Diyanet İşleri
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 10. ayet. إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
iẕ eve-lfityetü ile-lkehfi feḳâlû rabbenâ âtinâ mil ledünke raḥmetev veheyyi' lenâ min emrinâ raşedâ.
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ashâb-ı Kehf Kehf 9–26 3
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. Daha sonra Yüce Allah, onların ilerde genişçe açıklayacağı kıssalarını önce özetle zikrederek şöyle buyurmaktadır: “Hani o gençler” kavimlerinin kendilerini dinlerinden dönmek için işkenceye maruz bırakmalarından korunup kendilerini himaye etmek istemişler ve “bir mağaraya sığınmış ve şöyle demişlerdi: Rabbimiz, bize tarafından” kendisiyle bize sebat vereceğin, bizi kötülükten koruyacağın ve hayra muvaffak kılacağın “bir rahmet ver ve işimizde doğruya ulaşmayı bize kolaylaştır!” Doğruya ulaştıran her yolu bize kolaylaştır, din ve dünya işimizi ıslah eyle! Böylelikle onlar hem fitneden kaçıp kurtulmak kastı ile saklanabilecekleri bir yere doğru koşup gitmiş hem de Yüce Allah’tan işlerini kolaylaştırmayı niyaz etmişlerdir. Ayrıca ne kendilerine ne de diğer yaratıklara bel bağlamamışlardır. İşte bundan dolayı Yüce Allah, onların dualarını kabul buyurmuş ve onlara akıllarına bile gelmeyen bir imkân nasip etmişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Dinleri için kaçıp mağaraya sığınan Mümin gençlerin dualarında şöyle dediklerini söyle: Rabbimiz bize katından rahmet vererek günahlarımızı bağışla. Ve bizi düşmanlarımızdan kurtar. Kâfirlerden (kaçarak) yaptığımız hicret ve iman edişimizde hak ve doğru yola ulaşmamız için bize hidayet ver.
Aynı kök: هيا (4 geçiş) · Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
(İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki,…
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: رشد (19 geçiş)
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri…
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: فتي (21 geçiş)
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: فتي (21 geçiş)
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler,…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
Aynı kök: هيا (4 geçiş)
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani o gençler mağaraya sığınmışlar ve "Rabbimiz! Bize tarafından merhamet ver ve bize (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!" demişlerdi.
Hani, zamanın birinde o gençler mağaraya sığınmışlar ve "Rabbimiz!" demişlerdi, "Bize yüce katından bir rahmet bahşet ve bizi içine düştüğümüz şu durumdan dolayı doğru (sonuca) ulaştıracak bir bilinçle donat!"
Hani, o gençler mağaraya sığındıkları zaman, "Ey Rabbimiz!" demişlerdi, "Bize katından bir rahmet bahşet; ve içinde bulunduğumuz (harici) şartlar ne olursa olsun bizi doğruluk bilinciyle donat!"
Hani o delikanlılar, o mağaraya sığınmışlar ve "Rabbimiz (hakikatimiz olan Esma bileşimimiz) bize ledünnünden (aslın olan mutlak El Esma mertebesinden açığa çıkan özel bir kuvve ile) bir rahmet (lütfunla oluşacak bir nimet) ver ve bize (bu) işte bir kemal hali oluştur" demişlerdi.
O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl)."
O (yiğit) gençler mağaraya sığınmışlar ve: «Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!» demişlerdi.
O gençler, büyük mağaraya sığındıklarında, şöyle demişlerdi: "Efendimiz! Senin katından, bize bir rahmet ver ve işimizden bir çıkış yolu bağışla!"
O gençler mağaraya sığınmışlar ve "Rabbimiz,bize katından rahmet ver ve bize şu durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!" demişlerdir.
Gençler mağaraya sığındıklarında, "Efendimiz bize merhametini yağdır ve bu durumdan bize bir kurtuluş yolu göster" demişlerdi.
Gençler mağaraya sığındıklarında, 'Rabbimiz bize merhametini yağdır ve bu durumdan bize bir kurtuluş yolu göster,' demişlerdi.
O vakit o genç yiğitler mağaraya çekildiler ve şöyle dediler: " Ey Rabbimiz, bizlere tarafından bir rahmet ihsan et ve bizim için işimizden bir muvaffakiyet hazırla!"
O vakıt ki o genç yiğitler kehfe çekildiler de şöyle dediler: ya rabbena! Bizlere ledünnünden bir rahmet ihsan eyle ve bizim için işimizden bir muvaffakıyyet hazırla
Gençler, mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi: "Rabb'imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet."
Gençler, mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi: "Rabb'imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet."
Gençler, mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi: "Rabb'imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet.
O gençler, mağaraya sığındıkları zaman demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve buyruğumuzdan / buyrultumuzdan (isteğimizden, istediklerimizden) bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl)."
O zaman o gene yeğitler mağaraya sığınmış (lar) dı da: "Ey Rabbimiz, bize tarafından bir rahmet ver ve işimizden bizim için bir muvaffakıyyet hazırla" demişlerdi.
Hani o yiğitler; mağaraya sığınmışlardı da: Rabbımız; bize katından rahmet ver, işlerimizde başarılı kıl, demişlerdi.
(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.
Hani bir kaç genç mağaraya sığınmıştı ve şöyle demişlerdi: "Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu işimizde doğruyu bize nasip et!"
O gençler mağaraya sığındılar: "Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bize şu işimizden bir çıkış yolu hazırla!" dediler.
Bir zamanlar birkaç genç dipnot 1 mağaraya sığınmış ve şöyle demişlerdi: "Rabbimiz! Bize katından bir ikramda bulun ve bu işimizde başarıya ulaşmamızın şartlarını oluştur!" dipnot 2
Bir gün birkaç genç, mağaraya sığınarak şöyle demişlerdi: "Rabbimiz dipnot 1 ! Bize kendi katından ikramda bulun ki bu işin içinden yüzümüzün akıyla(olgunlukla) çıkalım."
Hani bir kaç genç mağaraya sığınmıştı ve şöyle demişlerdi: Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu işimizde doğruyu bize nasip et!
Hani birkaç genç mağaraya sığınmıştı ve şöyle demişlerdi: -Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve işimizde doğruyu başarmayı bize nasip et!
Hani, o yiğit gençler o mağaraya sığındılar da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz, katından bir rahmet ver bize ve bizim için bir çıkış yolu lütfet işimize."
A group of young (Christian) men resolved to escape persecution*; they betook themselves to the Cave -in a mountain near by- where they expressed their invocatory prayer: "O Allah, our Creator". they prayed, "extend to us of Your mercy what will help us endure our tribulation, and direct us to a course of action determining what You commend for us of future events".
When the young men sought refuge in the cave and said, ‘Our Lord, grant us Your mercy, and find us a good way out of our ordeal,’
Behold, the youths betook themselves to the Cave: they said, "Our Lord! bestow on us Mercy from Thyself, and dispose of our affair for us in the right way!"
When those youths sought refuge in the Cave and said: "Our Lord! Grant us mercy from Yourself and provide for us rectitude in our affairs."
When the young men took refuge in the cave and said, ‘Our Lord, give us mercy directly from You and open the way for us to right guidance in our situation. ’
(Remember) when the young men fled for refuge (from their disbelieving folk) to the Cave. They said: "Our Lord! Bestow on us mercy from Yourself, and facilitate for us our affair in the right way!"
When the youths took refuge in the Cave, they said, ‘Our Lord! Grant us a mercy from Yourself, and help us on to rectitude in our affair. ’
(Recall the time) when the young men betook themselves to the Place of Refuge and said (in prayer), `Our Lord! grant us mercy from Yourself and provide for us right course in our affair (setting all things right for us). '
When the youths took refuge in the Cave saying, 'Our lord, give us mercy from Thee, and furnish us with rectitude in our affair. '
When those youth took refuge in the cave (probably fleeing a persecution), they implored: "Lord, please have mercy on us and relieve us from our troubles. "
When the youths resorted to the cave and said, 'O our Lord! bring us mercy from Thee, and dispose for us our affair aright!'
When the youths hid in the cave, and they said, "Our Lord, bring us a mercy from Yourself, and prepare for us a right direction in our affair!"
When the young men took refuge in the cave, they said, O Lord, grant us mercy from before thee, and dispose our business for us to a right issue.
When the youths fled for refuge to the cave and said, "Our Lord! Bestow on us mercy from Thee, and dispose of our affair rightly (or lead us to conduct ourselves rightly). "
As the young men (Literally: the pages) took (their) abode in the cave, (and) so they said, "Our Lord, bring us mercy from very close to You, and dispose for us rectitude in our Command. " (i.e., in Your Command to us; our: in our affair)
When the young men fled for refuge to the Cave and said: Our Lord! Give us mercy from Thy presence, and shape for us right conduct in our plight.
When those young men took shelter in the cave, and prayed: "O Lord, grant us Your favour and dispose our affair aright,"
When those youths took refuge in the cave, they prayed: "O our Sustainer! Bestow on us grace from Thyself, and endow us, whatever our [outward] condition, with consciousness of what is right!"
˹Remember˺ when those youths took refuge in the cave, and said, "Our Lord! Grant us mercy from Yourself and guide us rightly through our ordeal."
When the youths hid in the cave, and they said: "Our Lord, bring us a mercy from Yourself, and help us in our affair!"
When the youths took refuge in the cave, they said, "Our Lord, shower us with Your mercy, and bless our affairs with Your guidance."
[Mention] when the youths retreated to the cave and said, "Our Lord, grant us from Yourself mercy and prepare for us from our affair right guidance. "
(When the young men took shelter in the cave and said: “Our Lord: give Thou us mercy from Thyself, and furnish Thou us out of our affair with rectitude,”
As they fled for refuge to the Cave (outside Ephesus), they prayed, "Our Lord! Bestow on us Grace from Yourself and endow us with insight into the right (and wrong) of all situations.
When the young men took themselves (in hiding) to the Cave: They said, "Our Lord! Grant upon us mercy from Yourself, and take care of things (in our lives) for us in the right way!"
When the young men took refuge in the Cave and said, "Our Lord, bless us with mercy from Your own and provide us with guidance in our matters."
When the youths hid in the cave, and they said: "Our Lord, bring us a mercy from Yourself, and help us in our affair!"