Diyanet İşleri
Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 29. ayet. وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
velâ tec`al yedeke maglûleten ilâ `unüḳike velâ tebsuṭhâ külle-lbesṭi fetaḳ`ude melûmem maḥsûrâ.
Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri İsrâ 23–39 3
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.
Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.
Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.
Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
29. “Elini boynuna bağlama!” Bu, aşırı cimrilikten ve pintilikten kinayedir. (Eli sıkı olma, demektir). “Onu büsbütün de açma!” Uygun olmayan yerlere ve gerekenden fazla harcamada bulunma! Çünkü böyle yapacak olursan, yaptıklarından dolayı “kınanmış ve pişman bir halde kalakalırsın.” Yani malın elden gider de elin bomboş kalır. Böylece elinde ne mal namına bir şey kalmadığı gibi övgüye de nail olamazsın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Elini infak etmemesi için tutup,alı koyma. Elini büsbütün açıp infakta israf etme, yoksa kınananlardan olursun. İsraf ettiğinden dolayı infak edemez duruma gelirsin. Harcayacak bir şey bulamadığında elini infak etmemesi için tutarsan cimriliğinden dolayı insanlar seni kınarlar/ayıplarlar.
Aynı kök: غلل (16 geçiş) · Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de…
Aynı kök: عنق (9 geçiş) · Aynı kök: غلل (16 geçiş)
Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir.…
Aynı kök: عنق (9 geçiş) · Aynı kök: غلل (16 geçiş)
Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı…
Aynı kök: عنق (9 geçiş) · Aynı kök: غلل (16 geçiş)
Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş)…
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
"Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan…
Aynı kök: بسط (25 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de…
Aynı kök: حسر (12 geçiş)
Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Elini boynuna kilitleme; onu büsbütün de açma! dipnot 1 Sonra kınanmış, (kaybettiklerinin) hasret(ini) çekmiş olarak oturur kalırsın.
Yine sen (ey insan), ne ellerini boynuna bağlayıp (cimrilik yap), ne de onları büsbütün açarak (saçıp savur); eğer böyle yaparsan, kınanmış olarak bir köşeye atılıp pişmanlık içinde kıvranırsın.
Ve ne ellerini boynuna bağlayıp kilitli tut, ne de sonuna kadar aç(ıp varını yoğunu ortaya dök); böyle yaparsan, (yükümlü olduğun kimselerce) kınanan, yapayalnız ve yoksul biri olup çıkarsın.
Elini boynuna bağlanıp asılmış kılma (Arapça deyim = cimrilikten kaçın)! Onu büsbütün açma da (müsrif de olma). . . Yoksa pişmanlık içinde oturup kalırsın.
Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.
Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.
Elini boynuna bağlama; tümüyle de açma. Sonra kınanır; pişmanlık içinde kalırsın. dipnot 214
Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma yoksa pişman olur, üzülürsün.
Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma, yoksa pişman olur, üzülürsün.
Hem elini bağlayıp boynuna asma (cimrilik etme), hem de büsbütün açıp saçma (israf etme) ki, pişman olur, açıkta kalırsın;
Hem elini bağlayıp boynuna asma, hem de onu büsbütün açıp saçma ki pişman olur, açık kalırsın
Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2
Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2
Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2
Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.
Elini boynuna bağlı olarak asma Onu büsbütün de açıb saçma. Sonra kınanmış, peşiman bir halde oturub kalırsın.
Ve elini boynuna bağlı kılma, onu büsbütün de açıp durma. Yoksa kaybedenlerden ve kınananlardan olursun.
(22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.
Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, pişmanlık içinde kalakalırsın.
El(ler)ini boynuna bağlanmış yapma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.
Eli sıkı olma; aşırı derecede eli açık da olma! dipnot 1 Yoksa kınanmış ve eli boş bir şekilde oturup kalırsın!
Ne eli sıkı ol ne de onu büsbütün aç. Yoksa hem dile düşmüş hem de açıkta bırakılmış olarak oturur kalırsın.
Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.
Elini boynuna asıp bağlama, büsbütün de açıp, tutumsuz olma; yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.
And do not bind your hand to your neck, as it were, unwilling to give or spend anything, nor should you spread it in the "spread-eagle style", lest you sit brooding on the vast abyss of reprimand and woeful want.
Do not be tight-fisted, nor so open-handed that you end up blamed and overwhelmed with regret.
Make not thy hand tied (like a niggard's) to thy neck, nor stretch it forth to its utmost reach, so that thou become blameworthy and destitute.
(vi) Do not keep your hand fastened to your neck nor outspread it, altogether outspread, for you will be left sitting rebuked, destitute. dipnot 1
Do not keep your hand chained to your neck but do not extend it either to its full extent so that you sit there blamed and destitute.
And let not your hand be tied (like a miser) to your neck, nor stretch it forth to its utmost reach (like a spendthrift), so that you become blameworthy and in severe poverty.
Do not keep your hand chained to your neck, nor open it altogether, or you will sit blameworthy, regretful.
And do not keep your hand shackled to your neck (out of miserliness), nor stretch it out to an entire stretching (extravagantly), lest you sit down reproached (incurring blame) and exhausted (on becoming penniless).
And keep not thy hand chained to thy neck, nor outspread it widespread altogether, or thou wilt sit reproached and denuded.
You shall not be stingy. You shall not be extravagant either as you will be blamed once you end up in poverty.
Make not thy hand fettered to thy neck, nor yet spread it out quite open, lest thou shouldst have to sit down blamed and straitened in means.
Do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you make it fully open so you become in despair and regret.
And let not thy hand be tied up to thy neck; neither open it with an unbounded expansion, lest thou become worthy of reprehension, and be reduced to poverty.
Let not your hand be fettered to your neck (i. e. selfish and tight fisted), nor yet spread it out quite open, lest you should have to sit down blamed and destitute.
And do not set up your hand shackled to your neck, (i. e., Do not be niggardly) nor outspread it widespread altogether, (Literally: outspread it all outspreading, i.e., do not be a spendthrift) for then you will sit blamed and regretfully rejected.
And let not thy hand be chained to thy neck nor open it with a complete opening, lest thou sit down rebuked, denuded.
Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.
And neither allow thy hand to remain shackled to thy neck, nor stretch it forth to the utmost limit [of thy capacity], lest thou find thyself blamed [by thy dependants], or even destitute.
Do not be so tight-fisted, for you will be blameworthy; nor so open-handed, for you will end up in poverty.
And do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you lay it fully open so you become in despair and regret.
You shall not keep your hand stingily tied to your neck, nor shall you foolishly open it up, lest you end up blamed and sorry.
And do not make your hand [as] chained to your neck or extend it completely and [thereby] become blamed and insolvent.
And make thou not thy hand chained to thy neck; nor extend thou it to its full extent, then sit down blameworthy and denuded.
You should not keep your hand chained to your neck in stinginess, nor open it foolishly lest you sit down destitute and denuded.
And do not make your hand tied to your neck, (like a miser), nor push it out to its longest reach, so that you become worthy of blame and being penniless.
And do not keep your hand tied to your neck, nor extend it to the full extent, lest you should be sitting reproached, empty-handed.
And do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you lay it fully open so you become in despair and regret.