Haşr suresi · 1–5. ayetler

Kitap ehlinin sürgünü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Haşr suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder (yüceltir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde olan her şey ve yerde olan her şey Allah için hareket etti de, (bu sonuç öyle alındı): zira O'dur her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ın sınırsız şanını yüceltir; çünkü yalnız O'dur izzet ve hikmet sahibi.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ne var ve arzda ne varsa Allah'ı tespih (ortaya koydukları işlevle Esma özelliklerini açığa çıkararak kulluklarını yerine getirmeleri) içindir! O Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ı yüceltir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı anmaktadır. O, mülkünde galiptir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. O Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ı yüceltir. O Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tesbih etmekte Allah için Göklerdeki ve yerdeki, hem de aziz hakim o

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde bulunanlar, Allah'ı tesbih dipnot 1 etmektedir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunanlar, Allah'ı tesbih etmektedir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunanlar, Allah'ı tesbih dipnot 1 etmektedir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ı kendisine yakışmayan niteliklerden uzak tutmak, her türlü noksanlıktan arındırmak.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanların tümü Tanrı'yı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü olandır hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allahı tesbih (ve tenzih) etmekdedir. O, mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ı tesbih eder. Ve O; Aziz' dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1) Semalarda ve arzda her ne varsa Allah’ı üstün tutar / tesbih eder, O saygıdeğerdir, hâkimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O; çok güçlüdür, Hakîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ı tesbih etmiş (O'nun şanının eksikliklerden uzak, zatının yüce olduğunu anmışlar)dır. O, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder /ona boyun eğer dipnot 1 . O, daima üstün ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah'ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (İsra 17/44, Nur 24/41, Fussilet 41/11, Hadid 57/1, Saf 61/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hud 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; örneğin nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah'ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'a boyun eğer. Üstün olan ve doğru kararlar veren O'dur.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O çok güçlüdür, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih etti. Ki O daima galip ve hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tespih etmiştir. Aziz'dir O, Hakim'dir.

  2. Haşr suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن دِيَٰرِهِمْ لِأَوَّلِ ٱلْحَشْرِ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا۟ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا۟ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِى ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱعْتَبِرُوا۟ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

    Diyanet İşleri

    O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehlinden kâfir olanları, ilk sürgünde yurtlarından çıkartan O'dur. Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. (Ancak) Allah onlara beklemedikleri yerden (azabıyla) geldi dipnot 1 ve yüreklerine korku düşürdü. (Onlar) evlerini (yurtlarını) hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle tahrip ediyorlar(dı). Ey öngörü sahipleri! İbret alın!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nahl 16:26.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur kitap ehlinden nankörlük edenleri ilk kalkışmada yurtlarından çıkaran. Siz onların bırakıp gideceklerine zerrece ihtimal vermemiştiniz, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı savunacağını sanmışlardı. Allah onların (üzerine) hiç beklemedikleri yerden geldi ve kalplerine korku saldı: hanelerini kendi elleriyle ve mü'minler eliyle harap ettiler. Şu halde, ibret alın ey ileri görüş sahipleri!

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olan geçmiş vahyin mensuplarını (savaş için) ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz (ey müminler,) onların (hiçbir direnme göstermeden) bırakıp gideceklerini düşünmediniz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı koruyacağını sandılar ama Allah onlara hiç beklemedikleri bir tarzda vurdu ve kalplerine korku saldı; onlar (böylece) yurtlarını kendi elleriyle ve müminlerin eliyle yok ettiler. Öyleyse bundan ders alın siz ey derin kavrayış sahipleri!

    Ahmed Hulusi

    O, odur ki, Ehl-i Kitap'tan hakikat bilgisini inkar edenleri, savaş için toplandıklarında (daha savaşmadan) yurtlarından çıkardı. . . Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. . . Onlar da kalelerinin (kendilerini) Allah'tan (gelene) mani olacağını zannetmişlerdi! Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi ve kalplerine korku attı! Kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle evlerini tahrip ediyorlardı! Ey basiret sahipleri ibret alın!

    Ali Bulaç

    Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.

    Ali Özek ve heyeti

    Ehli kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.

    Ali Rıza Safa

    O, kitap halkının nankörlük edenlerini, ilk Toplanma yaptıklarında yurtlarından çıkarmıştır. Siz, onların çıkmayacaklarını sanıyordunuz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Oysa Allah, beklemedikleri bir yerden geldi ve yüreklerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkmaya başladılar. Artık ders alın; ey akıl yetisi olanlar!

    Bayraktar Bayraklı

    Kitap ehlinden inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. Allah, yüreklerine korku saldı. Evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey ileriyi görenler, bu olayı değerlendiriniz.

    Edip Yüksel

    O ki, kitap halkından inkarcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH'tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri ibret alınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki, kitap halkından inkarcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH'tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri ibret alınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından çıkaran. Siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat Allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey görecek gözleri olanlar, düşünün de ibret alın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ki Ehl-i kitab'dan o küfredenleri ilk haşr için diyarlarından çıkardı. Siz çıkacaklarını zannetmediniz onlar da zannettiler ki kendilerini Allahdan koruyacak manialarıdır kal'aları, istihkamları, fakat Allah onları hisab etmedikleri cihetten bastırdı ve kalblerinin içine korku düşürdü, öyleki evlerini bir taraftan kendi elleri bir taraftan da mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı, düşünün de ıbret alın ey görecek gözleri olanlar!

    Erhan Aktaş

    Kitap Ehli'nden kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan korumaktan kasıt, Nebi ve İman Edenler'dir. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korumak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve Mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap Ehli'nden, Kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan korunmaktan kasıt, Nebi ve inananlardır. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korunmak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve Mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğru algılama, idrak etme, gerçeği görme, kavrama yeteneği ve aydınlanma. Basiret sözcüğü, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap Ehli'nden, gerçeği yalanlayan nankörleri, sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan dipnot 1 koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret dipnot 2 sahipleri! Artık ibret alın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan korunmaktan kasıt, Nebi ve inananlardır. Zira Kitap Ehli, kalelerini Allah'tan korunmak için değil, düşmanlarından, yani Nebi ve mü'minlerden korunmak için yapmışlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçeği görme, derinliğine kavrama yeteneğine sahip kimseler.

    Gültekin Onan

    Kitap ehlinden küfredenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Tanrı'dan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Tanrı(nın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, kalplerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve inançlıların elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın!

    Hasan Basri Çantay

    O, ehl-i kitabdan küfür edenleri ilk sürgünde yurdlarından çıkarandır. Siz çıkacaklarını sanmamışdınız. Onlar da kal'alarının (Allahın azabına) hakıykaten mani olacağını zannetdilerdi. İşte onlara hisaba katmadıkları cihetden Allah (ın emr-ü azabı) geliverdi. O, bunların yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı. İşte ey akıl ve basıyret saahibleri, siz (bundan) ibret alın.

    İbni Kesir

    O'dur Ehl-i Kitab'tan küfretmiş olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkarmış olan. Halbuki siz, onların çıkacaklarını sanmıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah' ın azabı onlara hesablamadıkları yerden geldi. Ve kalblerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri ibret alın.

    Mehmet Alagaş

    (2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ehli Kitap'tan küfre sapanları ilk sürgünde (Arap Yarımadası'ndan), yurtlarından (Şam'a) çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi de onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve Müminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri!

    Süleyman Ateş

    Kitap sahiplerinden inkar edenleri, hemen ilk haşirde (müslümanların, kaleleri önünde toplanmalarında) yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehlikitaptan kafirlik edenleri, ilk toplu terkleri sırasında dipnot 1 yurtlarından çıkaran Allah'tır. Siz, çıkacaklarını düşünmemiştiniz, onlar ise kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını düşünmüşlerdi dipnot 2 . Allah, onlara beklemedikleri yerden geldi de kalplerine korku saldı. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle boşaltıp terk ediyorlardı dipnot 3 . Ey ileri görüşlüler; bundan ibret alın!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz, hicretten kısa bir süre sonra, Medine'de yaşayan Yahudi ve Arap kabileleri ile Medine Vesikası adı verilen bir antlaşma yaptı (DİA, Medine Vesikası). Beni Nadir Yahudileri bu antlaşmaya aykırı davrandıkları için (Haşr 59/4) savaş sartları oluştu (Enfal 8/55-58); ancak Allah, Yahudilerle ilgili olarak şöyle bir ayet indirmişti: "Verdikleri sözden dönmelerinden dolayı onları lanetledik /dışladık, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin asıl anlamlarını tahrif ediyor /kaydırıyor, akıllarında tutmaları istenen bilgilerin bir kısmını unutuyorlardı. Pek azı dışında onlardan hep hainlik göreceksin. Sen onlara bakma ve yeni bir sayfa aç. Allah güzel davrananları sever." (Maide 5/13). Bu sebeple nebimiz onlara savaş açmadı (Haşr 59/6). Allah onları dışlayıp kalplerine korku saldı ve onlara ait bazı hurma ağaçlarının kesilmesini istedi (Haşr 59/5). Bu korku ve dışlanma, onların Medine'yi toplu halde terk etmelerini sağladı. Benzer durumu, daha önce Beni Kaynuka Yahudileri yaşamıştı (Haşr 59/15). Beni Nadir'in çıkışının "ilk toplu terk" olarak nitelenmesi, Beni Kaynuka'nın Medine'yi toplu halde değil de azar azar terk ettiklerini gösterir. Beni Kurayza Yahudileri ise antlaşmaya uymuş ve Hendek Savaşı'nda Müslümanların yanında yer almışlardı. Çatışma ortamına girince savaş meydanından çekilip anlaşmayı bozdular (Ahzab 33/12-15). Bununla da yetinmeyip düşman tarafına geçerek Müslümanlara savaş açmış oldular. Düşmana arka çıkmaları yüzden Nebimiz, Hendek Savaşı'nda düşmanın çekilmesinin hemen arkasından onların kalelerini kuşatıp bir kısmını öldürdü, bir kısmını da esir aldı. Onların yeri, yurdu ve malları da ganimet olarak Müslümanlara kaldı (Ahzab 33/26-27). Bu ayetteki "ilk toplu terk" ifadesi, ikinci toplu terkin de yaşandığını gösterir. O zaman "ikinci toplu terk" Beni Kurayza esirlerinin hürriyetlerine kavuşturulmalarından sonra Medine'yi terk etmeleri olur. Çünkü esirler fidye karşılığı veya karşılıksız serbest bırakılırlar (Muhammed 47/4)
    2. metne dön, dipnot 2
      Antlaşmanın bozulması üzerine Müslümanlar Beni Nadir yahudilerinin kendilerine savaş açılmadan yurtlarından çıkmayacağını düşünüyor, onlar da kendilerine savaş açıldığında kalelerinin kendilerini koruyacağını düşünüyordu. Halbuki Allah onların hurma ağaçlarını kestirerek kalplerine korku salmış ve savaşa gerek kalmadan yurtlarından çıkmalarını sağlamıştır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "boşaltıp terk etme" anlamı verilen kelimenin kökü "harab (خراب)" dır, canlılığın kaybolması anlamındadır (Müfredat).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i Kitaptan dipnot 1 ayetleri görmezlikten gelenleri(kafirleri), ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur dipnot 2 . Siz, çıkacaklarını sanmıyordunuz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Allah, kalplerine korku salarak onlara beklemedikleri yerden geldi dipnot 3 . Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlardı dipnot 4 . Ey ileri görüşlüler; bundan ders alın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın onayı olmadan hiç bir şey meydana gelmez. Bkz: En'am 6/59, Hadid 57/22
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. Bkz Enfal 8/24
    4. metne dön, dipnot 4
      Geri dönme umutlarını yitirdikleri için böyle yapıyorlardı.

    Şaban Britch

    Kitap ehlinden küfre sapanları ilk sürgünde (Arap yarımadasından, Şam'a) yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmıştı. Böylece Allah da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi Onların kalplerine korku salıverdi. Kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey basiret sahipleri!

    Şaban Piriş

    Kitap ehlinden inkarcıları ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmıştı. Allah'ın azabı onlara hesap etmedikleri bir yerden geldi. Onların kalplerine korku sardı. Kendi elleriyle ve müminler in elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey akıl sahipleri!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ehlikitap'tan küfre sapanları, ilk toplanma gününde yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını zannetmişlerdi. Ama Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!

  3. Haşr suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 3. ayet. وَلَوْلَآ أَن كَتَبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمُ ٱلْجَلَآءَ لَعَذَّبَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابُ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah onlara (yaptıklarına karşılık ceza olarak) sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka bir şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nadiroğulları, müslümanlar Uhud'da hezimete uğrayınca onlarla anlaşmalarını bozmuşlardı. Bir süre sonra Hz. Muhammed'in ‘Medine'den çıkın' sözüne karşı müslümanlara savaş ilan etmişlerdi. Ancak Hz. Peygamber onları 21 gün kuşatmıştı ve daha sonra ondan barış talebinde bulunmuşlardı. Hz. Muhammed de ancak her üç evin, diledikleri eşyaları seçip sadece bir deveye yüklemeleri şartı ile sürgüne gitmelerine razı olmuştu (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XXIX, 278-279).

    Mustafa İslamoğlu

    Allah onlar için sürgünü takdir etmemiş olsaydı, elbet onlara dünyada (daha beter) mahrumiyet yaşatırdı; zaten, öbür dünyadaki ateşin azabı onları beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Allah onlar için sürülmeyi takdir etmemiş olsaydı, bu dünyada onları (daha büyük) bir azaba çarptırırdı; öteki dünyada ise onları ateşin azabı beklemektedir.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Allah onlar üzerine topluca sürülmeyi yazmasaydı, onları elbette dünyada azaplandırırdı! Sonsuz yaşamda onlara ateşin azabı vardır.

    Ali Bulaç

    Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, onlara sürülmeyi yazmış olmasaydı, kesinlikle dünyada cezalandırırdı. Onlar için, sonsuz yaşamda ateş cezası vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada başka şekilde cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH onları ayrılmaya zorlamasaydı, bu dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH onları ayrılmaya zorlamasaydı, bu dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka dünyada kendilerine azap edecekti. Ahirette ise onlara ateş azabı vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı labüd Dünyada kendilerine azab edecekti, Ahırette ise onlara ateş azabı var

    Erhan Aktaş

    Eğer Allah, onlara sürgün takdirinde bulunmamış olsaydı, kesinlikle dünyada azap verirdi. Onlara, ahirette ateşin azabı vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Allah, onlara sürgün takdirinde bulunmamış olsaydı, kesinlikle dünyada azap verirdi. Onlara, ahirette ateşin azabı vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah, onlara sürgün takdirinde bulunmamış olsaydı, kesinlikle dünyada azap verirdi. Onlara, ahirette ateşin azabı vardır.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Allah, onların üstüne (bu) sürgünü yazmamış olsaydı bile, hiç şübhesiz dünyada kendilerini yine (başka suretde) şiddetle azablandıracakdı. Ahiretde de onlar için ateş azabı vardır.

    İbni Kesir

    Şayet Allah, onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada onları azablandıracaktı ve onlar için ahirette de ateş azabı vardır.

    Mehmet Alagaş

    (2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için Cehennem azabı vardır.

    Süleyman Ateş

    Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, mutlaka onlara dünyada azab ederdi. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, orayı terk etmelerini yazmış olmasaydı dipnot 1 dünyada onlara kesinlikle (başka şekilde) azap ederdi dipnot 2 . Onlara Ahirette de ateş azabı vardır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah bunu ezelde değil, onların antlaşmayı bozmaları üzerine yazmıştır (Hadid 57/22-23). Nitekim, İsrailoğullarının, Allah'ın emirlerini yerine getirmemeleri durumunda yurtlarından çıkarılacakları ve uluslar arasında dağıtılacakları Tevrat ve İncil'de de yazılıdır (
      Levililer 26: 14-38 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 26:14

      “ ‹Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Hezekiel 20:23-24 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 20:23

      Onları ulusların arasına dağıtacağıma, başka ülkelere göndereceğime çölde ant içtim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      1 Peter 1:1 — Yeni Ahit, 1. Petrus; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · 1. Petrus 1:1

      Mesih İsanın elçisi ben Petrustan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinyaya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , Elçilerin İşleri 8:1,4).
    2. metne dön, dipnot 2
      Beni Nadir Yahudilerinin Medine'den çıkarılması, Maide 5/33. ayetin gereğidir. Bu suçu işleyenlere uygulanacak diğer cezalar da aynı ayette anlatılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, sürgünü yazmasaydı dipnot 1 , dünyada onlara başka şekilde azap ederdi. Onlara Ahirette ateş azabı da vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, Allah'ın eskiden beri uyguladığı kanunudur. Kim Allah ve elçisi ile savaşırsa kaybetmeye mahkumdur. Bkz: Ahzab 33/62, Fetih 48/22-23.

    Şaban Britch

    Eğer Allah, onlara sürgünü yazmış olmasaydı, onları dünyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ateş azabı vardır.

    Şaban Piriş

    Eğer Allah, onlara sürgünü yazmış olmasaydı, onları dünyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ateş azabı vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer Allah onlar üzerine sürgünü yazmamış olsaydı, onlara mutlaka dünyada azap ederdi. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.

  4. Haşr suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 4. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَمَن يُشَآقِّ ٱللَّهَ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Diyanet İşleri

    Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.

    Mehmet Okuyan

    Bu (uygulama), onların Allah'a ve Elçisine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse, şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Enfâl 8:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu onların Allah'a ve O'nun elçisine karşı konuşlanmaları yüzündendir; kim de Allah'a karşı konuşlanırsa, unutmasın ki Allah'ın azabı çetindir.

    Muhammed Esed

    Bu, Allah ve Elçisi ile bağlarını koparmalarından dolayıdır; Allah ve Elçisi ile (böylece) bağını koparana gelince; şüphesiz Allah'ın misillemesi çetindir!

    Ahmed Hulusi

    Çünkü onlar, kendilerini kopardılar Allah'tan ve Rasulünden! Kim Allah'a bağını kopartır (hakikati olan Esma özelliklerini - ruhunu - şuur varlık olarak sonsuz yaşayacağını inkar ederse, kendini toprak olacak beden kabul ederse), muhakkak ki Allah "Şediyd'ül Ikab"dır (azabı çok şiddetlidir)!

    Ali Bulaç

    Bu, onların Allah'a ve O'nun Resulü'ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Allah'a başkaldırıp ayrılık çıkarırsa, muhakkak Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Çünkü Allah'a ve O'nun elçisine karşı geldiler. Ve Allah'a kim karşı gelirse, kuşkusuz, Allah'ın cezası çok yamandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse, bilsin ki, Allah'ın cezalandırması çetindir.

    Edip Yüksel

    Çünkü onlar ALLAH'a ve elçisine karşı geldiler. Kim ALLAH'a karşı gelirse ALLAH'ın cezalandırması çetindir.*

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü onlar ALLAH'a ve elçisine karşı geldiler. Kim ALLAH'a karşı gelse ALLAH'ın cezalandırması çetindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlar, Allah'a ve peygamberine cephe almaya kalkıştılar; her kim de Allah'a karşı cephe alırsa, şüphe yok ki, Allah azabı çetin olandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü onlar Allah ve Resulü ile karşılaşmağa kalkıştılar, her kim de Allah ile karşılaşmağa kalkışırsa şübhe yok Allah "şediydul'ikab" dır

    Erhan Aktaş

    İşte bu, onların Allah'a ve O'nun Resul'üne muhalefet etmeleri nedeniyledir. Kim Allah'a muhalefet ederse bilsin ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, onların Allah'a ve O'nun Resul'üne muhalefet etmeleri nedeniyledir. Kim Allah'a muhalefet ederse bilsin ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, onların Allah'a ve O'nun Rasul'üne muhalefet etmeleri nedeniyledir. Kim Allah'a muhalefet ederse bilsin ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.

    Gültekin Onan

    Bu, onların Tanrı'ya ve Onun Resulü'ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Tanrı'ya başkaldırıp ayrılık çıkarırsa, muhakkak Tanrı, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar hakıykaten Allaha ve peygamberine muhaalefet etdiler. Kim Allaha muhaalefet ederse, şüphe yok ki, Allah, çetin azablıdır.

    İbni Kesir

    Bu; onların Allah'a ve Rasulüne karşı gelmelerinden ötürüdür. Her kim Allah'a karşı gelirse; muhakkak ki Allah, azabı şiddetli olandır.

    Mehmet Alagaş

    (2-4) Ehli kitaptan kafir olanları İlk toplanmaları / ilk haşrları için yurtlarından çıkaran O’dur, siz çıkacaklarını sanmamıştınız, kesinlikle onlar da kalelerinin onları Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onları hesap etmedikleri taraftan yakaladı ve kalplerine de korku saldı / attı, evlerini kendi elleriyle ve de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı / harap ediyorlardı. Ey göz uluları / gözleri olanlar artık ibret alın , şayet Allah onların tahliyelerini / sürgünlerini yazmasaydı dünya da azap edileceklerdi, (sürgüne razı olsunlar) onlara ahirette ateş azabı vardır. (Dünyadakinden kurtuldular ama ahirette ateş onların) İşte bu, onların, Allah’a ve O’nun elçisine karşı durmalarındandır / eşkıyalıklarındandır , her kim Allah’a karşı durursa muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu, onların Allah’a ve Rasûlüne muhalefet etmeleri sebebiyledir. Allah’a karşı muhalefet eden bilsin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.

    Süleyman Ateş

    Bunun sebebi şudur: Onlar Allah'a ve Elçisine karşı geldiler; kim Allah'a karşı gelirse (bilsin ki) Allah'ın azabı çetindir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun sebebi, Allah'ın ve Elçisinin karşısında yer almalarıdır. Kim Allah'ın karşısında yer alırsa, Allah'ın ona vereceği ceza pek ağır olur.

    Şaban Britch

    İşte bu, onların Allah’a ve Rasûlüne muhalefet etmeleri sebebiyledir. Allah’a karşı muhalefet eden bilsin ki Allah’ın azabı şiddetlidir.

    Şaban Piriş

    İşte bu, onların Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelmeleri sebebiyledir. Allah'a karşı gelen bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü onlar, Allah'a ve resulüne kafa tuttular. Kim Allah'a kafa tutarsa, bilsin ki Allah'ın azabı çok çetindir.

  5. Haşr suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 5. ayet. مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَآئِمَةً عَلَىٰٓ أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيُخْزِىَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    (Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

    Mehmet Okuyan

    Hurma ağaçlarından herhangi birini kesmeniz veya kökleri üzerinde ayakta bırakmanız hep Allah'ın izniyledir. Sonunda (Allah) yoldan çıkanları rezil eder.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların hurma ağaçlarından her ne kesmiş veya kökü üzere bırakmışssanız, hepsi de Allah'ın izniyle olmuştur; gerekçesi de sapkınları cezalandırmaktır.

    Muhammed Esed

    (Onların) hurma ağaçlarından her ne kestiyseniz (ey müminler,) veya kökleri üzerinde her ne bıraktıysanız, hepsi Allah'ın izniyle (olmuştu) ve O'nun yoldan çıkanları cezalandırması içindi.

    Ahmed Hulusi

    (Savaş isteyenlerin) hurma ağacını kestiniz yahut onu kökleriyle bıraktınız ise, (bu) Allah'ın izniyledir (Bi-iznillah) ve bozuk inançlıları rezil - rüsva etmesi içindir.

    Ali Bulaç

    Hurma ağaçlarından her neyi kesmişseniz veya kökleri üzerinde dimdik bırakmışsanız, (bu) Allah'ın izniyledir ve fasık olanları alçaltması içindir.

    Ali Özek ve heyeti

    Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir.

    Ali Rıza Safa

    Hurma ağaçlarından kestikleriniz veya kökleri üzerinde bıraktıklarınız, ancak Allah'ın izniyledir ve yoldan çıkanların aşağılanması içindir.

    Bayraktar Bayraklı

    Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz, yahut onu kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve yoldan çıkanları rüsva etmek için olmuştur.

    Edip Yüksel

    Bir ağacı kesseniz de yahut gövdesi üzerinde bıraksanız da bu ALLAH'ın arzusuna göredir. O, yoldan çıkanları alçaltacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir ağacı kesseniz de, yahut gövdesi üzerinde bıraksanız da bu ALLAH'ın arzusuna göredir. O, yoldan çıkanları alçaltacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Herhangi bir hurma ağacı kestiniz, ya da kökleri üzerinde dikili bıraktıysanız, hepsi Allah'ın izniyledir ve o fasıkları (yoldan çıkmışları) perişan edeceği içindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Herhangi bir hurma ağacı kesdiniz veya kökleri üzerinde dikili bırakdınızsa hep Allahın izniyle ve o fasıkları perişan edeceği içindir.

    Erhan Aktaş

    Taze hurmadan kestikleriniz veya kesmedikleriniz de ancak Allah'ın izniyledir. dipnot 1 Bu, fasıkların perişan olmaları içindir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre," Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Taze hurmadan kestikleriniz veya kesmedikleriniz de ancak Allah'ın izniyledir. dipnot 1 Bu, fasıkların perişan olmaları içindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hurma ağaçlarından kestikleriniz veya kesmedikleriniz de ancak Allah'ın izniyledir. Bu, fasıkların perişan olmaları içindir.

    Gültekin Onan

    Hurma ağaçlarından her neyi kesmişseniz veya kökleri üzerinde dimdik bırakmışsanız, (bu) Tanrı'nın izniyledir ve fasıkları alçaltması içindir.

    Hasan Basri Çantay

    Her hangi bir hurma ağacını kesdiniz, yahud kökleri üstünde dikili bırakdınızsa (hep) Allahın izniyledir. (Bu izin de) faasıklar) rüsvay edeceği için (verilmiş) dir.

    İbni Kesir

    Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz veya kesmeyip gövdeleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyledir. Bir de fasıkları rüsvay etmek içindir.

    Mehmet Alagaş

    (5-10) Hurma ağacından her ne kesti iseniz yahut kökü üzere neyi kalması için bıraktı iseniz Hepsi Allah’ın izni iledir . (Aslına uygun, köküne uygun demek) Ve de yoldan çıkanları / fasıkları rezil etmek içindir. (Allah izin vermese hiçbirini yapamazsınız fasıklığın lüzumu yok) (hurma kesilerek hasat ediliyor) Allah’ın onlardan alarak fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiğine gelince, siz onun elde edilmesi için ne bir at koşturdunuz ne de bir deve koşturdunuz ve lakin Allah, Resulünü, istediği kişinin başına s arar / musallat eder. Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah’ın memleketlerin halklarından fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiği Allah’a, Resulüne, yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara aittir , bundan amaç, sizin zenginleriniz arasında sırayla devreden / ticareti yapılan bir zenginlik / devlet olmamasıdır, Resul size neyi veriyorsa onu alın, size neyi yasakladıysa yasağa uyun, Allah’tan sakının muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir. O mallar, fakir muhacirler içindir, ki onla r yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır , Allah’ın maddi manevi zenginliği / fazlı ve hoşnutluğunun / rızasının peşine düşüp ararlar , Allah’a ve Resulüne de yardım ederler, işte onlar sözüne bağlı kalanlardır / sadıklardır. Daha önceden yurtlarına yerleşmiş ve imana ermiş kimseler, kendilerine hicret edenleri severler, göğüslerinde onlara verilenlerden dolayı bir gereksinim duygusu / hacet bulmazlar, kendileri yoksun olmalarına rağmen, onları kendilerine tercih ederler , her kim başkasında olanı istemekten / şuhh duygusundan korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (İsar: diğer gamlı davranış) Onların ardından gelen kimseler, dediler ki; Rabbimiz bizi ve kardeşlerimizi ki onlar imanca bizleri geçtiler, bağışla, kalbimizde iman edenlere yönelik bir kin duygusu oluşturma. Muhakkak ki sen şefkatlisin, esirgeyensin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, hep Allah’ın izni ile olmuştur ve (bu) fasıkları alçaltması içindir.

    Süleyman Ateş

    Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz yahut onu kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve (O'nun) yoldan çıkanları cezalandırması için olmuştur.

    Süleymaniye Vakfı

    (Onlara ait) Hurma ağaçlarından herhangi birini kesmeniz veya (kesmeyip) kökleri üzerinde bırakmanız dipnot 1 , Allah'ın onayı ile olmuştur dipnot 2 . Bu, Allah'ın, fasıkları dipnot 3 rezil etmesi içindir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başkalarına ait ağaçlar, sahiplerinin izni olmadan kesilemez. Buradaki ağaç kesimi, antlaşmayı bozmaları sebebiyle Beni Nadir Yahudilerine göz dağı vermek için Allah'ın onayı ile yapılmış, istisnai bir durumdur.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Fasıklar; Allah'a verdikleri sözden sonra taahhütlerini bozanlar, Allah'ın kurulmasını emrettiği bağı koparan, ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır (Bakara 2/27). Bunlar, Medine'de, son nebinin gelmesini bekliyorlardı. Onun geldiği gördüler ve inandılar, onunla antlaşma yaptılar ama kıskançlıklarından dolayı kafir oldular (Bakara 2/76-79, 89-92). Bu halleri ile onlar, Allah'a ve resulüne karşı savaş açmış ve yeryüzünde bozgunculuk yapmış oldukları için cezaları; öldürülmeleri veya asılmaları ya da ellerinin ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi yahut bulundukları yerden sürgün edilmeleri idi. (Maide 5/33). Ancak müslümanlar, onlara karşı müsamahalı davranma emri aldıkları için (Maide 5/13) Allah, kalplerine korku salarak onlara Medine'yi terk ettirmişti. Medine'yi terk etmeleri sağlanmasaydı, Maide 5/33'teki cezalardan bir başkası uygulanacaktı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara ait bir hurma ağacını kesmeniz veya kökleri üzerinde dikili bırakmanız dipnot 1 , Allah'ın onayı ile olmuştur[2]. Bu, yoldan çıkanları cezalandırmak içindir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Normal şartlar altında, ağaçları kesmek, sınırları aşmak olur. Ancak savaş şartlarında, savaşın gereklilikleri Allah'ın emir ve yasakları çerçevesinde yapılır. Kur'an'dan  savaş hukuku çalışması yapmak isteyenler için başvurulacak önemli ayetlerden biridir.

    Şaban Britch

    Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah’ın izniyle ve fasıkları rezil etmek içindir.

    Şaban Piriş

    Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah'ın izniyle ve fasıkları rezil etmek içindir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir hurma ağacını kestiniz, yahut onu kökleri üzerine dikili bıraktınızsa, bu Allah'ın izniyledir; yoldan çıkmışları rezil etmesi içindir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.