Kehf suresi

Kehf suresi, 13. ayet

Kehf suresi, 13. ayet. نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى

naḥnü neḳuṣṣu `aleyke nebeehüm bilḥaḳḳ. innehüm fityetün âmenû birabbihim vezidnâhüm hüdâ.

Diyanet İşleri

Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 10–16 · surenin 13. ayeti / 110
  1. Kehf 10

    Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.

  2. Kehf 11

    Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

  3. Kehf 12

    Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.

  4. 13

    Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.

  5. Kehf 14–15

    (14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.

  6. Kehf 16

    (İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. “Biz sana onların haberini gerçek şekliyle anlatıyoruz.” Bu buyruk ile onların kıssalarına dair tafsilata geçilmiş olmaktadır. Yüce Allah, bu kıssayı Peygamberine gerçek şekliyle ve doğrulukla anlatmaktadır ki onda hiçbir yönden en ufak bir şüphe ve tereddüt söz konusu değildir. “Gerçekten onlar, birkaç (yiğit) gençti. Rablerine iman etmişlerdi, biz de hidâyetlerini artırmıştık.” Buradaki “فِتۡيَةٌ” kelimesi azlık belirten çoğul kalıptadır ve onların on kişiden az olduklarına delildir. Onlar, kavimlerinden ayrılarak Yüce Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnız O’na iman etmişlerdi. Yüce Allah da onların imanlarını mükâfatlandırarak hidâyetlerini artırmıştı. Yani onlar, iman yoluna girip hidâyet bulduklarından ötürü Allah da faydalı ilim ve salih amel anlamındaki hidâyetlerini artırmıştı. Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Allah hidâyete erenlerin hidâyetini artırır.” (Meryem, 19/76)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Biz onların başından geçen ve hakkında hiçbir şüphenin olmadığı doğru haberi anlatıp seni bu konuda bilgilendiriyoruz. Şüphesiz onlar Rablerine iman edip, O'na itaat ederek amel etmiş gençlerdir. Biz de onların hak üzerine sabit kalmalarını ve hidayetlerini arttırdık.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. نَّحْنُ nehnu biz
  2. نَقُصُّ nekussu anlatıyoruz kök: قصص
  3. عَلَيْكَ aleyke sana
  4. نَبَأَهُم nebeehum onların haberlerini kök: نبا
  5. بِٱلْحَقِّ ۚ bil-hakki gerçek olarak kök: حقق
  6. إِنَّهُمْ innehum muhakkak onlar
  7. فِتْيَةٌ fityetun gençlerdi kök: فتي
  8. ءَامَنُوا۟ amenu inanmış kök: امن
  9. بِرَبِّهِمْ birabbihim Rablerine kök: ربب
  10. وَزِدْنَـٰهُمْ ve zidnahum biz de onların artırmıştık kök: زيد
  11. هُدًۭى huden hidayetlerini kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: فتي (21 geçiş)

    Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: فتي (21 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler,…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: زيد (61 geçiş)

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.

  • Aynı kök: فتي (21 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde,…

  • Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha…

  • Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

  • Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak,…

  • Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz sana onların haberini bir amaç için anlatıyoruz. Şüphesiz ki onlar, Rablerine inanıp güvenmiş gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırmıştık. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hidayetin artmasıyla ilgili bkz. Al-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4; Müddessir 74:31.

Mustafa İslamoğlu

Sana onların haberini, sahih bir amaca uygun olarak Biz aktaracağız: Şu bir gerçek ki, onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; ve Biz de onların doğru yolda olma bilincini artırmış

Muhammed Esed

(Şimdi) onların kıssasını bütün gerçeğiyle sana anlatacağız. Onlar gerçekten de Rablerine yürekten inanan gençlerdi; ve biz de kendilerini doğru yolda derin bir bilinç ve duyarlıkla güçlendirmiş,

Ahmed Hulusi

(Rasulüm) Onların haberlerini Hak olarak sana hikaye ediyoruz. . . Muhakkak ki onlar Rablerine (Bi-Rabbihim = hakikatleri olan şuurlarında olarak) iman etmiş delikanlılardı. . . Biz de onların hakikatlerini yaşamalarını kuvvetlendirdik.

Ali Bulaç

Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık.

Ali Özek ve heyeti

Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.

Ali Rıza Safa

Onların haberlerini, gerçek olarak sana anlatacağız. Onlar, Efendilerine gerçekten inanmış gençlerdi. Onları, doğru yolda güçlendirdik.

Bayraktar Bayraklı

Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Gerçekten onlar, Rabblerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.

Edip Yüksel

Onların haberini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Efendi'lerini onaylamış gençlerdi. Onların hidayetini arttırmıştık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların haberini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rab'lerine inanmış gençlerdi. Onların hidayetini arttırmıştık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz sana onların kıssalarını doğru olarak naklediyoruz: Hakikaten bunlar, Rablerine iman eden birkaç genç yiğitti; Biz de hidayetlerini artırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz sana onların kıssalarını doğru olarak naklediyoruz: hakıkat bunlar, bir kaç genç yiğit rablarına iyman ettiler, biz de hidayetlerini artırdık ve kalblerine rabıta verdik

Erhan Aktaş

Biz, sana onların hikayesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz. Onlar Rabb'lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti dipnot 1 arttırdık.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru yola yönelme bilinçlerini.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, sana onların hikayesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz. Onlar Rabb'lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti dipnot 1 arttırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru yola yönelme bilinçlerini.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, sana onların hikayesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz. Kuşkusuz onlar, Rabb'lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti dipnot 1 arttırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru yola yönelme bilinçlerini arttırdık.

Gültekin Onan

Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar rablerine inanmış gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık.

Hasan Basri Çantay

(Şimdi) sana onların kıssasını, hakıykatı vech ile, anlatalım: Doğrusu onlar Rablerine iman eden gene yeğitlerdi. Biz de onların hidayetini artırmışdık.

İbni Kesir

Sana; onların kıssalarını gerçek olarak anlatalım: Doğrusu onlar; Rabblarına inanmış, genç yiğitlerdi. Biz de onların hidayetini artırmıştık.

Mehmet Alagaş

(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz sana onların haberlerini hak/gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırmıştık.

Süleyman Ateş

Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana onların haberlerini tüm gerçekliği ile anlatıyoruz. Onlar, Rablerine inanıp güvenmiş gençlerdi. Biz de önlerini iyice açmıştık.

Şaban Britch

Biz sana onların haberlerini hak/gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz onların hidayetini artırmıştık.

Şaban Piriş

Biz sana onların haberlerini doğru olarak anlatıyoruz. Onlar, Rab'lerine iman etmiş gençlerdi. Biz onların hidayetini artırmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onların haberlerini sana doğru bir şekilde anlatacağız. Şu bir gerçek ki onlar, Rablerine iman etmiş bir yiğitler grubuydu. Ve biz de onların hidayetini artırdık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We will relate to you O Muhammad in truth the facts, the circumstances and the incidents of their true story. They were a group of young Christian men who conformed their will to Allah's will and We strengthened their purpose by impressing their hearts with the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

[Prophet], We shall tell you their story as it really was. They were young men who believed in their Lord, and We gave them more and more guidance.

Abdullah Yusuf Ali

We relate to thee their story in truth: they were youths who believed in their Lord, and We advanced them in guidance:

Abul A'la Maududi

We narrate to you their true story. dipnot 1 They were a party of young men who had faith in their Lord, and We increased them in guidance dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The oldest evidence of this story is found in a homily written in Syriac by Jacob of Sarug, a Christian priest of Syria, who was born in A.D. 452, a few years after the death of the companions of the cave. The homily which describes the legend in great detail was composed by him in or about A.D. 474. On the one hand, this same Syriac version came into the hands of our early commentators, and Ibn Jarir Tabari cited it in his commentary with various authorities. And on the other hand, it reached Europe where its translations and abridged versions were published in Greek and Latin. The abridged story as told by Gibbon in Chapter 33 of his The Decline and Fall of the Roman Empire under the heading, "The Seven Sleepers", so closely resembles the story told by our commentators that both the versions seem to have been drawn from the same source. For instance, the name of the king, whose persecutions made the Seven Christian youths of Ephesus take refuge in the cave, was Emperor Decius according to Gibbon. He ruled the Roman Empire from A.D. 249 to 251 and whose reign is very notorious because of his persecution of the followers of Prophet Jesus (peace be upon him), while our commentators call him Decanus or Decaus, etc. The city, where this event happened was Aphesus or Aphesos according to our commentators, while according to Gibbon it was Ephesus, which was the biggest Roman city and seaport on the west coast of Asia Minor. The ruins of this city can still be seen 20 to 25 miles south of the modern Turkish city of Izmir. Again the name of the king, during whose reign the companions of the cave awoke, was Tezusius according to the Muslim commentators and Theodosius II according to Gibbon. He ruled over Rome from A.D. 408 to 450, after the Roman Empire had accepted Christianity.
  2. metne dön, dipnot 2
    The resemblance between the two versions is so close that even the name of the companion whom the sleepers sent to the city to buy food after waking up has been mentioned as Jamblicha by the Muslim scholars and Jamblichus by Gibbon. The details of the story in both the versions are also similar which are briefly as follows.

Aisha Bewley

We will relate their story to you with truth. They were young men who had iman in their Lord and We increased them in guidance.

Al-Hilali & Khan

We narrate unto you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) their story with truth: Truly they were young men who believed in their Lord (Allâh), and We increased them in guidance.

Ali Quli Qarai

We relate to you their account in truth. They were indeed youths who had faith in their Lord, and We had enhanced them in guidance,

Amatul Rahman Omar

We relate to you their true story. They were a few young men who believed in their Lord and whom We had led from guidance to guidance.

Arthur John Arberry

We will relate to thee their tidings truly. They were youths who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Bijan Moeinian

This is the true story of some youth who put their faith in the hand of their Lord.

E. Henry Palmer

We will narrate to thee their story in truth. Verily, they were youths who believed in their Lord, and we added to their guidance,

Edip-Layth

We narrate to you their news with truth. They were youths who acknowledged their Lord, and We increased them in guidance.

George Sale

We will relate unto thee their history with truth. Verily they were young men who had believed in their Lord; and We had abundantly directed them:

Hamid S. Aziz

We narrate to you their story in truth. Verily, they were youths who believed in their Lord, and We added to their guidance,

Mahmoud Ghali

We, Ever We, narrate to you their tidings with the truth. Surely they were young men who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Marmaduke Pickthall

We narrate unto thee their story with truth. Lo! they were young men who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Mohamed Ahmed - Samira

We narrate their story to you in all truth. They were a few young men who believed in their Lord; so We gave them greater guidance.

Muhammad Asad

[And now] We shall truly relate to thee their story: Behold, they were young men who had attained to faith in their Sustainer: and [so] We deepened their consciousness of the right way

Mustafa Khattab

We relate to you ˹O Prophet˺ their story in truth. They were youths who truly believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Progressive Muslims

We narrate to you their news with truth. They were youths who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Rashad Khalifa

We narrate to you their history, truthfully. They were youths who believed in their Lord, and we increased their guidance.

Sahih International

It is We who relate to you, [O Muúammad], their story in truth. Indeed, they were youths who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Sam Gerrans

We relate to thee their report with the truth: — they were young men who believed in their Lord, and We increased them in guidance,

Shabbir Ahmed

And now (contrary to hearsay) We shall relate to you (O Prophet) their true history. Behold, they were young men who truly believed in their Lord and We increased them in guidance.

Syed Vickar Ahamed

We let you know their story in (all) truth: Truly, they were youths who believed in their Lord, and We forwarded them in guidance:

Taqi Usmani

We narrate to you their story with truth. They were young men who believed in their Lord and We gave them more guidance.

The Monotheist Group

We tell to you their news with the truth. They were youths who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩