
Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse, bilsin ki, Allah'ın cezalandırması çetindir.
Çünkü onlar ALLAH'a ve elçisine karşı geldiler. Kim ALLAH'a karşı gelirse ALLAH'ın cezalandırması çetindir.*
Çünkü onlar ALLAH'a ve elçisine karşı geldiler. Kim ALLAH'a karşı gelse ALLAH'ın cezalandırması çetindir.
Çünkü onlar, Allah'a ve peygamberine cephe almaya kalkıştılar; her kim de Allah'a karşı cephe alırsa, şüphe yok ki, Allah azabı çetin olandır.
Çünkü onlar Allah ve Resulü ile karşılaşmağa kalkıştılar, her kim de Allah ile karşılaşmağa kalkışırsa şübhe yok Allah "şediydul'ikab" dır
İşte bu, onların Allah'a ve O'nun Resul'üne muhalefet etmeleri nedeniyledir. Kim Allah'a muhalefet ederse bilsin ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.
İşte bu, onların Allah'a ve O'nun Resul'üne muhalefet etmeleri nedeniyledir. Kim Allah'a muhalefet ederse bilsin ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.
İşte bu, onların Allah'a ve O'nun Rasul'üne muhalefet etmeleri nedeniyledir. Kim Allah'a muhalefet ederse bilsin ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.
Bu, onların Tanrı'ya ve Onun Resulü'ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Tanrı'ya başkaldırıp ayrılık çıkarırsa, muhakkak Tanrı, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır.
Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar hakıykaten Allaha ve peygamberine muhaalefet etdiler. Kim Allaha muhaalefet ederse, şüphe yok ki, Allah, çetin azablıdır.
Bu; onların Allah'a ve Rasulüne karşı gelmelerinden ötürüdür. Her kim Allah'a karşı gelirse; muhakkak ki Allah, azabı şiddetli olandır.
(2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.
İşte bu, onların Allah’a ve Rasûlüne muhalefet etmeleri sebebiyledir. Allah’a karşı muhalefet eden bilsin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.
Bunun sebebi şudur: Onlar Allah'a ve Elçisine karşı geldiler; kim Allah'a karşı gelirse (bilsin ki) Allah'ın azabı çetindir.
Çünkü onlar, Allah'ın ve elçisinin karşısında yer aldılar. Kim Allah'ın karşısında yer alırsa (bilsin ki) Allah'ın cezalandırması çetindir dipnot 1 .
Bunun sebebi, Allah'ın ve Elçisinin karşısında yer almalarıdır. Kim Allah'ın karşısında yer alırsa, Allah'ın ona vereceği ceza pek ağır olur.
İşte bu, onların Allah’a ve Rasûlüne muhalefet etmeleri sebebiyledir. Allah’a karşı muhalefet eden bilsin ki Allah’ın azabı şiddetlidir.
İşte bu, onların Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelmeleri sebebiyledir. Allah'a karşı gelen bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.
Çünkü onlar, Allah'a ve resulüne kafa tuttular. Kim Allah'a kafa tutarsa, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindir.
Haşr suresi, 5. ayet. مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَآئِمَةً عَلَىٰٓ أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيُخْزِىَ ٱلْفَٰسِقِينَ
(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.
Hurma ağaçlarından herhangi birini kesmeniz veya kökleri üzerinde ayakta bırakmanız hep Allah'ın izniyledir. Sonunda (Allah) yoldan çıkanları rezil eder.
Onların hurma ağaçlarından her ne kesmiş veya kökü üzere bırakmışssanız, hepsi de Allah'ın izniyle olmuştur; gerekçesi de sapkınları cezalandırmaktır.
(Onların) hurma ağaçlarından her ne kestiyseniz (ey müminler,) veya kökleri üzerinde her ne bıraktıysanız, hepsi Allah'ın izniyle (olmuştu) ve O'nun yoldan çıkanları cezalandırması içindi.
(Savaş isteyenlerin) hurma ağacını kestiniz yahut onu kökleriyle bıraktınız ise, (bu) Allah'ın izniyledir (Bi-iznillah) ve bozuk inançlıları rezil - rüsva etmesi içindir.
Hurma ağaçlarından her neyi kesmişseniz veya kökleri üzerinde dimdik bırakmışsanız, (bu) Allah'ın izniyledir ve fasık olanları alçaltması içindir.
Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir.
Hurma ağaçlarından kestikleriniz veya kökleri üzerinde bıraktıklarınız, ancak Allah'ın izniyledir ve yoldan çıkanların aşağılanması içindir.
Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz, yahut onu kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve yoldan çıkanları rüsva etmek için olmuştur.
Bir ağacı kesseniz de yahut gövdesi üzerinde bıraksanız da bu ALLAH'ın arzusuna göredir. O, yoldan çıkanları alçaltacaktır.
Bir ağacı kesseniz de, yahut gövdesi üzerinde bıraksanız da bu ALLAH'ın arzusuna göredir. O, yoldan çıkanları alçaltacaktır.
Herhangi bir hurma ağacı kestiniz, ya da kökleri üzerinde dikili bıraktıysanız, hepsi Allah'ın izniyledir ve o fasıkları (yoldan çıkmışları) perişan edeceği içindir.
Herhangi bir hurma ağacı kesdiniz veya kökleri üzerinde dikili bırakdınızsa hep Allahın izniyle ve o fasıkları perişan edeceği içindir.
Taze hurmadan kestikleriniz veya kesmedikleriniz de ancak Allah'ın izniyledir. dipnot 1 Bu, fasıkların perişan olmaları içindir.
Taze hurmadan kestikleriniz veya kesmedikleriniz de ancak Allah'ın izniyledir. dipnot 1 Bu, fasıkların perişan olmaları içindir.
Hurma ağaçlarından kestikleriniz veya kesmedikleriniz de ancak Allah'ın izniyledir. Bu, fasıkların perişan olmaları içindir.
Hurma ağaçlarından her neyi kesmişseniz veya kökleri üzerinde dimdik bırakmışsanız, (bu) Tanrı'nın izniyledir ve fasıkları alçaltması içindir.
Her hangi bir hurma ağacını kesdiniz, yahud kökleri üstünde dikili bırakdınızsa (hep) Allahın izniyledir. (Bu izin de) faasıklar) rüsvay edeceği için (verilmiş) dir.
Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz veya kesmeyip gövdeleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyledir. Bir de fasıkları rüsvay etmek içindir.
(5-10) Hurma ağacından her ne kesti iseniz yahut kökü üzere neyi kalması için bıraktı iseniz Hepsi Allah’ın izni iledir . (Aslına uygun, köküne uygun demek) Ve de yoldan çıkanları / fasıkları rezil etmek içindir. (Allah izin vermese hiçbirini yapamazsınız fasıklığın lüzumu yok) (hurma kesilerek hasat ediliyor) Allah’ın onlardan alarak fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiğine gelince, siz onun elde edilmesi için ne bir at koşturdunuz ne de bir deve koşturdunuz ve lakin Allah, Resulünü, istediği kişinin başına s arar / musallat eder. Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah’ın memleketlerin halklarından fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiği Allah’a, Resulüne, yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara aittir , bundan amaç, sizin zenginleriniz arasında sırayla devreden / ticareti yapılan bir zenginlik / devlet olmamasıdır, Resul size neyi veriyorsa onu alın, size neyi yasakladıysa yasağa uyun, Allah’tan sakının muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir. O mallar, fakir muhacirler içindir, ki onla r yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır , Allah’ın maddi manevi zenginliği / fazlı ve hoşnutluğunun / rızasının peşine düşüp ararlar , Allah’a ve Resulüne de yardım ederler, işte onlar sözüne bağlı kalanlardır / sadıklardır. Daha önceden yurtlarına yerleşmiş ve imana ermiş kimseler, kendilerine hicret edenleri severler, göğüslerinde onlara verilenlerden dolayı bir gereksinim duygusu / hacet bulmazlar, kendileri yoksun olmalarına rağmen, onları kendilerine tercih ederler , her kim başkasında olanı istemekten / şuhh duygusundan korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (İsar: diğer gamlı davranış) Onların ardından gelen kimseler, dediler ki; Rabbimiz bizi ve kardeşlerimizi ki onlar imanca bizleri geçtiler, bağışla, kalbimizde iman edenlere yönelik bir kin duygusu oluşturma. Muhakkak ki sen şefkatlisin, esirgeyensin.
Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, hep Allah’ın izni ile olmuştur ve (bu) fasıkları alçaltması içindir.
Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz yahut onu kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve (O'nun) yoldan çıkanları cezalandırması için olmuştur.
(Onlara ait) Hurma ağaçlarından herhangi birini kesmeniz veya (kesmeyip) kökleri üzerinde bırakmanız dipnot 1 , Allah'ın onayı ile olmuştur dipnot 2 . Bu, Allah'ın, fasıkları dipnot 3 rezil etmesi içindir.
Onlara ait bir hurma ağacını kesmeniz veya kökleri üzerinde dikili bırakmanız dipnot 1 , Allah'ın onayı ile olmuştur[2]. Bu, yoldan çıkanları cezalandırmak içindir.
Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah’ın izniyle ve fasıkları rezil etmek içindir.
Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah'ın izniyle ve fasıkları rezil etmek içindir.
Bir hurma ağacını kestiniz, yahut onu kökleri üzerine dikili bıraktınızsa, bu Allah'ın izniyledir; yoldan çıkmışları rezil etmesi içindir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.