Diyanet İşleri
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Kamer suresi
Kamer suresi, 39. ayet. فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.
33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”
Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.
Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”
“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.
Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlara şöyle denildi: "Size indirmiş olduğum azabımı ve Lût'un sizi uyarmasının neticesi tadın!"
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör…
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Kendilerine) "Azabımı ve uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!" (demiştik).
sonunda, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (gördüler).
"Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!"
Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).
"Artık, tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"
İşte, azabımı ve uyarımı tadın!
Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Azabımı ve uyarılarımı tadın bakalım.
Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı!
Tadın bakalım azabımı ve inzarlarımı
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Haydi! Tadın bakalım, azabımı ve uyarılarımı!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
"İşte tadın benim azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini)".
Tadın, işte azabımı ve tehditlerimi.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
"Tadın azabımı ve tehdidimi!"
"Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!"
"Azabımı ve uyarılarımı şimdi tadın bakalım."
"Uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."
Tadın azabımı ve tehdidimi!
-Tadın azabımı ve tehdidimi!
Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı!
And as foreordained: they tasted My merciless but just retribution for their insolent disregard of My warning.
‘Taste My [terrible] punishment and [the fulfilment of] My warnings!’
"So taste ye My Wrath and My Warning."
So have a taste of My chastisement and My warnings.
‘Taste My punishment and warnings!’
"Then taste you My Torment and My Warnings."
‘Taste My punishment and My warnings!’
Now taste My punishment and (suffer the consequences of ignoring) My warning.
'Taste now My chastisement and My warnings!'
Suffer my punishment; you have been warned.
'So taste ye my torment and warning!'
"Taste My retribution; you have been warned."
Taste, therefore, my vengeance, and my threatening.
"So taste you My chastisement after My warning. "
"So taste My torment and My warnings!"
Now taste My punishment after My warnings!
So now taste My punishment and My commination!
"Taste, then, the suffering which I inflict when My warnings are disregarded!"
˹Again they were told,˺ "Taste now My punishment and warnings!"
"Taste My retribution; you have been warned. "
Suffer My retribution; you have been warned.
So taste My punishment and warning.
“Then taste My punishment and My warnings!”
Now taste My retribution after My warnings.
"So you taste My Wrath and My Warning. "
"Now taste My torment and My warnings."
"Taste My retribution; you have been warned."