Kehf suresi

Kehf suresi, 8. ayet

Kehf suresi, 8. ayet. وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

veinnâ lecâ`ilûne mâ `aleyhâ ṣa`îden cüruzâ.

Diyanet İşleri

Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 5–11 · surenin 8. ayeti / 110

Konu Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler Kehf 1–8 3

  1. Kehf 5

    Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.

  2. Kehf 6

    Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!

  3. Kehf 7

    İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

  4. 8

    Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.

  5. Kehf 9

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

  6. Kehf 10

    Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.

  7. Kehf 11

    Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. Bununla birlikte Allah, bütün bu sözü edilenleri fani, yok olup gidici ve zeval bulup nihâyete eren varlıklar kılmıştır. Sonunda yeryüzü bitkisiz, bütün lezzet verici şeyleri yok olmuş, dümdüz bir arazi haline gelecek, ırmakları kuruyup bitmiş, üzerindeki eserler yok olup gitmiş, nimetleri zeval bulmuş olacaktır. İşte dünyanın gerçek yüzü budur. Yüce Allah, bu gerçeği gözümüzle görüyormuşuz gibi açıkça bize göstermiş ve ona aldanmaktan bizi sakındırmış, nimetleri sürekli olan ve orada bulunanların mutlu olacağı ebedî bir yurda rağbet etmemizi istemiştir. Bütün bunlar, Allah’ın bize olan rahmetindendir. Dünyanın iç yüzüne bakmaksızın sadece dış görünüşüne bakanlar, onun süs ve gösterişine kanıp aldanırlar. Böylece onlar, dünyaya hayvanlar gibi bağlanır, otlaklarda gezinen dört ayaklılar gibi ondan yararlanmaya çalışırlar. Rablerinin hakkı nedir diye bakmazlar, onu tanımaya en ufak bir gayret harcamazlar. Aksine onların bütün gayretleri, her türlü arzularını ne şekilde gerçekleşirse ve nasıl denk gelirse öylece gerçekleştirmeye yöneliktir. O nedenle bunlardan herhangi birisine ölüm gelip çattığı zaman işlemiş olduğu günahlar ve kusurlardan dolayı değil de kendisi yok olduğu ve lezzetleri elinden kaçıp gittiği için üzülür. Dünyanın iç yüzüne bakıp hem dünyanın hem kendisinin yaratılışından maksadın ne olduğunu bilene gelince böyle bir kimse, yaratılış gayesini gerçekleştirmek hususunda dünyadan kendisine yardımcı olacak kadarını alır ve şerefli ömründe fırsatları değerlendirmeye gayret eder. Dünyayı kalınıp eğlenilecek bir yer değil gelip geçilecek bir mekan kabul eder. Dünyayı bir yolculuk olarak değerlendirir, ebedî kalınacak bir yer olarak değil. Bu kimse, bütün gayretini Rabbini tanımaya, emirlerini yerine getirmeye ve amellerini güzelleştirmeye harcar. İşte böyle bir kimse, Allah nezdinde en güzel bir mevkidedir. Böyle bir kimse, Allah’ın, bütün lütuf ve nimetlerini ihsan etmesine, onu sevinç ve ikramlara gark etmesine layıktır. İşte aldanış içerisinde olan kişi, dünyanın dış görünüşüne bakarken; böyle bir kişi dünyanın gerçek yüzüne bakar; diğeri dünyası için çalışır dururken o, âhireti için amel eder. Bu iki kesim arasında elbette ki fark vardır ve bu iki grup arasındaki fark gerçekten çok büyüktür!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz yeryüzünde olan bütün mahlukatın hayatı sona erdikten sonra; onları üzerinde hiçbir ot bitmeyen çorak bir toprak haline getireceğiz. Bundan ibret alın.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّا ve inna biz elbette
  2. لَجَـٰعِلُونَ lecailune yaparız kök: جعل
  3. مَا ma şeyleri
  4. عَلَيْهَا aleyha (yerin) üzerindeki
  5. صَعِيدًۭا saiyden bir toprak kök: صعد
  6. جُرُزًا curuzen kupkuru kök: جرز

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 4 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جرز (2 geçiş)

    Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hala görmeyecekler mi?

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz mutlaka onun üzerindeki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.

Mustafa İslamoğlu

ama hiç şüphesiz yine Biz, (günü gelince) orada bulunan her şeyi kupkuru bir toprak haline çevirmeyi biliriz.

Muhammed Esed

ve hiç şüphe yok ki (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi kupkuru toprak haline getireceğiz.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki biz arzda (bedende) bulunan her şeyi çorak bir toprak haline getireceğiz!

Ali Bulaç

Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru, çorak bir toprak yapabiliriz.

Ali Özek ve heyeti

(Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.

Ali Rıza Safa

Ve kuşkusuz, onun üzerinde olanları kupkuru toprak yapacağız.

Bayraktar Bayraklı

Biz, elbette yerin üzerindekileri kupkuru bir toprak yapacağız.

Edip Yüksel

Ve elbette biz onun üzerinde bulunanları çorak bir toprak haline dönüştüreceğiz. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Yedi Uyuyanlar diye bilinen müminler 18:9-21 ayetlerinde belirtildiği gibi dünyanın sonu ile doğrudan ilişkilidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve elbette biz onun üzerinde bulunanları çorak bir toprak haline dönüştüreceğiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber şu da bir gerçek ki Biz, onun üzerinde olan herşeyi kupkuru bir toprak yapmaktayız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber şu da muhakkak ki biz onun üzerinde ne varsa hepsini bir kuru toprak etmekteyiz

Erhan Aktaş

Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.

Gültekin Onan

Biz gerçekten yeryüzü üzerinde olanları kupkuru, çorak bir toprak yapabiliriz.

Hasan Basri Çantay

Bununla beraber biz onun üstünde olan şeyleri elbet kupkuru bir toprak yapanlarız.

İbni Kesir

Şüphesiz ki Biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak haline getirebiliriz.

Mehmet Alagaş

(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bununla beraber Biz bunun üstünde olan şeyleri elbet kupkuru bir toprak yaparız.

Süleyman Ateş

Biz elbette (bir gün) yerin üzerindekileri kupkuru bir toprak yaparız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halbuki orada olan her şeyi yok edip kuru bir yüzeye çevireceğiz.

Şaban Britch

Biz mutlaka (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru çorak bir toprak kılıcılarız.

Şaban Piriş

Aynı zamanda biz, yerin üzerindekileri çorak bir arazi de yapabiliriz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve şu da bir gerçek ki biz, yeryüzündeki her şeyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve ölüme yol açan kupkuru bir toprak haline elbette getireceğiz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

One day We will render the face of the earth dry and barren - terra firma- destitute of vegetation.

Abdul Haleem

but We shall reduce all this to barren dust.

Abdullah Yusuf Ali

Verily what is on earth we shall make but as dust and dry soil (without growth or herbage).

Abul A'la Maududi

In the ultimate, We shall reduce all that is on the earth to a barren plain. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    (Ayat 6 )was addressed to the Prophet (peace be upon him), but ( Ayats 7-8 )have been directed to the disbelievers indirectly, as if to say: You must understand it clearly that all the things that you see in the world and which allure you, are a transitory adornment which has been arranged merely to test you, but it is a pity that you have been involved in the misunderstanding that all these things have been created to cater for your pleasure and enjoyment. That is why the only aim and object of life you have set before you is: Eat, drink and be merry. As a result of this you do not pay any attention to your true and real well wisher. You must understand it well that these things have not been provided for pleasure but are actually a means of testing you. You have been placed among them to see which of you is allured by these from the real aim of life and which of you keeps steadfast in the worship of Allah, for which you have been sent to the world. All these things and means of pleasure shall come to an end on the Day, your examination is over and nothing will remain on the earth because it will be turned into a bare plain.

Aisha Bewley

We will certainly make everything on it a barren wasteland.

Al-Hilali & Khan

And verily We shall make all that is on it (the earth) a bare dry soil (without any vegetation or trees.).

Ali Quli Qarai

And indeed We will turn whatever is on it into a barren plain.

Amatul Rahman Omar

Yet it is We Who shall (one day) reduce all that is on it to a barren soil.

Arthur John Arberry

and We shall surely make all that is on it barren dust.

Bijan Moeinian

One day, I will turn this glittering world (that the materialistic people are in love with so much) into a lifeless desert like planet.

E. Henry Palmer

but, verily, we are going to make what is thereon bare soil.

Edip-Layth

We will then make what is on it a barren wasteland.

George Sale

And we will surely reduce whatever is thereon, to dry dust.

Hamid S. Aziz

But, verily, We shall make all that which is thereon a barren mound.

Mahmoud Ghali

And We will indeed make whatever is on it arid dry soil.

Marmaduke Pickthall

And lo! We shall make all that is thereon a barren mound.

Mohamed Ahmed - Samira

For We shall certainly turn it to barren dust.

Muhammad Asad

and, verily, [in time] We shall reduce all that is on it to barren dust!

Mustafa Khattab

And We will certainly reduce whatever is on it to barren ground.

Progressive Muslims

And We will then make what is on it a barren wasteland.

Rashad Khalifa

Inevitably, we will wipe out everything on it, leaving it completely barren.,

Sahih International

And indeed, We will make that which is upon it [into] a barren ground.

Sam Gerrans

And We will make what is thereon barren ground.

Shabbir Ahmed

And, verily, We shall reduce all that is on earth to barren dust!

Syed Vickar Ahamed

And surely, whatever is on earth We shall reduce it only to dust and dried soil.

Taqi Usmani

And surely, We are going to turn whatever is thereon into a barren land.

The Monotheist Group

And We will surely make what is on it completely barren.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩