Diyanet İşleri
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
Kehf suresi
Kehf suresi, 11. ayet. فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا
feḍarabnâ `alâ âẕânihim fi-lkehfi sinîne `adedâ.
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ashâb-ı Kehf Kehf 9–26 3
Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Bunun üzerine biz de mağarada kulaklarına perde çekip yıllarca” üç yüz dokuz yıl “(onları uyuttuk).” Sözü edilen bu uyku sayesinde kalpleri ıztırap ve korkuya karşı korunduğu gibi kendileri de kavimlerinden de korunmuş oldular. Ayrıca bununla apaçık bir mucize de gerçekleşmiş oldu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bunun üzerine biz onların (grup halinde dinleri adına toplumlarından ayrılarak) mağaraya sığınmalarından sonra bütün sesleri duymayacak şekilde kulaklarına perde çektik ve mağarada onları çok uzun seneler uyuttuk.
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: سنو (20 geçiş)
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: عدد (57 geçiş)
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler,…
Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş)
O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir…
Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş)
Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece…
Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş)
Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz de senelerce o mağarada onların kulaklarına perde yerleştirmiştik (onları uykuya daldırmıştık).
Bunun üzerine Biz de kulaklarına, yıllar boyu onları (dış dünyaya) kapatan bir (mühür) vurduk.
Biz de bunun üzerine mağarada onların kulaklarını yıllarca (dış dünyaya) kapalı tuttuk,
Bu sebeple uzun yıllar o mağarada onların kulakları üzerine vurduk (algılamalarını dünyaya kapadık, uyuttuk).
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).
Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuya daldırdık.)
Bunun üzerine, onların kulaklarını, büyük mağarada yıllarca kapalı tuttuk.
Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk/onları uykuya daldırdık.
Bunun üzerine sayılı yıllar süresince mağarada kulaklarını kapadık.
Bunun üzerine sayılı yıllar süresince mağarada kulaklarını kapadık.
Bunun üzerine yıllarca mağarada kulakları üzerine vurduk (uyuttuk).
Bunun üzerine müteaddid seneler kehifte kulakları üzerine vurduk
Böylece onları yıllar yılı mağarada dış dünyadan habersiz yaptık.
Böylece onları yıllar yılı mağarada dış dünyadan habersiz yaptık.
Böylece onları yıllar yılı dış dünyadan habersiz yaptık.
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).
Bunun üzerine biz nice yıllar mağarada onların kulaklarına (perde) vurduk.
Bunun üzerine yıllarca mağarada onların kulaklarına perde vurduk.
(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.
Bunun üzerine Biz de nice yıllar onların kulaklarına perde koyduk (onları uyuttuk).
Bunun üzerine mağarada nice yıllar onların kulaklarına ağırlık vurduk (onları derin bir uykuya daldırdık)
Biz de bunun üzerine o mağarada onların kulaklarını nice yıllar dipnot 1 tıkalı tuttuk /onları derin bir uykuya daldırdık.
Sonra o mağarada, kulakları üstünde yıllar yılı kalacak bir kalkan oluşturduk (da derin uykuya daldılar.)
Mağarada onları yıllarca uyuttuk.
(11-12) Mağarada onları yıllarca uyuttuk. Sonra iki gruptan hangisinin bekledikleri sonucu daha iyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları kaldırdık.
Bunun üzerine birçok yıl boyunca mağarada onların kulakları üzerine ağırlık vurduk.
We, in response, struck them deaf and induced them to sleep for a number of years.
We sealed their ears [with sleep] in the cave for years.
Then We draw (a veil) over their ears, for a number of years, in the Cave, (so that they heard not):
We lulled them to sleep in that cave for a number of years
So We sealed their ears with sleep in the cave for a number of years.
Therefore We covered up their (sense of) hearing (causing them to go in deep sleep) in the Cave for a number of years.
So We put them to sleep in the Cave for several years.
So We sealed up their ears (to cut them off from the outside world) in their Place of Refuge for (only) a number of years.
Then We smote their ears many years in the Cave.
I answered their prayer and put them to a comma for several years.
And we struck their ears (with deafness) in the cave for a number of years.
So We sealed upon their ears in the cave for a number of years.
Wherefore We struck their ears with deafness, so that they slept without disturbance in the cave for a great number of years:
And We struck their ears (with deafness) in the cave for a number of years.
Then We struck upon their ears for a (great) number of years in the cave.
Then We sealed up their hearing in the Cave for a number of years.
We sealed off their ears in the cave for a number of years,
And thereupon We veiled their ears in the cave for many a year,
So We caused them to fall into a dead sleep[1] in the cave for many years,
So We sealed upon their ears in the cave for a number of years.
We then sealed their ears in the cave for a predetermined number of years.
So We cast [a cover of sleep] over their ears within the cave for a number of years.
Then smote We their ears in the cave a number of years.
And thereupon We veiled their ears in the Cave for some years. (They remained isolated, hiding from the soldiers of Emperor Decius during his reign, 249-251 C.E.).
Therefore We drew (a veil) over their ears, for a number of years, in the Cave, (so that they did not hear):
So, We sealed up their hearing (putting them to sleep) in the Cave for a number of years.
So We sealed their ears in the cave for many years.