Kamer suresi · 23–32. ayetler

Semûd kavmi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kamer suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 23. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

    Diyanet İşleri

    (23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

    Mehmet Okuyan

    (23, 24) Semûd (kavmi) de uyarı(cı)ları yalanlamıştı ve "Aramızdan bir insana mı uyacağız? dipnot 1 Bu durumda biz sapkınlık ve çılgınlık içinde oluruz!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Teğâbun 64:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Semud da bütün uyarıları yalanladı;

    Muhammed Esed

    Semud (kavmi de) bütün uyarılarımızı yalanlamıştı;

    Ahmed Hulusi

    Semud da uyarıcıları yalanladı.

    Ali Bulaç

    Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

    Ali Özek ve heyeti

    Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.

    Ali Rıza Safa

    Semud da uyarıları yalanlamıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.

    Edip Yüksel

    Semud da uyarıları yalanladı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Semud da uyarıları yalanladı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Semud da o uyarıları yalanladılar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Semud o inzarları tekzib ettiler

    Erhan Aktaş

    Semud da uyarıcıları yalanladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Semud da uyarıcıları yalanladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Semud da uyarıcıları yalanladı.

    Gültekin Onan

    Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

    Hasan Basri Çantay

    Semud (kavmi, kendilerini azab ile) korkutan (emir) leri yalan saydı (lar) da,

    İbni Kesir

    Semud kavmi de uyarıları yalanladı.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.

    Süleyman Ateş

    Semud da uyarıları yalandı:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Semud toplumu da bütün uyarıları yalan saymıştı.

    Şaban Britch

    Semûd da o uyarıları yalanladılar.

    Şaban Piriş

    Semud da tehdidine kulak asmadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Semud da uyarıları yalanlamıştı.

  2. Kamer suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 24. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

    Diyanet İşleri

    (23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

    Mehmet Okuyan

    (23, 24) Semûd (kavmi) de uyarı(cı)ları yalanlamıştı ve "Aramızdan bir insana mı uyacağız? dipnot 1 Bu durumda biz sapkınlık ve çılgınlık içinde oluruz!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:27; İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Teğâbun 64:6.

    Mustafa İslamoğlu

    ve dediler ki: "Ne! İçimizden (bula bula) bir ölümlüye mi uyacağız? Bu takdirde biz sapıklığa ve çılgınlığa gömülmüş oluruz.

    Muhammed Esed

    ve şöyle demişlerdi: "Biz kendi içimizden çıkan bir faniye mi uyacağız? O takdirde biz mutlaka hataya ve ahmaklığa duçar oluruz!

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Bizden bir beşere mi tabi olacağız? O takdirde muhakkak ki inancımızdan sapıp ahmaklık içinde kalırız. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."

    Ali Özek ve heyeti

    «Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz» dediler.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle demişlerdi: "Kendi aramızdan bir insanoğluna mı uyacağız? Aslında, o zaman, aymazlık ve çılgınlık yapmış oluruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz" dediler.

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Bizden bir insana mı uyalım? O zaman biz sapar ve cehenneme gireriz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Bizden bir insana mı uyalım? O zaman biz sapar ve cehenneme gireriz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şöyle dediler: "İçimizden bir insana mı uyacağız? Şüphesiz biz o vakit şaşkınlık içinde kalır, ateşlere yanarız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şöyle dediler: içimizden bir beşere mi tabi' olacağız? Şübhesiz biz o vakıt şaşkınlık içinde kalır ateşlere yanarız

    Erhan Aktaş

    Şöyle dediler: "Bizden biri olan bir beşere mı biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şöyle dediler: "Bizden biri olan bir beşere mı biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şöyle dediler: "Bizden biri olan bir insana mı, biz ona mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz (im cinsimiz) den bir tek insana, ona mı tabi' olacağız? Bu takdirde biz muhakkak ki bir sapıklık ve delilik içinde (kalmış oluruz)", dediler.

    İbni Kesir

    Dediler ki: İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz, sapıklık ve delilik etmiş oluruz.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "İçimizden bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz kesin bir sapıklık ve delilik içinde (kalmış) oluruz.

    Süleyman Ateş

    "Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Şöyle demişlerdi: "İçimizden, tek başına kalmış bir beşere mi uyacağız dipnot 1 ! O zaman kesinlikle bir sapkınlık ve çılgınlık içine girmiş oluruz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şöyle demişlerdi: "Bizden biri olan bu insana mı uyacakmışız biz? Ona uyarsak sapıtır, kendimizi ateşe atarız.

    Şaban Britch

    İçimizden bir adama mı uyacağız? O vakit sapıtmış ve delilik etmiş oluruz, dediler.

    Şaban Piriş

    -İçimizden bir adama mı uyacağız? O vakit sapıtmış ve delilik etmiş oluruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle demişlerdi: "İçimizden bir tek insana mı uyacağız? Vallahi böyle bir durumda biz, sapıklık ve çılgınlık içine düşeriz."

  3. Kamer suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 25. ayet. أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

    Diyanet İşleri

    "Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."

    Mehmet Okuyan

    (Devamla:) "Vahiy, aramızdan ona mı verildi? dipnot 1 Aslında o, şımarık yalancının biridir!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Sâd 38:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Vahiy, aramızdan bir tek ona mı indirildi? Hayır, aksine o yalanda sınır tanımayan bir mağrurun biri."

    Muhammed Esed

    Neden içimizden bir tek o'na (ilahi) öğüt ve uyarı indirildi? Hayır, o küstah bir yalancıdan başka bir şey değil!"

    Ahmed Hulusi

    "Zikir (hakikat ilmini hatırlatıcı) aramızdan Ona mı ilka olundu? Bilakis O küstah bir yalancıdır!"

    Ali Bulaç

    "Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır."

    Ali Özek ve heyeti

    «Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, çok yalancı biridir» (dediler).

    Ali Rıza Safa

    "Öğreti, aramızdan Ona mı verildi?" "Hayır, O, saygısız bir yalancı!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır, o yalancı ve şımarığın biridir" dediler.

    Edip Yüksel

    "Mesaj aramızdan ona mı verildi? O, yalancı küstahın biridir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Mesaj aramızdan ona mı verildi? O, yalancı küstahın biridir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir şımarık yalancıdır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O zikir aramızdan ona mı bırakılıyor? Belki o bir şımarık yalancıdır.

    Erhan Aktaş

    Zikir. dipnot 1 aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an. Öğüt. Hatırlatıcı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Zikir dipnot 1 , aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an. Öğüt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öğüt, aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.

    Gültekin Onan

    "Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır."

    Hasan Basri Çantay

    "Bizim aramızdan vahy ona mı verildi? Hayır, o, şımarık, aşırı bir yalancıdır".

    İbni Kesir

    Zikir, aramızdan ona mı verilmiş? Hayır o, pek yalancı ve şımarığın biridir.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Aramızdan vahiy ona mı gönderildi? Hayır, o kendini beğenmiş yalancının biridir."

    Süleyman Ateş

    "Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı küstahın biridir!"

    Süleymaniye Vakfı

    O zikir dipnot 1 /o doğru bilgiler aramızdan ona mı verilmiş dipnot 2 ! Aslında o; yalancının ve ukalanın tekidir dipnot 3 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir hem önceki kitapların hem de Kur'an'ın ortak adıdır (Hicr 15/9, Nahl 16/43-44, Enbiya 21/7, 24).
    2. metne dön, dipnot 2
      Mekkeli müşrikler aynısını Muhammed Aleyhisselam için söylemişlerdir (Sad 38/8, Zuhruf 43/31).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru bilgi içimizden ona mı verilmiş? Aslında o; yalancının, kendini beğenmişin teki!"

    Şaban Britch

    Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır! O, yalancı küstahın biridir.

    Şaban Piriş

    -Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır, O, yalancı küstahın biridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Aramızdan öğüt ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir."

  4. Kamer suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 26. ayet. سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

    Diyanet İşleri

    Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

    Mehmet Okuyan

    Yarın (yakında) onlar şımarık yalancının kim olduğunu göreceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah dedi ki): "Onlar yarın 'yalanda sınır tanımayan mağrur' kimmiş bilecekler:

    Muhammed Esed

    (Allah:) "Onlar yarın kimin küstah ve yalancı olduğunu görecekler!" dedi,

    Ahmed Hulusi

    Yarın kimin küstah bir yalancı olduğunu bilecekler!

    Ali Bulaç

    Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip öğreneceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yarın onlar, çok yalancının ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    "Kimin saygısız bir yalancı olduğunu yarın görecekler!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.

    Edip Yüksel

    Yalancı küstahın kim olduğunu yarın öğreneceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalancı küstahın kim olduğunu yarın öğreneceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İleride o şımarık yalancı kimdir bilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İleride bilecekler o şımarık yalancı kimdir?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, yarın dipnot 1 küstah yalancının kim olduğunu anlayacaklar!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet Günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yarın dipnot 1 küstah yalancının kim olduğunu anlayacaklar!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet Günü.

    Gültekin Onan

    Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip öğreneceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Şımarık, aşırı yalancı kimmiş, yarın bilecekler onlar.

    İbni Kesir

    Yarın kimin pek yalancı, şımarığın biri olduğunu bileceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yarın kimin kendini beğenmiş yalancı olduğunu bilecekler.

    Süleyman Ateş

    (Salih'e dedik ki): Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimin yalancı ve ukala olduğunu yarın öğrenecekler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yalancının ve kendini beğenmişin kim olduğunu yarın öğrenecekler.

    Şaban Britch

    Yarın onlar kimin yalancı küstah olduğunu görecekler.

    Şaban Piriş

    -Yarın onlar kimin yalancı küstah olduğunu görecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yarın bilecekler, kimmiş yalancı küstah!

  5. Kamer suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 27. ayet. إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

    Diyanet İşleri

    (Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

    Mehmet Okuyan

    (Ey Salih)! Onları imtihan etmek için dişi devenin göndericileri biziz (onu biz belirledik). Sen onları sadece gözetle ve sabırlı olmaya devam et!

    Mustafa İslamoğlu

    Unutma ki (Ey Salih); Biz bu dişi deveyi onları sınamak için göndermiş bulunuyoruz: artık onları gözetle ve sabırlı ol!

    Muhammed Esed

    "Bak (ey Salih,) Biz bu dişi deveyi onlar için bir sınama olsun diye gönderiyoruz; sen onları sadece seyret ve sabırlı ol.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz, onlara bir sınav objesi olarak dişi deve irsal ettik. . . Artık onları gözetle ve sabret.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip bekle ve sabret.

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, onları sınamak için, dişi deveyi göndereceğiz. Artık, onları seyret ve dirençli ol!"

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten, onları denemek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret!

    Edip Yüksel

    Deveyi bir sınav olarak göndereceğiz. Onları gözetle, sabırlı ol.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Deveyi bir sınav olarak göndereceğiz. Onları gözetle, sabırlı ol.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte Biz onları imtihan etmek için o dişi deveyi salıyoruz; onun için onları gözet ve sabırlı ol!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte biz onlara bir fitne olmak üzere o Nakayı (o dişi deveyi) salıyoruz. Onun için gözet onları ve sabırlı ol

    Erhan Aktaş

    Biz, fitne dipnot 1 olsun diye onlara dişi deveyi dipnot 2 gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sınav.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dişi deve" günümüzün modern deyimi ile "kamuya ait bir mal" dır. Yani sahibi toplum olan, toplumun ortak malıdır. Diğer bir ifade ile ihtiyaç sahiplerinin yararına sunulan bir imkandır. Böyle olunca da dokunulmazdır. Bu, alegorik bir örnekleme de olabilir. Kimsesizlerin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan yardım imkanlarının korunması ve gözetilmesi, gelir kaynaklarının güvence altına alınmasının gereği anlatılmak istenmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, fitne dipnot 1 olsun diye onlara dişi deveyi dipnot 2 gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sınav.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dişi deve" günümüzün modern deyimi ile "kamuya ait bir mal" dır. Yani sahibi toplum olan, toplumun ortak malıdır. Diğer bir ifade ile ihtiyaç sahiplerinin yararına sunulan bir imkandır. Böyle olunca da dokunulmazdır. Bu, sembolik bir örnekleme de olabilir. Kimsesizlerin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan yardım imkanlarının korunması ve gözetilmesi, gelir kaynaklarının güvence altına alınmasının gereği anlatılmak istenmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, fitne dipnot 1 olsun diye onlara dişi deveyi dipnot 2 gönderdik. Artık onları gözetle ve sabret.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sınav.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dişi deve" günümüzün modern deyimi ile "kamuya ait bir mal"dır. Yani sahibi toplum olan, toplumun ortak malıdır. Diğer bir ifade ile ihtiyaç sahiplerinin yararına sunulan bir imkandır. Böyle olunca da dokunulmazdır. Bu, sembolik bir örnekleme de olabilir. Kimsesizlerin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan yardım imkanlarının korunması ve gözetilmesi, gelir kaynaklarının güvence altına alınmasının gereği anlatılmak istenmektedir.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip bekle ve sabret.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, biz onlara, bir imtihaan olmak üzere, o dişi deveyi gönderenleriz. "Onları gözetle ve fezalarına) sabret".

    İbni Kesir

    Gerçekten onları, imtihan etmek için dişi deveyi gönderen Biziz. Onları gözetle ve sabret.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.

    Süleyman Ateş

    Biz onlara, kendilerini sınamak için dişi deveyi göndereceğiz. Hele sen onları gözetle, sabret.

    Süleymaniye Vakfı

    (Salih'e şöyle dedik:) "Biz, onları imtihan etmek dipnot 1 için bir dişi deve göndereceğiz dipnot 2 . Sen de onları gözetle ve sabırlı ol.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları imtihan için bir dişi deve gönderiyoruz. Sabırlı ol ve onları izle.

    Şaban Britch

    Biz onları fitne olsun diye dişi deveyi gönderiyoruz. Onları gözet ve sabret!

    Şaban Piriş

    -Biz onları sınamak için dişi deveyi gönderiyoruz; Onları gözet ve sabret!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir imtihan aracı olarak kendilerine dişi deveyi göndereceğiz. Artık gözetle onları ve sabret!

  6. Kamer suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 28. ayet. وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

    Diyanet İşleri

    "Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

    Mehmet Okuyan

    Onlara, her biri kendi nöbetinde sudan yararlanacak şekilde suyun aralarında paylaşılarak kullanılacağını bildir!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlara suyun aralarında taksim edildiğini haber ver: her sulama nöbetleşe yapılacaktır."

    Muhammed Esed

    Onlara (kuyu) sularının aralarında paylaştırılacağını bildir; her birine eşit paylar (şeklinde.)"

    Ahmed Hulusi

    Onlara haber ver ki, su aralarında paylaştırılmıştır. . . Her kısım sudan, nöbetleşe payını alsın.

    Ali Bulaç

    "Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara, suyun aralarında paylaştırdığını haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin.

    Ali Rıza Safa

    "Ve suyun aralarında paylaştırılacağını onlara haber ver; içecek olan hazır bulunsun!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, suyun aralarında paylaştırdığını haber ver! Her biri, kendi içme sırasında gelsin.

    Edip Yüksel

    Onlara, suyun (deveyle) aralarında paylaşılacağını bildir. Her içim sırayla sunulacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, suyun (deveyle) aralarında paylaşılacağını bildir. Her içim sırayla sunulacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara haber ver ki su aralarında nöbetleşe taksim edilmiştir. Herkes suyu sırasına göre alacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem haber ver onlara ki su aralarında nevbetle taksim ve her su alış huzur iledir

    Erhan Aktaş

    Onlara, suyun bölüşüldüğünü haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, suyun bölüşüldüğünü haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, suyun bölüşüldüğünü dipnot 1 haber ver. Her içiş hazır kılınmıştır. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suyun bölüşülmesinin halkla deve arasında bir paylaştırma olarak anlaşılması doğru değildir. Paylaşımda söz konusu edilen halktır. Ayette yer alan her iki "onlar" zamiri de halk için kullanılmıştır. Devenin muhatap alınmış olması düşünülemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkes payını alacaktır.

    Gültekin Onan

    "Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun."

    Hasan Basri Çantay

    "Bir de suyun her halde aralarında taksimli olduğunu kendilerine haber ver. Her su nevbetinde (saahibi) haazır (bulunsun" dedik.)

    İbni Kesir

    Onlara, suyun aralarında taksim olunduğunu da haber ver. Her biri su nöbetinde hazır bulunsun.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara suyun aralarında taksim edildiğini de haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin.

    Süleyman Ateş

    Onlara, suyun aralarında paylaştırılacağını, (bir gün devenin, bir gün de kendilerinin su içme nöbeti olacağını) haber ver; içme sırası kiminse o gelip suyunu alsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Suyu içme hakkının (deve ile kendi) aralarında paylaştırıldığını bildir. Sırası gelen suyun başında bulunsun.

    Şaban Britch

    Onlara suyun aralarında taksim edildiğini de haber ver. Su içme sırası gelen hazır bulunsun.

    Şaban Piriş

    Onlara suyun aralarında taksim edildiğini de haber ver. Su içme sırası gelen hazır bulunsun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Suyun, aralarında bölüştürüleceğini onlara bildir. Her su alış/içiş nöbetledir/içilecek her miktar hazırlanmıştır.

  7. Kamer suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 29. ayet. فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

    Diyanet İşleri

    Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken onlar, (çete başı olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kafa kafaya verdiler... ve nihayet o, (deveyi) gaddarca boğazladı.

    Muhammed Esed

    Ama onlar (en yakın) adamlarını çağırdılar; o (gelir gelmez kötü bir işe) kalkıştı ve (hayvanı) vahşice boğazladı.

    Ahmed Hulusi

    Arkadaşlarına seslenip çağırdılar. Onlar da payını aldı, deveyi de vahşi şekilde boğazladılar!

    Ali Bulaç

    Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'

    Ali Özek ve heyeti

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, arkadaşlarını çağırdılar. Ardından, işe koyulup kesti.

    Bayraktar Bayraklı

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti.

    Edip Yüksel

    Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da çekip (deveyi) kesti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını çırptı (biçti).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silaha sarıldı da ayaklarını çırptı

    Erhan Aktaş

    Derken arkadaşlarını çağırdılar, dipnot 1 o da bıçağa sarıldı ve kesti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Deveyi öldürmesini istediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da bıçağa sarıldı ve kesti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Deveyi öldürmesini istediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Derken arkadaşlarını çağırdılar dipnot 1 , o da hazırlandı ve acımasızca kesti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Deveyi öldürmesini istediler.

    Gültekin Onan

    Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi'.

    Hasan Basri Çantay

    Binnetice, arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesdi.

    İbni Kesir

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da sarılarak onu kesti.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da (kılıcı) alıp, deveyi kesti.

    Süleyman Ateş

    Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Derken arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağı kaptığı gibi deveyi kesti.

    Şaban Britch

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi kesti.

    Şaban Piriş

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahşice boğazladı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Arkadaşlarını çağırdılar, o da hançerini kapıp deveyi boğazladı.

  8. Kamer suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 30. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    Diyanet İşleri

    Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

    Mehmet Okuyan

    Benim azabım ve benim uyarılarım (bak) nasıl olmuştu!

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabımın nasıl olduğunu (hiç hesaba katmadı).

    Muhammed Esed

    uyarım gözardı edildiğinde verdiğim azap ne şiddetlidir!

    Ahmed Hulusi

    Benim azabım ve uyarmalarım bak nasıl oldu!

    Ali Bulaç

    Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?

    Bayraktar Bayraklı

    Nasılmış benim azabım ve uyarılarım?

    Edip Yüksel

    Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat bak nasıl oldu azabım ve uyarılarım?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat bak nasıl oldu azabım ve inzarlarım

    Erhan Aktaş

    Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Gültekin Onan

    Şu halde benim azabım ve uyarmam nasılmış?

    Hasan Basri Çantay

    İşte benim azabım ve (bundan evvel) tehdidlerim nice imiş (düşünün).

    İbni Kesir

    İşte, Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?

    Süleyman Ateş

    Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış; bir düşünün!

    Şaban Britch

    Bak şimdi, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Şaban Piriş

    -Bak şimdi, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!

  9. Kamer suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 31. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet Biz de onlara tek bir bela sayhası gönderdik: sonunda çürüyüp un-ufak olmuş odun talaşına döndüler.

    Muhammed Esed

    Biz onlara (ceza olarak) bir tek darbe vurduk ve bir çiftliğin kurumuş, kırılmış fidanlarına döndüler.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz onların üzerine sayha-i vahide (bir tek şiddetli titreşimli ses) irsal ettik de (davarların önüne) konmuş çöp kırıntısı gibi oldular.

    Ali Bulaç

    Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, benzersiz bir gürlemeyi, onların üzerine gönderdik. Hayvan barınaklarındaki ufalanmış kuru otlar gibi oldular.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.

    Edip Yüksel

    Üzerlerine bir tek patlama gönderdik ve onlar ağılcının topladığı saman yığınına döndüler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üzerlerine bir tek patlama gönderdik ve onlar ağılcının topladığı saman yığınına döndüler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Biz üzerlerine tek bir sayha gönderiverdik; ağılcı çırpısı gibi kırılıp dökülüverdiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü biz üzerlerine tek bir sayha salıverdik, ağılcı çırpısı gibi kırılıp döküle kaldılar

    Erhan Aktaş

    Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağılcıların topladığı ufalanmış kuru ot gibi oldular.

    Gültekin Onan

    Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik de hayvan ağılına konan kuru çalı çırpı ve otlar gibi oluverdiler.

    İbni Kesir

    Nitekim üzerlerine bir tek çığlık gönderdik de ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de onlar, ağıldaki (hayvanların çiğneyip ufaladıkları) kuru çöpler gibi oldular.

    Süleyman Ateş

    Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp döküldüler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzerlerine yüksek bir ses saldık; hayvan barınağına serilmiş kuru otlar gibi oldular.

    Şaban Britch

    Onların üstüne tek bir çığlık gönderdik. Hemen hayvan ağılına (çit olarak) konan kuru ot gibi oluverdiler.

    Şaban Piriş

    Onların üstüne tek bir çığlık gönderdik de deve ağılındaki kuru ot gibi oldular.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, onlar üzerine bir tek ses gönderdik de ağılcının serptiği kuru ot gibi kırılıp ufalandılar.

  10. Kamer suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kamer suresi, 32. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Diyanet İşleri

    Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Kur'an'ı (gerçeği) hatırla(t)mak için kolaylaştırdık. Hatırlayan var mı?

    Mustafa İslamoğlu

    Ve doğrusu Biz bu Kur'an'ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?

    Muhammed Esed

    Bu nedenle Biz bu Kuran'ı akılda kolay tutulur kıldık. Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Kuran'ı kolaylaştırdık, hakikatin hatırlanması ve tefekkürü için! Buna göre bir düşünen yok mu?

    Ali Bulaç

    Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki Kur'an'ı,düşünenler için kolaylaştırdık. Düşünen var mı?

    Edip Yüksel

    Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuran'ı mesaj için kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık, fakat düşünen mi var?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Var mı öğüt alıp düşünen?

    Gültekin Onan

    Andolsun biz Kuran'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz Kur'anı düşünmek için kolaylaşdırmışızdır. O halde bir düşünen var mı?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan var mı?

    Mehmet Alagaş

    (23-32) Semûd ta uyarıları yalanladı. Dediler ki bizden beşer birine / bizim gibi derili birine mi uyacağız. (Melek falan olsaydı belki, fakat, bu bir beşer) Kesinlikle işte o zaman, sapmışlık ve çılgınlık içindeyiz demektir. Kur’an / Zikir içimizden gele gele ona mı geldi? Bilâkis o çok yalancı ve de şımarık biridir. İleride kim yalancı ve kim şımarmış bilecekler. Şimdi onlara, onları sınayıp ayrıştıracak / onlara fitne olacak bir deve gönderiyoruz, sen onları gözlemle ve de sabret. Onlara suyun aralarında (deve v e kavim arasında) bölüştürülmüş / ta ksimatlı olduğunu haber ver, her biri içeceği zaman hazır bulunsun. Onlar da arkadaşlarını yardıma çağırdılar, o da gaddarlaştı ve deveyi kesti. Azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Biz de onlara tekbir ses gönderdik. Onlar da ağıllarda hayvanlara serilen ağıl çırpıntısı gibi oldular. Kesin olan şu ki biz, Kuranı hatıra gelebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?

    Süleyman Ateş

    Andolsun Biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur'an'ı (ayetler kümesini bulmayı) kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı?

    Şaban Britch

    Andolsun ki Kur’an’ı da okunması/düşünülmesi için kolaylaştırdık, öğüt alan var mı?

    Şaban Piriş

    Andolsun ki Kur'an'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.