Diyanet İşleri
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Kamer suresi
Kamer suresi, 7. ayet. خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
ḫuşşe`an ebṣâruhüm yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi keennehüm cerâdüm münteşir.
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ayın yarılması ve davetçinin günü Kamer 1–8 3
Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.
Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!
(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Davetçiye doğru koşarlarken kafirler, "Bu zor bir gün" derler.
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.
O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. “Zilletleri gözlerinden okunur bir halde” yani kalplerine ulaşan dehşet ve korkudan dolayı gözleri zilletle öne eğilmiş olacaktır “kabirlerinden çıkarlar; tıpkı (yeryüzüne) yayılmış çekirgeler gibi.” Onlar çokluklarından ve dalgalar halinde iç içe gireceklerinden dolayı oldukça çok sayıda ve yeryüzünde dağılmış olan çekirgeleri andıracaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bakışları zelildir. Kabirlerinden çıkarak etrafa dağılmış çekirgeler gibi hesaplarının görülmesi için bir toplanma yerine giderler.
Aynı kök: جرد (2 geçiş)
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders…
Aynı kök: جدث (3 geçiş)
Sura üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
Aynı kök: جدث (3 geçiş)
(43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla!…
Aynı kök: خشع (17 geçiş)
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: خشع (17 geçiş)
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az…
Aynı kök: خشع (17 geçiş)
Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.
Aynı kök: نشر (21 geçiş)
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
Aynı kök: نشر (21 geçiş)
(İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Etrafa yayılmış çekirgeler gibi bakışları perişan bir hâlde mezarlardan çıkacaklar.
onlar yılgın ve bitkin gözlerle, savrulmuş çekirge sürüleri gibi mevzilerinden çıkacaklar;
onlar kederli gözlerle, (rüzgarın) dağıtıp savurduğu çekirgeler gibi mezarlarından kalkacaklar,
Gözleri dehşetten önlerine eğik halde, sanki yayılan çekirge sürüsü misali, cedeslerinden (kozalarından) çıkıyorlar.
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde
Alçalmış bakışlarla, yayılan çekirgeler gibi mezarlarından çıkarlar. dipnot 470
Gözleri korkudan perişan bir vaziyette, etrafa saçılmış çekirgeler gibi bulundukları yerden çıkarlar.
Gözleri zillet içinde mezarlardan çıkarlar; tıpkı saçılmış çekirgeler gibi... dipnot 1
Gözleri zillet içinde mezarlardan çıkarlar; tıpkı saçılmış çekirgeler gibi...
Gözleri düşkün düşkün sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
Gözleri düşgün düşgün kabirlerden çıkarlar, sanki çıvgın çekirgeler gibi
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
gözleri zelil ve hakıyr (dönüş) olarak, (hepsi de) çıvgın (ve yaygın) çekirgeler gibi, kabirler (in) den çıkacaklar,
Gözleri hor ve hakir olarak, yaygın çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
(1-8) Saat / zaman yaklaştı ve ay yarıldı. Ayet gördüklerinde yüz çevirirler ve bu süreklilik arz eden bir büyüdür / bir sihirdir / etkileme sanatıdır derler. Yalanladılar ve keyflerine / h evalarına uydular. Her işin varacağı bir kararı / ulaşacağı bir amacı var. Kesin olan şu ki onlara içinde caydırıcılık olan haberler ve tam bir gerekçe / hikmet geldi. Ama uyarmak fayda vermiyor. Onlardan yüz çevir. Çağrıcı o gün tanıma dıklarına / inkâr ettiklerine doğru çağırdığı nda, o nlar, bakışları yılgın / düşkün, etrafa yayılmış çekirge sürüleri gibi cesetlerinden çıkarlar. Çağırana doğru koşarlarken/ seğirtirlerken kafirler, bugün zorlu gün, bugün zorlu gün, derler.
Gözleri düşkün (zillet içinde), sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Gözleri düşkün düşkün (zillet ve dehşet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.
bakışları öne eğik vaziyette kabirlerinden çıkacaklar, etrafa yayılan çekirgeler gibi olacaklar dipnot 1 ,
Gözleri saygıyla öne eğik olarak kabirlerinden çıkar, çekirge sürüleri gibi olurlar.
Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış kabirlerinden çıkarlar.
(7-8) Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış o çağırana koşarak kabirlerinden çıkarlar. Kafirler: -Bu, zor bir gün! derler.
Kaymış olarak gözleri, çıkarlar kabirlerden. Sanki çekirgelerdir, çıvgın mı çıvgın!
Incensed by humiliation reflecting their multiplied wrongs, they will emerge from the graves with downcast eyes in throngs like locusts clustering in myriads,
eyes downcast, they will come out of their graves like swarming locusts
They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad,
with down-cast eyes dipnot 1 they shall go forth from their graves, dipnot 2 as though they were scattered locusts.
they will emerge from their graves with downcast eyes, like swarming locusts,
They will come forth, with humbled eyes from (their) graves as if they were locusts spread abroad,
with a humbled look [in their eyes], they will emerge from the graves as if they were scattered locusts,
While (with the sense of remorse) their eyes will be downcast, they will come forth from (their) graves as though they were (swarms of) locusts being scattered about,
abasing their eyes, they shall come forth from the tombs as if they were scattered grasshoppers,
They will come out of their graves with the most horrified eyes resembling to a bunch of locusts.
Humbly casting down their looks shall they come forth from their graves, as though they were locusts scattered abroad!
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered cicadas.
they shall come forth from their graves with down-cast looks: Numerous as locusts scattered far abroad;
With downcast eyes, they come forth from their graves as if they were scattered locusts,
With most submissive be holdings, they will go out of the graves as if they were locusts spread abroad,
With downcast eyes, they come forth from the graves as they were locusts spread abroad,
They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
they will come forth from their graves, with their eyes downcast, [swarming about] like locusts scattered [by the wind],
With eyes downcast, they will come forth from the graves as if they were swarming locusts,
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered locusts.
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered locusts.
Their eyes humbled, they will emerge from the graves as if they were locusts spreading,
Their eyes humbled, they will come forth from the graves like locusts spreading,
They will come forth from their places of rest like a swarm of locusts, but will be thoroughly dispersed with their eyes downcast.
They will come forth— Their eyes humbled—. From (their) graves, (dazed) like locusts scattered aboard.
With their eyes humbled, they will come out of the graves like locusts spread all over,
With their eyes humiliated, they come out of the graves like scattered locusts.