Hicr suresi

Hicr suresi, 63. ayet

Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ

ḳâlû bel ci'nâke bimâ kânû fîhi yemterûn.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 60–66 · surenin 63. ayeti / 99

Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3

  1. Hicr 60

    (59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

  2. Hicr 61–62

    (61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

  3. 63

    Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

  4. Hicr 64

    "Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

  5. Hicr 65

    "Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."

  6. Hicr 66

    Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

63. “Dediler ki: Bilakis biz sana onların, hakkında şüphe ettikleri şeyi getirdik.” Yani biz, sana hakkında şüphe ettikleri ve onları kendisi ile tehdit ettiğin vakit seni yalanladıkları şeyi, başlarına gelecek olan o azabı getirmek için geldik.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Elçi melekler Lût'a şöyle dediler: "Korkma ey Lût! Biz sana, kavminin hakkında şüphe içinde oldukları helak edici azabı getirdik.''

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. بَلْ bel doğrusu
  3. جِئْنَـٰكَ ci'nake biz sana getirdik kök: جيا
  4. بِمَا bima
  5. كَانُوا۟ kanu olduklarını kök: كون
  6. فِيهِ fihi hakkında
  7. يَمْتَرُونَ yemterune şüphe etmekte kök: مري

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

  • Aynı kök: مري (20 geçiş)

    Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

  • Aynı kök: مري (20 geçiş)

    Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(63, 64) (Melekler) "Doğrusu biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (helak haberini) getirdik. Sana gerçeği getirdik. Doğrusu biz doğru söyleyenleriz." demişlerdi. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: ‘Ankebût 29:31-34; Zâriyât 51:31-34.

Mustafa İslamoğlu

Dediler ki: "Hayır, aksine biz sana onların kendisi hakkında kuşku içerisinde bocalayıp durdukları şeyi getirdik,

Muhammed Esed

Onlar da: "Evet, fakat biz sana, (kötülükten yana olanların) şüphe edip durdukları şey(i duyurmak) için geldik" diye cevap verdiler,

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Bilakis, biz sana onların şüpheli oldukları bir konuda (yaptıklarının sonucu azap) getirdik. "

Ali Bulaç

"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

Ali Özek ve heyeti

Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Hayır, onların kuşku duydukları şey için sana geldik!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik."

Edip Yüksel

Dediler ki: "Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki: ' Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarını getirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik

Erhan Aktaş

Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elçiler: "Hayır! Biz sana hakkında kuşku duyulan azabın haberini getirdik;"

Gültekin Onan

"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik."

Hasan Basri Çantay

Onlar da: "Hayır, dediler, biz sana onların, hakkında şek etmekde oldukları şey'i (azabı) getirdik".

İbni Kesir

Onlar da: Biz, sana sadece onların şüphe edip durdukları azabı getirdik.

Mehmet Alagaş

(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik,"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Hayır, sana bunların inanmak istemedikleri şeyi getirdik.

Şaban Britch

Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.

Şaban Piriş

-Biz sana hakkında şüphe ettiklerini (azabı) getirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Gerçek şu ki biz, günahkarların, hakkında kuşku edip durdukları şeyi sana getirdik."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"But", said the Messengers, "we have brought you the answer to the problem of those who doubted your mission and denied your divine message. "

Abdul Haleem

They said, ‘We have brought you what they said would never happen:

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Yea, we have come to thee to accomplish that of which they doubt.

Abul A'la Maududi

They said: "Nay, we have brought to you that concerning which they have been in doubt.

Aisha Bewley

They said, ‘We have come to you with what they had doubts about.

Al-Hilali & Khan

They said: "Nay, we have come to you with that (torment) which they have been doubting.

Ali Quli Qarai

They said, ‘Rather we bring you what they used to doubt.

Amatul Rahman Omar

They said, `(You need no apprehensions. ) But we have come to you with (the news of) that (punishment) about (the truth of) which they doubted.

Arthur John Arberry

They said, 'Nay, but we have brought thee that concerning which they were doubting.

Bijan Moeinian

They replied: "Not really; we are here to deliver the punishment that the disbelievers always were making fun of. "

E. Henry Palmer

They said, 'Nay, but we have come to thee with that whereof they did doubt.

Edip-Layth

They said, "Alas, we have come to you with what they are in doubt."

George Sale

They answered, but we are come unto thee to execute that sentence, concerning which your fellow citizens doubted:

Hamid S. Aziz

They said, "Yea, we have come to you to accomplish that whereof they keep disputing.

Mahmoud Ghali

They said, "No indeed, we have come to you with that about which they were wrangling;

Marmaduke Pickthall

They said: Nay, but we bring thee that concerning which they keep disputing,

Mohamed Ahmed - Samira

"We have come to you with news, " they said, "of what your people doubt;

Muhammad Asad

They answered: "Nay, but we have come unto thee with [the announcement of] something that they [who are given to evil] have always been wont to call in question,

Mustafa Khattab

They responded, "We have come to you with that ˹torment˺ which they have doubted.

Progressive Muslims

They said: "Alas, we have come to you with that which they are doubting. "

Rashad Khalifa

They said, "We bring to you what they have been doubting.

Sahih International

They said, "But we have come to you with that about which they were disputing,

Sam Gerrans

They said: “The truth is, we bring thee that concerning which they doubted.

Shabbir Ahmed

They answered, "Nay, we bring to you the decision of what they keep disputing with you. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Yes, we have come to you with the penalty to complete that about which they doubt.

Taqi Usmani

They said, "No, but we have brought to you that (scourge) in which they have been doubting,

The Monotheist Group

They said: "Alas, we have come to you with that which they are doubting."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 63. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 63. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 63. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩