Diyanet İşleri
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 83. ayet. وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ يَـُٔوسًا
veiẕâ en`amnâ `ale-l'insâni a`raḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru kâne yeûsâ.
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma İsrâ 82–89 3
De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur."
Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.
De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
83. Allah’ın kendisine hidâyet verdikleri müstesnâ insanın insan olması bakımından tabiatı budur. Şöyle ki Yüce Allah, insana bir nimet ihsan edecek olursa o, bu nimetlerden dolayı sevinir, hatta şımarır. Rabbine karşı gelir, yan çizer, O’na şükretmez ve O’nu anmaz. “Ona” hastalık ve benzeri bir “kötülük dokunduğu zaman da” hayırdan yana “büsbütün ümitsizliğe düşer.” Artık Rabbinden umudunu keser ve içinde bulunduğu halin ebediyen devam edeceğini zanneder. Yüce Allah’ın hidâyet verdiği kimselere gelince onlar, nimetlere erdiklerinde Rabbe itaatle boyun eğerler ve nimetlerine şükrederler. Darlık ve sıkıntı zamanlarında da Allah’a yalvarıp yakarırlar, O’ndan esenlik diler, içinde bulundukları durumun sona erdirilmesini umarlar. Böylelikle karşı karşıya kaldıkları bela ve musibet hafifler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İnsana sağlık ve zenginlik nimeti verdiğimiz zaman kibirlenerek Allah'a şükretmekten, itaat etmekten yüzünü çevirir ve uzaklaşır. Onun başına bir hastalık veya fakirlik veya benzeri durumlar geldiğinde de Allah'ın rahmetinden şiddetli bir şekilde ümitsizliğe düşer.
Aynı kök: ناي (3 geçiş) · Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: جنب (33 geçiş)
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
Aynı kök: ياس (13 geçiş) · Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş)
İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Aynı kök: جنب (33 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Şer
İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.
Aynı kök: ناي (3 geçiş)
Onlar başkalarını ondan (Kur'an'dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helak ediyorlar.
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca…
Aynı kök: ياس (13 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz o (nankör) insana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine bir sıkıntı dokununca da iyice karamsarlığa düşer.
Zira ne zaman Biz insana nimet ihsan etmişsek, mesafe koydu ve (sorumluluklarından) yan çizdi; ne zaman da başına bir ziyan gelse, tuttu umutsuzluğa kapıldı.
çünkü, Biz insana ne zaman nimet bahşetsek yüz çevirir, (Bizi düşünmekten) küstahça yan çizer; ve kendisine bir kötülük, bir darlık dokunsa hemen mutsuzluğa düşer.
İnsana in'amda bulunduğumuz vakit yüz çevirir ve yan çizer! Kendisine hoşlanmadığı şey isabet ettiğinde de umutsuzluğa düşer.
İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.
İnsana nimet verdiğimiz zaman, (itaatımızdan) yüz çevirip uzaklaşır. Başına bir kötülük gelince de ümitsizliğe düşer.
İnsana nimet verdiğimizde, yüz çevirir ve yan çizer. Ona bir kötülük dokunduğunda ise tüm umutlarını yitirir.
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer; ona bir zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.
İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Kendisine kötülük dokununca da umutsuzluğa düşer.
İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Kendisine kötülük dokununca da umutsuzluğa düşer
Öyledir, Biz insana nimet verdiğimiz zaman aldırmaz, yan büker; kendisine kötülük dokunduğu zaman da pek umutsuz olur.
Öyleya biz insana ni'met verdiğimiz zaman aldırmaz, yan büker, kendisine şer dokunduğu zaman da pek me'yus olur
Ve kimi insana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirerek uzaklaşır. Ve ona bir kötülük dokunduğunda umutsuzluğa düşer.
Ve kimi insana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirerek uzaklaşır. Ve ona bir kötülük dokunduğunda umutsuzluğa düşer.
Ve insana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirerek uzaklaşır. Ve ona bir kötülük dokunduğunda umutsuzluğa düşer.
İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer, ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.
İnsana ni'met verdiğimiz zaman (zikrullahdan) yüz çevirip yan çizer. Ona şer dokununca da pek ümidsiz olur.
İnsana nimet verdiğimiz vakit; yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de ümitsiz olur.
(82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.
İnsana bir nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve uzaklaşır. Başına bir bela gelince de ümitsiz olur.
İnsana ni'met verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Ona bir zarar dokununca da umutsuzluğa düşer.
İnsana nimet verdiğimiz zaman (onu veren Rabbi ile) arasına mesafe koyar ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de umutsuzluğa kapılır. dipnot 1
İnsana ne zaman nimet versek yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de umutsuzluğa kapılır.
İnsana bir nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve uzaklaşır. Başına bir bela gelince de ümitsiz olur.
İnsana bir nimet verdiğimiz zaman yüzçevirir ve yan çizer. Başına bir bela gelince de ümitsizliğe düşer.
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da hemen ümitsiz oluverir.
When We mercifully bring man in Our grace and show it in Our munificence, he feels impelled to move away and more distant from what Allah inclines him to propound, and when he is befallen with a misfortune or wedded to a calamity he nurses despair.
When We favour man he turns arrogantly to one side, but when harm touches him, he falls into despair.
Yet when We bestow Our favours on man, he turns away and becomes remote on his side (instead of coming to Us), and when evil seizes him he gives himself up to despair!
Whenever We bestow favours upon man, he arrogantly turns away and draws aside; and whenever evil visits him, he is in utter despair.
When We bless man, he turns away and draws aside. When evil touches him, he despairs.
And when We bestow Our Grace on man (the disbeliever), he turns away and becomes arrogant (far away from the Right Path). And when evil touches him, he is in great despair.
When We bless man, he is disregardful and turns aside; but when an ill befalls him, he is despondent.
And when We bestow favours on a human being, he turns away and withdraws himself aside, but when evil overtakes him he is given to despair.
And when We bless man, he turns away, and withdraws aside; but when evil visits him, he is in despair.
Man (is not consistent in his behavior. He) becomes proud of himself, when I shower him with my blessings (thinking he has "earned it himself), and becomes depressed in bad times (thus confessing with his behavior that his talents are good for nothing, if they are not backed by God.)
And when we favour man he turns away and retires aside, but when evil touches him he is ever in despair.
When We bless the human being, he turns away and turns his side. But when adversity touches him, he is ever in despair!
When We bestow favours on man, he retireth and withdraweth himself ungratefully from Us: But when evil toucheth him, he despaireth of our mercy.
And when We favour man he turns away and is averse, but when evil touches him he is in despair.
And when We (confer) favors upon man, he veers away and retires aside; and when evil touches him, he has been constantly despairing.
And when We make life pleasant unto man, he turneth away and is averse; and when ill toucheth him he is in despair.
When We are gracious to man he turns away and moves aside; yet when evil befalls him he begins to despair.
for [it often happens that] when We bestow Our blessings upon man, he turns away and arrogantly keeps aloof [from any thought of Us]; and when evil fortune touches him, he abandons all hope.
When We grant people Our favours, they turn away, acting arrogantly. But when touched with evil, they lose all hope.
And if We bless mankind, he turns away and turns his side. But when adversity touches him, he is ever in despair!
When we bless the human being, he becomes preoccupied and heedless. But when adversity strikes him, he turns despondent.
And when We bestow favor upon the disbeliever, he turns away and distances himself; and when evil touches him, he is ever despairing.
And when We favour a man, he turns away and distances himself; and when evil touches him, he is without hope.
People without higher objectives easily exult and turn away when Our Laws make life pleasant for them. And they quickly despair when a hardship touches them. (41:51).
And when We grant Our gifts to man, he turns away and becomes far on his (own) side (instead of turning to Us), and when evil touches him, he gives himself up to sorrow!
When We bestow Our favor upon man, he avoids (to recognize it) and keeps himself far aside (from obedience), and when some evil touches him, he is in total despair.
And if We bless man, he turns away and turns his side. But when adversity touches him, he is despairing!