Diyanet İşleri
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
Hicr suresi
Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-l'emra enne dâbira hâülâi maḳṭû`um muṣbiḥîn.
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
Şehir halkı sevinerek geldiler.
Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."
"Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
66. “Ona şu gerçeği vahyettik:” Yani istisnası olmayan şu kat’i haberi verdik: “Sabaha karşı onların ardı arkası mutlaka kesilmiş olacaktır.” Yani onları kökten imha edecek olan azap, sabah vakti başlarına gelecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Lût -aleyhisselam-'a vahiy yoluyla takdir ettiğimiz şu durumu da öğrettik. Sabaha girdiklerinde (sabahladıklarında) o kavmin en sonuncusu da helak edilerek kökü kurutulacaktır.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: قطع (36 geçiş)
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi…
Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
Aynı kök: قطع (36 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı…
Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş)
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.…
Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ona (Lut'a) şu hükmümüzü vahyetmiştik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların kökü kesilmiş olacaktır." dipnot 1
Ve ona şu kesin kararımızı bildirdik: "İşte bu güruhun kökü gün ağarırken tamamen kazınmış olacaktır!"
Ve (elçilerimiz aracılığıyla) o'na şu hükmü tebliğ ettik: "Bu (günahkar)ların son kalıntıları da sabaha varmadan silinip ortadan kaldırılacaktır".
Ona şu işi hükmettik: "Kesinlikle bunlar sabahlarken arkaları kesilmiş olacaktır. "
Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."
Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.»
Ona, şu buyruğu da bildirdik: "Sabaha varmadan, onların arkası kesilecektir!"
Lut'a şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."
‘Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.
'Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.
Ona kesin olarak şu emri vahyettik: "Sabaha çıkarken şunların arkaları katiyyen kesilecek."
Ona kat'i olarak şu emri vahyettik: sabaha çıkarlarken şunların arkaları kat'iyyen kesilecek
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Sabaha girerlerken, onların kökünün kesileceği kararımızı, ona bildirdik.
Ve onlara şu buyruğu verdik (kaza): "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir."
Ona şu (kat'i) emri vahyetdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası behemehal kesilmiş olacakdır".
Böylece ona bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlayacaklarını bildirdik.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: ''Sabaha çıkarken onların arkası/kökü kesilmiş olacak.''
Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik.
Şu kararımızı Lut'a bildirdik: "Sabaha erdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır." dipnot 1
Şu kesin kararı ona bildirdik: "Sabaha girdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır."
Ona, sabahleyin onların arkasının/kökünün kesileceğini vahyettik.
Ona, Sabahleyin onların arkasının kesilmiş olacağı hususunu da açıklamıştık.
Ona şu emri bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.
And We informed him of this decree, thus: "These wicked people shall be uprooted by morning".
We made this decree known to him: the last remnants of those people would be wiped out in the morning.
And We made known this decree to him, that the last remnants of those (sinners) should be cut off by the morning.
And We communicated to him the decree that by the morning those people will be totally destroyed.
We revealed to him the command We had decreed: that on the following morning the last remnant of those people would be cut off.
And We made known this decree to him, that the root of those (sinners) was to be cut off in the early morning.
We apprised him of the matter that these will be rooted out by dawn.
And We appraised him (-Lot) with certainty that the roots (and last remnants) of these people are to be cut off when they rise at dawn.
And We decreed for him that commandment, that the last remnant of those should be cut off in the morning.
Thus I informed Lot about My decision concerning the next day destruction of those people.
And we decided for him this affair because the uttermost one of these people should be cut off on the morrow.
We conveyed him the decree, that the remnants of these people will be cut off in the morning.
And We gave him this command; because the utmost remnant of those people was to be cut off in the morning.
And We made plain for him the decree that the uttermost one of these people should be cut off on the morrow.
And We decreed for him that Command, that the last trace of these was to be cut off in the (early) morning.
And We made plain the case to him, that the root of them (who did wrong) was to be cut at early morn.
We issued this command to him, for they were going to be destroyed in the morning.
And [through Our messengers] We revealed unto him this decree: "The last remnant of those [sinners] shall be wiped out" in the morn. "
We revealed to him this decree: "Those ˹sinners˺ will be uprooted in the morning."
And We made it known to him, that the seed of these people will be cut off in the morning.
We delivered to him this command: those people are to be annihilated in the morning.
And We conveyed to him [the decree] of that matter: that those [sinners] would be eliminated by early morning.
And We decreed for him that command: “The root of those will be cut off in the morning.”
And We revealed to Lot this decree, "The last remnant of those shall be wiped out in the morning. "
And We made known this decree (order) to him that the last remaining of those (sinners) should be left behind by the early morning.
We conveyed to him Our decision that they (the unbelievers) were to be totally uprooted when they would see the morning.
AndWe made the matter known to him, that the remainder of these people would be wiped out by the morning.