İbrâhîm suresi

İbrâhîm suresi, 17. ayet

İbrâhîm suresi, 17. ayet. يَتَجَرَّعُهُۥ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُۥ وَيَأْتِيهِ ٱلْمَوْتُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِن وَرَآئِهِۦ عَذَابٌ غَلِيظٌ

yetecerra`uhû velâ yekâdü yüsîguhû veye'tîhi-lmevtü min külli mekâniv vemâ hüve bimeyyit. vemiv verâihî `aẕâbün galîż.

Diyanet İşleri

Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İbrâhîm 14–20 · surenin 17. ayeti / 52

Konu Geçmiş kavimler ve peygamberlerin yardım istemesi İbrâhîm 9–17 3

  1. İbrâhîm 14

    "Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir."

  2. İbrâhîm 15

    Peygamberler, Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

  3. İbrâhîm 16

    Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir.

  4. 17

    Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.

  5. İbrâhîm 18

    Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.

  6. İbrâhîm 19

    Allah'ın, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.

  7. İbrâhîm 20

    Bu, Allah'a hiç de güç gelmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. Aşırı bir susuzluk ile “yutmaya çalışacak ama boğazından geçiremeyecek.” Suyu yüzüne yaklaştırdığında yüzünü kavurur, karnına ulaştı mı bağırsaklarını parçalar. “Her taraftan ona ölüm gelecek fakat o bir türlü ölmeyecek.” Her türlüsü ile çetin azap ona gelecek. Bu azabın şiddeti, ölüm derecesine kadar ulaşacak; fakat Allah cehennemliklerin ölmeyeceğine hüküm verdiği için ölemeyecekler. Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “...Onlar aleyhinde hüküm verilmez ki ölsünler. Üzerinleriden (cehennem) azabından bir şey de hafifletilmez. İşte biz, küfürde ısrar eden herkesi böyle cezalandırırız. Onlar orada feryad ederler...” (Fâtır, 35/36-37) O inatçı zorba için “Bunun ardından oldukça ağır bir azap daha var.” Niteliklerini, şiddet ve çetinliğini Allah’tan başka hiç kimsenin bilemediği son derece çetin ve büyük bir azap gelecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Acılığının, sıcaklığının ve iğrenç kokusunun, şiddetinden dolayı yudum yudum içmek için kendisini zorlayacak ancak yutamayacaktır. Çekmiş olduğu azabın şiddetinden dolayı ölüm ona her yönden gelecek, ancak ölüp rahata kavuşamayacaktır. Bilakis diri olarak kalıp azabı tadacaktır. Önünde onu bekleyen daha şiddetli başka bir azap olacaktır.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَتَجَرَّعُهُۥ yetecerrauhu onu yutmağa çalışır kök: جرع
  2. وَلَا vela fakat
  3. يَكَادُ yekadu geçiremez kök: كود
  4. يُسِيغُهُۥ yusiguhu boğazından kök: سوغ
  5. وَيَأْتِيهِ ve ye'tihi ve ona geldiği halde kök: اتي
  6. ٱلْمَوْتُ l-mevtu ölüm kök: موت
  7. مِن min
  8. كُلِّ kulli her kök: كلل
  9. مَكَانٍۢ mekanin yandan kök: كون
  10. وَمَا vema ve yine
  11. هُوَ huve o
  12. بِمَيِّتٍۢ ۖ bimeyyitin ölemez kök: موت
  13. وَمِن ve min
  14. وَرَآئِهِۦ veraihi bunun ardından kök: وري
  15. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  16. غَلِيظٌۭ galizun kaba kök: غلظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوغ (3 geçiş)

    Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay…

  • Aynı kök: سوغ (3 geçiş)

    İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır"…

  • Aynı kök: غلظ (13 geçiş)

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…

  • Aynı kök: غلظ (13 geçiş)

    Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?

  • Aynı kök: غلظ (13 geçiş)

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara,…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onu yudumlamaya çalışacak fakat neredeyse boğazından geçiremeyecektir. dipnot 1 Ona her yandan ölüm gelecek, oysa o asla ölecek değildir. dipnot 2 Bundan ötede ağır bir azap daha vardır. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:56; Hacc 22:19-20; Mü'minûn 23:104; Muhammed 47:15; Müzzemmil 73:13; Ğâşiye 88:6.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüce Allah cehennemliklerin oradaki korkunç durumunu ifade bağlamında kendilerine her yönden ve vücutlarının her zerresine ölümün her sebebi yağmasına rağmen hiçbir şekilde ölemeyeceklerini, böylece azaptan kurtulamayacaklarını haber vermektedir. Furkân 25:13'te "kâfirlerin yok olma" isteklerini, "bir defa yok olma isteği"nin yeterli olmayacağı, bunun defalarca yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu tür ifadeler, ateş azabının ne kadar korkunç bir durum arz edeceğini, "oradan kurtulup nimete ulaştırılma arzusu" bir yana, yok olup gitmenin büyük bir özlem halini alacağı bildirilmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yüce Allah ateş azabının "ötesi"nde, "arkası"nda ağır bir azabın olduğunu ifade ederek aslında azabın kesintisizliğini ve ebediliğini vurgulamış olabilir. Ayrıca azabın her bir aşamasının öncekinden çok daha ağır olacağı veya nefeslerin kesilip bedenlere hapsedilmesi manası da muhtemeldir. Azabın hafifletilmeyeceğinden söz eden ayetlerde de verilmek istenen mesaj budur.

Mustafa İslamoğlu

Onu (yutmak için) yutkunacak fakat bir türlü yutamayacaktır. Derken ölüm(den beter bir hal) her yandan gelip onu kuşatacak, ne ki o ölüm imkanından mahrum olacaktır. Ve onun da ötesinde, çok daha ağır bir azap onları bekleyecektir.

Muhammed Esed

onu (içecek olan) yutkunacak, yutkunacak ama bir türlü yutamayacaktır. Ve orada insanı ölüm her yandan kuşatacak, ama insan, kendisini daha zorlu bir azap beklediğinden, bir türlü ölemeyecek.

Ahmed Hulusi

Onu yudum yudum içmeye çalışır, (fakat) neredeyse boğazından geçiremez. . . Kendisine her taraftan ölüm gelir fakat o ölmez! Onun ardından da ağır bir azap!

Ali Bulaç

Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramıyacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak.

Ali Özek ve heyeti

Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek değildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan ötede şiddetli bir azap da vardır.

Ali Rıza Safa

Onu yutmak için uğraşır, ama boğazından geçiremez. Ölüm her yandan gelir, ama ölmez. Ve arkasından, çok ağır bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek değildir. Bundan öte şiddetli bir azap da vardır.

Edip Yüksel

Onu yutmaya çalışır, ama boğazından geçiremez. Ölüm kendisine her yandan gelir, ama ölemeyecek. Ardından da çetin bir azap gelecektir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu yutmaya çalışır, ama boğazından geçiremez. Ölüm kendisine her yandan gelir, ama ölemiyecek. Ardından da çetin bir azap gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yutmaya çalışacak, boğazından geçiremeyecek, her taraftan ona ölüm gelecek, oysa ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap!

Elmalılı Hamdi Yazır

Yutmağa çalışacak, boğazından geçiremiyecek, her taraftan ona ölüm gelecek, halbuki ölmiyecek, arkasından da galiz bir azab

Erhan Aktaş

Onu yutmaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu yutmaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu yutmaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar.

Gültekin Onan

Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramayacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak.

Hasan Basri Çantay

Öyle ki o, bunu zoraaki içmiye çalışacak, bir türlü boğazından geçiremeyecek, her yandan kendisine ölüm gelecek, halbuki ölmeyecek de. Önünden de daha ağır (zorlu ve ebedi) bir azab gelib çatacak.

İbni Kesir

Onu yudum yudum alacak ama yutamayacaktır. Her taraftan ona ölüm geldiği halde ölemeyecektir. Ve arkasından şiddetli bir azab gelip çatacaktır.

Mehmet Alagaş

(5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından bir türlü geçmeyecektir. Ölüm kendisini her yandan gelip saracak, fakat bir türlü ölemeyecektir. Arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.

Süleyman Ateş

O suyu yutmağa çalışır, fakat boğazından geçiremez ve her yandan ona ölüm geldiği halde yine ölemez. Bunun ardından da kaba bir azab!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Boğulacak gibi olur, kolay kolay yutamaz. Her yanını ölüm sarar ama o ne yapsa da ölemez. Bunun ardından da ağır bir azap gelir.

Şaban Britch

Onu yudumlayacak fakat bir türlü boğazından geçmeyecektir. Ölüm ona her yerden geldiği halde, ölemeyecek, (Bu azabın) ardından ağır bir azap daha gelecektir.

Şaban Piriş

Onu yudumlayacak fakat bir türlü yutamayacaktır. Ölüm ona her yerden geldiği halde, ölemeyecek, arkasından ise ağır bir azap gelecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yutmaya çalışacak ama boğazından geçiremeyecek. Ölüm her yandan üstüne gelecek de bir türlü ölmeyecek. Arkasından da dehşetli bir azap.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He drinks of it by sips he can hardly swallow but then he shall drink up the dregs of it forever, and over him triumphant death his dart shakes but never shall it strike, and the torment laid upon the damned shall be in his pursuit.

Abdul Haleem

which he will try to gulp but scarcely be able to swallow; death will encroach on him from every side, but he will not die; more intense suffering will lie ahead of him.

Abdullah Yusuf Ali

In gulps will he sip it, but never will he be near swallowing it down his throat: death will come to him from every quarter, yet will he not die: and in front of him will be a chastisement unrelenting.

Abul A'la Maududi

which he will gulp but will scarcely swallow, and death will come upon him from every quarter, and yet he will not be able to die. A terrible chastisement lies ahead in pursuit of him.

Aisha Bewley

He gulps at it but can hardly swallow it down. Death comes at him from every side but he does not die. And beyond him is relentless punishment.

Al-Hilali & Khan

He will sip it unwillingly, and he will find a great difficulty to swallow it down his throat[1]; and death will come to him from every side, yet he will not die and in front of him, will be a great torment.

Ali Quli Qarai

gulping it down, but hardly swallowing it: death will assail him from every side, but he will not die, and there is [yet] a harsh punishment ahead of him.

Amatul Rahman Omar

He will try to sip it but shall not be able to swallow it easily, and death shall come to him from every quarter; yet he shall not die. Moreover he shall see before him further harsh doom.

Arthur John Arberry

the which he gulps, and can scarce swallow, and death comes upon him from every side, yet he cannot die; and still beyond him is a harsh chastisement.

Bijan Moeinian

He can not bear more than a sip. He will face the agony of the death which will approach him from every direction, yet he will not be terminated. He has to continue suffering.

E. Henry Palmer

He shall try to swallow it, but cannot gulp it down; and death shall come upon him from every place, and yet he shall not die; and behind him shall be rigorous woe!

Edip-Layth

He tries to drink it, but cannot swallow it, and death comes to him from everywhere, but he will not die; and after this is a powerful retribution.

George Sale

He shall sup it up by little and little, and he shall not easily let it pass his throat, because of its nauseousness; death also shall come upon him from every quarter, yet he shall not die; and before him shall there stand prepared a grievous torment.

Hamid S. Aziz

Which he sips but cannot swallow; and death comes upon him from every side, and yet he can not die; and before him is unrelenting woe!

Mahmoud Ghali

Which he gulps and almost cannot find it palatable; (i. e., He is barely able to drink it) and death comes up to him from every place, and in no way will he be dead; and beyond him is a harsh torment.

Marmaduke Pickthall

Which he sippeth but can hardly swallow, and death cometh unto him from every side while yet he cannot die, and before him is a harsh doom.

Mohamed Ahmed - Samira

He will sip it, yet will not be able to gulp it down. Death will crowd in upon him from every side, but die he will not. A terrible torment trails him.

Muhammad Asad

gulping it [unceasingly, ] little by little, and yet hardly able to swallow it. And death will beset him from every quarter - but he shall not die: for [yet more] severe suffering lies ahead of him.

Mustafa Khattab

which they will sip with difficulty, and can hardly swallow. Death will overwhelm them from every side, yet they will not ˹be able to˺ die. Awaiting them still is harsher torment.

Progressive Muslims

He tries to drink it, but it cannot be swallowed, and death comes to him from everywhere, but he will not die; and from behind him is a powerful retribution.

Rashad Khalifa

He will gulp it down, though he cannot stand it, as death comes to him from every direction, but he will never die. Awaiting him is a terrible retribution.,

Sahih International

He will gulp it but will hardly [be able to] swallow it. And death will come to him from everywhere, but he is not to die. And before him is a massive punishment.

Sam Gerrans

He will gulp it, but will scarcely swallow it; and death will come at him from every place, but he is not to die. And beyond him is a stern punishment.

Shabbir Ahmed

How difficult it is to swallow the bitterness of self-imposed failure! A life unlived, a mere survival, neither living nor dead (20:74), (87:13). What a heavy retribution!

Syed Vickar Ahamed

He will drink it unwillingly, by the mouthful, but he will never be near to swallowing it down his throat: And death will come to him from every direction, yet, he will not die: And for him will be an unending punishment.

Taqi Usmani

which he will arduously sip, and will not be able to swallow. Death will come upon him from every side, yet he will not die, and still a heavy chastisement will be ahead of him.

The Monotheist Group

He tries to drink it, but it cannot be swallowed, and death comes to him from everywhere, but he will not die; and from behind him is a powerful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩