Kehf suresi

Kehf suresi, 25. ayet

Kehf suresi, 25. ayet. وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

velebiŝû fî kehfihim ŝelâŝe mietin sinîne vezdâdû tis`â.

Diyanet İşleri

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 22–28 · surenin 25. ayeti / 110
  1. Kehf 22

    (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir" diyecekler. Şöyle de diyecekler: "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde, onlar hakkında (Kur'an'daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma."

  2. Kehf 23

    Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!

  3. Kehf 24

    Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.

  4. 25

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.

  5. Kehf 26

    De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."

  6. Kehf 27

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

  7. Kehf 28

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 25–26. ayetler için yazılmıştır.

25-26. Allah Teala, Peygamber’e ashab-ı kehf hakkında Kitap ehline bilgileri olmadığı için soru sormayı yasakladıktan sonra ve Allah da gizli açık her şeyi bildiğinden dolayı ona ashab-ı kehf’in mağarada uyudukları süreyi haber vermekte ve buna dair bilginin yalnızca kendi nezdinde olduğunu bildirmektedir. Çünkü bu da göklerdeki ve yerdeki gaybın bir parçasıdır. Bunların gaybını bilmek ise Allah'a mahsustur. O’nun rasulleri vasıtasıyla bildirdiği gaybe dair haberlerde herhangi bir şüphe söz konusu olmaz, bunlar kesin doğrudur ve gerçektir. Kullarını muttali kılmadığı herhangi bir gaybı ise hiçbir yaratılmışın bilmesine imkân yoktur. “O ne iyi görür, ne iyi işitir!” buyruğu, Yüce Allah’ın kemal derecedeki işitme ve görmesinin, işitilecek ve görülecek türden olan her şeyi kuşatmasının gerçekten hayret edilecek bir konumda olduğunu ifade eder ki bu da Yüce Allah’ın bilinme özelliği bulunan her şeyi bilgisiyle kuşattığının haber verilmesinden sonra zikredilmiştir.

aha sonra Allah, genel ve özel gerçek dost ve yardımcının da sadece kendisi olduğunu haber vermektedir. Bütün kainatın işlerini üstlenmiş olan mutlak yönetici O’dur. Mü’min kullarının dostu da O’dur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkartır. En kolay olana doğru yol almalarını kolaylaştırır ve zor olandan da onları uzak tutar. Bundan dolayı Yüce Allah: “Onların O’ndan başka hiçbir dostları yoktur” buyurmaktadır. Yani lütfu ve keremiyle, ashab-ı kehf’in, işlerini üstlenen ve hiçbir yaratılmışa onları terk etmeyen yalnızca O’dur. “O, kimseyi hükmüne ortak yapmaz.” Bu, hem kevnî ve kaderî hükmü, hem de şer’î ve dinî hükmü içine alır. Kaza ve kaderiyle, yaratma ve tedbiriyle, bütün mahlukatın yegane hakimi O olduğu gibi, emir ve yasaklarıyla, sevap ve cezası ile de onların gerçek hakimi yalnızca O’dur. Allah, göklerin ve yerin gaybının yalnızca kendisine ait olduğunu, herhangi bir mahlukun -bizzat kendisinin kullarına haber verdiği yolun dışında- bunu bilmeye yol bulmasının imkânsız olduğunu haber verdikten sonra Kur’an, pek çok gaybî hususu kapsadığından dolayı ona yönelmeyi emrederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ashâb-ı Kehf mağaralarında üç yüz dokuz sene kaldılar.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَبِثُوا۟ velebisu ve kaldılar kök: لبث
  2. فِى fi
  3. كَهْفِهِمْ kehfihim mağaralarında kök: كهف
  4. ثَلَـٰثَ selase üç kök: ثلث
  5. مِا۟ئَةٍۢ miaetin yüz kök: ماي
  6. سِنِينَ sinine yıl kök: سنو
  7. وَٱزْدَادُوا۟ vezdadu ve ilave ettiler kök: زيد
  8. تِسْعًۭا tis'an dokuz (yıl) kök: تسع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: سنو (20 geçiş)

    Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

  • Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

  • Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa…

  • Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş)

    Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bazıları şöyle diyor): "Onlar, mağaralarında üç yüz sene kadar kalmış ve dokuz (sene) de buna ilave etmişlerdir."

Mustafa İslamoğlu

İmdi (kimileri) "Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar" (diye iddia ederlerken), bir (başkaları) da bu sayıya dokuz yıl daha ekledi.

Muhammed Esed

Ve (bazıları,) onlar(ın) mağaralarında üçyüz yıl kaldı(ğını ileri sürüyor) ve kimileri de (bu sayıya) dokuz yıl daha ekliyorlar.

Ahmed Hulusi

(Kimileri diyor ki) mağaralarında 300 yıl kaldılar; 9 da eklediler.

Ali Bulaç

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.

Ali Özek ve heyeti

Onlar mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır.

Ali Rıza Safa

"Büyük mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar!" dediler; dokuz daha eklediler. dipnot 227

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 227
    "Üç yüz yıl kaldılar; dokuz daha eklediler." anlatımı, kalış süresinin güneş ve ay yılı olarak iki ayrı hesapla bildirildiği biçiminde yorumlanabilir. Çünkü 300 güneş yılı, 309 ay yılına denktir. Diğer bir söyleyişle, dünyanın güneş çevresinde dönüş süresini bir yıl olarak kabul eden Miladi takvime göre bir yıl 365 gündür. Ayın dünya çevresinde dönüş süresini bir yıl olarak kabul eden Hicri takvime göre ise bir yıl 354 gündür. Miladi ve Hicri tarihler arasında her yıl için oluşan on bir günlük bu başkalık, üç yüz yılda dokuz yıllık bir başkalık oluşturur. Kur’an’ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu savlayan araştırmacılara göre, bu anlatım biçimi, sayısal örgüyü oluşturan Kur’an’daki harf sayılarıyla ilişkilidir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır.

Edip Yüksel

Mağaralarında üç yüz yıl kalıp dokuz arttırdılar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Tanrı bu ayette 300+9 ifadesini kullanarak mağarada kalış süresini hem güneş ve hem ay yılı ile veriyor. Nitekim üç yüz güneş yılı üç yüz dokuz ay yılına denk gelir. Dünyanın sonunun tarihi, o tarihten 300 güneş yılı (309 ay yılı) önce, yani 1980 MS (1400 HS) yılında, bildirildi (Bak: 15:87 ve 72:27). * Bu surenin 9'uncu ayetinden bu ayetteki sayıya kadar kullanılan kelimelerin sayısı tam 309'dir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Mağaralarında üç yüz yıl kalıp dokuz arttırdılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar kehiflerinde üçyüz sene durdular, dokuz da ziyade ettiler

Erhan Aktaş

Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.

Gültekin Onan

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.

Hasan Basri Çantay

Onlar mağaralarında üç yüz sene eğleşdiler. (Buna) dokuz (yıl) daha katdılar.

İbni Kesir

Onlar mağaralarında üçyüz sene eğleştiler. Buna dokuz daha kattılar.

Mehmet Alagaş

(25-26) Mağarada dokuz ilavesiyle üç yüz sene durdular , Allah ne kadar kaldıklarını daha iyi bilendir , semaların ve arzın saklı bilgileri ondadır onu görür ve işitir, O’nun dışında bir dost yoktur, O’nun hükmünde herhangi bir ortağı da yoktur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha kattılar.

Süleyman Ateş

"Mağaralarında üçyüz yıl kaldılar. Dokuz (yıl) da ilave ettiler."

Süleymaniye Vakfı

"Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar." (diyenler de vardır) buna dokuz (sene) daha ilave edenler de. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bir sonraki ayette geçen "Sen de deki: Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir" ifadesi, meali verilen bu ayetteki ifadelerin Kehf 18/21. Ayetteki iddia sahiplerine ait olduğunu düşündürmektedir. O yüzden bu ayete "diyenler de vardır" ibaresi takdir edilmiştir. Nitekim sahabeden Abdullah İbn Mes'ud'un mushafında bu ayetin başında bulunduğu rivayet edilen "Dediler ki: Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar (قالُوا ولَبِثُوا في كَهْفِهِمْ)" ifadesi de bunu desteklemektedir (Taberi, Razi).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar. Buna dokuz sene daha eklediler dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Üç yüz yıl uyudular, uyandıktan sonra orada dokuz yıl daha kaldılar. Dokuz yıl sonra başka bir yere taşınmış olabilecekleri gibi ölmüş de olabilirler.

Şaban Britch

Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.

Şaban Piriş

Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kaldılar; dokuz da ilave ettiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They (Ahl AL- Kitab surmised that they -the young men-) remained dormant in the Cave for three hundred years -solar calendar- with an additional nine years -lunar calendar-.

Abdul Haleem

[Some say], ‘The sleepers stayed in their cave for three hundred years,’ some added nine more.

Abdullah Yusuf Ali

So they stayed in their Cave three hundred years, and (some) add nine (more)

Abul A'la Maududi

They remained in the Cave for three hundred years; and others added nine more years. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This sentence is connected with the theme preceding the parenthetical clause like this. Some people will say: "They were three and the fourth was their dog...", and some people will say that they remained in the cave for three hundred years and some others would add nine more years (to the reckoning of the period). We are of the opinion that the number of the years, 300 or 309, has not been stated by Allah Himself but Allah has cited these as sayings of the people. This opinion is based on this succeeding sentence: Allah knows best about the period of their stay there. If the number of years, given in (Ayat 25), had been from Allah, this succeeding sentence would have been meaningless. Abdullah bin Abbas has also opined that this is not the saying of Allah but that of the people which has been cited as a part of the story.

Aisha Bewley

They stayed in their Cave for three hundred years and added nine.

Al-Hilali & Khan

And they stayed in their Cave three hundred (solar) years, adding nine (for lunar years). (Tafsir Al-Qurtubi)

Ali Quli Qarai

They remained in the Cave for three hundred years, and added nine more [to that number].

Amatul Rahman Omar

And they (- the early Christians) stayed in this Place of Refuge three hundred years and extended (their stay) another nine (years).

Arthur John Arberry

And they tarried in the Cave three hundred years, and to that they added nine more.

Bijan Moeinian

Some say, The Refugees in the Cave spend (solar) years ([lunar] year and 9 months) in the cave.

E. Henry Palmer

They tarried in their cave three hundred years and nine more.

Edip-Layth

They remained in their cave for three hundred years, and increased nine.

George Sale

And they remained in their cave three hundred years, and nine years over.

Hamid S. Aziz

Except (by adding) "If Allah please;" and remember your Lord when you have forgotten, and say, "It may be that my Lord will guide me to what is nearer than this to the right way. "

Mahmoud Ghali

And they lingered in their cave three hundred years, and to that they increased nine (more).

Marmaduke Pickthall

And (it is said) they tarried in their Cave three hundred years and add nine.

Mohamed Ahmed - Samira

(It is said) they stayed in the cave three hundred years and nine.

Muhammad Asad

AND [some people assert], "They remained in their cave three hundred years"; and some have added nine [to that number].

Mustafa Khattab

They had remained in their cave for three hundred years, adding nine.[1]

Progressive Muslims

And they remained in their cave for three hundred years, and increased by nine.

Rashad Khalifa

They stayed in their cave three hundred years, increased by nine.

Sahih International

And they remained in their cave for three hundred years and exceeded by nine.

Sam Gerrans

“And they tarried in their cave three hundred years!” And they increased by nine.

Shabbir Ahmed

And it is said they lived in the Cave for three hundred years. Others say, "Nay, add nine to that number."

Syed Vickar Ahamed

And they (the Sleepers) stayed in their Cave three hundred years, adding nine (more).

Taqi Usmani

They stayed in their Cave for three hundred years and added nine.

The Monotheist Group

And they remained in their cave for three hundred years, and increased by nine.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩