Diyanet İşleri
Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
Kamer suresi · 18–22. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kamer suresi, 18. ayet. كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
Âd (halkı) da (Hud'u) yalanlamıştı. Benim azabım ve benim uyarılarım (bak) nasıl olmuştu!
'Ad (kavmi) de yalanlamıştı: fakat uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş, (gördüler).
Ad (kavmi de) hakikati yalanlamıştı ve uyarılarım gözardı edildiğinde verdiğim azap ne şiddetliydi!
Ad da yalanladı! (Peki) benim azabım ve uyarmalarım nasıl oldu?
Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Âd kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).
Âd da yalanlamıştı. Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?
'Ad toplumu da yalanlamıştı. Benim cezalandırmam ve uyarmam nasıl oldu?
Ad da yalanladı. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
Ad da yalanladı. Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
Ad kavmi de yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Tekzib etti de Ad nasıl oldu azabım ve inzarlarım?
Ad da yalanladı. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Âd da yalanladı. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Ad da yalanladı. Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Aad (kavmi, peygamberleri Hud'ü) tekzib etdi. İşte benim azabım (ve bundan evvel) tehdidlerim nice imiş (düşünün).
Ad kavmi de tekzib etti. Benim azabım ve tehdidim nasılmış?
(18-22) Âd kavmi de yalanladı , azabım ve uyarım nasıl oldu? Onların üzerine, uğursuzluğu kesilmeyen bir günde uğultulu / gürültülü bir rüzg âr gönderdik. İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar kökünden sökük hurma kütükleri gibiydiler. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Âd (kavmi) de yalanladı. İşte (bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
'Ad da yalanladı, ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
(Hud'un toplumu) Ad da yalana sarılmıştı dipnot 1 . (Bakın bakalım) benim azabım ve uyarılarım nasıl olmuş dipnot 2 !
Ad toplumu da yalana sarılmıştı. Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış!
Âd da (Hud'u) yalanlamıştı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ad da yalanlanmıştı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ad da yalanlamıştı. Ama nasıl oldu azabım ve uyarılarım!
Kamer suresi, 19. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.
(19, 20) Sürekliliği olan kara bir günde onların üzerine, insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seren bir kasırga göndermiştik.[1]
Elbet Biz de onların üzerine kapkara bir günde gürültülü bir kasırga gönderdik:
Biz onların üstüne müthiş uğursuz bir günde şiddetli bir kasırga gönderdik,
Muhakkak ki biz onların üzerine, uğursuz bir gün içinde sürekli helak edici bir kasırga irsal ettik.
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
Uğursuzluğu gün boyunca süren, uğultulu bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik.
Biz onların üzerine, uğursuzluğu devamlı bir günde, dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Uğursuzluk üstüne uğursuzluğa sahip bir günde üzerlerine vahşi bir rüzgar gönderdik.
Uğursuzluk üstüne uğursuzluğa sahip bir günde üzerlerine vahşi bir rüzgar gönderdik.
Çünkü üzerlerine uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar salıverdik.
çünkü salıverdik üzerlerine müstemirr, nühusetli bir günde bir soğuk rüzgar ki sarsar
Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgarı gönderdik.
Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgarı gönderdik.
Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgarı gönderdik.
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik.
Çünkü biz (haklarında) uğursuz (ve uğursuzluğu) sürekli bir günde onların üstüne çok gürültülü fırtına gönderdik.
Nitekim uğursuz günde üzerlerine şiddetli bir rüzgarı devamlı olarak gönderdik.
(18-22) Âd kavmi de yalanladı , azabım ve uyarım nasıl oldu? Onların üzerine, uğursuzluğu kesilmeyen bir günde uğultulu / gürültülü bir rüzg âr gönderdik. İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar kökünden sökük hurma kütükleri gibiydiler. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
Biz onların üstüne uğursuz mu uğursuz bir günde uğultulu bir kasırga saldık.
Kötülüğü sürüp giden kara günde üstlerine soğuk ve şiddetli bir rüzgar gönderdik dipnot 1 ;
Her şeyin ters gittiği bir günde üstlerine çok sert bir fırtına göndermiştik.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu sert bir rüzgar gönderdik.
Onların üzerine zor ve meşakkatli baskın süren bir günde kavuran rüzgarları göndermiştik.
Biz onların üzerine uğursuzluğu kesiksiz bir günde, dondurucu/uğultulu bir kasırga gönderdik.
Kamer suresi, 20. ayet. تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ
İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
(19, 20) Sürekliliği olan kara bir günde onların üzerine, insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seren bir kasırga göndermiştik.[1]
insanları öyle savuruyordu ki, sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi (yere serildiler).
(bu kasırga,) insanları köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi savurup attı.
İnsanları, sanki sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp atıyordu.
İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi insanları savurup attı.
O rüzgar, insanları, sanki köklerinden koparılmış, hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
İnsanları, sanki köklerinden koparılmış hurma kütükleriymiş gibi yıkıyordu.
İnsanları, sanki köklerinden koparılmış hurma kötükleriymiş gibi yıkıyordu.
İnsanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yoluyordu.
İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar
İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.
İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.
İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi savurup atıyordu.
İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
(Öyle bir fırtına ki) insanları, sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi, ta temelinden kopar (ıb helake uğrat) ıyordu.
İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp yere seriyordu.
(18-22) Âd kavmi de yalanladı , azabım ve uyarım nasıl oldu? Onların üzerine, uğursuzluğu kesilmeyen bir günde uğultulu / gürültülü bir rüzg âr gönderdik. İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar kökünden sökük hurma kütükleri gibiydiler. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
İnsanları koparıp atıyordu. Sanki onlar kökünden kopmuş hurma kütükleri idiler.
İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.
insanları kaldırıp atıyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler dipnot 1 .
İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
Sanki kökünden sökülmüş hurma ağacının kökleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu.
Sanki kökünden sökülmüş hurma ağacının kökleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu.
İnsanları, köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
Kamer suresi, 21. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
Benim azabım ve benim uyarılarım (bak) nasıl olmuştu!
Fakat uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş, (gördüler).
Zaten uyarılarım gözardı edildiğinde verdiğim azap ne şiddetlidir!
Benim azabım ve uyarmalarım bak nasıl oldu!
Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?
Nasılmış benim azabım ve uyarılarım?
Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
Bak nasılmış azabım ve uyarılarım?
Bak nasılmış azabım ve inzarlarım?
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
Şu halde benim azabım ve uyarmam nasılmış?
İşte benim azabım ve (bundan evvel) tehdidlerim nice imiş(düşünün).
İşte Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?
(18-22) Âd kavmi de yalanladı , azabım ve uyarım nasıl oldu? Onların üzerine, uğursuzluğu kesilmeyen bir günde uğultulu / gürültülü bir rüzg âr gönderdik. İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar kökünden sökük hurma kütükleri gibiydiler. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
(Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Benim azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
(Gördünüz mü) benim azabım ve uyarılarım nasıl olmuş dipnot 1 !
Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış; bir düşünün!
Azabım ve uyarılarım nasılmış?
-Azabım ve uyarılarım nasılmış?
Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
Kamer suresi, 22. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Yemin olsun ki Kur'an'ı (gerçeği) hatırla(t)mak için kolaylaştırdık. Hatırlayan var mı?
Ve doğrusu Biz bu Kur'an'ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?
Bu nedenle Biz bu Kuran'ı akılda kolay tutulur kıldık. Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?
Andolsun ki Kuran'ı kolaylaştırdık hakikatin hatırlanması ve tefekkürü için! Düşünen yok mu?
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
Andolsun biz Kur'an’ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?
Andolsun ki Kur'an'ı,düşünenler için kolaylaştırdık. Düşünen var mı?
Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?
Andolsun biz Kuran'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
Andolsun ki biz Kur'anı düşünmek için kolaylaşdırmışızdır. O halde var mı bir düşünen?
Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?
(18-22) Âd kavmi de yalanladı , azabım ve uyarım nasıl oldu? Onların üzerine, uğursuzluğu kesilmeyen bir günde uğultulu / gürültülü bir rüzg âr gönderdik. İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar kökünden sökük hurma kütükleri gibiydiler. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?
Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
Biz Kur'an'ı, doğru bilgi edinilmesi için gerçekten kolaylaştırdık. Peki, o bilgiyi alan var mı dipnot 1 ?
Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur'an'ı (ayetler kümesini bulmayı) kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı?
Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/düşünülmesi olması için kolaylaştırdık, öğüt alan var mı?
Andolsun ki Kur'an'ı öğüt olması için kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı?
Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.