Diyanet İşleri
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Hicr suresi
Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 61–62. ayetler için yazılmıştır.
61-62. “Nihâyet elçiler Lût ailesine geldikleri vakit” Lût onlara “Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz.” ben sizi tanımıyorum, kim olduğunuzu bilmiyorum, dedi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Lût -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Sizler tanınmayan bir topluluksunuz.''
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نكر (37 geçiş)
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Aynı kök: نكر (37 geçiş)
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Aynı kök: نكر (37 geçiş)
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı…
Aynı kök: نكر (37 geçiş)
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(61, 62) (Melek) elçiler Lut'un ailesine gelince (Lut) onlara "Şüphesiz ki siz tanınmayan kişilersiniz!" dipnot 1 demişti.
o dedi ki; "Bakın, siz tanınmayan garip kimselersiniz!"
(Lut onlara): "Doğrusu, siz (burada) tanınmayan kimselersiniz!" dedi.
(Lut) dedi ki: "Muhakkak ki siz yadırganacak birilerisiniz!"
(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz."
Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.
"Aslında, siz yabancısınız!" dedi.
Lut onlara, "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
"Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz" dedi.
(Lut:) 'Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz,' dedi.
Lut: "Siz, gerçekten ürkülecek bir topluluksunuz." dedi.
Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz
Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.
Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.
Lut: "Doğrusu çekinilecek kimselersiniz." dedi.
(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten münker bir kavimsiniz."
(Lut) dedi ki: "Herhalde siz tanınmamış bir zümresiniz".
Lut: Doğrusu siz, tanınmamış kimselersiniz, dedi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Lût onlara: "Doğrusu siz, hiç tanınmayan kimselersiniz" dedi.
(Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi.
Lut (onlara): "Sizler buralarda tanınmayan kimselersiniz!" dedi dipnot 1 .
Lut dedi ki "Sizler tanınmamış bir topluluksunuz."
Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lût.
-Siz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lut.
Lut: "Siz tanınmayan kimlersiniz." dedi.
He said to them: "You are strangers who are foreign to me. "
he said, ‘You are strangers.’
He said: "Ye appear to be uncommon folk."
he said: "Surely you are an unknown folk." dipnot 1
he said, ‘You are people we do not know. ’
He said: "Verily! You are people unknown to me."
he said, ‘You are indeed strangers [to me]. ’
(Lot) said, `Surely, you are an unknown people, I apprehend evil from you (because of your coming). '
he said, 'Surely you are a people unknown to me!'
Lot welcomed them and said: "You look stranger to me. "
he said, 'Verily, ye are a people whom I recognise not. '
He said, "You are a people unknown to me."
he said unto them, verily ye are people who are unknown to me.
He said, "Verily, you are a people whom I recognize not (or of uncommon appearance). "
He said, "Surely you are a people unrecognized (by me). "
He said: Lo! ye are folk unknown (to me).
He said: "You are people I do not know. "
he said: "Behold, you are people unknown [here]!"
he said, "You must be strangers!"
He said: "You are a people unknown to me. "
He said, "You are unknown people."
He said, "Indeed, you are people unknown. "
He said: “You are people unknown.”
He said, "Behold, you are people unknown. "
He said: "You seem to be unknown (unusual) people. "
he said, "You are an unfamiliar people."
He said: "You are an unknown people."