Diyanet İşleri
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Kamer suresi
Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavmi Kamer 33–40 3
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–40. ayetler için yazılmıştır.
33-40. “Lût kavmi de” Lût aleyhisselam kendilerini, kimseyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadete davet edip şirkten ve âlemler arasında kendilerinden önce hiç kimsenin işlemediği o hayasızlıktan vazgeçmelerini emrettiğinde “uyarıları yalanladı.”
Onu yalanlayarak şirklerini ve çirkin işlerini sürdürmeye devam ettiler. Nihâyet misafirler suretinde gelen meleklerin haberini alan kavmi, onlara hayasızlık yapmak üzere çabucak yanına geliverdiler -Allah’ın lâneti üzerlerine olsun- ve bu misafirlerini elinden almak istediler. Yüce Allah da Cibril aleyhisselam'a emretti ve o da kanadıyla gözlerini kör etti.
Peygamberleri, onlara Allah’ın çetin yakalayışını ve cezasını hatırlatmakla birlikte “onlar uyarıları şüphe ile karşılamışlardı.”
“Andolsun bir sabah vakti erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.” Allah yurtlarının altını üstüne getirdi. Arkalarından da pişirilmiş taşlar gelip onları buluyordu ki bu taşlar Rabbinin nezdinde haddiaşan o günahkârlar için işaretlenmişti.
Yüce Allah, Lût aleyhisselam ile onun aile halkını Rablerine şükürlerinin ve sadece O’na hiçbir kimseyi ortak koşmaksızın ibadet etmelerinin bir mükâfatı olarak o pek büyük sıkıntıdan kurtarmıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ant olsun ki Lût, onları azabımızla korkuttu. Onun bu uyarılarına karşı mücadele ettiler ve onu yalanladılar.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
Aynı kök: مري (20 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
Aynı kök: بطش (10 geçiş)
Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var, ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi, çağırın…
Aynı kök: بطش (10 geçiş)
"Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız."
Aynı kök: بطش (10 geçiş)
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki yakalamamızla ilgili (Lut daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.
Doğrusu (Lut) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.
Aslında o, Bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı; ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar,
Andolsun ki (Lut) onları şiddetle yakalamamız konusunda uyardı da, onlar uyarıcıları kuşkuyla karşıladılar!
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Oysa gerçek şu ki, bu yakalayışımıza ilişkin onları uyarmıştı. Ama bu uyarılardan kuşku duydular.
Andolsun ki, Lut, onları bu yakalayışımıza karşı uyardı. Onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar.
Celalim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Andolsun ki (Lut) onlara (kendilerini) azab ile yakalayacağımızı da haber vermişdi. Fakat onlar bu korkutmaları şübhe ile tekzib etdiler.
Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacağımızı da haber vermişti. Ama onlar bu uyarıları kuşku ile karşılayarak yalanladılar.
(33-40) Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Lut ailesi hariç onlara yağan taşlar gönderdik, Lut ailesini yanımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık, şükreden kimsenin karşılığı / cezası böyledir. Kesin olan şu ki onlara kuvvetli yakalama uyarılarımızı yaptık , onlar da uyarmaları umurlarına almadılar. Kesin olan şu ki, onlar misafirlerden faydalanmayı dilemişlerdi, biz de onların gözlerini kör ettik, a zabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki bir sabah ka rar verilen azabımız bastırdı. Azabımı ve uyarı larımı tadın. Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra gel ebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Lût, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşıladılar.
Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
Lut, vuracağımız darbe hakkında onları uyarmıştı dipnot 1 ama uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar.
Lût, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Lut, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Yemin olsun, Lut onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.
In effect Lut, earlier, had sincerely warned them of our merciless but just retribution but they doubted his warning and continued their evil practice, lured by some sinister star.
He warned them of Our onslaught, but they dismissed the warning-
And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning.
Surely Lot warned his people that We shall seize them (with Our chastisement), but they doubted the warnings.
He warned them of Our onslaught but they dismissed the warnings.
And he [Lût (Lot)] indeed had warned them of Our Seizure (punishment), but they did doubt the warnings!
He had certainly warned them of Our punishment, but they disputed the warnings.
While he (- Lot) had warned them of Our seizure (with punishment) but they doubted this warning and disputed over it.
He had warned them of Our assault, but they disputed the warnings.
Lot warned his people about God’s upcoming punishment but they made jokes and laughed at him.
He indeed had warned them of our assault, but they doubted of the warning.
He warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.
And Lot had warned them of our severity in chastising; but they doubted of that warning.
And certainly he (Lot) warned them of Our violent punishment, but they obstinately disputed the warning.
And indeed he had warned them of Our assault, yet they wrangled about the warnings.
And he indeed had warned them of Our blow, but they did doubt the warnings.
He had warned them of Our might, but they passed over the warnings.
For he had truly warned them of Our punishing might; but they stubbornly cast doubt on these warnings,
He had already warned them of Our ˹crushing˺ blow but they disputed the warnings.
And he warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.
He warned them about our requital, but they ridiculed the warnings.
And he had already warned them of Our assault, but they disputed the warning.
And he had warned them of Our seizing, but they disputed the warnings.
For he had truly warned them of Our Grasp, but they contended about the warning.
And (Lut) did warn them of Our punishment, but they disputed about the Warning.
And he (LūT) had certainly warned them of Our grasp, but they disputed the warnings.
And he warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.