Kamer suresi

Kamer suresi, 36. ayet

Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.

Diyanet İşleri

Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 33–39 · surenin 36. ayeti / 55

Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3

  1. Kamer 33

    Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.

  2. Kamer 34–35

    (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

  3. 36

    Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

  4. Kamer 37

    Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

  5. Kamer 38

    Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

  6. Kamer 39

    "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.

33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”

Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.

Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”

“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.

Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun ki Lût, onları azabımızla korkuttu. Onun bu uyarılarına karşı mücadele ettiler ve onu yalanladılar.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. أَنذَرَهُم enzerahum onları uyarmıştı kök: نذر
  3. بَطْشَتَنَا betşetena bizim yakalamamıza karşı kök: بطش
  4. فَتَمَارَوْا۟ fetemarav fakat kuşku duydular kök: مري
  5. بِٱلنُّذُرِ bin-nuzuri uyarılara karşı kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.

  • Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

  • Aynı kök: بطش (10 geçiş)

    Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın…

  • Aynı kök: بطش (10 geçiş)

    "Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız."

  • Aynı kök: بطش (10 geçiş)

    Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki yakalamamızla ilgili (Lut daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu (Lut) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.

Muhammed Esed

Aslında o, Bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı; ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar,

Ahmed Hulusi

Andolsun ki (Lut) onları şiddetle yakalamamız konusunda uyardı da, onlar uyarıcıları kuşkuyla karşıladılar!

Ali Bulaç

Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.

Ali Rıza Safa

Oysa gerçek şu ki, bu yakalayışımıza ilişkin onları uyarmıştı. Ama bu uyarılardan kuşku duydular.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, Lut, onları bu yakalayışımıza karşı uyardı. Onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.

Edip Yüksel

Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar

Erhan Aktaş

Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.

Gültekin Onan

Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki (Lut) onlara (kendilerini) azab ile yakalayacağımızı da haber vermişdi. Fakat onlar bu korkutmaları şübhe ile tekzib etdiler.

İbni Kesir

Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacağımızı da haber vermişti. Ama onlar bu uyarıları kuşku ile karşılayarak yalanladılar.

Mehmet Alagaş

(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

Lût, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşıladılar.

Süleyman Ateş

Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar.

Şaban Britch

Lût, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.

Şaban Piriş

Lut, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Lut onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In effect Lut, earlier, had sincerely warned them of our merciless but just retribution but they doubted his warning and continued their evil practice, lured by some sinister star.

Abdul Haleem

He warned them of Our onslaught, but they dismissed the warning-

Abdullah Yusuf Ali

And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning.

Abul A'la Maududi

Surely Lot warned his people that We shall seize them (with Our chastisement), but they doubted the warnings.

Aisha Bewley

He warned them of Our onslaught but they dismissed the warnings.

Al-Hilali & Khan

And he [Lût (Lot)] indeed had warned them of Our Seizure (punishment), but they did doubt the warnings!

Ali Quli Qarai

He had certainly warned them of Our punishment, but they disputed the warnings.

Amatul Rahman Omar

While he (- Lot) had warned them of Our seizure (with punishment) but they doubted this warning and disputed over it.

Arthur John Arberry

He had warned them of Our assault, but they disputed the warnings.

Bijan Moeinian

Lot warned his people about God’s upcoming punishment but they made jokes and laughed at him.

E. Henry Palmer

He indeed had warned them of our assault, but they doubted of the warning.

Edip-Layth

He warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.

George Sale

And Lot had warned them of our severity in chastising; but they doubted of that warning.

Hamid S. Aziz

And certainly he (Lot) warned them of Our violent punishment, but they obstinately disputed the warning.

Mahmoud Ghali

And indeed he had warned them of Our assault, yet they wrangled about the warnings.

Marmaduke Pickthall

And he indeed had warned them of Our blow, but they did doubt the warnings.

Mohamed Ahmed - Samira

He had warned them of Our might, but they passed over the warnings.

Muhammad Asad

For he had truly warned them of Our punishing might; but they stubbornly cast doubt on these warnings,

Mustafa Khattab

He had already warned them of Our ˹crushing˺ blow but they disputed the warnings.

Progressive Muslims

And he warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.

Rashad Khalifa

He warned them about our requital, but they ridiculed the warnings.

Sahih International

And he had already warned them of Our assault, but they disputed the warning.

Sam Gerrans

And he had warned them of Our seizing, but they disputed the warnings.

Shabbir Ahmed

For he had truly warned them of Our Grasp, but they contended about the warning.

Syed Vickar Ahamed

And (Lut) did warn them of Our punishment, but they disputed about the Warning.

Taqi Usmani

And he (LūT) had certainly warned them of Our grasp, but they disputed the warnings.

The Monotheist Group

And he warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩